Emsal Kararlarİş Hukuku

Muvazaa Raporu Dışında Kalan İşçi – Yargıtay 9. HD 2026/4004

Bir belediye ile taşeron şirket arasındaki ilişkinin “muvazaalı” olduğu Bakanlık raporuyla tespit edilmişse, o şirketin bordrosunda görünen her işçi kendiliğinden belediye işçisi sayılır mı? Muvazaanın özünde aldatma vardır: taraflar, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan görünüşte bir sözleşme kurar ve asıl amacı gizler. İş hukukunda bu aldatma kastı, alt işverenlik perdesi altında işçinin haklarının kısıtlanması biçiminde ortaya çıkar. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2026 tarihli, 2026/1982 E. ve 2026/4004 K. sayılı kararı, kesinleşmiş bir muvazaa raporunun bile her hizmet alım sözleşmesini kapsamadığını ortaya koymaktadır.

“Aldatma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için not: Karar, bir kişinin bir başkasını yanıltmasını değil, iki işverenin üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kurduğu ileri sürülen görünüşteki alt işverenlik ilişkisini konu alır ve bu aldatma kastının somut sözleşme bakımından teftiş raporunda kabul edilmediğini tespit eder.

Kısa özet: Belediyede taşeron şirket sigortalısı olarak çalışan işçi, 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı muvazaa raporuna ve bu raporun iptali davasının reddedilerek kesinleşmesine dayanarak başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılmasını ve fark ücret, ikramiye ve toplu iş sözleşmesinden doğan alacaklarını talep etmiştir. İstanbul 31. İş Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, İstanbul BAM 25. Hukuk Dairesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise 29.04.2026 tarihinde, davacının çalıştığı 27.06.2012 tarihli hizmet alım sözleşmesinin teftiş raporunda muvazaalı sayılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

🏛️ Belediye, Taşeron Şirket ve Teftiş Raporu: Uyuşmazlığın Çerçevesi

Davacı işçi, davalı belediye bünyesinde, dava dışı bir şirketin sigortalısı olarak çalışmıştır. İddiaya göre belediye ile şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, Bakanlık iş müfettişlerinin teftişi sonucunda düzenlenen 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı muvazaa raporunda tespit edilmiştir. Belediyenin raporun iptali için İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinde açtığı dava reddedilmiş ve karar Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiştir. İşçi, kesinleşmiş muvazaa olgusuna dayanarak başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılması ve geçmişe dönük alacaklarının buna göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Belediye ise husumet itirazında bulunmuş, raporun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediğini ve bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiştir. Asıl savunma şudur: Şirketle yapılan ihaleler 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu‘na uygundur ve ihale konusu işler 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67. maddesinde sayılan, üçüncü kişilere gördürülebilecek işlerdendir.

Dava 02.11.2016 tarihinde açılmıştır. Ayrıca 9. Hukuk Dairesi’nin belediyede alt işveren muvazaasına ilişkin bir başka kararını ele alan yazıya da bakılabilir.

⚖️ İki Derecede Kabul, Yargıtay’da Bozma

  • İlk derece (İstanbul 31. İş Mahkemesi, 2016/478 E. – 2020/499 K.): Mahkeme, Yargıtayca onanarak kesin hüküm hâline gelen İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2016/130 E. – 2017/432 K. sayılı kararı doğrultusunda belediye ile şirket arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığını, davacının başlangıçtan itibaren Şişli Belediyesi işçisi sayılması gerektiğini kabul ederek davayı kısmen kabul etmiştir.
  • İstinaf (İstanbul BAM 25. HD, 2021/2153 E. – 2025/2475 K.): Taraf vekillerinin istinaf başvuruları ayrı ayrı esastan reddedilmiştir.
  • Temyiz: Davalı vekili; emsal dosyalarda ret kararı verildiğini, muvazaa kabulünün hatalı olduğunu, 696 sayılı KHK ile alt işveren işçilerinin kadroya geçirildiğini, sendika üyeliğinin belediyeye bildirilmediğini ve ücret alacaklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Duruşma talebi HMK 369/2 uyarınca miktardan reddedilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı” olarak nitelendirmiştir. Daire, muvazaa raporu ve daha önce incelemesinden geçen dosyalardaki rapor eki liste üzerinde yaptığı incelemede, davacının 27.06.2012 tarihli “Şişli İlçesi Dahilindeki Cadde, Sokakların ve Pazar Yerlerinin Süpürülmesi, Yıkanması, Çöp Toplama ve Taşıma İşine İlişkin Hizmet Alım Sözleşmesi” kapsamında çalışan işçiler arasında olduğunu ve teftiş raporunda bu sözleşmenin muvazaalı olmadığının kabul edildiğini tespit etmiştir. Davanın reddi gerekirken yeterli inceleme yapılmadan kısmen kabulü hatalı bulunmuş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle bozulmuştur. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde iadesine karar verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧭 Muvazaa ve Aldatma Kastı: İş Kanunu 2/7 ve 2/8

Kararın hukuki zemini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesidir. İş K. 2/7‘ye göre bir işverenden, yardımcı işlerinde ya da asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve işçilerini yalnızca bu işte çalıştıran işveren ile iş aldığı işveren arasındaki ilişki asıl işveren-alt işveren ilişkisidir; asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili yükümlülüklerden birlikte sorumludur. Daire, geçerli bir ilişkinin unsurlarının aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğunu belirtmiştir.

Muvazaanın tanımı ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na dayanır. Kararın ifadesiyle muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm doğurmasını istemedikleri görünüşte bir anlaşmadır; taraflar arasında aldatma kastı bulunur ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenir. TBK 19, sözleşmelerin yorumunda tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil gerçek ve ortak iradelerine bakılacağını düzenler. Muvazaa genel ispat kurallarıyla ispat edilebilir; İş K. 2/8 ise buna özel ölçütler ekler:

  • Asıl işverenin işçileri, alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmek suretiyle hakları kısıtlanamaz.
  • Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz.
  • İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
  • Aksi hâlde ve genel olarak ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilir; alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

Aldatma, muvazaanın kurucu unsurudur: gerçekte tek işverenin bulunduğu ilişki alt işverenlik görünümüyle örtülüyorsa, İş Kanunu bu görünüşü yok sayar.

📋 Aynı Rapor, Farklı Sözleşmeler: Kapsam Sorunu

Derece mahkemeleri, raporun iptali davasının reddedilerek kesinleşmesini yeterli görmüş ve belediye ile şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu kabul ederek alacakları hesaplamıştır. Yargıtay ise raporun eklerine ve ekteki işçi listesine inmiştir.

Bu inceleme, aynı belediye ile aynı şirket arasında birden fazla hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu ve teftiş raporunun bunları ayrı ayrı değerlendirdiğini ortaya koymuştur. Davacının çalıştığı 27.06.2012 tarihli temizlik ve çöp toplama sözleşmesi, raporda muvazaalı olmayan sözleşmeler arasındadır. Rapor kesinleştiğinden, bu sözleşme bakımından muvazaa bulunmadığı tespiti de kesinleşmiştir. “Belediye ile şirket arasındaki ilişki muvazaalıdır” biçimindeki genel önerme, raporun kendisi somut sözleşmeyi dışarıda bırakırken davacıya uygulanamaz.

Daire, ilk derece mahkemesinin “yeterli inceleme yapılmadan” karar verdiğini belirtmiştir. Buna göre muvazaa raporuna dayanan davalarda ispat konusu yalnızca raporun varlığı ve kesinleşmesi değil, işçinin hangi sözleşme kapsamında çalıştığı ve raporun o sözleşme hakkında ne dediğidir. İş davalarında delil değerlendirmesinin bir başka boyutu için fazla mesaide menfaat birliği ve tanık beyanına ilişkin karar yazısına bakılabilir.

🏢 Belediyenin Hizmet Alımı Ne Zaman Muvazaa Sayılmaz?

Yargıtay, belediyelerin hizmet alımına ilişkin genel çerçeveyi de özetlemiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/1-(a) hükmü belediyenin görevlerini sayar; ancak asli ve sürekli nitelikteki kamu hizmetlerinin memurlar eliyle görülmesi zorunlu olduğundan bu işlerin tamamı alt işverenlere verilemez. Hangi işlerin verilebileceği 5393 sayılı Kanun’un 67. maddesinde gösterilmiştir: temizlik, park-bahçe bakımı, araç kiralama, güvenlik, yemek hizmetleri ve benzeri işler, belediyenin asli işlerinden olmasına rağmen uzmanlık şartı aranmaksızın ihale yoluyla üçüncü kişilere gördürülebilir. Daire bunu İş Kanunu’nun 2. maddesine getirilmiş bir istisna olarak nitelendirmiştir.

Kararda ayrıca 11.09.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6552 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 62/1-(e) bendinde yapılan değişikliğe değinilmiş; bu tarihten sonra personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerinin sırf işçi teminine dayandığı gerekçesiyle geçersiz sayılamayacağı belirtilmiştir. 5393 sayılı Kanun’un 70. maddesi de belediyenin şirket kurabileceğini düzenler. Sonuç olarak hizmet alımı ve şirket kurulması yasal olarak mümkündür; bu husus tek başına muvazaaya delil de teşkil etmez.

🆕 Kararın Pratik Sonuçları

Karar, taşeron şirket bünyesinde çalışmış işçilerin muvazaa iddiasına dayalı alacak davaları bakımından şu çerçeveyi netleştirmektedir:

  • Muvazaa raporu sözleşme bazında okunur: Aynı belediye ile aynı şirket arasındaki farklı hizmet alım sözleşmeleri raporda farklı biçimde nitelendirilebilir. Raporun genel sonucu değil, işçinin çalıştığı sözleşmeye ilişkin tespiti belirleyicidir.
  • Kesinleşme iki yönlü işler: Raporun iptal davasının reddiyle kesinleşmesi, yalnızca muvazaalı bulunan sözleşmeleri değil, muvazaasız bulunan sözleşmelere ilişkin tespiti de kesinleştirir.
  • Aldatma kastı somut olarak aranır: Belediyenin şirket kurması ya da hizmet alımı yapması tek başına aldatma amacına ve dolayısıyla muvazaaya delil sayılmaz.
  • Yeterli inceleme yükümlülüğü: Rapor eki listeler üzerinden işçinin hangi sözleşme kapsamında çalıştığı belirlenmeden hüküm kurulması bozma nedenidir.

Kararın öğretici yanı, “muvazaa tespit edildi” cümlesinin otomatik sonuç doğurmadığını, aldatma amacının hangi sözleşme için kabul edildiğinin belgeler üzerinden ortaya konması gerektiğini göstermesidir.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İş hukukuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Alt işverenlik ilişkisinde aldatma ne anlama gelir, muvazaa ile aynı şey midir?

Kararda muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan görünüşte bir anlaşma yapması olarak tanımlanmıştır; aldatma kastı muvazaanın kurucu unsurudur. Alt işverenlikte bu, tek işverenin bulunduğu ilişkinin taşeron görünümüyle örtülmesi anlamına gelir ve İş K. 2/8 bu hâlde işçiyi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayar.

Bakanlık muvazaa raporu kesinleşmişse her taşeron işçisi belediye işçisi sayılır mı?

Bu karara göre hayır. Yargıtay, raporun eklerinde davacının çalıştığı 27.06.2012 tarihli temizlik ve çöp toplama sözleşmesinin muvazaalı sayılmadığını tespit ederek davanın reddi gerektiğine hükmetmiştir. Belirleyici olan, işçinin hangi sözleşme kapsamında çalıştığı ve raporun o sözleşme hakkındaki değerlendirmesidir.

Belediyenin temizlik işini şirkete vermesi tek başına muvazaa sayılır mı?

Kararda, 5393 sayılı Kanun’un 67. maddesinde sayılan temizlik ve benzeri işlerin uzmanlık şartı aranmaksızın üçüncü kişilere gördürülebileceği ve bu tür hizmet alımının tek başına muvazaaya delil teşkil etmediği belirtilmiştir.

Bozma kararından sonra dosya ne olur?

Dosya, bozma kararıyla birlikte İstanbul 31. İş Mahkemesine gönderilmiştir; mahkeme bozmadaki tespitler doğrultusunda yeniden değerlendirme yapacaktır. Her dosya kendi belgeleriyle ele alınır; detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve bozma kararı sonrasında yargılama devam etmektedir. Her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu