BES’te Talimatsız Fon Değişimi – Yargıtay 11. HD 2026/1222

Bireysel emeklilik sistemi çoğu katılımcı için “kenara konan para” gibi görünse de, birikimin hangi fonlarda değerlendirileceği tercihi doğrudan bir yatırım kararıdır. Hisse senedi fonu ile likit fon arasındaki tercih, yıllar içinde birikimin değerinde ciddi farklar yaratabilir. Peki emeklilik şirketi, katkı payı ödeyen kişinin açık talimatının tersine bir fon dağılımı uygularsa ortaya çıkan zarar nasıl talep edilir, dava kim tarafından açılabilir ve zarar miktarı dava açılırken bilinemiyorsa ne olur?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.03.2026 tarihli ve E.2025/4407, K.2026/1222 sayılı kararıyla, talimata aykırı fon alımı nedeniyle açılan davada ilk derece mahkemesinin direnme kararını, Hukuk Genel Kurulunun belirsiz alacak yönündeki değerlendirmesinden sonra esas yönünden de inceleyerek oybirliğiyle onamıştır. Böylece davacı lehine 625.356,00 TL tazminata hükmedilen karar onanmış; katılımcısı başka bir kişi olan iki sözleşme yönünden ise davanın aktif husumet yokluğundan reddi yerinde görülmüştür.
📊 Uyuşmazlığın konusu: tersine işlenen fon talimatı
Davacı, davalı emeklilik şirketiyle toplam sekiz adet bireysel emeklilik sözleşmesi imzalamıştır. Bu sözleşmelerin bir kısmında katılımcı davacının kendisi, bir kısmında ise başka bir kişidir; davacı bu sözleşmelerde katılımcı hesabına katkı payı ödeyen sıfatını taşımaktadır.
Davacının iddiasına göre 15.12.2011 tarihinde diğer davalı ile şu esaslarda mutabık kalınmıştır:
- Mevcut birikimin yüzde yüzü büyüme amaçlı hisse senedi fonunda kalacaktır.
- Devam eden aylık katkı payı ödemeleri karma likit fonda değerlendirilecektir.
Davacı, davalıların bu talebin tam tersine işlem yaptığını ve bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek zararın tespitini ve şimdilik 20.000,00 TL’nin tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında 05.04.2016 tarihli dilekçesiyle talep sonucunu 782.722,89 TL’ye çıkarmıştır.
Emeklilik şirketi ise davacının talimatı dışında işlem yapmadığını, yıllık hesap bildirim cetvellerinin davacıya gönderildiğini, sonrasında fon dağılım oranlarının ya da planın değiştirilmesine ilişkin bir talimat gelmediğini ve işlemlerin davacının bizzat imzaladığı “fon dağılım oranları değişikliği talep formu”na uygun yapıldığını savunmuştur.
🔄 Bozma, direnme ve Hukuk Genel Kurulu
Dosya, yaklaşık on yıla yayılan çok aşamalı bir yargılamadan geçmiştir. Karar metninden izlenebilen süreç şöyledir:
| Aşama | Sonuç |
|---|---|
| İlk hüküm (22.05.2018) | Asliye ticaret mahkemesi davayı belirsiz alacak davası olarak kabul edip yasal faize hükmeder. |
| Yargıtay bozması | 11. Hukuk Dairesi kararı bozar. |
| Direnme (E.2020/306, K.2020/880) | Mahkeme bozmaya kısmen uyar: iki sözleşme yönünden aktif husumet yokluğundan ret; kalan sözleşmeler yönünden belirsiz alacak gerekçesinde direnerek kısmen kabul. |
| Daire incelemesi | Daire bozma kararını yerinde bulur, dosyayı HMK 373/5 uyarınca Hukuk Genel Kuruluna gönderir. |
| HGK (11.02.2025, E.2023/11-577, K.2025/32) | Direnme kararı yerinde bulunur; esasa ilişkin itirazların incelenmesi için dosya Daireye gönderilir. |
| Daire (03.03.2026) | Duruşmalı inceleme sonunda tüm temyiz itirazları reddedilir, direnme kararı onanır. |
Hukuk Genel Kuruluna göre talep edilen zarar miktarı, davalı tarafın vereceği bilgiler ve/veya tahkikat ile tespit edilebilecek niteliktedir. Bu nedenle davacının, dava tarihinde uğradığı iddia olunan zararın miktarını tam ve kesin olarak belirleyemeyeceği; talep edilen tazminatın belirsiz alacak niteliğinde olduğu ve davacının HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilmiştir.
✅ Dairenin son incelemesi ve onama
Hukuk Genel Kurulu kararından sonra Daire, uyuşmazlığı “bireysel emeklilik sözleşmelerine dayalı olarak talimata aykırı fon alımı yapıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin belirsiz alacak davası” olarak nitelendirmiştir. Daire, direnme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık görmemiştir.
Kararın faiz yönünden kısa ama önemli bir tespiti de vardır: Mahkemenin 22.05.2018 tarihli ilk hükmünde yasal faize hükmedilmiş ve davacı bu karara karşı temyiz yoluna başvurmamıştır. Daire, bu durumun davalılar yararına usuli müktesep hak doğurduğunu belirterek faiz türüne ilişkin itirazları da yerinde görmemiştir.
Sonuç olarak tarafların tüm temyiz itirazları reddedilmiş, direnme kararı 03.03.2026 tarihinde oybirliğiyle onanmıştır. Duruşmalı yapılan inceleme nedeniyle taraflar lehine ayrı ayrı 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
👥 Katkı payı ödeyen ile katılımcı ayrımı
Kararın uygulamada en çok karşılaşılacak yönlerinden biri, aktif dava ehliyetine ilişkindir. Bireysel emeklilik sisteminde birikimin sahibi katılımcıdır. Bir başkası, örneğin aile bireyi, katılımcı adına katkı payı ödeyebilir; ancak bu ödeme onu sözleşmenin katılımcısı yapmaz.
- Mahkeme, sekiz sözleşmeden ikisinde katılımcının dava dışı bir kişi olduğunu tespit etmiştir.
- Katılımcının haklarının katkı payı ödeyen davacı tarafından kullanılamayacağı kabul edilmiştir.
- Bu iki sözleşmeye dayalı talep, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş; Yargıtay bu sonucu da onamıştır.
- Davacının kendisinin katılımcı olduğu sözleşmeler yönünden ise talep esastan incelenmiş ve kısmen kabul edilmiştir.
Dolayısıyla aynı kişi tarafından finanse edilen birden fazla emeklilik hesabında, her sözleşmenin katılımcısının kim olduğu, dava hakkının kime ait olduğunu belirleyen temel ölçüttür.
🧮 Zarar hesabı neden belirsiz alacak sayıldı?
Talimata aykırı fon dağılımından doğan zarar, “olması gereken” fon dağılımı ile “fiilen uygulanan” dağılım arasındaki farkın, her katkı payı ödemesi ve her fon fiyatı için ayrı ayrı hesaplanmasını gerektirir. Bu hesap için gerekli olan fon fiyat geçmişi, işlem tarihleri ve hesap hareketleri büyük ölçüde emeklilik şirketinin kayıtlarındadır.
Hukuk Genel Kurulu bu özelliği belirleyici saymıştır: Zarar miktarı ancak davalının vereceği bilgilerle ve/veya bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkabileceğinden, davacıdan dava tarihinde kesin bir rakam beklenemez. Dosyada da talep, 20.000,00 TL ile başlamış, 782.722,89 TL’ye çıkarılmış ve sonuçta 625.356,00 TL’ye hükmedilmiştir.
📝 Fon dağılım talebinin ispatı
Bu tür davalarda ispat tartışması genellikle iki belge grubu etrafında döner. Davalı emeklilik şirketi, davacının imzaladığı fon dağılım oranları değişikliği talep formuna ve davacıya gönderilen yıllık hesap bildirim cetvellerine dayanmıştır. Davacı ise 15.12.2011 tarihli mutabakatın tam tersine işlem yapıldığını ileri sürmüştür.
Mahkeme, delilleri değerlendirerek kalan sözleşmeler yönünden davayı kısmen kabul etmiş; Yargıtay da delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık görmemiştir. Karar, talep formlarının içeriği, talimatın verildiği tarih ve sonrasında yapılan fon değişikliklerinin kayıtlarının bu davalarda belirleyici olduğunu göstermektedir.
Bireysel emeklilikte aracılar üzerinden yapılan ödemelere ilişkin farklı bir uyuşmazlık serideki emeklilik aracısına ödenen katkı payı yazısında; yatırım danışmanının özen borcu ise portföy yöneticisinin özen borcu yazısında incelenmiştir.
🆕 7589 sayılı Kanun: belirsiz alacak davası kaldırıldı
Kararın dayandığı HMK 107. madde (belirsiz alacak davası), 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK 109. maddeye (kısmi dava) eklenen dördüncü fıkraya göre:
- Alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir.
- Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Bu değişiklikle, bu karardaki gibi zararın sonradan bilirkişi incelemesiyle belirlendiği davalarda talep artırımının hukuki çerçevesi kısmi dava hükümlerine taşınmıştır. Değişiklikten önce açılmış davalara hangi hükmün uygulanacağı, 7589 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirme gerektirir. Yatırım zararlarında talep artırımı ve zamanaşımı ilişkisine dair farklı bir örnek için döviz zararında ıslah ve kur yazısına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Başkası adına katkı payı ödeyen kişi emeklilik şirketine dava açabilir mi?
Bu kararda açamamıştır. Mahkeme, katılımcısı dava dışı bir kişi olan iki sözleşme yönünden katılımcının haklarının katkı payı ödeyen davacı tarafından kullanılamayacağını kabul ederek davayı aktif husumet yokluğundan reddetmiş, Yargıtay bu sonucu onamıştır.
Hukuk Genel Kurulu bu dosyada neyi çözdü?
Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2025 tarihli ve E.2023/11-577, K.2025/32 sayılı kararında, zarar miktarının davalının vereceği bilgiler ve tahkikatla tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu kabul ederek ilk derece mahkemesinin direnme kararını yerinde bulmuştur.
Davacı neden ticari faiz yerine yasal faiz aldı?
Mahkemenin 22.05.2018 tarihli ilk hükmünde yasal faize hükmedilmiş ve davacı bu hükmü temyiz etmemiştir. Yargıtay, bu durumun davalılar yararına usuli müktesep hak doğurduğunu belirtmiştir. Direnme kararında da 625.356,00 TL’ye 22.03.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmıştır.
Belirsiz alacak davası bugün hâlâ açılabilir mi?
HMK 107. madde 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun’la HMK 109. maddeye eklenen hükme göre kısmi davada talep, tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabilmekte ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş sayılmaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, belirli bireysel emeklilik sözleşmelerinde verilen fon dağılım talimatının ve delillerin değerlendirildiği somut bir uyuşmazlığa ilişkindir; talimatın içeriği, imzalı formlar ve hesap kayıtları farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Usul hükümlerinde 7589 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler ve geçiş hükümleri de ayrıca önem taşır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



