Sağlığı Bozan İşte Haklı Fesih – Yargıtay 9. HD 2026/3281

Kasiyer olarak işe giren bir çalışan, yıllar içinde reyonlarda ağır eşya taşıyan, uzun saatler ayakta duran bir görevliye dönüşüyor. Doktor raporu ağır kaldırmayı ve uzun süre ayakta durmayı sakıncalı buluyor, ancak işçinin anlatımına göre iş koşulları değişmiyor. On iki yılı aşan çalışmanın sonunda işçi, noter kanalıyla gönderdiği ihtarnameyle iş sözleşmesini sona erdiriyor. İşveren ise rahatsızlığın işle ilgisi olmadığını, işçinin iş yeri dışındaki hareketleri nedeniyle hastalandığını savunuyor. Peki, sağlık kurulu “çalışmasına engel bir durum yok” demişken işçinin feshi haklı sayılabilir mi?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 16.04.2026 tarihli ve E.2026/466, K.2026/3281 sayılı kararıyla, işçinin iş sözleşmesini İş Kanunu’nun 24/I-(a) ve 24/II-(e) bentlerine dayanarak haklı nedenle feshettiğini kabul eden ve kıdem tazminatına hükmeden kararı oy birliğiyle onamıştır.
🛒 İşçinin anlattıkları ve işverenin savunması
Dava 11.04.2018 tarihinde açılmıştır. Davacı vekiline göre işçi 05.05.2005-15.01.2018 tarihleri arasında davalı şirketin İzmir’in farklı semtlerindeki mağazalarında çalışmıştır. İddiaların özeti şöyledir:
- İş sözleşmesinde görev tanımı kasiyerlik olmasına rağmen işçi, muvafakati alınmadan yaklaşık sekiz yıl reyoncu olarak daha ağır koşullarda çalıştırılmıştır.
- Uzun süre ayakta durma ve ağır eşya taşıma nedeniyle önemli sağlık sorunları yaşamış, daha uygun bir işte çalıştırılma talebi karşılanmamıştır.
- 16.11.2016 tarihli doktor raporunda, altı ay süreyle ağır kaldırmayı ve uzun süre ayakta durmayı gerektiren işlerde çalışmasının sakıncalı olduğu belirtilmiş, buna rağmen daha hafif işler verilmemiştir.
- Reyon düzenleme, depo toplama, sayım ve iade günlerinde mesai saatleri uzamış, fazla çalışma ücretleri ödenmemiş, hafta tatili kullandırılmamıştır.
Davalı işveren ise işçinin 07.09.2005-15.01.2018 tarihleri arasında yalnızca kasiyer olarak çalıştığını, reyon görevi verilmediğini, rapora rağmen ağır işlerde çalıştırıldığı iddiasının doğru olmadığını, fazla çalışma varsa ücretinin ödendiğini ve haftada bir gün izin kullandırıldığını savunmuş, alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Temyiz aşamasında ayrıca 37 yaşındaki davacının iş yeri dışında yaptığı kontrolsüz ve ani hareketler nedeniyle rahatsızlandığı, tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığı ileri sürülmüştür.
🩺 Sağlık kurulu raporu ne söyledi?
İlk Derece Mahkemesi, işçinin yaptığı kasiyerlik ve reyon görevlisi işlerinin sağlığı açısından tehlike oluşturup oluşturmadığını ve fesih tarihinde sağlık durumunun çalışmasına engel olup olmadığını bir üniversite hastanesinin sağlık kuruluna sormuştur. Karar metnine aktarılan rapor içeriği, uyuşmazlığın düğüm noktasıdır:
- Davacının hastalıkları meslek hastalığı olarak değerlendirilmiş ve kişinin işini doğrudan etkilediği belirtilmiştir.
- Rahatsızlıklardan biri bakımından mesleki faktörlerin hastalığın şiddetini artırdığı ve kötüleştirdiği, bu nedenle işin şiddetlendirdiği hastalık ve dolaylı bir etkilenim olduğu kabul edilmiştir.
- Ağır kaldırma, dizden eğilme, çömelme, dönme hareketleri, tekrarlayan el-bilek-kol hareketleri ve baş üstü aktivitelerin yakınmaları şiddetlendirebileceği ve hastalıkları kötüleştirebileceği vurgulanmıştır.
- Bu risk faktörlerinden kaçınılması koşuluyla çalışmasına engel bir durum olmadığı ve yaşayışı açısından bir tehlike oluşturmadığı belirtilmiştir.
Raporun son cümlesi ilk bakışta işveren lehine görünebilir. Ancak mahkeme raporu bütün olarak değerlendirmiştir: Çalışmaya engel bir durum bulunmaması, belirli risk faktörlerinden kaçınılmasına bağlanmıştır. Davacının yaptığı işin bu risk faktörlerini içerip içermediği ise tanık anlatımları ve dosya kapsamıyla birlikte ele alınmıştır.
📑 İki ayrı fesih dayanağı
İşçi, 15.01.2018 tarihinde noter aracılığıyla gönderdiği ihtarnamede fesih sebeplerini ayrıntılı biçimde sıralamıştır: sözleşmedeki görev tanımına rağmen farklı şubelerde reyoncu olarak ağır koşullarda çalıştırılma, uygun pozisyon talebine rağmen sağlıklı koşulların sağlanmaması, raporlu dönemde dahi çalıştırılmaya devam edilmesi, iş yoğunluğu daha fazla olan mağazalara yönlendirme, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretlerinin ödenmemesi ve yıllık izinlerin kullandırılmaması.
