Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Tasarım Taklidinde Şirket Müdürü – Yargıtay 11. HD 2026/4099

Tescilli iki araç kaporta tasarımının sahibi, tampon ve gövde parçalarının izinsiz üretilip sosyal medyada satıldığını öğrenince iki kişiye karşı tasarım hakkına tecavüz davası açıyor. Antalya’daki bir atölyede yapılan keşifte 22 arka tampon, 26 ön tampon ve iki tampon uygulamasına ait kalıp bulunuyor. Ne var ki atölye davalıların birine değil, bu davalının tek başına temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu ve başka ortağı bulunmayan bir limited şirkete ait. Şirket davada taraf değil. Bölge adliye mahkemesi bu yüzden davalı müdür hakkındaki davayı reddediyor. Yargıtay ise soruyu başka bir yerden kuruyor: Taklit üretimin yapıldığı işyerini yöneten ve tecavüzü bilen müdür, şirket davaya katılmasa da kişisel olarak sorumlu tutulamaz mı?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.07.2026 tarihli ve E.2025/6730, K.2026/4099 sayılı kararıyla, davalı müdür yönünden davayı reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi kararını davacı lehine bozmuş, diğer davalının temyiz itirazlarını ise reddetmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Kısa özet: Davacı, tescilli endüstriyel tasarımına tecavüzün tespitini, önlenmesini ve taklit ürünlerin imhasını istemiştir. İlk derece mahkemesi iki davalı yönünden davayı kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi, taklit ürünlerin bulunduğu işyerinin davalı müdüre değil dava dışı şirkete ait olduğunu, şirket hakkında dava açılmadığını ve iddianın genişletilemeyeceğini belirterek müdür yönünden davayı reddetmiştir. Yargıtay, TMK’nın 50. maddesi uyarınca organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğunu, tasarıma tecavüzün haksız fiil niteliğinde bulunduğunu ve müdürün taklit üretimden haberdar olduğunu vurgulayarak bu davalı yönünden de davanın kabulü gerektiğine hükmetmiştir.

🚗 Kaporta tasarımı ve sosyal medya satışları

Dava dilekçesine göre davacı, iki adet araç kaporta tasarımını adına tescil ettirmiştir. Davacı; davalıların bu tasarımları bilgisi ve rızası dışında kopyaladığını, ürettirip üçüncü kişilere sattığını, sosyal medya hesaplarından ürünlerin reklamını yaptığını ve ürünleri kendilerine aitmiş gibi sunduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca dava dışı bir anonim şirketin tescilli ürünleri üretip davalılara sattığını veya alıcılara doğrudan davalılar adına gönderdiğini iddia etmiştir.

Davacının talepleri şunlardır:

  • Tasarım hakkına tecavüzün tespiti ve taklit ürünlerin imhası,
  • Davalıların elde ettiği net kazanç veya hak sahibinin yoksun kaldığı muhtemel gelir için belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL,
  • Ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminat.

İlk derece mahkemesi, tazminat taleplerinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı için bu kısmı ayırmıştır. Dava dışı anonim şirket yönünden davadan feragat edilmiş, bir başka davalı yönünden ise dava takipsiz bırakılmıştır. Böylece uyuşmazlık, iki davalı hakkında tasarım hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve men’i olarak devam etmiştir.

Davalılardan biri, ürünleri kendisinin üretmediğini, başkasından alıp sattığını ve davacının tasarım sahibi olduğunu kendisine bildirmediğini savunmuştur. Diğer davalı ise işyerinin yetkilisi olduğu şirkete ait olduğunu, şirketin davada taraf olmadığını ve şirketle ilgili tespitlerin kendisine yansıtılamayacağını ileri sürmüştür.

🔍 Keşif ve bilirkişi raporlarında ne bulundu?

Dosyadaki deliller, ispat yükünün nasıl karşılandığını göstermesi bakımından kararın önemli bir parçasıdır:

  1. 23.08.2019 tarihli rapor: İlk davalının işyerinde üretim yapılmadığı, araç parçalarının satış amacıyla sergilendiği ve davacı tasarımına benzer bir ürün bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı, tespit sırasında ürünlerden yalnız birini dükkânda gösterdiğini, internet üzerinden pazarladığını beyan etmiştir.
  2. İnternet incelemesi: Bilirkişi, diğer davalının internet ve sosyal medya hesaplarında davacı tasarımına benzer ürün tespit edememiştir.
  3. 07.02.2020 tarihli keşif ve 02.03.2020 tarihli rapor: Davalı müdürün yetkili olduğu dava dışı şirketin Antalya’daki işyerinde 22 arka tampon, 26 ön tampon ve iki tampon uygulamasına ait kalıp bulunmuş; işyerindeki tampon uygulamasının ve diğer üretimlerin davacının tescilli tasarımıyla iltibas yarattığı belirlenmiştir.
  4. 04.07.2022 tarihli heyet raporu: İlk davalının sosyal medya hesabında davaya konu tasarım kapsamındaki ürünler ve dava dışı şirketin işyerinde koruma kapsamında ürünler bulunduğu teyit edilmiştir.

Keşifte hazır bulunan davalı müdür, tamponların zaten piyasada olan ürünler olduğunu ve bir yenilik unsuru taşımadığını söylemiş, tebligattan sonra beyanda bulunacağını belirtmiştir. İlk derece mahkemesi, bilişim raporundaki yazışmalardan iki davalının birbirini tanıdığı ve birlikte hareket ettiği sonucuna varmış; her iki davalı yönünden tecavüzün tespitine, ürünlere el konulmasına ve hüküm kesinleştiğinde imhasına karar vermiştir.

🏛️ Bölge adliye mahkemesinin usul gerekçesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, ilk davalı yönünden tecavüz koşullarının gerçekleştiğini kabul etmiş, ancak davalı müdür yönünden farklı sonuca ulaşmıştır. Daireye göre:

  • Davacı, dava dilekçesinde ihlal eylemini davalı müdürün sosyal medya hesabındaki satış ve pazarlama olarak belirlemiş, bu hesapta benzer ürün tespit edilememiştir.
  • Antalya’daki işyeri incelemesi, davacının sonradan verdiği bir dilekçe üzerine yapılmıştır; davalı ise cevap dilekçesinde iddianın genişletilmesine karşı çıkmıştır.
  • HMK’nın 141. maddesine göre dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia, ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati olmadan genişletilemez; davacı ıslah da yapmamıştır.
  • Dava dışı şirket hakkında, müdürün şirket yetkilisi sıfatıyla sorumluluğuna ilişkin açılmış bir dava yoktur; bu iddia ancak ayrı bir davanın konusu olabilir.

Bu gerekçeyle ilk derece kararı kaldırılmış, davalı müdür yönünden dava reddedilmiştir. Kararı hem davacı hem de ilk davalı temyiz etmiştir.

⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi

Yargıtay, ilk davalının temyiz itirazlarını yerinde bulmayarak reddetmiştir. Davacının temyizine ilişkin değerlendirmede ise uyuşmazlığı, dava dışı şirketin işyerinde tespit edilen ürünlerin davacının tasarım hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı noktasında belirlemiştir.

Daire önce iki olguyu “dosya kapsamıyla sabit” kabul etmiştir: Taklit üretimin yapıldığı işyeri dava dışı şirkete aittir ve davalı, başka ortağı bulunmayan bu şirketin tek başına temsil ve ilzama yetkili müdürüdür. Ardından TMK’nın 50. maddesini hatırlatmıştır: Tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanır; organlar hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokar ve kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludur.

Daireye göre dava dilekçesinde zaten davalıların iştirak hâlinde ürünleri ürettikleri, reklamını yapıp sattıkları ileri sürülmüştür. Keşifte üretimin davalının münferiden temsile yetkili olduğu işyerinde yapıldığı saptanmıştır. Bu eylem esasen haksız fiil niteliğindedir ve davalı müdür hem keşifte hazır bulunarak hem de işyerindeki taklit ürünlerden haberdar olarak tecavüzü bilmektedir. Bu nedenle davalının şirket yetkilisi sıfatıyla tecavüz teşkil eden haksız fiilden sorumlu tutulması ve onun yönünden de davanın kabulü gerektiği belirtilmiş; dosya HMK’nın 373/2 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve şirket adları kaynakta ve derlemede anonimdir.

🧩 Hukuki nitelendirme

  • 6769 sayılı SMK m.81/1-a: Tasarım sahibinin izni olmaksızın koruma kapsamındaki tasarımın uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak tasarım hakkına tecavüz sayılır. Dosyada hem üretim hem satış ve pazarlama eylemleri ileri sürülmüştür.
  • Tecavüzün haksız fiil niteliği: İlk derece mahkemesi ve Yargıtay, tasarım hakkına tecavüzün özü itibarıyla haksız fiil olduğunu kabul etmiştir. Haksız fiile katılan gerçek kişiler, bir tüzel kişi adına hareket etseler de kendi kusurlarından sorumludur.
  • 4721 sayılı TMK m.50: Organların kişisel sorumluluğu, tüzel kişinin sorumluluğuna ek olarak düzenlenmiştir. Kararda bu hüküm, şirketin taraf olmadığı bir davada müdürün sorumluluğunun dayanağı olarak kullanılmıştır.
  • HMK m.141 ve iddianın genişletilmesi yasağı: Bölge adliye mahkemesi kararını bu hükme dayandırmıştır. Yargıtay ise dava dilekçesindeki “iştirak hâlinde üretme ve satma” iddiasını esas alarak, şirket işyerindeki tespitin davalının kişisel sorumluluğunu kanıtlayan bir olgu olduğunu kabul etmiş; ortada yeni bir iddia görmemiştir.

Sitede daha önce ele alınan yeniliğini kaybeden tasarım kararı tasarımın korunabilirliğini tartışıyordu; bu dosyada ise tescilin geçerliliği değil, tecavüzden kimin sorumlu tutulacağı belirleyici olmuştur.

📌 Kararın pratikteki anlamı

Karar, sınai mülkiyet uyuşmazlıklarında sık görülen bir yapıya ilişkin önemli bir değerlendirme içerir: Taklit ürünler çoğu zaman bir şirketin atölyesinde üretilir, satış ise yöneticinin veya yakın çevresinin kişisel hesaplarından yapılır. Bölge adliye mahkemesinin yaklaşımı, şirketin davada yer almaması hâlinde işyerindeki tespitlerin yöneticiye yansıtılamayacağı sonucuna götürüyordu.

Yargıtay’ın gerekçesinde öne çıkan unsurlar şunlardır:

  • Şirketin tek ortaklı yapısı ve davalının tek başına temsil yetkisi ticaret sicil kayıtlarıyla sabittir.
  • Taklit üretim davalının yönettiği işyerinde yapılmıştır.
  • Davalı keşifte hazır bulunmuş ve taklit ürünlerden haberdar olmuştur.
  • Dava dilekçesi zaten davalıların birlikte üretim ve satış yaptığı iddiasını içermektedir.

Bu unsurların bir arada bulunması, kararın sonucunu belirlemiştir. Yöneticinin tecavüzden haberdar olmadığı, şirketin çok ortaklı ve çok yöneticili olduğu ya da dava dilekçesinin yalnızca kişisel bir satış eylemine dayandığı dosyalarda değerlendirme farklılaşabilir. Kararda tazminat talepleri incelenmemiştir; bu talepler arabuluculuk şartı nedeniyle ilk derecede ayrılmıştır.

❓ Sık sorulanlar

Şirket davada taraf değilken müdür hakkında tecavüz tespit edilebilir mi?

Bu kararda Yargıtay, TMK’nın 50. maddesine dayanarak müdürün kendi kusuru nedeniyle kişisel olarak sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Şirketin davada yer almaması, müdürün yönettiği işyerinde yapılan ve bildiği taklit üretim nedeniyle onun hakkında hüküm kurulmasına engel görülmemiştir.

Şirket işyerindeki tespit, iddianın genişletilmesi sayılmaz mı?

Bölge adliye mahkemesi bu görüşteydi. Yargıtay ise dava dilekçesinde davalıların iştirak hâlinde ürünleri ürettikleri ve sattıkları iddiasının bulunduğuna dikkat çekmiş ve şirket işyerindeki keşfi bu iddianın ispatına yönelik bir tespit olarak değerlendirmiştir.

Davalının “tamponlar zaten piyasada” savunması değerlendirildi mi?

Davalı keşifte tamponların piyasada olan ürünler olduğunu ve yenilik unsuru taşımadığını söylemiştir. Karar metninde bu konuda bir hükümsüzlük davası veya karşı dava bulunduğuna dair bilgi yoktur; Yargıtay, bilirkişi raporundaki iltibas tespitini ve davacının tescilli tasarım hakkını esas almıştır.

Maddi ve manevi tazminat talepleri ne oldu?

İlk derece mahkemesi, tazminat talepleri yönünden arabuluculuk yoluna başvurulmadığını belirterek bu talepleri tefrik etmiştir. Yargıtay kararı yalnızca tecavüzün tespiti, önlenmesi ve taklit ürünlerin imhasına ilişkin kısmı kapsamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları, keşif ve bilirkişi raporlarının özeti ile derece mahkemesi kararlarına dayanır. Yargıtay kararı bozma niteliğinde olup dosya yeniden karar verilmek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir; tazminat talepleri bu kararın kapsamında değildir. Şirket yapısı, yöneticinin tecavüzden haberdar olup olmadığı ve dava dilekçesindeki iddiaların kapsamı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu