Emsal KararlarGayrimenkul Hukuku

Şerhin Terkininde Dava Arkadaşlığı – Yargıtay HGK 2026/55

Tapu kaydında hiçbir kısıtlama görmeden bir taşınmaz satın alan kişi, birkaç yıl sonra beyanlar hanesinde “yolsuz tescil vardır” ibaresiyle karşılaşabilir. Bu şerhi tapu idaresi kendi talimatıyla işlemişse, alıcının açacağı terkin davasında karşısına yalnızca idareyi mi alması yeterlidir, yoksa şerhin sürmesinde menfaati olan başka kişiler de davaya katılmak zorunda mıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, isim düzeltmesiyle el değiştiren bir taşınmaza ilişkin dosyada bu usul sorusunu ele aldı ve taraf teşkilinin tamamlanmadan esasa girilemeyeceğini kabul etti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2026 tarihli ve E.2025/330, K.2026/55 sayılı kararıyla, tapu kaydındaki şerhin terkini davasında, şerhin devamında korunmaya değer menfaati bulunan kişiler bakımından şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu belirtmiş; bu kişileri davaya dahil etmesi için davacıya süre verilmeden hüküm kurulmasını doğru bulmayarak bölge adliye mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: Davacı, 2017 yılında satın aldığı taşınmazın beyanlar hanesine tapu idaresince sonradan işlenen “yolsuz tescil” ve “soruşturma konusu” şerhlerinin kaldırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, tek taraflı idari işlemle konulan şerhlerin terkinine karar vermiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, şerhin kalkmasından zarar görebilecek iki kişinin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş, bölge adliye mahkemesi ise direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu kişiler yönünden şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu kabul ederek direnme kararını genişletilmiş gerekçeyle bozmuştur.

🗂️ Taşınmazın kayıt geçmişi

Uyuşmazlığın konusu, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan bir parseldir. Karar metnine göre bu parselin geldisi olan taşınmaz, 13.10.1975 tarihli tapulama işlemiyle bir kişi adına kayıtlıdır. 2017 yılında, vekil aracılığıyla yapılan başvuru üzerine Tapu Sicil Tüzüğünün 75. maddesi kapsamında bir “kişi kimlik bilgilerinin düzeltilmesi” işlemi yapılmış ve taşınmaz bu düzeltmeyle “… oğlu …” biçiminde tanımlanan başka bir kişi adına görünür hâle gelmiştir.

Davacı, taşınmazı bu önceki malikten 04.10.2017 tarihinde, tapu siciline güvenerek satın aldığını ileri sürmüştür. Satın alma tarihinde kayıtta bir şerh bulunmamaktadır. Ancak sonrasında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 29.12.2017 tarihli raporu ve Tapu Dairesi Başkanlığının 18.09.2018 tarihli talimatı doğrultusunda, taşınmazın beyanlar hanesine 13.01.2021 tarihli ve 488 yevmiye numarası ile şu içerikte bir şerh işlenmiştir: isim düzeltilmesiyle yapılan tescilin hatalı olduğu ve yolsuz tescil bulunduğu. Kayıtta ayrıca “Bu hisse soruşturma konusu olup Mahkemeye intikal ettirilecektir” şeklinde ikinci bir şerh yer almıştır.

Davacı, bu şerhlerin mülkiyet hakkını kısıtladığını belirterek tapu idaresine karşı terkin davası açmıştır. Davalı idare ise isim değişikliğinin yasaya aykırı yapıldığını, şerhin Tapu Sicil Tüzüğünün 75. maddesine uygun konulduğunu, ayrıca derdestlik, kesin hüküm ve zamanaşımı itirazlarını ileri sürmüştür.

🔁 Dört aşamalı yargılama süreci

AşamaKararDayanılan gerekçe
Siverek 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (06.10.2022)Kabul; iki şerhin kaldırılmasıEvveliyatta olmayan kaydın konulması basit yazım hatası düzeltmesi değildir; ilgililerin rızası alınmadan tek taraflı işlemle konulan şerh terkin edilmelidir
Gaziantep BAM 1. HD (15.06.2023)İstinaf kısmen kabul; düzelterek yeniden kabulŞerh lehtarı bulunmadığından tapu idaresi yasal hasımdır; aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalıdır
Yargıtay 7. HD (11.06.2024)BozmaŞerhin devamında korunmaya değer menfaati bulunan iki kişiyi davaya dahil etmesi için davacıya süre verilmelidir
Gaziantep BAM 1. HDDirenmeBu kişilerle davalı idare arasında zorunlu ya da ihtiyari dava arkadaşlığı yoktur; yalnız davanın ihbarı ve fer’i müdahale mümkündür

Özel Daire, bozma kararında şerhlerin terkini hâlinde haklarının zarar görebileceğini değerlendirdiği iki kişiye dikkat çekmiştir. Karar metninden anlaşıldığına göre bu kişiler, isim düzeltmesinden önceki kayıt ile bağlantılı olarak şerhin sürmesinde menfaati bulunan hak sahipleridir.

📎 Karar metni: Hukuk Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimleştirilmiş, gerekçedeki doktrin atıfları çıkarılmıştır.

🧩 Direnmenin gerekçesi ve çekişme noktası

Bölge adliye mahkemesi, direnme kararında usul hukukunun genel ilkesinden hareket etmiştir: mecburi dava arkadaşlığı veya kanunun öngördüğü istisnalar dışında, kendisine husumet yöneltilmeyen bir kişiye “dahili davalı” gibi tanımlamalarla taraf sıfatı verilemez. Mahkemeye göre davanın konusu tescilin yolsuz olup olmadığı değil, alım tarihinde temiz olan kayda sonradan tek taraflı işlemle konulan şerhin hukuka uygunluğudur. Bu nedenle iki kişinin ileri sürebileceği savunmalar sonucu etkilemeyecek, yalnızca yargılamayı uzatacaktır. Mahkeme ayrıca, aynı maddi olaylara dayanan benzer dosyalarda verdiği kararların temyizde onandığını ve çelişkili kararların hukuki güvenlik ilkesine aykırı olacağını vurgulamıştır.

Davalı idare ise temyizde, isim düzeltmesinin hukuka uygun olup olmadığının hiç incelenmediğini, tapulama tutanağındaki malik adı ile hak iddia eden kişinin adı arasında önemli farklar bulunduğunu ve bunun haksız bir mülkiyet nakline yol açabileceğini ileri sürmüştür.

Genel Kurul uyuşmazlığı şöyle çerçevelemiştir: şerhin terkini davasında adı geçen iki kişinin şerhlerin devamında korunmaya değer menfaatleri bulunup bulunmadığı ve buna göre bu kişileri davaya dahil etmek üzere davacıya süre verilmesinin gerekip gerekmediği. İlgili hukuk olarak Türk Medeni Kanunu’nun 1012. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğü gösterilmiştir. TMK 1012’ye göre beyanlar sütunundaki kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır.

⚖️ Dava arkadaşlığının türleri

Kararın gerekçesi büyük ölçüde dava arkadaşlığı kavramına dayanmaktadır. Genel Kurul, bir davanın taraflarından birinde birden fazla kişi bulunmasına “dava arkadaşlığı” dendiğini hatırlatarak şu ayrımı yapmıştır:

  • Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı: HMK 59’da düzenlenir; maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması ya da birden fazla kişiye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gerekir. Dava arkadaşları birlikte hareket eder, mahkeme biri hakkında diğerlerinden farklı karar veremez.
  • Şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı: Birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk yoktur; ancak kanunun özel hükümleri ve davanın niteliği gereği, gerçeğin tam olarak ortaya çıkması, hak kayıplarının önlenmesi ve ilişkinin doğru karara bağlanması için kabul edilir. Tek ve aynı yönde hüküm zorunluluğu yoktur, dava arkadaşlarının usul işlemleri birbirinden bağımsızdır.
  • İhtiyari dava arkadaşlığı: Birlikte dava açılması tarafların tercihine bırakılmıştır.

Genel Kurula göre şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlarından biri veya birkaçı davada yer almazsa, verilecek hükümden doğrudan etkilenecek bu kişiler yönünden hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiş olur. Böyle bir durumda dava hemen reddedilmemeli; davacıya davayı diğer dava arkadaşlarına da yöneltmesi için kesin süre verilmeli, süresinde bu yapılırsa yargılamaya devam edilmeli, yapılmazsa dava reddedilmelidir.

🏛️ Genel Kurulun değerlendirmesi

Genel Kurul, bu ilkeleri somut olaya uygulamıştır. Beyanlar hanesindeki “soruşturma konusu” şerhinin terkini hâlinde hakları zarara uğrayabilecek ve şerhlerin devamında korunmaya değer menfaati bulunan iki kişiye karşı birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk yoktur. Ne var ki davanın niteliği, gerçeğin ortaya çıkarılması ve hak kayıplarının önlenmesi bu kişilerin de davada yer almasını gerektirmektedir. Bu nedenle bu kişiler yönünden şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Genel Kurul, mahkemenin izlemesi gereken yolu da tarif etmiştir: davacıya bu iki kişiyi davaya dahil etmesi için süre ve imkân tanınmalı; kişilerden birinin davaya dahil edilmesinde fiilî imkânsızlık ortaya çıkarsa dosya kapsamına göre karar verilmelidir. Bu adım atlanarak esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Sonuçta direnme kararı, Özel Daire bozmasındaki gerekçeye ek olarak açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle HMK 371 uyarınca bozulmuş, dosya HMK 373/2 gereğince Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Karar, 11.02.2026 tarihinde yapılan görüşmede oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.

🗣️ Kabul edilmeyen görüş

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmelerde farklı bir yaklaşım da dile getirilmiştir. Bu görüşe göre şerh, tapuda yapılan tek taraflı bir işlemle konulmuş, ilgilisinin rızasına dayanan bir işleme bağlanmamıştır; tek taraflı idari işlemle usulsüz konulan şerhin terkini gerekir. Bu yaklaşım, ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin vardığı sonuçla örtüşmektedir. Ancak Kurul çoğunluğu, şerhin usule uygun konulup konulmadığı sorusuna geçmeden önce, bu şerhin kalkmasından etkilenecek kişilerin yargılamada dinlenmesini öncelikli saymıştır.

Karar, bu yönüyle şerhin esastan haklı olup olmadığı hakkında bir hüküm içermemektedir. Genel Kurul yalnızca taraf teşkilinin nasıl sağlanacağını belirlemiş; terkin isteminin kabulü ya da reddi, dosyanın yeniden ele alınmasında yapılacak değerlendirmeye bırakılmıştır.

🔍 Kararın uygulamaya yansıması

Tapu idaresinin kendiliğinden işlediği şerhlere karşı açılan terkin davaları uygulamada çoğunlukla yalnızca ilgili tapu müdürlüğü veya Hazine aleyhine açılmaktadır. Nitekim bölge adliye mahkemesi de şerh lehtarı bulunmadığı için idareyi “yasal hasım” olarak nitelendirmiştir. Genel Kurul kararı, şerhin kayıtta lehtar olarak gösterilmiş bir kişi bulunmasa bile, şerhin devamında korunmaya değer menfaati olan kişilerin yargılamadan dışlanamayacağını ortaya koymaktadır.

Bu yaklaşımın iki pratik sonucu öne çıkmaktadır. Birincisi, taraf teşkili eksikliği davanın doğrudan reddine değil, davacıya süre verilmesine yol açar. İkincisi, menfaat sahiplerinden birine ulaşmak fiilen imkânsızsa, mahkeme dosyadaki mevcut bilgilere göre karar verebilir. Tapu kayıtlarına ilişkin farklı bir terkin uyuşmazlığı için kayyımlı intifa sahibinde terkin yazısına bakılabilir.

💡 Merak edilenler

Şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi olandan nasıl ayrılır?

Kararda açıklandığı üzere maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığında tüm dava arkadaşları hakkında tek hüküm verilmesi zorunludur ve birlikte hareket edilir. Şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığında ise birlikte dava açmak maddi hukuk gereği zorunlu değildir; davanın niteliği ve hak kayıplarının önlenmesi amacıyla aranır, dava arkadaşlarının usul işlemleri birbirinden bağımsızdır.

Eksik taraf teşkili hâlinde dava hemen reddedilir mi?

Genel Kurul bu görüşte değildir. Kararda, davacıya davayı diğer dava arkadaşlarına da yöneltmesi için kesin süre verilmesi, bu süre içinde gereği yapılırsa yargılamaya devam edilmesi, yapılmazsa davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Genel Kurul şerhin kaldırılmasına karar verdi mi?

Hayır. Karar yalnızca usule ilişkindir. Şerhin terkinine ilişkin hüküm, taraf teşkili tamamlanmadan kurulduğu için bozulmuş; şerhin hukuka uygun olup olmadığı yeniden yapılacak yargılamaya bırakılmıştır.

Menfaat sahiplerinden birine ulaşılamazsa ne olur?

Genel Kurul, menfaat sahiplerinden birinin davaya dahil edilmesinde fiilî imkânsızlık ortaya çıkması hâlinde dosya kapsamına göre karar verilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Böylece ulaşılamayan bir kişi nedeniyle davanın süresiz biçimde askıda kalmasının önüne geçilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, tapu idaresinin talimatıyla beyanlar hanesine işlenen şerhlere karşı açılan bir terkin davasında taraf teşkiline ilişkindir ve şerhin esasen haklı olup olmadığı konusunda bir sonuç içermez; farklı kayıt geçmişi veya şerh türü bulunan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu