Kaldırılan Yükümlülüğe SPK Cezası – Danıştay 13. D 2025/1584

Sermaye piyasasında işlem gören bir şirket, bir konuda kamuya açıklama yaptıktan sonra o konuda hiçbir gelişme olmasa bile her altmış günde bir “gelişme yoktur” diye yeniden açıklama yapmak zorunda mıdır? 2014 yılında yürürlüğe giren düzenlemeye göre evet. 2018’de yapılan değişiklikle bu yükümlülük kaldırıldı. Peki 2014-2016 yıllarında bu yükümlülüğe uymadığı için 2018’den sonra kesinleşmemiş bir idari para cezasıyla karşı karşıya kalan şirketin durumu ne olacak? Danıştay 13. Dairesi bu soruyu, cezayı iptal eden bölge idare mahkemesi kararını onayarak cevaplamıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesi, 16.04.2025 tarihli ve E.2025/725, K.2025/1584 sayılı kararıyla, II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği’nin 5. maddesi ile 23. maddesinin yedinci fıkrasına aykırılık gerekçesiyle bir halka açık şirkete verilen 78.147,00 TL idari para cezasını, yükümlülüğün sonradan kaldırılması ve lehe düzenlemenin uygulanması gerektiği gerekçesiyle iptal eden bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle onamıştır.
📢 Güncellenmeyen altı özel durum açıklaması
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 15. maddesi, sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek bilgi, olay ve gelişmelerin ihraççılarca kamuya açıklanmasını öngörür; usul ve esasları belirleme yetkisini Kurul’a verir. Bu yetkiye dayanan II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği, 23.01.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar metninde aktarılan ilk derece tespitlerine göre davacı şirkete yöneltilen eksiklikler şunlardır:
- Bağlı ortaklığa ait tesisin ana elektrik dağıtım hattına bağlanması, yatırımlar ve kamulaştırma işlemlerine ilişkin açıklamaların altmışar günlük süreler aşılarak yapılması,
- İki şirkete olan borçların yeniden tespitine ilişkin gelişmelerin altmış günlük süre aşılarak duyurulması,
- Olağanüstü genel kurulda alınan üç kararın iptali için açılan davanın ön inceleme duruşmasına ilişkin açıklamanın, duruşma tarihinden sonra güncellenmemesi,
- Bir iplik fabrikasının kiracısının kira sözleşmesini feshetmek istediğine dair açıklamanın, gelişme olmasa da altmışar günlük sürelerle güncellenmemesi,
- Bağlı ortaklığın konut ve otel projelerine dâhil edilip edilmeyeceğine ilişkin açıklamanın, erteleme kararına kadar geçen yaklaşık 16 ay boyunca güncellenmemesi,
- Sermaye azaltımına ilişkin çalışmalara dair açıklamanın, genel kurul kararına karşı açılan dava sürecine ilişkin açıklamalar yapılmasına rağmen ayrıca güncellenmemesi.
Kurul, bu altı fiil nedeniyle Tebliğ’in 5. maddesi ile 23. maddesinin yedinci fıkrasına aykırılık bulunduğunu kabul ederek toplam 78.147,00 TL idari para cezası vermiştir.
📄 İdare mahkemesi: zamanaşımı yok, ceza yerinde
İdare mahkemesi önce zamanaşımı itirazını incelemiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi soruşturma zamanaşımını düzenler; yüz bin Türk Lirası veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde bu süre beş yıldır. Mahkeme, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesindeki üst sınırın 100.000,00 TL’den fazla olması nedeniyle beş yıllık sürenin uygulanacağını ve sürenin dolmadığını kabul etmiştir. Mükerrer ceza uygulandığı iddiasını da yerinde görmemiştir.
Esas bakımından mahkeme, Tebliğ’in o dönemki hâline göre içsel bilgilerde veya önceden açıklanan hususlarda değişiklik olduğunda açıklama yapılması, henüz sonuçlanmamış bir hususta hiçbir gelişme olmasa bile son açıklamadan itibaren altmışar günlük sürelerle gerekçesiyle birlikte açıklama yapılması gerektiğini belirtmiştir. Duruşmanın yalnızca ön inceleme duruşması olmasının veya dava sürecine ilişkin ayrı açıklamalar yapılmış bulunmasının güncelleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını kabul ederek davayı reddetmiştir.
🔄 Bozma ve bölge idare mahkemesinin iptal kararı
Dosya, ilk temyiz aşamasında Danıştay’a gelmiş ve Daire’nin 16.10.2024 tarihli, E.2019/2806, K.2024/4021 sayılı kararıyla bozulmuştur. Karar metni bu bozma kararının gerekçesini ayrıca aktarmamaktadır; ancak bozmaya uyan bölge idare mahkemesinin gerekçesi ayrıntılıdır.
Bölge idare mahkemesi şu tespitleri yapmıştır:
- Eski kural: 23.01.2014’te yürürlüğe giren Tebliğ’e göre, daha önce duyurulmuş ve henüz sonuçlanmamış bir hususta hiçbir değişiklik olmasa bile altmışar günlük aralıklarla gelişme olmadığının gerekçesiyle birlikte açıklanması gerekiyordu.
- Değişiklik: 17.11.2018 tarihli ve 30598 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-15.1.c sayılı Tebliğ’in 2. maddesiyle 23. maddenin yedinci fıkrası değiştirilmiş ve “gelişme olmasa bile altmışar günde bir açıklama” yükümlülüğü kaldırılmıştır.
- Devam eden yükümlülük: Kamuya duyurulan hususta bir gelişme olması hâlinde bunun gecikmeksizin duyurulması yükümlülüğü ise sürmektedir.
- Lehe değişiklik: Karşılığı idari para cezası olan bir fiil, işlendikten sonra kabahat olmaktan çıkarılırsa, failin lehine olan bu durumun hem idare hem de mahkemeler tarafından göz önüne alınması gerekir.
Mahkeme, cezaya neden olan yükümlülüğün 2018 değişikliğiyle kaldırıldığını ve davacı lehine bir durum oluştuğunu belirterek istinaf başvurusunu kabul etmiş, ilk derece kararını kaldırmış ve İYUK’un 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca dava konusu işlemi iptal etmiştir.
🏛️ Danıştay’ın temyiz incelemesi
Bu kez kararı Kurul temyiz etmiştir. Kurul’a göre işlem hukuka uygundur; Tebliğ’in 23. maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesindeki yükümlülük hâlâ devam etmektedir ve davacı mevzuata aykırı davranmıştır. Davacı ise cezaların zamanaşımına uğradığını, lehine düzenlemenin yürürlüğe girdiğini savunmuştur.
Daire, İYUK’un 50. maddesinin dördüncü fıkrasına dayanmıştır: Danıştay’ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. Daire, ileri sürülen temyiz nedenlerinin, bozma kararındaki esaslara uyularak verilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına karar vermiş ve bölge idare mahkemesi kararını onamıştır. Karar 16.04.2025 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.
Bu usul kuralının pratik sonucu önemlidir: Uyulan bir bozma kararından sonra temyiz incelemesi, uyuşmazlığın baştan tartışılması değil, bozmaya uygunluğun denetimidir. Kurul’un “yükümlülük hâlâ devam ediyor” itirazı bu çerçevede sonuç doğurmamıştır.
⏳ Kabahatlerde lehe düzenleme ilkesi
Kararın hukuki çekirdeği, sermaye piyasası idari para cezalarında da zaman bakımından lehe düzenlemenin uygulanmasıdır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağını öngörür. TCK’nın 7. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır. Bu iki hüküm, karar metninde atıf yapılan ilkenin mevzuattaki karşılığı olarak yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir.
Somut olayda dikkat çekici olan, lehe değişikliğin bir kanunla değil, Kurul’un kendi tebliğiyle yapılmış olmasıdır. Yükümlülüğü getiren de kaldıran da aynı düzenleyici işlemdir. Bölge idare mahkemesi, idari para cezasının dayanağı olan yükümlülüğün düzenleyici işlemle ortadan kaldırılmasını, failin lehine sonuç doğuran bir değişiklik olarak değerlendirmiştir.
Bir başka önemli nokta, mahkemenin değişikliği tümüyle bir “affa” dönüştürmemesidir. Kararda, kamuya duyurulan hususta gelişme olması hâlinde bunun gecikmeksizin duyurulması yükümlülüğünün devam ettiği açıkça belirtilmiştir. Kaldırılan, yalnızca hiçbir gelişme yokken dönemsel “gelişme yoktur” açıklaması yapma zorunluluğudur. Karar metni, altı fiilin her birinin bu ayrım karşısındaki durumunu ayrı ayrı tartışmamakta; cezanın bütünüyle iptaline ilişkin istinaf kararını onamaktadır.
Sitede yer alan SPK işlem yasağının geriye yürümezliği kararı, zaman bakımından uygulamanın tedbirler boyutunu; SPK cezasında kesintisiz fiil kararı ise ceza hesabını ele almaktadır. Özel durum açıklamasının geç yapılması nedeniyle yatırımcının açtığı tazminat davası için KAP açıklaması ve tazminat kararına bakılabilir.
📘 Bugünkü düzenleme ne diyor?
Özel Durumlar Tebliği’nin 23. maddesinin yedinci fıkrası, mevzuat.gov.tr’deki güncel metne göre 17.11.2018 tarihli ve 30598 sayılı Resmî Gazete’de yapılan değişiklikle şu hâli almıştır: “Önceden yapılmış olan özel durum açıklamalarında meydana gelen gelişmeler ve değişiklikler sürekli olarak güncellenerek kamuya duyurulur.”
Güncel metinde altmış günlük periyodik açıklamaya ilişkin bir ifade yer almamaktadır. Buna karşılık Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrası, içsel bilgiler ve bu bilgilere ilişkin daha önce kamuya açıklanan hususlardaki değişiklikler ortaya çıktığında veya öğrenildiğinde açıklama yapılmasını düzenlemeye devam etmektedir. 24. maddenin ikinci fıkrası da belirsiz özel durumlarda belirsizliğin çözüme kavuşması için öngörülen tarih ve koşulların açıklanmasını ve öngörülen tarihte belirsizliğin çözülüp çözülmediğinin duyurulmasını aramaktadır.
Kararda yapılan ayrıma göre, 2018 sonrası düzenlemede belirleyici olan, açıklamanın üzerinden geçen süre değil, ortada duyurulmamış bir gelişme bulunup bulunmadığıdır. Karar, bu ayrımın geçmiş tarihli fiillere de lehe yönde yansıtıldığı bir örnektir.
💬 Sık sorulan sorular
Fiil 2014-2016’da işlendiyse 2018 değişikliği neden uygulandı?
Bölge idare mahkemesine göre karşılığı idari para cezası olan bir fiil sonradan kabahat olmaktan çıkarılırsa, failin lehine olan bu durum idare ve mahkemelerce dikkate alınmalıdır. Ceza henüz kesinleşmemiş olduğundan değişiklik davacı lehine uygulanmış, Danıştay bu kararı onamıştır.
SPK cezalarında soruşturma zamanaşımı kaç yıl?
Bu dosyada idare mahkemesi, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesindeki üst sınırın 100.000 TL’yi aşması nedeniyle Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca beş yıllık sürenin uygulanacağını ve sürenin dolmadığını kabul etmiştir. Danıştay bu konuda ayrıca değerlendirme yapmamıştır.
Şirketler artık açıklamalarını hiç güncellemek zorunda değil mi?
Hayır. Kararda da belirtildiği gibi, kamuya duyurulan bir hususta gelişme olması hâlinde bunun gecikmeksizin duyurulması yükümlülüğü devam etmektedir. Kaldırılan, gelişme olmadığı dönemlerde altmışar günlük aralıklarla açıklama yapma zorunluluğudur.
Danıştay neden Kurul’un itirazını esastan tartışmadı?
Daire, İYUK’un 50. maddesinin dördüncü fıkrasına dayanmıştır. Bozma kararına uyulduğunda temyiz incelemesi, bozmaya uygunlukla sınırlıdır. Bölge idare mahkemesi bozmaya uygun karar verdiğinden temyiz istemi reddedilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan ilk derece ve istinaf mahkemesi tespitlerine dayanır; davacı şirketin ve ilgili şirketlerin kimliği kaynakta anonimdir. Kabahatler Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Özel Durumlar Tebliği’nin güncel metnine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara ve tarihlere sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



