Erişim Engeli Reddinde Etkili Başvuru – AYM 2021/8675

Arama motoruna adınızı yazdığınızda yıllar önce beraatle biten bir ceza dosyasının haberleri hâlâ ilk sırada çıkıyorsa, bu içeriği kaldırtmanın yolu neydi? Uzun süre bu sorunun pratikteki tek cevabı, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine dayanılarak sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruydu. Hâkimlik “ilk bakışta ihlal yok” deyip talebi reddettiğinde ise kişi çoğu zaman eli boş kalıyordu. Anayasa Mahkemesi, üç ayrı başvuruyu birleştirerek incelediği bir kararda bu boşluğu bir kez daha anayasal hak ihlali olarak tespit etmiş ve iptal edilen 9. maddeden sonra izlenebilecek hukuk yolunu da açıkça göstermiştir.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 01.10.2025 tarihli ve 2021/8675 başvuru numaralı kararında, internet içeriklerine erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması taleplerinin sulh ceza hâkimliklerince reddedilmesi nedeniyle başvurucuların şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının (Anayasa m.17 ile bağlantılı m.40) ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Yeniden yargılama yerine manevi tazminata ve genel hukuk mahkemelerinde dava açma yolunun gösterilmesine hükmedilmiştir.
🌐 Üç başvurucu, üç ayrı ret kararı
Karar, 23.02.2021, 20.05.2021 ve 25.11.2021 tarihlerinde yapılan üç bireysel başvurunun konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle birleştirilmesiyle oluşmuştur. Birleşen başvurulardan birinde başvurucunun kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulması talebi de kabul edilmiştir. Başvurucuların ortak noktası, internette yayımlanan bazı içeriklerin kişilik haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek sulh ceza hâkimliğinden erişimin engellenmesini ve/veya içeriğin yayından çıkarılmasını istemiş olmalarıdır.
Karar metnine göre başvurucuların şikâyetleri birbirinden farklı nitelikteydi:
- Birinci başvurucu, kamuoyunca tanınan bir sanatçı olduğunu, hakkındaki gerçeğe aykırı içeriklerin ticari itibarını zedelediğini ve içeriklerde kişisel bilgilerine açıkça yer verildiğini ileri sürmüştür.
- İkinci başvurucu, arama motorlarında adı yazıldığında beraatle sonuçlanan bir ceza yargılamasına ilişkin haberlerin görüntülenmeye devam ettiğini, bunun masumiyet karinesini ve özel hayatın gizliliğini zedelediğini belirtmiştir.
- Üçüncü başvurucu, avukat olarak çalıştığını, yakınlarının karıştığı olaylarla hiçbir ilgisi olmadığı hâlde adının haberlerde geçtiğini ve hâkimliğin talebini başka kararlardan kopyalanmış ifadelerle reddettiğini ileri sürmüştür.
Hâkimlikler, ilk iki başvurucunun taleplerini içeriklerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle; üçüncü başvurucunun talebini ise haberin gerçeğe aykırılığının ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olmadığı ve 9. maddedeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Bu kararlara yapılan itirazlar da yine sulh ceza hâkimliklerince reddedilerek kesinleşmiştir.
🔎 “İlk bakışta haklılık” ölçütü ve sınırları
Anayasa Mahkemesi, 2017’den bu yana verdiği kararlarda 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesindeki usulü çekişmesiz, hızlı sonuç veren, koruma tedbiri niteliğinde ve istisnai bir yol olarak tanımlamıştır. Bu yolun ancak kişilik haklarının ihlal edildiği “daha ilk bakışta” anlaşılabiliyorsa işletilebileceği vurgulanmıştır. Başvuru tarihinde yürürlükte olan madde, hâkimin talebi en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlamasını ve bu karara karşı yalnızca CMK hükümlerine göre itiraz edilebilmesini öngörüyordu.
Mahkemenin önceki kararlarına göre bu usulle verilen kararlar uyuşmazlığı nihai olarak çözmez ve maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Bu nedenle “ilk bakışta ihlal yok” denilen durumlarda kişilerin genel hukuk veya ceza hukuku yollarına başvurabileceği kabul ediliyordu. Sorun, bu genel yolların pratikte kapalı olmasıydı.
🧭 Kabul edilemezlikten ihlale: içtihadın seyri
Kararın en öğretici bölümü, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki yaklaşımının nasıl değiştiğini adım adım anlatmasıdır:
- İlk dönem: Erişim engeli talebi reddedilen kişilerin bireysel başvuruları, kişilik haklarını daha etkili koruyabilecek diğer hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle uzun süre kabul edilemez bulunmuştur.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesindeki ikilik: Daire, 2009-2016 arasındaki bazı kararlarında internet yayınının durdurulması talebinin genel hükümlere göre esastan incelenebileceğini kabul etmiş; ancak 2013-2019 arasında oybirliğiyle verdiği bazı kararlarında erişim engeli taleplerinin yalnızca sulh ceza hâkimliklerinin görev alanında olduğunu belirtmiştir. Sonuçta suç teşkil etmeyen haksız fiil niteliğindeki saldırılarda 9. madde pratikte tek başvuru yolu olarak kalmıştır.
- Yapısal sorun tespiti: Anayasa Mahkemesi, Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri (B. No: 2018/14884) kararında 9. maddenin ifade ve basın özgürlükleri yönünden yeterli güvence içermediğini ve yapısal bir sorun bulunduğunu tespit etmiştir.
- Madalyonun öbür yüzü: Genel Kurulun B. No: 2016/14513 sayılı kararında, güvenceden yoksun bir kanuni dayanağın yalnızca ifade özgürlüğü bakımından değil, şeref ve itibar hakkı bakımından da sorun oluşturacağı belirtilmiş; erişim engeli reddedilen kişiler için etkili bir başvuru yolu bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
- Norm denetimi: Mahkeme, 11.10.2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 9. maddeyi Anayasa’nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırı bularak iptal etmiş, iptalin Resmî Gazete’de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Mahkeme, somut kararın tarihi itibarıyla iptal kararının yayımından bu yana yirmi aydan fazla süre geçmesine rağmen yeni bir yasal düzenleme yapılmadığını da kayda geçirmiştir.
⚖️ Anayasa Mahkemesinin vardığı sonuç
İkinci Bölüm, başvuruları, kararların verildiği tarihte yürürlükte olan 9. madde üzerinden değerlendirmiştir. Bu dönemde uygulanan hükmün; yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, orantılı bir karar verilmesini sağlayacak güvenceleri içermediği hem bireysel başvuru kararlarında hem de norm denetimi kararında ortaya konulmuştu. Dolayısıyla başvurucuların kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı etkili bir başvuru imkânına sahip olmadığı sonucuna varılmış ve B. No: 2016/14513 kararındaki değerlendirmeden ayrılmayı gerektiren bir durum görülmemiştir.
Böylece Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığı koruma hakkıyla bağlantılı olarak 40. maddedeki etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Mahkeme, içeriklerin gerçekten kişilik haklarını ihlal edip etmediği konusunda bir değerlendirme yapmamıştır; ihlal, hak arama yolunun etkisizliği üzerinden kurulmuştur.
Birinci başvurucunun, itirazının süresinde yetkili mercie gönderilmediği ve bu nedenle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyeti ise farklı sonuçlanmıştır. Mahkeme, 9.3.2023 itibarıyla derdest yargılamalara ilişkin makul süre şikâyetlerinde 6384 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca önce Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği yönündeki Genel Kurul içtihadını (B. No: 2022/100837) uygulayarak bu kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
💰 Neden yeniden yargılama değil de tazminat?
Bireysel başvuruda ihlal tespit edildiğinde temel kural, mümkün olduğunca ihlalden önceki duruma dönülmesidir; bu çoğu zaman yeniden yargılama anlamına gelir. Ancak bu dosyada ihlalin kaynağı yargısal bir hata değil, doğrudan kanun hükmündeki yapısal sorundur. Üstelik bu hüküm, başvurulardan sonra iptal edilmiştir. Mahkemeye göre sulh ceza hâkimliklerinin yeniden yargılamada iptal edilmiş bir norm kapsamında değerlendirme yapması mümkün olmadığından, yeniden yargılamada hukuki yarar yoktur.
Mahkeme yine de salt manevi tazminatın, şeref ve itibar gibi bir hakla bağlantılı ihlalde yeterli giderim sağlamayabileceğini kabul etmiştir. Bu nedenle hüküm fıkrası iki ayaklı kurulmuştur:
- Manevi tazminat: Manevi tazminat talep eden ikinci ve üçüncü başvurucuya ayrı ayrı net 34.000 TL ödenmesine karar verilmiş, tazminata ilişkin diğer talepler reddedilmiştir (bu başvurucular 100.000 TL manevi tazminat talep etmişti).
- Yol gösterme: Devam eden ihlallerin sonlandırılması için başvuruculara genel hukuk mahkemelerinde dava açma yolunun gösterilmesine hükmedilmiştir.
- Yargılama giderleri: Birinci ve üçüncü başvurucuya ayrı ayrı 30.487,60 TL, ikinci başvurucuya 32.220,60 TL yargılama gideri ödenmesine karar verilmiştir.
Ödemelerin, kararın tebliğini takiben Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılması; gecikme hâlinde yasal faiz işletilmesi öngörülmüştür.
🛤️ İptal kararından sonra hangi yol açık?
Kararın ileriye dönük en önemli kısmı, 30. paragraftaki tespittir. Mahkemeye göre Yargıtayın “internet yayınlarına karşı yalnızca 9. madde işletilebilir” şeklindeki yorumunun kanuni dayanağı, iptal kararının yürürlüğe girmesiyle ortadan kalkmıştır. Bunun sonuçları karar metninde şöyle ifade edilmiştir:
- Sulh ceza hâkimliğinde “ilk bakışta ihlal yok” gerekçesiyle sonuç alamayan kişilerin, kişilik haklarına yönelik müdahalelere karşı genel hukuk yollarına başvurması hukuken mümkün hâle gelmiştir.
- İhlalin devam ettiğini ortaya koyan kişiler bu yargılamalarda erişimin engellenmesini de talep edebilir.
- Talebi inceleyen mahkeme, kişilik haklarına yönelik belirgin nitelikte bir ihlal ve bunun süratle giderilmesinin zorunlu olduğunu tespit ederse, yargılamanın her aşamasında tedbir olarak içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verebilir.
Bu yaklaşım, internet içeriklerine karşı korumanın yirmi dört saatlik dosya üzerinden incelemeden, çelişmeli bir yargılamaya taşınabileceğini göstermektedir. Kişisel bilgilerin kamuya açık paylaşımına ilişkin farklı bir anayasal değerlendirme için serideki önceden yayımlanan veriyi paylaşma kararı, ticari içeriklerde erişim engelinin ceza yargılamasındaki görünümü için ise marka tecavüzünde erişim engeli kararı incelenebilir.
🗂️ Sık sorulan sorular
Anayasa Mahkemesi haberlerin kişilik haklarını ihlal ettiğine mi karar verdi?
Hayır. Mahkeme içeriklerin hukuka aykırı olup olmadığını değerlendirmemiştir. İhlal kararı, başvuru tarihinde yürürlükte olan 9. maddenin kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı etkili bir başvuru yolu sunmamasına dayanmaktadır.
Başvurucular neden yeniden yargılama kazanmadı?
Kararda ihlalin kaynağının kanun hükmündeki yapısal sorun olduğu, bu hükmün de sonradan iptal edildiği belirtilmiştir. Sulh ceza hâkimlikleri iptal edilen norma dayanarak yeniden değerlendirme yapamayacağından, Mahkeme yeniden yargılamada hukuki yarar görmemiş; manevi tazminat ve genel hukuk yolunun gösterilmesiyle yetinmiştir.
Beraatle biten bir davanın haberleri bu kararın kapsamında mı?
Başvurucu dosyalarından biri tam olarak bu durumla ilgilidir: Arama motorlarında beraatle sonuçlanan bir ceza yargılamasına ilişkin haberlerin görünmeye devam etmesi. Mahkeme bu başvurucu bakımından da etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir; ancak içeriğin kaldırılıp kaldırılmayacağı genel mahkemelerin değerlendirmesine bırakılmıştır.
Makul süre şikâyeti neden incelenmedi?
Mahkeme, 9.3.2023 tarihinde derdest olan yargılamalara ilişkin makul süre iddialarında, 6384 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca öncelikle Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi gerektiğini belirten Genel Kurul içtihadını uygulamış ve bu kısmı kabul edilemez bulmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgilerine iletişim sayfasından, serideki diğer kararlara Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası’nda yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, iptal edilmeden önceki 5651 sayılı Kanun m.9 döneminde verilen sulh ceza hâkimliği kararlarına ilişkindir ve içeriklerin hukuka aykırı olup olmadığına dair bir tespit içermez. İnternet içeriklerine karşı başvurulabilecek yolların kapsamı, yürürlükteki mevzuata, içeriğin niteliğine ve her dosyanın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



