Bedelsiz Borsa İstanbul Payı – Yargıtay 11. HD 2025/5500

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu yürürlüğe girdiğinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) tarihe karıştı ve yerini anonim şirket olarak kurulan Borsa İstanbul aldı. Kanun koyucu bu dönüşümde borsanın mevcut üyelerini de unutmadı: Borsa İstanbul sermayesinin yüzde dördü, İMKB’nin mevcut üyelerine eşit ve bedelsiz olarak devredilecekti. Ancak dönüşüm sırasında yetki belgelerini başka bir kuruluşa satmak üzere olan bir aracı kurum için kritik bir soru doğdu: Kanunun dağıttığı bedelsiz pay, belgeleri satan eski kuruma mı, yoksa belgeleri satın alıp faaliyeti sürdüren yeni kuruma mı aittir?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.09.2025 tarihli ve E.2025/1449, K.2025/5500 sayılı kararıyla, yetki belgelerini satan aracı kurumun açtığı pay devri davasını reddeden ilk derece mahkemesi kararını oybirliğiyle onamıştır. İlk derece mahkemesi, daha önce verilen bozma kararına uyarak yaptığı yargılamada payların belgeleri satın alan tarafa ait olduğunu kabul etmiş; satıcının aksi yöndeki talebini dürüstlük kuralına aykırı bulmuştur.
- Borsa İstanbul’un kuruluşu ve üyelere bedelsiz pay
- Yetki belgelerinin satışından pay dağıtımına
- Tarafların karşılıklı tezleri
- İlk derece mahkemesinin gerekçesi ve Yargıtay onaması
- Hukuki analiz: payın “yetki belgesinin yararı” sayılması
- Dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış
- Sermaye piyasası işlemlerinde pratik sonuçlar
- Merak edilenler
🏛️ Borsa İstanbul’un kuruluşu ve üyelere bedelsiz pay
6362 sayılı Kanun’un 138. maddesi, borsacılık faaliyetlerinde bulunmak üzere Borsa İstanbul Anonim Şirketinin kurulmasını düzenler. Maddenin beşinci fıkrasına göre esas sözleşmenin tescili ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının ve İstanbul Altın Borsasının her türlü varlıkları, borçları, alacakları, hakları ve yükümlülükleri Borsa İstanbul’a devrolunmuş sayılır.
Uyuşmazlığın kalbinde yer alan hüküm ise altıncı fıkranın (a) bendidir. Buna göre esas sözleşmenin tescil ve ilanını müteakip sermayenin yüzde dördü İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının mevcut üyelerine, binde üçü İstanbul Altın Borsasının mevcut üyelerine eşit ve bedelsiz olarak; yüzde birine tekabül eden kısmı ise Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğine bedelsiz olarak devredilir.
Kanun “mevcut üye” kavramını tanımlamamıştır. Bu nedenle üyelik statüsünün el değiştirdiği geçiş dönemlerinde, payın kime düşeceği sorusu kanun metninden çok taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yorumuna bağlı hâle gelmiştir.
📅 Yetki belgelerinin satışından pay dağıtımına
Karar metninden anlaşılan olay sırası şu şekildedir:
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 09.07.1990 – 11.04.2013 | Davacı, SPK ve İMKB gözetiminde aracı kurum olarak faaliyet gösterir. |
| 21.06.2012 | Davacının yönetim kurulu, yetki belgelerinin dava dışı katılım bankası lehine iptali için SPK’ya başvurma kararı alır; aynı tarihli “Yetki Belgeleri Satış Sözleşmesi” imzalanır. |
| 30.12.2012 | 6362 sayılı Kanun yürürlüğe girer. |
| 26.02.2013 | SPK, davacının yetki ve izin belgelerinin iptaline karar verir. |
| 11.04.2013 | Davalı borsa şirketinin yönetim kurulu, davacıyı üyelikten çıkarır. |
| 04.07.2013 | Borsa İstanbul’un 2013/17 sayılı yönetim kurulu kararıyla 15.971.094 adet C grubu pay, katılım bankasının kurduğu yatırım menkul değerler şirketine bedelsiz devredilir (18.07.2013’te bildirilir). |
| 03.09.2013 | Davacı, borsa şirketine noter ihtarnamesi gönderir; sonuç alınamaz ve dava açılır. |
🗣️ Tarafların karşılıklı tezleri
Davacı aracı kurum, 6362 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 30.12.2012 tarihinde ve hatta Borsa İstanbul esas sözleşmesinin tescil edildiği tarihte İMKB üyeliğine sahip bir aracı kurum olduğunu, buna rağmen pay dağıtımının dışında bırakıldığını savunmuştur. Davacıya göre kendisine verilmesi gereken pay, katılım bankasının kurduğu diğer davalı şirkete aktarılmıştır. Bu nedenle 15.971.094 adet nama yazılı C grubu payın kendisine devrini ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesini istemiştir.
Payları alan davalı yatırım kuruluşu, satış sözleşmesinin imzalandığı 21.06.2012 tarihinden itibaren yetki belgesi, aracılık faaliyetleri ve borsa üyeliğinden kaynaklanan tüm hak ve borçların kendisine geçtiğini, bu tarihten sonra davacıya tahakkuk eden harç ve aidatları da kendisinin ödediğini ileri sürmüştür.
Borsa şirketi ise pay devirlerinin 6362 sayılı Kanun’a uygun yapıldığını, devir kararının alındığı 04.07.2013 tarihinde davacının üye sıfatını taşımadığını ve talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunmuştur.
⚖️ İlk derece mahkemesinin gerekçesi ve Yargıtay onaması
Asliye ticaret mahkemesi, Yargıtay’ın daha önceki bozma kararına uyarak yaptığı yargılamada davayı reddetmiştir. Gerekçenin ana halkaları şunlardır:
- “Yetki Belgeleri Satış Sözleşmesi”nin konusu, ekonomik değer ve yarar taşıyan, bir işin yapılması için gerekli ruhsat ve yetki belgeleridir.
- Sözleşmede aksi belirtilmediğinden, belgelerin satışı; bu belgelerle sermaye piyasasında faaliyet gösterme ve borsaya üye olma neticesine dayalı olarak İMKB üyeliğinden doğacak payları da kapsar.
- Belgelerin alıcıya geçmesi için davacının yapması gerekenlerin tamamı 6362 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmıştır. Böylece alıcı yatırım kuruluşu, kanundan önce faaliyet için gerekli tüm belgelerin sahibi hâline gelmiştir.
- SPK’nın ve Borsa İstanbul’un kanunun yürürlüğünden sonra aldığı kararlar, belgelerin ve üyeliğin alıcıya ait olduğunu açıklayıcı nitelikte kararlardır.
- Davacı, satıştan sonra belgeler nedeniyle kendisine tahakkuk eden hizmet, aidat ve harç bedellerinin alıcı tarafından ödenmesini yazıyla istemiş ve bu bedeller ödenmiştir. Bedelleri karşı tarafa ödettirip belgelerin yararı niteliğindeki borsa üyeliğinin kendisine ait olduğunu iddia etmek TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırıdır.
Mahkeme ayrıca 06.02.2025 tarihli ek kararla, karar henüz kesinleşmediği gerekçesiyle davalının teminat mektubunun iadesi talebini o aşamada reddetmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “kanun gereği diğer davalıya bedelsiz verilen hisselerin aidiyeti” davası olarak nitelendirmiştir. Hükmün HMK 373/4 uyarınca uyulan bozma kararı gereğince verildiğini belirterek hem asıl karara hem de ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı 18.09.2025 tarihinde kesin olarak, oybirliğiyle onamıştır.
🔍 Hukuki analiz: payın “yetki belgesinin yararı” sayılması
Kararın en dikkat çekici yönü, kanunla dağıtılan bir payın, taraflar arasındaki özel hukuk sözleşmesinin kapsamına dahil edilmesidir. Davacı, kanuni dağıtım ölçütünü “mevcut üye” sıfatına bağlayarak şekli bir yaklaşım benimsemiştir. Mahkeme ise maddi bir değerlendirme yapmıştır:
- Belgeyle üyelik arasındaki bağ: Borsa üyeliği, aracılık yetki belgelerinin bir sonucudur. Belgeler satılınca, bu belgelerin sağladığı ekonomik yararlar da kural olarak alıcıya geçer.
- Sözleşmenin susması: Satış sözleşmesinde payların satıcıda kalacağına dair bir kayıt yoktur. Mahkeme bu sessizliği alıcı lehine yorumlamıştır.
- Zamanlama: Satıcı tarafından yapılması gereken işlemler kanunun yürürlüğünden önce tamamlanmıştır. Sonraki SPK ve borsa kararları yeni bir hak yaratmamış, var olan durumu açıklamıştır.
- Kanuni dağıtımın amacı: Bedelsiz pay, borsanın faaliyetini sürdüren üyelerine yöneliktir. Faaliyeti fiilen sürdüren ve üyelik giderlerini karşılayan taraf alıcıdır.
Bu yaklaşım, sermaye piyasasında lisans ve yetki belgesi devirlerinin yalnızca bir “izin” devri olarak değil, bu izne bağlı ekonomik değerlerin bütünüyle devri olarak okunabileceğini göstermektedir.
🤝 Dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış
Kararı destekleyen ikinci sütun, çelişkili davranış yasağıdır. Davacı, satıştan sonra yetki belgeleri nedeniyle kendisine tahakkuk eden hizmet, aidat ve harç bedellerinin alıcı tarafından ödenmesini istemiş ve bu ödemeler yapılmıştır. Mahkeme, bir yandan belgelerin yükünü karşı tarafa yükleyip diğer yandan bu belgelerin yararı olan payı kendisi için talep etmeyi TMK 2 kapsamında değerlendirmiştir.
Bu tespit, ispat bakımından da önem taşır. Tarafların sözleşme sonrasındaki fiilî davranışı, yani giderleri kimin üstlendiği ve yazışmalarda kimin hangi sıfatla hareket ettiği, sözleşmenin kapsamının belirlenmesinde belirleyici delil hâline gelmiştir. Yargılamada davacının alıcıya gönderdiği yazı, bu çelişkiyi ortaya koyan temel belge olmuştur.
📌 Sermaye piyasası işlemlerinde pratik sonuçlar
Karar, aracı kurum devirleri, yetki belgesi satışları ve birleşme benzeri yapılanmalar bakımından şu sonuçları öne çıkarmaktadır:
- Sözleşmede açıkça düzenlenmeyen yan haklar (bedelsiz paylar, üyelikten doğan menfaatler gibi), belgenin ekonomik yararı olarak alıcıya ait kabul edilebilir.
- Kanuni bir dağıtımda “mevcut üye” sıfatı tek başına belirleyici olmayabilir; tarafların iç ilişkisi ve devir işlemlerinin tamamlanma tarihi değerlendirilir.
- Devir sonrası giderlerin karşı tarafa ödettirilmesi, sonradan yararlar üzerinde hak iddiasını zayıflatan bir olgu olarak değerlendirilebilir.
- Uyulan bozma kararı üzerine verilen hükümlerde temyiz denetimi, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediğiyle sınırlı kalabilmektedir.
Pay sahipliği ve pay defteri kaydına ilişkin diğer uyuşmazlıklar için serideki genel kurula alınmayan borsa şirketi pay sahibi ve kaydileştirilmeyen hisse ve Yatırımcı Tazmin Merkezi yazılarına bakılabilir.
💬 Merak edilenler
6362 sayılı Kanun İMKB üyelerine ne kadar pay dağıttı?
Kanun’un 138/6-a maddesine göre Borsa İstanbul sermayesinin yüzde dördü İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının mevcut üyelerine, binde üçü İstanbul Altın Borsasının mevcut üyelerine eşit ve bedelsiz olarak, yüzde biri ise Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğine bedelsiz olarak devredilmiştir. Bu davada uyuşmazlık konusu olan pay sayısı 15.971.094 adet nama yazılı C grubu paydır.
Kanun yürürlüğe girdiğinde üye olmak payı almaya yetmez mi?
Bu dosyada yetmemiştir. Mahkeme, davacının yetki belgelerini kanundan önce sattığını ve devir için gereken her şeyi kanun yürürlüğe girmeden yaptığını, sonraki SPK ve borsa kararlarının yalnızca bu durumu açıkladığını kabul etmiştir. Satış sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadığından, üyelikten doğacak paylar da alıcıya ait sayılmıştır.
Dürüstlük kuralı kararda nasıl bir rol oynadı?
Davacı, satıştan sonra belgeler nedeniyle doğan hizmet, aidat ve harç bedellerini alıcıya ödettirmiştir. Mahkeme, bu giderleri karşı tarafa yükleyip belgelerin yararı olan üyelikten doğan payı kendisi için istemeyi TMK 2. maddesine aykırı bulmuştur.
Yargıtay neden ayrıntılı bir gerekçe yazmadı?
İlk derece mahkemesi, Yargıtay’ın daha önceki bozma kararına uyarak hüküm kurmuştur. HMK 373/4 uyarınca bozmaya uygun verilen kararın temyiz incelemesinde Daire, hükmün bozma kararı gereğince verildiğini tespit ederek temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı kesin olarak onamıştır. Teminat mektubunun iadesine ilişkin ek karara yönelik itirazlar da reddedilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir yetki belgesi satış sözleşmesinin kapsamına ve tarafların sözleşme sonrası davranışlarına ilişkin somut bir uyuşmazlıkta verilmiştir; sözleşme hükümleri, devir tarihleri ve tarafların fiilî davranışları farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Sermaye piyasası mevzuatından doğan pay, üyelik ve devir uyuşmazlıklarında her dosyanın kendi belgeleriyle değerlendirilmesi gerekir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



