Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal KararlarForex Hukuku

Teslim Edilmeyen Hisse Bedeli – Yargıtay 11. HD 2024/6576

Elinde “hisse devir sözleşmesi” başlıklı bir kâğıt, şirketin pay defterinde adı yazılı, ama hiçbir zaman eline geçmemiş bir hisse senedi… Yurt dışında çalışan pek çok tasarruf sahibinin yıllarca taşıdığı bu belge, sonunda bir mahkeme salonunda şu soruyla karşılaşır: Ortada gerçek bir ortaklık var mıdır, yoksa yatırım vaadiyle toplanmış ve iade edilmesi gereken bir para mı? Cevap ikinci ihtimalse, parayı kim geri ödeyecektir; yalnız şirket mi, yoksa şirketin başındaki yönetim kurulu başkanı da mı?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 19.09.2024 tarihli ve E.2024/518, K.2024/6576 sayılı kararıyla, hisse senedi satın almak amacıyla ödenen 30.000,00 DM’nin, hisseler teslim edilmediği için şirketten ve yönetim kurulu başkanından müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmeden ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davacılar, yurt dışındaki Türk vatandaşlarından yüksek getiri ve “istenildiği an iade” vaadiyle para toplayan bir anonim şirkete, hisse devir sözleşmesi başlıklı belge karşılığında 30.000,00 DM ödemiş; hisse senedi teslim edilmemiş, para da iade edilmemiştir. Asliye hukuk mahkemesi, daha önceki bir bozma ilamına uyarak; şirketin hisse senedi çıkarma yetkisi bulunmadığını, usulüne uygun çıkarılmış bir senet olmadığından ortaklıktan söz edilemeyeceğini ve paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. 27.450,00 TL dava tarihinden itibaren yasal faiziyle şirketten ve yönetim kurulu başkanından birlikte tahsil edilecektir. Yargıtay kararı onamıştır.

📄 Bir belge, bir pay defteri kaydı ve teslim edilmeyen senet

Dava dilekçesine göre davalı şirket, özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarından yüksek faiz verileceği ve paraların istenildiği zaman iade edileceği vaatleriyle para toplamıştır. Davacılar da bu yapıya, üzerinde “Hisse Devir Sözleşmesi” ibaresi bulunan bir belge karşılığında 30.000,00 DM ödemiştir.

Davacıların anlatımına göre karşılığında ne bir hisse senedi teslim edilmiş ne de para geri verilmiştir. Bu nedenle 30.000,00 DM’nin karşılığı olarak 27.450,00 TL‘nin, faiziyle birlikte davalılardan tahsili istenmiştir. Davalı taraf iki kişiden oluşmaktadır: parayı toplayan anonim şirket ve bu şirketin yönetim kurulu başkanı.

Dosyanın dikkat çeken bir ayrıntısı, parayı “hisse devri” adı altında tahsil eden ve devri yaptığı görülen kişinin şirkette ortak olduğuna dair bir belgenin bulunamamasıdır. Buna karşılık davacının adı şirketin ortaklar pay defterinde yer almaktadır. Dava, bu iki gerçeğin birlikte nasıl okunacağı üzerinde düğümlenmiştir.

🗣️ Şirketin savunması: “Siz ortaksınız, alacaklı değil”

Davalılar, davanın reddini isterken uyuşmazlığı bir alacak ilişkisi olarak değil, bir ortaklık ilişkisi olarak göstermeye çalışmıştır. Savunmanın ana hatları şunlardır:

  • Davacı, şirketin kâr ve zarar ortaklığına dayalı yapısına, hisse senedini başka bir ortaktan devir alarak girmiştir.
  • Hisse devir sözleşmesi bir alacak hakkı doğurmaz; bu sözleşmeden şirkete ya da yönetim kurulu başkanına karşı bir talep hakkı çıkmaz.
  • Anonim şirketin, hisse senedi alan ortaktan bu senedi geri almak gibi kanuni bir yükümlülüğü yoktur.
  • Paylar hamiline değil nama yazılıdır; davacı paylarını ancak üçüncü bir kişiye satabilir veya devredebilir, tedavül davacı ile üçüncü kişiler arasında gerçekleşir.

Bu savunma kabul edilseydi davacının elinde şirkete karşı bir alacak bulunmayacak, yalnızca alıcı bulmakta zorlanacağı bir ortaklık payı kalacaktı. Bu çizgi, yatırım vaadiyle para toplanan dosyalarda sık görülen “ortak, koyduğu sermayeyi geri isteyemez” itirazının bir görünümüdür.

⚖️ İlk derece mahkemesi: ortaklık yok, iade borcu var

Dava, Yargıtay’ın daha önce verdiği bir bozma kararından sonra asliye hukuk mahkemesine dönmüştür. Mahkeme (2022/162 E., 2023/210 K.) bozma ilamına uyarak davanın kabulüne karar vermiştir. Gerekçe birkaç aşamalı bir akıl yürütmeye dayanır.

Birincisi, ortaklık iddiası çökmüştür. Mahkemeye göre davalı şirketin hisse senedi çıkarma yetkisi bulunmamaktadır. Usulüne uygun çıkarılmış bir hisse senedi olmadığına göre, davacının ortaklığından da söz edilemez.

İkincisi, paranın şirkete ödendiği kabul edilmiştir. “Hisse devri” yapan kişinin şirkette payı bulunmasa bile, davacının adının ortaklar pay defterinde yer alması, verilen paranın şirketle kurulan hissedarlık bağı nedeniyle verildiğini göstermektedir. Üstelik davalıların kendi savunmasında da paraların davacıları şirkete ortak yapmak için alındığı belirtilmiştir. Mahkeme bu iki noktadan hareketle paraların şirket tarafından tahsil edildiğini sabit görmüştür.

Üçüncüsü, şirketin gerçek faaliyeti nitelendirilmiştir. Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre şirketin halka açılarak hisse satma yetkisi yoktur. Buna rağmen yurt içinde ve yurt dışında görevlendirdiği kişiler aracılığıyla para toplamıştır. Mahkeme, şirketin bu hâliyle Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş bir anonim şirket gibi değil, bir banka ya da finans kuruluşu gibi davrandığını, ticari faaliyet yapan değil piyasadan para toplayan bir yapı olduğunu kabul etmiştir.

Dördüncüsü, iade borcunun dayanağı belirlenmiştir. Hisse senedi bedeli gibi alınan 30.000,00 DM, anonim şirket hisse devri için alınamaz. Mevduat toplama niteliğindeki bu faaliyet Bankalar Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ve Borçlar Kanunu’na açıkça aykırıdır; tahsil edilen para sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri ödenmelidir.

Sonuçta mahkeme, 27.450,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine hükmetmiştir.

🏛️ Yargıtay: bozmaya uyulmuş, hüküm yerinde

Hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı kısa ve net biçimde nitelendirmiştir: Dava, hisse senedi satın almak amacıyla ödenen paranın, hisse senetlerinin teslim edilmemesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir.

Daire, “İlgili Hukuk” başlığı altında HMK m.369/1, 370 ve 371’in yanında şu dayanakları saymıştır:

  • Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli, E.2020/11, K.2023/98 sayılı ve 12.09.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararı,
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.50,
  • olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.321’in son fıkrası ve m.336’nın beşinci fıkrası.

Değerlendirme bölümünde Daire, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verildiğini ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek davalıların bütün temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; kararı ONAMIŞTIR. Karar 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, E.2024/518, K.2024/6576 sayılı onama kararı PDF olarak buradan okunabilir.

👔 Yönetim kurulu başkanı neden sorumlu tutuldu?

Kararın en çok dikkat çeken yönü, iade borcunun yalnız parayı tahsil eden şirkete bırakılmamasıdır. Mahkeme, yönetim kurulu başkanını da şirketle birlikte sorumlu tutmuş ve bu sonuca üç hüküm üzerinden ulaşmıştır:

  • 6762 sayılı TTK m.336/5: Yönetim kurulu üyeleri, kanunların ve sözleşmelerin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal sonucu yerine getirmemelerinden müteselsilen sorumludur.
  • 6762 sayılı TTK m.321 son fıkra: Temsile ve idareye yetkili olanların vazifelerini yaparken işledikleri haksız fiillerden anonim şirket sorumludur.
  • TMK m.50: Tüzel kişinin organları, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak da sorumludur.

Bu kurguda şirket, yöneticisinin vazifesi sırasında işlediği haksız fiilden sorumludur; yönetici ise organ sıfatıyla yaptığı eylemler nedeniyle şahsen de sorumluluk altındadır. Kanuna aykırı biçimde, halka açılma izni olmadan ve mevduat toplama niteliğinde para toplanması, mahkemenin gözünde yönetim kurulu başkanının kişisel sorumluluğunu doğuran bir vazife ihlalidir. Yargıtay bu değerlendirmeyi onamakla, şirketin ödeme gücü bulunmasa bile tasarruf sahibinin yöneticiye de başvurabileceği bir sonucu korumuştur.

Kararda dikkat edilmesi gereken bir nokta da hukuki nitelendirmedir. Talep, bir ortaklık payının iadesi olarak değil, sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir istirdat olarak görülmüştür. Ortaklık iddiası kabul edilseydi, ortağın koyduğu sermayeyi geri isteyemeyeceği yönündeki genel kural gündeme gelebilirdi. Mahkeme ise usulüne uygun çıkarılmış bir senet bulunmadığını tespit ederek bu kapıyı baştan kapatmıştır.

🧭 Holding davalarındaki yeri

1990’lı ve 2000’li yıllarda yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarından “istendiği an geri ödenecek” vaadiyle toplanan paralar, yıllardır farklı usul sorunlarıyla mahkemelerin gündemindedir. Bu dosyada Yargıtay’ın ilgili hukuk arasında Anayasa Mahkemesinin 2023 tarihli iptal kararını da sayması, uyuşmazlığın bu genel tablo içinde değerlendirildiğini göstermektedir.

Sitede bu dosya ailesinin farklı görünümlerine ilişkin kararlar da yer almaktadır. Tasarruf sahibine yapılan ödemelerin alacaktan düşülmesi ve kur–faiz hesabı için holding davasında ödeme mahsubu kararına; Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra kesin hükmün durumu için AYM iptalinin kesin hükmü aşmaması kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü ise iki noktadadır: “hisse devir sözleşmesi” adı taşıyan belgenin ortaklık doğurmadığının kabul edilmesi ve iade borcundan yönetim kurulu başkanının da şirketle birlikte sorumlu tutulması.

Öte yandan karar, bozma ilamına uyulduktan sonra verilen bir onama kararıdır. Daire ayrıca bir ilke cümlesi kurmamış, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini usul ve kanuna uygun bulmakla yetinmiştir. Bu nedenle kararın ağırlığı, onanan mahkeme gerekçesindedir.

❓ Merak edilenler

Pay defterinde adı yazılı olan kişi neden ortak sayılmadı?

Mahkeme, şirketin hisse senedi çıkarma yetkisi bulunmadığını ve usulüne uygun çıkarılmış bir senet olmadığını tespit etmiştir. Pay defterindeki kayıt, ortaklık kurulduğunu değil, paranın şirketle kurulan bağ nedeniyle şirkete verildiğini göstermiştir. Kayıt bu yönüyle davacının aleyhine değil, paranın şirket tarafından tahsil edildiğinin ispatında lehine kullanılmıştır.

Parayı hisse devri adı altında başka biri aldıysa şirket yine sorumlu mu?

Bu dosyada sorumlu tutulmuştur. Devri yapan kişinin şirkette ortak olduğuna dair belge bulunamamış; ancak davacının adının pay defterinde yer alması ve davalıların, paraların ortak yapmak için alındığını savunması, paranın şirket tarafından tahsil edildiğinin kabulüne yetmiştir.

İade istemi hangi hukuki sebebe dayandırıldı?

Mahkeme, izinsiz biçimde ve mevduat toplama niteliğinde alınan paranın Bankalar Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ve Borçlar Kanunu’na aykırı olduğunu belirterek iadeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırmıştır. Yönetim kurulu başkanının sorumluluğu ise TMK m.50 ile olay tarihinde yürürlükteki 6762 sayılı TTK m.321 ve 336 hükümlerine bağlanmıştır.

Faiz hangi tarihten itibaren işletildi?

Mahkeme, 27.450,00 TL’ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine hükmetmiş, Yargıtay bu hükmü onamıştır. Kur ve faiz başlangıcı başka dosyalarda farklı tartışılabilir; bu dosyada temyiz incelemesi davalıların itirazlarıyla sınırlı kalmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; yatırım vaadiyle toplanan paraların iadesine ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, bozma ilamına uyularak verilen bir hükmün temyiz incelemesidir ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; ödemenin belgelerine, pay defteri kayıtlarına, şirketin yetkilerine, zamanaşımı durumuna ve önceki yargılama aşamalarına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud