Emsal KararlarForex Hukukuİcra Hukuku

Eksi Bakiyede Süren İşlemler – İstanbul BAM 14. HD 2026/191

Yatırım hesabı eksi bakiyeye düştüğünde aracı kurumun ne yapması gerektiği, sermaye piyasası mevzuatında belirli kurallara bağlanmıştır: müşterinin yazılı onayı yoksa borç ya tamamlatılmalı ya da hesap tasfiye edilmelidir. Peki aracı kurum bu kuralı uygulamaz, hesabı aylarca açık tutar ve müşteri de emir vermeye devam ederse, büyüyen borçtan kim sorumlu olur? Müşteri “hesabın kapatılması gerekiyordu, sonraki zarar benim değil” diyebilir mi? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, aracı kurumun başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında bu soruya müşteri aleyhine cevap vermiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 05.02.2026 tarihli ve E.2022/1521, K.2026/191 sayılı kararıyla, eksi bakiyeye düşen hesabı tasfiye etmeyen aracı kurumun bu tutumunun taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini etkilemediğini; işlemlerden haberdar olan ve emir vermeyi sürdüren müşterinin hesapta oluşan borçtan sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Faiz yönünden ise sözleşmedeki %21 oran esas alınmış, bileşik faizle şişirilen kısım alacaktan çıkarılmıştır. Her iki tarafın istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

Kısa özet: Davalı müşteri, 2017 yılında davacı aracı kurumda hesap açarak hisse senedi işlemlerine başlamıştır. Hesap 23.01.2018’de 5.031,61 TL artı bakiyedeyken 24.01.2018’de ilk kez 9.321,59 TL eksi bakiyeye düşmüş; aracı kurum hesabı tasfiye etmemiş, müşteri de işlem yapmayı sürdürmüştür. Aracı kurum, borcun ödenmemesi üzerine ihtiyati haciz kararı alarak 881.079,63 TL asıl alacak için icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, bileşik faizle oluşan kısmı çıkararak 449.851,30 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline, %21 temerrüt faizine ve icra inkâr tazminatına karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı yerinde bulmuştur.

📉 Eksi bakiyeye düşen hesap ve icra takibi

Karar metnine göre davacı, borsada aracılık faaliyeti yürüten bir aracı kurumdur. Taraflar arasında 15.09.2017 tarihli Alım Satıma Aracılık Çerçeve Sözleşmesi, Elektronik Ortamda Emir İletimine İlişkin Çerçeve Sözleşme, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alımına İlişkin Çerçeve Sözleşme, açığa satış ve türev araçlara ilişkin çerçeve sözleşmeler ile risk bildirim formları, müşteri tanıma formu ve uygunluk testi bulunmaktadır. Davalı müşteri, 20.09.2017 tarihinden itibaren hesap üzerinden işlem yapmaya başlamıştır.

Aracı kurumun anlatımına göre müşterinin 24.04.2018 itibarıyla 1.195.942,99 TL borcu bulunmaktadır. Noter aracılığıyla ihtar çekilmiş, ardından İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alınmış ve İstanbul 6. İcra Müdürlüğünde 881.079,63 TL asıl alacak, ihtiyati haciz masrafı ve vekâlet ücretiyle birlikte toplam 881.664,83 TL için ilamsız takip başlatılmıştır. Müşterinin itirazı üzerine aracı kurum İİK m.67 uyarınca itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı talebiyle dava açmıştır.

🛑 Müşterinin savunması: hesap kapatılmalıydı

Davalı müşteri, borcun büyümesinin aracı kurumun tutumundan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Savunmanın ana başlıkları şunlardır:

  • Hesap 24.01.2018’de ilk kez eksi bakiyeye düştüğünde aracı kurumun özkaynak tamamlama bildirimi göndermesi, hesabı tasfiye etmesi ve yeni emir kabul etmemesi gerekirdi.
  • Hesap tasfiye edilmeyerek borçlu bırakılmış, işlemler müşterinin bilgisi ve talimatı dışında sürdürülmüş, %60 ile %75 arasında değişen temerrüt faizleriyle bakiye sürekli yükseltilmiştir.
  • Kredili işleme dönüşüm için müşterinin yazılı onayı gerekir; böyle bir onay olmadığına göre yüksek faiz uygulanamaz.
  • Müşteri tacir değildir; temerrüt faizi en fazla %18 olabilir, aşan kısım indirilmelidir.

İstinaf aşamasında ayrıca, 24.01.2018 sonrasındaki işlemlerin müşteriye ait olmayan farklı IP adreslerinden yapıldığı da ileri sürülmüştür.

🏛️ İlk derece mahkemesinin kısmi kabul kararı

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 19.12.2021 tarihli, 2018/950 E., 2021/1081 K. sayılı kararıyla davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkemeye göre uyuşmazlık; işlemlerin müşteri tarafından yapılıp yapılmadığı, eksi bakiye hâlinde işlem yapılmaması kuralının borca etkisi ve faiz oranı noktalarında toplanmaktadır.

Mahkeme, SPK’nın Seri: V, No: 65 sayılı kredili işlemler tebliğinin 16 ve devamı maddelerine göre, takas günü itibarıyla ödenmeyen tutarın kredi işlemi sayılabilmesi için sözleşmede hüküm bulunması ve müşterinin yazılı onayının alınması gerektiğini; somut olayda yazılı onay olmadığından hesabın tasfiye edilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Ancak tasfiye edilmesi gereken bir hesapta yeni işlemlere izin verilmesinin işlemlerin geçerliliğine etki etmeyeceğini, bu durumun varsa ancak SPK nezdinde yaptırım konusu olabileceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak 449.851,30 TL asıl alacak ile ihtiyati haciz masraf ve vekâlet ücreti yönünden itirazın iptaline, işleyecek faiz yönünden %21 oranına kadar itirazın iptaline, 89.970,26 TL icra inkâr tazminatına ve aracı kurum hakkında gereğinin takdiri için SPK’ya bildirimde bulunulmasına karar verilmiştir.

⚖️ İstinaf incelemesi ve sonuç

Aracı kurum; kök ve ek bilirkişi raporları arasındaki rakamsal çelişkiyi, uygulanan faizin mevzuata uygun olduğunu ve SPK’ya bildirim kararının taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Müşteri ise yukarıdaki savunmalarını tekrarlamıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, aracı kurumun yazılı onay almadan temerrüt uygulamasına devam ettiğini ve 24.01.2018’deki borcu tasfiye etmediğini tespit etmekle birlikte şu sonuca ulaşmıştır: müşteri alış ve satış emirleri vermeye devam etmiş, işlem sonuçlarını e-posta yoluyla almış, hesap hareketlerinden haberdar olmuştur; dolayısıyla müşterinin iradesi de borç ilişkisinin sürdürülmesi yönündedir. Bu nedenle hesap ilişkisinde ortaya çıkan borçtan müşteri sorumludur.

Daire, yazılı onay bulunmaksızın hesabı tasfiye etmeyen aracı kurumun işlemlere devam etmesinin bir yaptırımı varsa bunun SPK tarafından değerlendirilmesi gerektiğini; tüm işlemlerin müşterinin talebi ve onayıyla yapıldığı tespit edildiğinden bu hususun taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini etkilemeyeceğini belirtmiştir. Her iki tarafın istinaf başvurusu HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiş; karar oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr kaynağından alınmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔐 Elektronik emirler ve log kayıtları

Müşterinin “işlemleri ben yapmadım” savunması, bilirkişinin teknik incelemesiyle karşılanmıştır. Hükme esas alınan raporda şu kayıtlar birlikte değerlendirilmiştir:

  • Müşterinin hesabını elektronik yollarla görüntülediğine dair erişim (log) kayıtları,
  • 01.01.2018 – 07.01.2019 arasında aracı kurumdan müşteriye gönderilen e-postaların kayıtları ve rastgele seçilen e-posta içerikleri,
  • Aynı dönemde müşteri tarafından verilen tüm emirlerin log kayıtları ve hesap dökümleri,
  • Kullanıcı bilgileri ile şifre güvenliğinin sözleşme gereği müşteriye ait olması.

Daire, işlemlerin izinsiz yapıldığına, müşterinin haberinin olmadığına veya işlemlerin başkası tarafından gerçekleştirildiğine dair somut bir delil sunulmadığını belirtmiştir. Müşteriyi tanıma kuralı bakımından da aracı kuruma yüklenebilecek bir eksiklik görülmemiştir. Kararda, elektronik ortamda verilen emirlerde ispatın büyük ölçüde sistem kayıtlarına dayandığı açıkça görülmektedir.

📊 Faiz oranı ve bileşik faiz sınırı

Kararın müşteri lehine olan kısmı faiz hesabıdır. Sözleşmelerde BİST repo faizine bağlı yüksek oranlar ve kredili alım sözleşmesinde %300 fazlasına kadar temerrüt faizi öngörülmüş olsa da, mahkemeler 15.09.2017 tarihli müşteri bilgi formunda taraflarca imzalanan %21 kredi faiz oranını esas almıştır. Eksi bakiyeden sonraki işlemler kredili işlem niteliğinde kabul edildiğinden, 3095 sayılı Kanun gereğince akdi faiz temerrüt faizi olarak uygulanmıştır.

Bilirkişi incelemesinde, aracı kurumun 881.079,63 TL’lik asıl alacağa bileşik faiz uygulayarak ulaştığı tespit edilmiştir. TTK m.8/2’ye göre faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesi yalnız cari hesaplar ile her iki taraf bakımından ticari iş niteliğindeki ödünç sözleşmelerinde, üç aydan az olmamak üzere mümkündür ve bu hüküm sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz; aykırı işletilen faiz yok hükmündedir. Mahkemeler, somut olayda bileşik faiz hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek asıl alacak içindeki işlemiş faizi çıkarmış; takip talebinde ayrı bir işlemiş faiz kalemi bulunmadığından bu konuda hüküm kurulamayacağını açıklamıştır. Talebi aşan bir karar verilmediği için aracı kurumun buna yönelik itirazı da reddedilmiştir.

Aracı kurumun kredili işlemlerde resen satış yetkisine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için serideki kredili hisse işleminde özkaynak ve resen satış kararı incelenebilir.

❓ Akla gelen sorular

Aracı kurum hesabı tasfiye etmediyse müşteri borçtan kurtulur mu?

Bu kararda kurtulmadığı kabul edilmiştir. Mahkemeler, tasfiye edilmesi gereken hesapta işlemlere izin verilmesinin işlemlerin geçerliliğini etkilemediğini, müşteri emir vermeyi sürdürdüğü ve hesap hareketlerinden haberdar olduğu için borçtan sorumlu olduğunu belirtmiştir.

Aracı kurumun mevzuata aykırı davranışının hiçbir sonucu yok mu?

Kararda bu davranışın taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini etkilemeyeceği, ancak bir yaptırımı varsa SPK tarafından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi de gereğinin takdiri için SPK’ya bildirimde bulunulmasına karar vermiştir.

Talep edilen alacak neden yaklaşık yarıya indi?

Bilirkişi, takipteki asıl alacağın bileşik faiz uygulanarak oluşturulduğunu saptamıştır. TTK m.8 uyarınca bileşik faiz koşulları bulunmadığından işlemiş faiz kısmı asıl alacaktan çıkarılmış ve itirazın iptali 449.851,30 TL asıl alacakla sınırlı tutulmuştur.

Müşteri, tacir olmadığı için yasal faizle sınırlı tutulmadı mı?

Hayır. Eksi bakiyeden sonraki işlemler kredili işlem niteliğinde kabul edilmiş ve taraflarca imzalanan müşteri bilgi formundaki %21 oran, 3095 sayılı Kanun gereğince temerrüt faizi oranı olarak uygulanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgilerine iletişim sayfasından, serideki diğer kararlara Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan bölge adliye mahkemesi karar metninden derlenmiştir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiştir ve Yargıtay incelemesi sonucunda değişebilir. Eksi bakiyeye düşen yatırım hesaplarında sorumluluk; imzalanan çerçeve sözleşmelere, müşterinin işlemlerden haberdar olup olmadığına, elektronik kayıtlara ve uygulanan faiz oranına göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu