Ceza HukukuEmsal Kararlar

Gözaltında Kötü Muamele Soruşturması – AYM 2022/52884

Bir protesto gösterisine kolluk müdahale eder; olay yerine gelen bir avukat da gözaltına alınanlar arasındadır. Avukat, kolluk aracına götürülürken tehdit edildiğini, araç içinde bir görevlinin kendisine vurduğunu ileri sürerek şikâyetçi olur. Savcılık, adli muayene raporunda yalnızca bileklerde hassasiyet bulunduğunu, kamera kayıtlarında hakaret ya da tehdit görülmediğini belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Oysa aynı olayda gözaltına alınan başka bir kişi, olayın hemen ardından verdiği ifadede bir kadın polisin avukata vurduğunu ve başını cama çarptığını anlatmıştır. Bu tanık, şikâyet soruşturmasında hiç dinlenmez.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 15.09.2026 tarihli ve 2022/52884 başvuru numaralı kararıyla, iddia hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmadığını tespit etmiş ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiş, dosya yeniden soruşturma yapılmak üzere Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

Kısa özet: 24.11.2021 tarihinde Çanakkale’de ekonomik krizi protesto amacıyla düzenlenen bir etkinliğe kolluk müdahale etmiş, aralarında avukat olan başvurucunun da bulunduğu 14 kişi yakalanmıştır. Başvurucunun kötü muamele şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanmış, itiraz reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi; iddiayı destekleyen bağımsız bir tanık beyanının dosyada bulunduğunu, bu tanığın dinlenmediğini, görevlilerin kimliklerinin tespit edilmediğini, teşhis ve kapsamlı kamera araştırması yapılmadığını, kararın şüphelilerin düzenlediği tutanaklara dayandırıldığını belirterek usul boyutunda ihlal sonucuna ulaşmıştır.

🚓 Meydandan kolluk aracına: olayın akışı

Karar metninde aktarılan tahkikat evrakına göre 24.11.2021 tarihinde Çanakkale’de bir meydanda, dört gün sürmesi öngörülen bir basın açıklaması ve yürüyüş etkinliği düzenlenmiştir. Etkinlik sonrası dağılmayıp yürüyüşe geçmek isteyen grubun uyarılara rağmen direnmesi üzerine kolluk, tutanaklardaki ifadeyle “kademeli ve orantılı güç” kullanarak müdahale etmiştir. Birbirlerine sarılıp yere yatarak direnç gösteren gruptan 14 kişi yakalanmıştır.

Başvurucu, bir müvekkilinin telefonla polisin orantısız güç kullandığını bildirmesi üzerine olay yerine gittiğini, kolluk görevlilerini uyardığı sırada kendisinin de gözaltına alındığını ileri sürmüştür. Şikâyet dilekçesinde ve savcılık ifadesinde anlattığı olaylar özetle şöyledir:

  • Avukat olduğunu söylemesine rağmen zor kullanılarak gözaltına alınmış, iki kadın polis kollarını sıkarak kendisini araca götürmüştür.
  • Araca bindirilirken sivil kıyafetli bir erkek polis el hareketiyle cinsel saldırı imasında bulunarak kendisini tehdit etmiştir.
  • Araç içinde bir kadın polis hakaret etmiş, tehdit savurmuş ve arkadan boğazına sarılmıştır.
  • Hastanedeki sağlık kontrolü yüzeysel kalmış, yaklaşık üç saat kolluk aracında bekletilmiştir.
  • İlgili görevlileri teşhis edebileceğini açıkça beyan etmiştir.

Başvurucunun avukat olduğunun anlaşılması üzerine savcılık talimatıyla kimlik tespiti yapılmış ve başvurucu ifadesi alınmadan serbest bırakılmıştır.

📂 Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararı

Şikâyet üzerine Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/11827 numaralı soruşturmayı başlatmıştır. Bu soruşturmada başvurucunun ifadesi alınmış, genel adli muayene raporu celbedilmiş ve başvurucunun şüpheli olduğu 2021/12494 sayılı dosyadaki görüntü inceleme tutanağı ile diğer şüphelilerin ifadeleri getirtilmiştir.

Adli muayene raporunda her iki bilekte hassasiyet bulunduğu, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir. Görüntü tutanağına göre başvurucu koşarak müdahale alanına ulaşmış, uyarılara rağmen uzaklaşmayınca iki kadın görevli koluna girerek onu araca götürmüş, bu sırada başvurucu “Bırak.” diye bağırmıştır.

Başsavcılık 22.02.2022 tarihinde şu gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir: boyunda yaralanma bulgusu yoktur; kamera kayıtlarında hakaret veya tehdit içerikli bir davranış saptanmamıştır; iddiayı destekleyen tanık beyanı ya da başka somut delil bulunmamaktadır. Bu nedenle zor kullanma yetkisinin aşılması ve görevi kötüye kullanma suçlarının unsurlarının oluşmadığı, tehdit ve hakaret yönünden ise soyut beyan dışında delil bulunmadığı kabul edilmiştir. Çanakkale 1. Sulh Ceza Hâkimliği 24.03.2022 tarihinde itirazı reddetmiştir.

Burada dikkat çeken nokta şudur: Savcılık “iddiayı destekleyen tanık beyanı yok” demiştir; ancak celbedilen dosyada, yakalanan kişilerden birinin olay günü kollukta verdiği ifade bulunmaktadır. Bu ifadede, gözaltı aracındaki bir kadın polisin avukata vurduğu ve başını cama çarptığı açıkça anlatılmıştır.

⚖️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Mahkeme, şikâyetleri Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelemiştir: “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” Bu hüküm, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen 5. maddeyle birlikte okunduğunda, bir devlet görevlisinin kötü muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir her iddia hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir.

Kararda hatırlatılan genel ilkelere göre etkili bir soruşturmada soruşturmayı yürütenler olaya karışanlardan bağımsız olmalı, olayı aydınlatabilecek tüm deliller toplanmalı, mağdur sürece etkili biçimde katılabilmeli ve makul özen ile süratle hareket edilmelidir. Yetkililer soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı, temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığı hakkında da bir değerlendirme içermelidir.

Mahkeme önce iddianın “savunulabilir” olup olmadığına bakmıştır. Adli raporda yalnızca bilek hassasiyeti bulunması tek başına belirleyici sayılmamıştır. Asıl ağırlık, diğer gözaltındaki kişinin beyanına verilmiştir: Bu beyan olaydan hemen sonra, başka bir soruşturma kapsamında alınmıştır ve beyan sahibinin o sırada başvurucunun sonradan dile getireceği şikâyetten haberdar olduğunu gösteren bir bilgi yoktur. Mahkeme bu nedenle beyanı, başvurucunun anlatımından bağımsız olarak ortaya çıkmış ve onu doğrulayan, özel önem taşıyan bir delil olarak nitelendirmiş; iddianın savunulabilir olduğuna karar vermiştir.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi kararı, Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan hâliyle derlenmiştir; başvurucu, tanık, heyet ve vekil adları ile önceki kararlara ilişkin başvurucu adları metinden çıkarılmıştır.

🔎 Soruşturmada atılmayan adımlar

Mahkeme, savcılığın başvurucunun ifadesini almasını ve ilgili evrakı getirtmesini olumlu adımlar olarak kaydetmiş; ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için zorunlu usul işlemlerinin ihmal edildiğini belirlemiştir. Kararda sayılan eksiklikler şunlardır:

  • Olayın koşullarının şüpheye yer bırakmayacak biçimde tespiti için hiçbir tanık araştırması yapılmamıştır.
  • İddiayı doğrudan destekleyen ve görgüsü ilk dosyada açıkça yer alan tanığın ifadesine şikâyet soruşturmasında başvurulmamıştır.
  • Müdahalede bulunduğu ileri sürülen kolluk görevlilerinin kimlikleri tespit edilmemiş, beyanları alınmamıştır.
  • Başvurucunun yapabileceğini açıkça belirttiği teşhis işlemi gerçekleştirilmemiştir.
  • İddiaların odağındaki kolluk aracı dâhil, olayın geçtiği tüm alanları kapsayan kapsamlı bir kamera araştırması yapılmamıştır.

Bu liste, kararın pratik ağırlık merkezidir. Mahkeme sonucu, şüphelilerin suçlu olup olmadığı üzerinden değil, soruşturmanın bu sorunun cevabını bulmaya elverişli biçimde yürütülüp yürütülmediği üzerinden kurmuştur.

📝 Şüphelilerin tuttuğu tutanaklar ve bağımsızlık

Kararın ikinci önemli tespiti, delillerin kaynağına ilişkindir. Başsavcılık, kovuşturmaya yer olmadığı kararını münhasıran başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyasındaki verilere, yani iddiaların odağındaki kolluk görevlilerince düzenlenen belgelere dayandırmıştır. Bu belgelerin doğruluğu bağımsız unsurlarla araştırılmamıştır.

Mahkeme, olayın şüphelisi konumundaki kişilerce düzenlenen, doğruluğu denetlenmeyen ve başka bağımsız delillerle desteklenmeyen tutanakların tek başına karara esas alınmasının soruşturmanın bağımsızlığını zedelediğini vurgulamıştır. Ayrıca savcılık kararında polislerin orantılı güç kullandığı kabul edilmiş, ancak başvurucunun güç kullanılmasını gerektiren hangi somut, saldırgan veya direnç içeren davranışta bulunduğu açıklanmamıştır. Tanığın aksi yöndeki beyanı ise hiç değerlendirilmemiştir.

Kötü muamele yasağının maddi boyutu, yani başvurucuya fiilen kötü muamele yapılıp yapılmadığı ise incelenmemiştir. Mahkemeye göre etkili soruşturma yapılmadığı için olgular bu değerlendirmeyi mümkün kılacak açıklığa kavuşmamıştır. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yaşam hakkı alanındaki benzer bir uygulaması için sitedeki 15 yıl süren yaralama davası kararına bakılabilir.

🚫 Kabul edilemez bulunan diğer şikâyetler

Başvurucu, gözaltının ve araçta bekletilmenin hukuka aykırı olduğunu da ileri sürmüştür. Mahkeme bu şikâyetin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi kapsamında açılacak tazminat davasında incelenebileceğini, bu yol tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığını belirterek başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. CMK m.141/1-a, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan kişilerin maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebileceğini düzenlemektedir.

Başvurucunun “avukatlık mesleğinin güvencesi” hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyeti ise Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile ek protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez sayılmıştır. Başvurucunun mesleği, kararda olayın arka planı olarak yer almakla birlikte ayrı bir hak ihlali başlığı oluşturmamıştır.

🔁 Yeniden soruşturma ve tazminat

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine göre ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Mahkeme bu çerçevede yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirterek kararın bir örneğini Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

Kararda önemli bir sınır da çizilmiştir: Hak ihlali kararı, şüpheliler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmez. Delilleri değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi yeniden yürütülecek soruşturmada da savcılığa aittir. Yükümlülük, sonucun değil, sürecin niteliğine ilişkindir.

Bunun yanında, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek manevi zarar için başvurucunun talebiyle sınırlı olarak net 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Ayrıca 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kötü muamele yasağının farklı bir görünümü olan sınır dışı etme bağlamındaki usul güvenceleri için sınır dışında incelenmeyen risk kararı da incelenebilir.

❓ Sık sorulan sorular

Adli raporda ciddi bir bulgu yoksa kötü muamele iddiası savunulabilir sayılır mı?

Bu kararda raporda yalnızca bileklerde hassasiyet bulunmasına rağmen, olaydan hemen sonra ve bağımsız biçimde alınmış bir tanık beyanı iddiayı desteklediği için iddia savunulabilir kabul edilmiştir. Değerlendirme, dosyadaki delillerin bütününe göre yapılmıştır.

Mahkeme polislerin kötü muamele yaptığını tespit etti mi?

Hayır. Mahkeme yalnızca usul boyutunda, yani soruşturmanın etkili yürütülmediği yönünde ihlal bulmuştur. Maddi boyut, olgular yeterince aydınlatılmadığı için ayrıca incelenmemiştir.

Yeniden soruşturma mutlaka dava açılmasıyla mı sonuçlanır?

Kararda bunun böyle olmadığı açıkça belirtilmiştir. İhlal kararı, şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını zorunlu kılmaz; delilleri değerlendirme yetkisi soruşturma makamındadır.

Gözaltının hukuka aykırılığı neden incelenmedi?

Mahkeme, bu şikâyetin CMK m.141 kapsamındaki tazminat davasında ileri sürülebileceğini, bu yol tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığını belirterek şikâyeti kabul edilemez bulmuştur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan şikâyet, ifade, tutanak ve savcılık kararına dayanır; başvurucunun, tanığın ve kolluk görevlilerinin kimlikleri yazıya alınmamıştır. Kararda kötü muamele iddiasının maddi boyutu incelenmemiş, yalnızca soruşturmanın etkililiği değerlendirilmiştir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Olgu ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu