Kâr Payı Vaadinde Geç İtiraz – Yargıtay 11. CD 2025/13319

Aylık yüzde beş kâr payı, bir yıl boyunca düzensiz de olsa ödenir; sonra ödemeler kesilir ve yatırımcılara yeni bir koşul bildirilir: Ya dört ayda bir yeni bir kişi getirilecek ya da ek para yatırılacaktır. Şikâyet üzerine savcılık olayı hukuki ihtilaf sayarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Kararın tebliğinden yaklaşık beş ay sonra yapılan itiraz esastan reddedilir. Adalet Bakanlığı soruşturmanın eksik kaldığını ileri sürerek kanun yararına bozma yoluna başvurur; Yargıtay ise eksik soruşturma tartışmasına girmeden dosyayı bir süre meselesinde bağlar.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 20.10.2025 tarihli ve E.2025/1333, K.2025/13319 sayılı kararıyla, itirazın süresinde yapılmadığını, merciin itirazı süre yönünden reddetmesi gerekirken esastan reddettiğini, ancak bu kararın sonucu itibarıyla doğru olduğunu belirterek kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
📅 Dosyanın takvimi
Bu kararda sonucu belirleyen unsur tarihler olduğundan, karar metnindeki sıralamayı önce vermek yararlı olacaktır:
- 27.04.2023: Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
- 30.05.2023: Karar şikâyetçiye tebliğ edilmiştir.
- 01.11.2023: Karara karşı itiraz dilekçesi verilmiştir.
- 22.12.2023: Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliği dosyanın esasını inceleyerek itirazı reddetmiştir. Bu karar CMK m.271/4 uyarınca kesin nitelikte olduğundan aynı gün kesinleşmiştir.
- 31.01.2025: Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur.
- 05.03.2025: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesiyle dosyayı Daireye göndermiştir.
- 20.10.2025: Yargıtay 11. Ceza Dairesi kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.
Tebliğ ile itiraz arasında beş ayı aşan bir süre bulunmaktadır. Kararın geri kalanı, bu aralığın hukuki sonucunu açıklar.
💄 Yüzde beş kâr payı ve “birini getirme” şartı
Karar metninde aktarılan şikâyete göre müştekiler, adı kaynakta gizlenen bir kozmetik şirketinde yatırım işine girmiş ve sırasıyla 10.000,00 TL ile 40.000,00 TL yatırmışlardır. İlk bir yıl boyunca düzensiz olarak aylık %5 kâr payı almışlar, ancak şubat ayından itibaren paralarını alamamışlardır. Şirketle görüştüklerinde kendilerine şu söylenmiştir: “Dört ayda bir bize birini getireceksiniz aksi hâlde paranızı alamazsınız veya ek para yatırıp yatırıma devam edeceksiniz.”
Bu anlatımın dikkat çeken yanları şunlardır:
- Kozmetik gibi yatırım ürünüyle bağı zayıf bir faaliyet üzerinden sabit ve yüksek bir aylık getiri vaat edilmiştir.
- İlk dönemde ödenen kâr payları yatırımcının güvenini pekiştirmiştir.
- Ödemelerin devamı yeni katılımcı getirilmesine ya da ek para yatırılmasına bağlanmıştır.
Bu unsurlar, yeni katılımcıların parasıyla eski katılımcılara ödeme yapılan yapılara ilişkin şikâyetlerde sıkça görülen özelliklerdir. Ancak Yargıtay kararı, olayın dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığı hakkında bir değerlendirme içermemektedir. Saadet zinciri niteliğindeki bir yapıda her mağdur yönünden ayrı suç oluşup oluşmadığı sorusu için sitedeki saadet zincirinde her mağdur ayrı kararına bakılabilir.
📝 Bakanlığın ve Başsavcılığın eleştirisi
Kanun yararına bozma istemi, olayın esasına ilişkin güçlü bir eleştiri içermektedir. İsteme göre Cumhuriyet savcısı, CMK m.160 uyarınca suç izlenimi veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmakla yükümlüdür. Bu dosyada ise:
- Şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilmemiş,
- Şüphelilerin ifadesi dahi alınmamış,
- Şüpheliler hakkında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan yürütülen başka soruşturma bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
İsteme göre ortada yasaya uygun bir soruşturma bulunmadığından, itirazı inceleyen merci savcılığın soruşturma yapmasını sağlamak amacıyla itirazı kabul edebilecekken itirazı reddetmiştir. Bakanlık bu nedenle sulh ceza hâkimliği kararının kanun yararına bozulmasını istemiştir.
Benzer şikâyetlerde Yargıtay’ın “hukuki ihtilaf” gerekçesine yaklaşımı için sitede yer alan kâr ödeyip sonra acındırmak kararı bir karşılaştırma imkânı sunmaktadır.
⏳ Dairenin gerekçesi: süre her şeyin önünde
Daire, değerlendirmesine CMK m.173’ün karar tarihinde yürürlükte bulunan hâlini aktararak başlamıştır. Buna göre suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yapan ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir; hâkimlik gerekirse soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir, yeterli neden yoksa istemi gerekçeli olarak reddeder, istemi yerinde bulursa savcı iddianame düzenler.
Daire somut dosyada şu tespiti yapmıştır: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar şikâyetçiye 30.05.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, itiraz ise 01.11.2023 tarihli dilekçeyle yapılmıştır. Yasal süre içinde itiraz hakkı kullanılmamıştır. Bu durumda merciin itirazı süre yönünden reddetmesi gerekirken dosyanın esasını inceleyerek itirazı reddettiği anlaşılmaktadır. Daire bu kararı sonucu itibarıyla doğru bulmuş ve kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
Böylece Bakanlığın ileri sürdüğü eksik soruşturma eleştirileri, yani şüphelilerin ifadesinin alınmaması ve benzer soruşturmaların araştırılmaması, Dairenin gerekçesinde tartışılmamıştır. Süre engeli, esasa ilişkin bu soruların önüne geçmiştir.
🧭 “Sonucu itibarıyla doğru” kavramı
Kararın usul hukuku açısından öğretici yanı, gerekçesi hatalı olsa da varılan sonucun hukuka uygun olduğu kararların kanun yararına bozma yoluyla bozulmamasıdır. Sulh ceza hâkimliği esastan inceleme yapmış ve itirazı reddetmiştir; doğru olan ise itirazın süreden reddi idi. Her iki durumda da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ayakta kalmaktadır. Daire, merciin yanlış yoldan da olsa doğru sonuca ulaştığını kabul etmiştir.
CMK m.309’a göre kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar için Adalet Bakanlığının istemiyle işletilen bir yoldur; Yargıtay ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse kararı bozar. Bu dosyada ileri sürülen neden, eksik soruşturmadır. Dairenin gerekçesinden anlaşıldığı kadarıyla, süresinde yapılmamış bir itiraz esastan incelenemeyeceği için eksik soruşturmaya ilişkin gerekçe sonucu değiştirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın ortaya koyduğu sonuçlar özetle şöyledir:
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren işler.
- Süre geçtikten sonra yapılan itiraz, içerik bakımından ne kadar güçlü olursa olsun, esastan incelenmeyecektir.
- Merci süre aşımını gözden kaçırıp esastan ret kararı verse bile, kanun yararına bozma aşamasında karar sonucu itibarıyla doğru kabul edilebilir.
- Yatırım vaadine dayalı şikâyetlerde de esasa ilişkin tartışma, usul engelleri aşıldıktan sonra yapılabilir.
📌 Mevzuat notu: on beş gün ve iki hafta
Daire, CMK m.173’ün “karar tarihinde yürürlükte bulunan” hâline atıf yaparak on beş günlük süreyi esas almıştır. mevzuat.gov.tr’de yer alan güncel metinde ise CMK m.173/1’deki itiraz süresi “iki hafta” olarak düzenlenmiştir. Maddenin diğer fıkraları, kararda aktarılan içerikle aynıdır; ayrıca beşinci fıkraya göre Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde uygulanmaz, altıncı fıkraya göre de itirazın reddedilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için CMK m.172/2 uygulanır.
CMK m.172/2’ye göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. Kanun, kesinleşen kararlar için yeni delil koşuluna bağlı ayrı bir yol öngörmektedir.
❓ Sık sorulan sorular
Yargıtay bu yatırım modelinin dolandırıcılık olmadığına mı karar verdi?
Hayır. Daire olayın esasına ilişkin bir değerlendirme yapmamıştır. Kanun yararına bozma istemini, itirazın yasal süresinde yapılmamış olması nedeniyle merciin kararını sonucu itibarıyla doğru bularak reddetmiştir.
İtiraz süresi hangi tarihten başlar?
CMK m.173/1’e göre süre, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın suçtan zarar görene tebliğ edildiği tarihten itibaren işler. Bu dosyada tebliğ 30.05.2023’te yapılmış, itiraz 01.11.2023 tarihli dilekçeyle gelmiştir.
Sulh ceza hâkimliği esastan karar verdiyse hata yok mudur?
Daireye göre hata vardır: Merciin itirazı süre yönünden reddetmesi gerekirdi. Ancak her iki yolda da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ayakta kalacağından, Daire esastan ret kararını sonucu itibarıyla doğru kabul etmiştir.
Şikâyetçilerin yatırdığı tutarlar ne kadardı?
Karar metnine göre müştekiler 10.000,00 TL ve 40.000,00 TL yatırmış, bir yıl boyunca düzensiz olarak aylık %5 kâr payı almışlardır. Kararda toplam zarar ya da alınan kâr paylarının tutarı belirtilmemiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kanun yararına bozma kararından derlenmiştir. Yatırım modeline ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan şikâyet beyanlarına dayanır ve yargısal olarak sabit olgu niteliği taşımaz. Şikâyetçilerin, şüphelilerin ve şirketin kimliği kaynakta anonimdir. CMK m.173’ün güncel metnine ilişkin not, mevzuat.gov.tr’deki metne dayanılarak bilgi amacıyla eklenmiştir. Tebliğ ve itiraz tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