İlk Derece Mahkemesi sağlık kurulu raporu, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre feshin iki ayrı bende dayandığını kabul etmiştir:
- İş K. m.24/I-(a): İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılmasının, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlike oluşturması.
- İş K. m.24/II-(e): İşçinin ücretinin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi veya ödenmemesi; somut olayda fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin kanuna uygun ödenmemesi.
Bu tespitle mahkeme, işçinin kıdem tazminatına hak kazandığına karar vermiştir. İki dayanağın birlikte kabul edilmesi, sağlık sebebine yönelik itirazların tek başına sonucu değiştirmesini de zorlaştırmıştır. İşçinin haklı fesih hakkının farklı bir görünümü için il dışına nakil ve haklı fesih yazısına bakılabilir.
⏱️ Fazla çalışma ve tanık beyanları
Mahkeme, bilirkişi ek raporu doğrultusunda şu çalışma düzenini kabul etmiştir:
- Haftanın üç günü 08.00-19.30 saatleri arasında, 1,5 saat ara dinlenme düşüldükten sonra günde 10 saat; diğer üç gün 08.30-16.30 saatleri arasında, yarım saat ara dinlenme düşüldükten sonra günde 7,5 saat çalışma yapılmıştır. Haftalık toplam 52,5 saat olup 7,5 saat fazla çalışma bulunmaktadır.
- Üç ayda bir yapılan envanter sayım haftasında altı gün 08.00-22.00 saatleri arasında, 2 saat ara dinlenme düşüldükten sonra günde 12 saat, haftada 72 saat çalışılmış; bu haftalarda 27 saat fazla çalışma oluşmuştur.
- İşçi ayda iki hafta tatilinde çalışmıştır.
- Ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ise zamlı olarak ödendiğinden bu talep kabul edilmemiştir.
Dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından mahkeme, ıslah tarihine göre zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığını kabul etmiş ve davayı kısmen kabul etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, ispat değerlendirmesinde tanık beyanlarının ağırlığına ilişkin bir tespit yapmıştır: Davacı tanığının davacıyla aynı iş yerinde çalıştığı kurum kayıtları ve tanığın işvereninden gelen yazı cevabıyla doğrulanmıştır. Davalı tanıkları ise dinlendikleri tarihte davalı nezdinde çalışmaya devam ettiklerinden işveren tesirinde kalmaları muhtemel görülmüş, beyanlarının tarafsızlığı şüpheli kabul edilmiştir. Bu nedenle davacı tanıklarının anlatımlarıyla çelişen davalı tanıklarının anlatımlarına itibar edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davalı, temyizde davacı tanığının temizlik hizmeti alınan dava dışı bir firmanın çalışanı olduğunu ve birlikte çalışılan dönemin zamanaşımına uğrayan aralıkta kaldığını ileri sürmüştür.
🏛️ Yargıtay incelemesi ve sonuç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı ile fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı olarak belirlemiştir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararlarının ancak HMK m.371’de yazılı sebeplerden birinin varlığı hâlinde bozulabileceğini hatırlatmıştır.
Daire; tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kurallarına, ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre kararın usul ve kanuna uygun olduğunu, davalı vekilinin temyiz sebeplerinin bozmayı gerektirecek nitelikte bulunmadığını belirterek kararı HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır. Böylece hem sağlık sebebine hem de ücretlerin ödenmemesine dayalı haklı fesih kabulü ve fazla çalışma hesabı kesinleşmiştir.
📘 İş Kanunu m.24/I-(a) nasıl okunmalı?
İş Kanunu’nun 24. maddesinin “Sağlık sebepleri” başlıklı ilk bendine göre, iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa işçi, sözleşmeyi sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. Bu düzenleme, işçinin rahatsızlığı ile yaptığı iş arasında bir bağ kurulmasını gerektirir.
İncelenen kararda bu bağ, sağlık kurulu raporundaki “meslek hastalığı” ve “işin şiddetlendirdiği hastalık” tespitleriyle kurulmuştur. Raporda “çalışmaya engel durum yok” ifadesinin bulunması, işin sağlık için tehlike oluşturmadığı anlamına gelmemiş; çünkü bu sonuç belirli hareketlerden kaçınılması koşuluna bağlanmıştır. Davalının “rahatsızlık iş yeri dışındaki hareketlerden kaynaklandı” savunması ise raporla desteklenmemiş, temyizde de bozma sebebi görülmemiştir.
Kararın bir diğer öğretici yönü, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmiş olmasının tek başına yeterli kabul edilmemesidir. Somut dosyada belirleyici olan, işçinin fiilen hangi işi yaptığı ve bu işin raporda sayılan risk faktörlerini içerip içermediğidir.
❔ Sorular ve cevaplar
Sağlık kurulu çalışmaya engel görmediği hâlde fesih neden haklı bulundu?
Fesih yalnızca sağlık sebebine mi dayandı?
Davalı tanıklarının beyanlarına neden itibar edilmedi?
Alacaklar zamanaşımına uğramış sayıldı mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda aktarılan ilk derece ile istinaf aşamalarından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir; sağlık bilgilerine ilişkin ayrıntılar yazıya alınmamıştır. Haklı fesih değerlendirmesi somut dosyadaki sağlık kurulu raporu, tanık anlatımları ve çalışma koşullarına dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



