Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Kur Farkı Zararı ve Özel Durum – Danıştay 13. D 2025/617

Yabancı para cinsinden borcu bulunan bir sanayi şirketi, yıl sonu bilançosuna baktığında sermayesinin önemli bir kısmının zarar nedeniyle karşılıksız kaldığını görür. Ticaret hukuku mevzuatı ise henüz ödenmemiş döviz borçlarından doğan kur farkı zararlarına ilişkin geçici bir hesaplama kolaylığı tanımaktadır. Şirket bu geçici hükmü uygulayarak Türk Ticaret Kanunu’nun 376. maddesinin birinci fıkrası kapsamından çıktığı sonucuna varır ve kamuya herhangi bir açıklama yapmaz. Sermaye Piyasası Kurulu ise farklı düşünür: Yatırımcının finansal tablolara bakarak göremeyeceği bu hesaplama, kendisi başlı başına açıklanması gereken bir bilgidir.

Danıştay 13. Dairesi, 05.02.2025 tarihli ve E.2021/5153, K.2025/617 sayılı kararıyla, şirkete 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesi uyarınca verilen 38.308,00 TL idari para cezasına karşı açılan davanın reddine ilişkin ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını, davacının temyiz istemini reddederek oybirliğiyle ve kesin olarak onamıştır.

Kısa özet: Sermaye Piyasası Kurulu, davacı şirketin 6102 sayılı Kanun’un 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in Geçici 1. maddesi uyarınca kur farkı zararlarını hesaplamaya yansıtması sonucunda TTK m.376/1 kapsamından çıkmasına rağmen, bu hususta II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği’nin 5. ve 23. maddelerine aykırı olarak özel durum açıklaması yapmadığı gerekçesiyle 38.308,00 TL idari para cezası vermiştir. İdare mahkemesi, sermaye kaybı oranının yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek bilgi olduğunu, kur farkı zararlarının finansal tabloların analiziyle tespit edilemeyeceğini belirterek davayı reddetmiş; bölge idare mahkemesi istinafı reddetmiş, Danıştay da kararı onamıştır.

🏭 Yaptırımın konusu: açıklanmayan bir hesaplama

Karar metnine göre davacı, bir döküm sanayi anonim şirketidir. Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) tarafından alınan kararın, şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı dava konusu yapılmıştır. Cezanın dayanağı şöyle özetlenmektedir:

  • Şirket, TTK m.376’nın uygulanmasına ilişkin Tebliğ’in Geçici 1. maddesi uyarınca kur farkı zararlarını hesaplamaya yansıtmıştır.
  • Bu hesaplama sonucunda şirket, TTK m.376’nın birinci fıkrası kapsamından çıkmıştır.
  • Ancak bu durum hakkında II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği’nin 5. ve 23. maddeleri uyarınca özel durum açıklaması yapılmamıştır.
  • Bu nedenle SPKn m.103 uyarınca 38.308,00 TL idari para cezası verilmiştir.

Kurul, şirketin geçici hükmü uygulama hakkını tartışmamış; yatırımcının bu uygulamadan haberdar edilmemesini yaptırım konusu yapmıştır.

6362 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasına göre sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgi, olay ve gelişmeler, ihraççılarca veya ilgili taraflarca kamuya açıklanır; ikinci fıkra, açıklamanın usul ve esaslarını belirleme yetkisini Kurul’a bırakır. Özel Durumlar Tebliği bu yetkiye dayanmaktadır. Kanun’un 103. maddesinin birinci fıkrası ise Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere ve Kurul kararlarına aykırı hareket edenlere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğini öngörür.

📐 TTK 376 ve Tebliğ’in Geçici 1. maddesi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. maddesinin birinci fıkrasına göre son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

Ticaret Bakanlığı’nın 14.09.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’i, bu hesaplamanın nasıl yapılacağını ayrıntılandırır. Tebliğ’in Geçici 1. maddesinin bugünkü metnine göre, belirlenen tarihe kadar, Kanun’un 376. maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı dikkate alınmayabilir.

Uyuşmazlık açısından en önemli cümle, hükmün son cümlesidir: Bu kapsamda yapılacak hesaplamalara ilişkin olarak finansal tablolarda herhangi bir kayda yer verilmez; durum yalnızca bilgi mahiyetinde dipnotlarda gösterilir. İdare mahkemesinin “kur farkı zararlarının finansal tabloların analizi suretiyle tespitinin mümkün olmadığı” yönündeki tespiti bu yapıyla birlikte okunduğunda anlam kazanmaktadır: Bilançoya bakan bir yatırımcı yarı oranında sermaye kaybını görebilir; şirketin bu kaybı geçici hükümle hesap dışında tuttuğunu ise ancak şirket açıklarsa öğrenebilir.

🧾 İdare mahkemesinin gerekçesi

Davaya bakan idare mahkemesinin gerekçesi, karar metninde şu halkalar hâlinde aktarılmaktadır:

  1. Kurul, 6362 sayılı Kanun’un 128. maddesi uyarınca yetkilerini düzenleyici işlemler tesis ederek ve özel nitelikli kararlar alarak kullanmaktadır.
  2. Kurul’un, sermaye kaybı ve borca batıklık hükümlerinin değerlendirilmesinde uygulanmak üzere aldığı özel nitelikli bir karar bulunmaktadır. Davalı idarece uygulanan sermaye kaybını hesaplama yöntemi hatalı değildir; bu özel nitelikli kararın iptali için açılmış bir dava da yoktur.
  3. Davacı şirketin sermaye kaybı oranı, yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek bilgi niteliğindedir.
  4. Şirket savunmasında kur farkı zararlarının hesaplamalara dahil edilmesiyle TTK m.376/1 kapsamından çıkıldığını belirtmiş olsa da kur farkı zararlarının finansal tabloların analizi suretiyle tespiti mümkün değildir ve şirket bu durum hakkında kamuya hiçbir açıklama yapmamıştır.

Mahkeme bu gerekçelerle Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmış ve davayı reddetmiştir. Kurul’un özel nitelikli kararının tarihi ve içeriği karar metninde yer almamaktadır.

Özel durum açıklamasının zamanlaması ve kapsamı konusunda Danıştay 13. Dairesinin farklı bir örneği için sitedeki iflas ertelemesini geç açıklamak yazısına bakılabilir.

🛡️ Savunma hakkı itirazı neden sonuç vermedi?

Davacının önemli itirazlarından biri usule ilişkindir. Şirkete göre Kurul, savunma isterken şirketin TTK m.376/1 kapsamında olmasına rağmen açıklama yapmadığını ileri sürmüş; ceza ise savunma isteme yazısında belirtilmeyen başka bir husustan, yani kapsamdan çıkıldığının açıklanmamasından verilmiştir.

İdare mahkemesi bu itirazı kabul etmemiştir. Gerekçe, savunma sürecinin kendi içeriğine dayanmaktadır:

  • İdare, şirketten TTK m.376/1 kapsamına girmesi nedeniyle savunma istemiştir.
  • Şirket savunmasında, Geçici 1. madde uygulamasıyla bu kapsamdan çıkıldığını ve bu nedenle özel durum açıklaması yapılmadığını bizzat belirtmiştir.
  • Cezanın dayandığı olgu, şirketin kendi savunmasında ortaya koyduğu bu durumdur; dolayısıyla yeni bir savunma istenmesine gerek yoktur.

Danıştay da bu değerlendirmeyi bozma sebebi olarak görmemiştir.

⚖️ Temyiz ve Danıştay onaması

Bölge idare mahkemesi, ilk derece kararının usul ve hukuka uygun olduğunu ve ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğini belirterek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Temyiz dilekçesinde davacı üç noktaya dayanmıştır: şirketin TTK m.376/1 kapsamında olmadığı için açıklama yapılmadığı, cezanın savunma isteme yazısında belirtilmeyen bir husustan verildiği ve idare mahkemesince tek hâkimle karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu.

Danıştay 13. Dairesi, bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulmasının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğunu hatırlatmış; temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğunu, ileri sürülen temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirecek nitelikte bulunmadığını belirtmiştir. 49. maddeye göre görev ve yetki dışında bir işe bakılması, hukuka aykırı karar verilmesi ya da usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklik bulunması bozma sebebidir. Daire bu sebeplerin hiçbirini görmeyerek kararı onamış; karar 05.02.2025 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.

Onama gerekçesi kısa olduğundan kararın içerik değeri, Danıştay’ca onanan idare mahkemesi gerekçesindedir.

📎 Karar metni: Danıştay 13. Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinde yayımlanan resmî metinden derlenmiştir; davacı şirket ve mahkemelere ilişkin bilgiler kaynakta kısmen anonimdir.

🆕 2026 değişikliği ve yatırımcı açısından anlamı

Kararın konusu olan Tebliğ, yayımlandığı 2018 yılından bu yana birkaç kez değiştirilmiştir. Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne göre Tebliğ’de değişiklik yapan tebliğler 26.12.2020, 08.11.2022, 31.10.2023, 25.12.2024, 10.12.2025 ve 10.10.2026 tarihli Resmî Gazetelerde yayımlanmıştır. Son değişiklik, 10.10.2026 tarihli ve 33396 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup Geçici 1. maddedeki süreyi “1/1/2028 tarihine kadar” şeklinde belirlemiştir.

Böylece kur farkı zararlarını hesap dışında bırakma imkânı 2027 yılı sonuna kadar sürmektedir. Karar, bu imkânı kullanan ve sermaye piyasası mevzuatına tabi şirketler bakımından şu ayrımı ortaya koymaktadır:

  • Ticaret hukuku boyutu: Geçici hüküm, TTK m.376 kapsamındaki genel kurul çağrısı ve iyileştirici önlem yükümlülüklerinin doğup doğmadığını etkileyebilir.
  • Sermaye piyasası boyutu: Hükmün uygulanması, yatırımcıyı aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Bilançodan görünen sermaye kaybı ile geçici hükümle ulaşılan sonuç arasındaki fark, yatırım kararlarını etkileyebilecek bilgi olarak görülmüştür.
  • İspat boyutu: Yatırımcının finansal tabloları inceleyerek ulaşamayacağı bir bilgi, ancak ihraççının açıklamasıyla kamuya ulaşabilir; mahkemenin gerekçesi tam olarak bu noktaya dayanmaktadır.

Kurul’un açıklama yükümlülüğüne ilişkin kurallarının zaman içindeki değişimi ve lehe uygulama meselesi için sitedeki kaldırılan yükümlülüğe SPK cezası kararı da incelenebilir.

❓ Sık sorulan sorular

Şirket, kur farkı zararlarına ilişkin geçici hükmü uyguladığı için mi cezalandırıldı?

Karar metnine göre hayır. Ceza, geçici hükmün uygulanmasına değil, uygulama sonucunda TTK m.376/1 kapsamından çıkıldığına ilişkin bilginin Özel Durumlar Tebliği’nin 5. ve 23. maddeleri uyarınca kamuya açıklanmamasına dayandırılmıştır.

Finansal tablolar zaten kamuya açıklanmışken ayrıca açıklama neden gerekli görüldü?

İdare mahkemesi, kur farkı zararlarının finansal tabloların analizi suretiyle tespitinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Tebliğ’in Geçici 1. maddesine göre de bu hesaplama finansal tablolarda kayda alınmamakta, yalnızca dipnotlarda bilgi olarak gösterilmektedir.

Savunmada sorulmayan bir konudan ceza verildiği itirazı neden reddedildi?

Mahkemeye göre savunma, şirketin TTK m.376/1 kapsamına girmesi nedeniyle istenmiş; şirket de savunmasında geçici hükümle bu kapsamdan çıkıldığını ve bu nedenle açıklama yapmadığını belirtmiştir. Cezaya esas olgu şirketin kendi savunmasında yer aldığından yeni bir savunma alınmasına gerek görülmemiştir.

Geçici 1. madde hâlâ uygulanıyor mu?

Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne göre evet. 10.10.2026 tarihli ve 33396 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle hüküm, “1/1/2028 tarihine kadar” uygulanacak şekilde düzenlenmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava konusu işlem, ilk derece ve bölge idare mahkemesi kararlarının özetleri ile temyiz iddialarına dayanır; Kurul kararının ve sermaye kaybı hesabına ilişkin özel nitelikli kararın tarih ve ayrıntıları kaynakta yer almamaktadır. Kanun ve tebliğ hükümlerine ilişkin açıklamalar, mevzuat bilgi sistemindeki güncel metinlerden bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı finansal tablo ve açıklama geçmişine sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu