Konkordatonun Kısmen Feshi – Yargıtay HGK 2026/135

Konkordato mühleti içindeki bir şirketle yarım milyon Euro’yu aşan bir ürün satışı sözleşmesi imzalayan alacaklı, ürünün tamamını alamayınca tahkime gidiyor ve haklı çıkıyor. Ancak borçlu şirketin konkordato projesi bu arada tasdik edilmiş, alacak da proje kapsamında ödenmemiştir. Bu alacaklı, konkordatonun kendisi bakımından feshini isteyebilir mi? Yoksa mühlet içinde doğan bu alacak konkordatonun dışında mı kalır? Sorunun cevabı, borçlunun mühlet içinde komiser izni olmadan yaptığı işlemlerin “rutin ticari faaliyet” sayılıp sayılamayacağına bağlanmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi alacaklının hukuki yararı bulunmadığında direnmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise Özel Dairenin görüşünü benimsemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.03.2026 tarihli ve E.2026/61, K.2026/135 sayılı kararıyla, mühlet içinde komiserin izni olmaksızın kurulan sözleşmeden doğan alacağın konkordatoya tabi mecburi bir alacak olduğunu, bu alacaklının konkordatonun kısmen feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunu belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🗓️ Tarihlerle uyuşmazlığın çizelgesi
Uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olan, alacağın konkordato sürecinin hangi aşamasında doğduğudur. Hukuk Genel Kurulu kararında yer alan tarihler şöyledir:
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 27.12.2018 | Borçlu şirket hakkında geçici mühlet kararı |
| 30.05.2019 | Bir yıllık kesin mühlet kararı |
| 28.11.2019 | Metil ester ürün satışına ilişkin sözleşme; alacaklı 526.320 Euro ön ödeme yapar |
| 16.04.2021 | Teslim edilmeyen ürün bedeli ve zarar için tahkim kararı alacaklı lehine |
| 29.06.2021 | Konkordato projesinin tasdiki |
| 09.11.2022 | Tahkim kararının tenfizi |
| 19.09.2023 | Proje dışında ödeme taahhüdü içeren sulh sözleşmesi; ödeme yapılmaz |
Görüldüğü gibi alacak, geçici mühletten sonra ve tasdikten önce doğmuştur. Alacaklı, konkordato komiserliğine alacak kaydettirmemiştir; ancak alacağını kaydettirmeyen alacaklıların da konkordatoyla bağlı olduğunu, dolayısıyla konkordatonun kendisi bakımından feshini isteyebileceğini ileri sürmüştür.
Borçlu şirket ise alacaklının adi alacaklı olmadığını, alacağın konkordato talebinden sonra doğduğu için konkordato kapsamı dışında kaldığını, tenfiz kararının tek başına alacaklılığı göstermeyeceğini, sözleşmede kendi imzasının bulunmadığını ve projeye uygun ödemeleri düzenli yaptığını savunmuştur.
🔁 Kabul, ret, bozma ve direnme
- İlk derece mahkemesi (30.10.2024): Alacağın konkordatoya tabi olduğunu, projede yer almasa da proje kapsamında ödenmesi gerektiğini ve İİK 308/e koşullarının oluştuğunu kabul ederek konkordatonun davacı yönünden kısmen feshine karar vermiştir.
- İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi (16.01.2025): Geçici mühletten sonra komiserin izniyle kurulan borçların konkordato şartlarına tabi olmadığını, İİK 308/c’nin gerekçesine göre mühlet içinde ticari faaliyetini sürdüren borçlunun rutin alım satımlarından doğan borçların da projeyle bağlı olmadığını belirterek davayı hukuki yarar yokluğundan usulden reddetmiştir.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (15.04.2025): Komiser izni olmadan mühlet içinde kurulan sözleşmeden doğan alacağın İİK 308/c-2 uyarınca mecburi alacak olduğunu, alacaklının fesih davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu belirterek kararı bozmuştur. Bozma kararında kayyım raporundaki aksi görüşe de değinilmiştir.
- Direnme: Bölge adliye mahkemesi; borçlunun ivedi ve rutin işleri için komiser iznini beklemenin ticari hayatı sekteye uğratacağını, mühlet içinde risk alarak projeye destek olan alacaklıların ödüllendirilmesi ve konkordatoyla bağlı tutulmaması gerektiğini belirterek ilk kararında direnmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önündeki soru, alacaklının konkordatonun kısmen feshini istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığıdır.
🔗 Konkordatonun bağlayıcılığı: İİK 308/c
Kurul, değerlendirmesine konkordatonun niteliğini açıklayarak başlamıştır. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da ödeyemeyecek durumdaki borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve mahkemenin onayıyla geçerlik kazanan; haciz ve iflas gibi sert cebri icra yollarının yerine geçen kolektif bir icra biçimidir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 308/c maddesine göre konkordato tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Maddenin ikinci fıkrası, kararın düğüm noktasıdır: Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir. Üçüncü fıkra, İİK 206’nın birinci sırasındaki imtiyazlı alacakları, rehnin kıymetini karşılayan rehinli alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacaklarını bu kuralın dışında tutar.
Kurulun vurguladığı noktalar şunlardır:
- Bağlayıcılık konkordatonun en tipik özelliğidir; borçlu konkordatoya esasen bu sonuç için başvurur.
- Konkordato, alacağını komiserliğe kaydettirmeyen ve projeyi kabul etmeyen alacaklıları da bağlar.
- Kanun bağlayıcılık kuralını kamu düzenine ilişkin bir hüküm olarak düzenlemiştir.
- Geçici mühletten sonra komiserin izniyle kurulan borçlar ise konkordato şartlarına tabi değildir ve tam olarak ödenir; bu alacaklılar projenin işlerliğine katkı sağladıkları için korunur.
Bu çerçevede Kurul, somut alacağın komiser izni alınmadan mühlet içinde imzalanan bir sözleşmeden doğduğunu, dolayısıyla İİK 308/c-2 uyarınca konkordato projesi kapsamında bağlayıcı ve mecburi bir alacak olduğunu kabul etmiştir.
🏭 “Rutin işlem” savunması neden kabul görmedi?
Direnme kararının dayanağı, mühlet içinde faaliyetini sürdüren borçlunun olağan alım satımları için her seferinde komiser izni beklenemeyeceği düşüncesiydi. Bölge adliye mahkemesi bu görüşü İİK 308/c’nin gerekçesine de dayandırmıştı.
Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı tamamen reddetmemiş, ancak ölçüt getirmiştir: Konkordato talep edenin mühlet içinde yaptığı ticari iş ve işlemlerin rutin işlerden olup olmadığı her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Kurula göre 526.320 Euro bedelli bir metil ester satış sözleşmesi, bu büyüklüğü itibarıyla borçlu için rutin bir ticari faaliyet olarak kabul edilemez ve komiserin iznine ihtiyaç duyulmadığı sonucuna varılamaz.
Bu değerlendirme, uygulama bakımından dikkat çekici bir ayrım ortaya koymaktadır. Kurul, rutin faaliyet kavramını soyut bir istisna olarak değil, işlemin hacmi ve niteliğiyle sınanması gereken bir olgu sorunu olarak ele almıştır. Mühlet içinde borçluyla büyük ölçekli bir sözleşme kuran karşı taraf açısından komiser izninin bulunup bulunmaması, alacağın proje dışında tam olarak mı yoksa proje koşullarına göre mi ödeneceğini belirleyen unsur hâline gelmektedir.
🧩 İİK 308/e: kısmen fesih ne sağlar?
İİK 308/e’ye göre kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı, konkordato uyarınca kazandığı yeni hakları korumakla birlikte, konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Fesih talebi üzerine verilen hükme karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı da iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Kurul, bu davanın işlevini, alacaklının konkordato ile ortaya çıkan mecburilik sonucunu kendisi yönünden kaldırtarak konkordato öncesindeki duruma dönebilmesi olarak açıklamıştır. Kararın mantığı şu noktada birleşmektedir: Alacak konkordatoya tabi değilse alacaklı zaten projeyle bağlı değildir ve feshe ihtiyaç duymaz; alacak mecburi ise alacaklı projeyle bağlıdır ve ödeme yapılmadığında 308/e’deki yola başvurabilir. Somut olayda alacak mecburi kabul edildiğinden, hukuki yararın varlığı da kabul edilmiştir.
Kurul, bu sonuçla davanın esasına girmemiştir. Kısmen fesih koşullarının gerçekten oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi bölge adliye mahkemesine bırakılmış; direnme kararı bozularak dosya HMK 373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Konkordato sürecinin haciz işlemlerine etkisini ele alan farklı bir karar için konkordato bozulunca konan haciz yazısına bakılabilir.
📜 7327 sayılı Kanun ve komiser izniyle doğan borçlar
İİK 308/c’nin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi, 9/6/2021 tarihli 7327 sayılı Kanun’la değiştirilmiştir. Yürürlükteki metne göre kredi kurumlarının verdiği krediler dâhil olmak üzere, geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle kurulan borçlar adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir; temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilir, İİK 206 kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra ve diğer bütün alacaklardan önce ödenir; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda veya sonraki bir iflasta masa borcu sayılır. Aynı kural, karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerlidir.
Bu düzenleme, Kurul kararının arka planını tamamlamaktadır. Kanun koyucu mühlet içinde borçluyla iş yapan alacaklıyı korumayı, komiser izni şartına bağlamıştır. Hukuk Genel Kurulu da bu ayrımı esas almış ve izin şartının “rutin işlem” yorumuyla geniş biçimde aşılmasına, en azından büyük hacimli işlemler bakımından, izin vermemiştir.
🙋 Akla gelen sorular
Alacak konkordato talebinden sonra doğduğu hâlde neden konkordatoya tabi sayıldı?
İİK 308/c-2, konkordato talebinden önce doğan alacakların yanında, komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan alacakları da mecburi saymaktadır. Somut sözleşme geçici mühletten sonra ve komiser izni alınmadan imzalandığından alacak bu ikinci gruba girmiştir.
Kurul, mühlet içindeki her işlem için komiser izni aranacağını mı söyledi?
Hayır. Kurul, rutin işlemlerin varlığını dışlamamış; bir işlemin rutin sayılıp sayılmayacağının her olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda 526.320 Euro bedelli sözleşme, büyüklüğü nedeniyle rutin işlem kabul edilmemiştir.
Alacağını komiserliğe kaydettirmemiş olmak davayı engelledi mi?
Kararda bu durum bir engel olarak görülmemiştir. Kurul, konkordatonun alacağını kaydettirmeyen alacaklıları da bağladığını açıkça belirtmiş; bağlayıcılığın doğal sonucu olarak, kendisine ifada bulunulmayan alacaklının 308/e yoluna başvurabileceğini kabul etmiştir.
Konkordato karar sonucunda alacaklı yönünden feshedilmiş oldu mu?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu yalnızca hukuki yararın bulunduğunu karara bağlamıştır. Kısmen fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, dosyanın gönderildiği bölge adliye mahkemesince değerlendirilecektir. Karar kesin olarak verilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, konkordato mühleti içinde komiser izni alınmadan kurulan bir satış sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin tek bir dosyaya dayanır; işlemin hacmi, niteliği, komiser izninin varlığı ve konkordato projesinin içeriği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



