Emsal KararlarForex Hukuku

Aracıya Ödenen Katkı Payı – Yargıtay 11. HD 2026/1818

Yatırımını büyütmek isteyen bir kişi, sözleşmeyi yaptığı aracıya güvenip parayı doğrudan onun banka hesabına gönderdiğinde ne olur? Para sisteme hiç girmemişse, zararı kim taşır? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 30.03.2026 tarihli ve E.2025/4792, K.2026/1818 sayılı kararıyla, bireysel emeklilik aracısının hesabına yatırılan ve emeklilik şirketine hiç aktarılmayan katkı paylarından yalnızca aracının sorumlu olduğunu kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.

Karar, yatırım hizmetlerinde çok sık kurulan üçgenin -müşteri, aracı, kurum- sorumluluk dağılımını göstermesi bakımından değerlidir. İlk derece mahkemesi kusuru üçe bölmüş, bölge adliye mahkemesi ise bu dağılımı tamamen değiştirmiştir.

Kısa özet: Davacı, bir emeklilik şirketinin sisteminden yararlanmak amacıyla aracısı konumundaki şirket üzerinden 28.03.2019 başlangıç tarihli üç ayrı sözleşme yaptırmış; planladığı yatırımı artırmak için aracının banka hesabına 28.03.2019 tarihinde 156.000,00 TL, 16.08.2019 tarihinde 225.000,00 TL ve 75.000,00 TL olmak üzere toplam 495.000,00 TL göndermiştir. Sistemden çıkmak istediğinde kendisine 312.000,00 TL iade edilmiş, kalan 183.000,00 TL ödenmemiştir. Samsun 2. Tüketici Mahkemesi kusuru aracıda %50, davacıda %25, emeklilik şirketinde %25 olarak paylaştırmıştır. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ise emeklilik şirketi hakkındaki davayı tamamen reddetmiş, 183.000,00 TL’nin tamamından aracıyı sorumlu tutmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 30.03.2026 tarihinde bu kararı oy birliğiyle onamıştır.

🗂️ Olay: üç sözleşme, 495.000 TL ve aracının hesabı

Dava dilekçesine göre davacı, davalı şirketin sisteminden yararlanmak amacıyla onun aracısı olan diğer davalı limited şirket üzerinden 28.03.2019 başlangıç tarihli üç ayrı sözleşme yaptırmıştır. Sözleşmeler kapsamında davacının aylık olarak kredi kartından 4.000,00 TL, 3.000,00 TL ve 3.000,00 TL katkı payı ödeyeceği kararlaştırılmıştır.

Ancak davacı, yaptırdığı sözleşmelere güvenerek planladığı yatırımı artırma kararı almış ve aracının banka hesabına EFT yoluyla 28.03.2019 tarihinde 156.000,00 TL, 16.08.2019 tarihinde 225.000,00 TL ve yine aynı tarihte 75.000,00 TL göndermiştir. Toplam 495.000,00 TL’lik bu ödemelerin dekontlarında herhangi bir sözleşme numarası yer almamaktadır. Davacı adına düzenlenmiş tahsilat makbuzlarının açıklama kısmında ise “katkı payı, giriş aidatı, ek yatırım, başlangıç kapitali tahsilatı” ifadeleri bulunmaktadır.

Davacı anlık para ihtiyacı nedeniyle sistemden çıkmak istediğinde emeklilik şirketi tarafından kendisine 312.000,00 TL iade ödemesi yapılmış, kalan tutar için bir ödeme yapılmamıştır. Bunun üzerine bakiye 183.000,00 TL alacağının her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiştir.

🚫 Aracının tahsilat yasağı nereden geliyor?

Dosyanın merkezinde, bireysel emeklilik aracısının para tahsil etme yetkisinin bulunmaması vardır. Sözleşmelerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan Bireysel Emeklilik Aracıları Hakkında Yönetmelik’in 19. maddesi şu hükmü taşımaktadır: “Bireysel emeklilik aracısı, hiçbir surette giriş aidatı, katkı payı veya benzeri adlar altında tahsilat yapamaz, emeklilik sözleşmesi çerçevesinde katılımcı ile hiçbir para alışverişinde bulunamaz; katılımcı adına aktarım işlemi yapamaz ve katılımcı adına fon dağılımı oranlarını belirleyemez.”

Aynı yasak, 13.06.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yeni Yönetmelik’in “Bireysel emeklilik aracısının yapamayacağı işler” başlıklı 13. maddesinde de korunmuş; hükme katılımcıya belli bir getiri sağlanacağına ilişkin yazılı veya sözlü taahhütte bulunma ve garanti verme yasağı da eklenmiştir.

Yasağın kanuni dayanağı 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nun 11. maddesidir. Madde, bir yandan şirketi katkıların fona yönlendirilmesini sağlamakla ve aracıların mevzuata uygun hareket etmesini temin edecek tedbirleri almakla yükümlü kılmakta; diğer yandan aracıların yapamayacakları işlere ilişkin esas ve usullerin Kurumca düzenleneceğini öngörmektedir.

⚖️ İlk derece: kusurun üçe bölünmesi

Samsun 2. Tüketici Mahkemesi, kusuru üç tarafa dağıtmıştır.

Aracı şirket %50 kusurlu bulunmuştur: aracılık sözleşmesi hükümlerine aykırı davranarak davacının kendi hesabına yaptığı ödemeleri kabul etmiş, bu ödemeleri emeklilik şirketi hesabına aktarmamış, bu hususta ne davacıya ne de emeklilik şirketine bilgi vermiş ve mevzuattaki tahsilat yasağını ihlal etmiştir.

Davacı %25 kusurlu sayılmıştır: giriş formlarındaki önemli uyarı hükümlerine aykırı biçimde aracıya ödeme yapmış, kendisine verilen müşteri şifresiyle işlemleri sorgulama ve ödenen katkı payları ile getirilerini öğrenme olanağı varken bunu ihmal etmiş, sözleşme katkı payının şirket hesabına yatırılması veya aktarılması sonucu sözleşmenin yürürlüğe gireceğini bilmesine rağmen ödemelerini aracının hesabına yatırmıştır.

Emeklilik şirketi de %25 kusurlu görülmüştür: mahkemeye göre şirket, aracının tahsilat yapmasının yasak olmasına rağmen aracıdan gelen paraları sistemine almış, sonra bu yoldan gelen tahsilatları sigortalılara iade etmiş, yani yasak kapsamındaki işlere bizzat dâhil olmuştur; ayrıca güven kurumu olması nedeniyle objektif özen yükümlülüğü altındadır ve hafif kusurundan dahi sorumludur. Bu dağılıma göre davacıya emeklilik şirketinden 45.750,00 TL, aracıdan 91.500,00 TL ödenmesine karar verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🔄 İstinafın çevirdiği denge

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, kusur paylaşımını tamamen ortadan kaldırmıştır. Kararın gerekçesinde şu tespitler sıralanmıştır:

Ödemeler aracı adına kayıtlı hesaba yapılmıştır ve dekontlarda hangi sözleşme nedeniyle ödeme yapıldığına dair herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Aracının para tahsil yetkisi yoktur; sözleşmeye göre katkı payları kredi kartı hesabından aylık olarak emeklilik şirketinin hesabına aktarılmaktadır. Aracı, yetkisiz olarak davacıdan yapılan tahsilatların tamamından sorumludur.

Emeklilik şirketi yönünden ise, davacının aracıya yaptığı ve iadesini istediği ödemeler nedeniyle şirkete kusur izafe edilemeyeceği belirtilmiştir. Kararda, aracıya yapılan ödemelerin şirket hesabına aktarılmadığı ve şirketin herhangi bir onayı ya da icazet anlamına gelebilecek bir işleminin bulunmadığı vurgulanmıştır. Sonuçta emeklilik şirketi hakkındaki dava reddedilmiş, 183.000,00 TL’nin tamamının aracıdan tahsiline karar verilmiştir.

Daire, HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yapılan inceleme sonucunda bölge adliye mahkemesi kararında uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmadığını belirterek kararı HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca onamıştır.

📄 Formdaki “önemli uyarı” neden belirleyici oldu?

Kararın en pratik ayrıntısı, sözleşme paketindeki bilgilendirme formudur. Giriş bilgi formlarının altıncı sayfasında yer alan uyarı, Yönetmelik’in ilgili maddesini aynen aktardıktan sonra katılımcıya şunu söylemektedir: “Bu maddeye istinaden lütfen Aracının banka hesabına yahut kendisine elden nakit olarak, emeklilik sözleşmenize ilişkin herhangi bir ödeme yapmayınız.”

Bölge adliye mahkemesi bu uyarıyı, emeklilik şirketinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kanıtı olarak değerlendirmiştir. Kararda, “sözleşme bilgilendirme formunda davacının aracı kuruma ödeme yapmaması konusunda bilgilendirildiği” açıkça belirtilmiştir. Bu tespit, davacının uyarıya rağmen aracının hesabına ödeme yapmış olmasının, zararın şirkete yüklenmesini engellemesi sonucunu doğurmuştur.

Uygulama bakımından bunun anlamı nettir: yatırım hizmetlerinde kurumun hazırladığı bilgilendirme formundaki yasak ve uyarılar, sonradan sorumluluk tartışmasında kurumun en güçlü savunma belgesine dönüşmektedir. Aynı mantığın banka işlemlerinde nasıl işlediği konusunda serideki sahte imzalı havale talimatında banka sorumluluğuna ilişkin karar karşılaştırmalı olarak okunabilir.

🔍 Ses kayıtları, SMS ve imzası çıkmayan form

Dosyada üç tür delil öne çıkmıştır. Birincisi SMS kayıtlarıdır: 28.03.2019 tarihinde davacının cep telefonuna üç sözleşme için de teklif onay mesajının geldiği, “işlem başarılıdır” açıklamasının bulunduğu tespit edilmiştir.

İkincisi ses kayıtlarıdır: 11.02.2020 tarihli görüşmede davacının müşteri temsilcisine üç sözleşmeden de ayrılmak istediğini ilettiği, temsilcinin telefon ve e-posta bilgilerini teyit ettiği; 14.02.2020 tarihli dış aramada ise temsilcinin çıkış talebine istinaden alacağı tutarlar ve kesintiler hakkında bilgi vermek istediği, davacının kesintiler ve devlet katkıları hakkında bilgisi olduğunu, uygulama üzerinden takip ettiğini ve bu bilgileri almak istemediğini belirttiği kayıt altındadır. Bu kayıt, davacının sistemdeki gerçek birikimini izleyebilecek durumda olduğunu göstermesi bakımından ilk derece aşamasında davacıya kusur atfının dayanaklarından biri olmuştur.

Üçüncüsü imza incelemesidir: davacının imza inkârı üzerine alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, üç sözleşmeye ait MASAK beyan formlarındaki imzaların davacıya ait olmadığı belirlenmiştir. Buna rağmen, dosyanın sonucu bakımından belirleyici olan husus imza değil, paranın hiçbir zaman emeklilik şirketinin hesabına girmemiş olmasıdır.

🧭 Uygulama için çıkan sonuçlar

Karardan, yatırım ve emeklilik ürünlerinde ödeme yaparken dikkate alınması gereken birkaç somut kural çıkmaktadır.

Ödeme doğrudan kuruma yapılmalıdır. Aracının, temsilcinin veya acentenin şahsi ya da şirket hesabına yapılan ödemeler, mevzuatta tahsilat yasağı bulunan hâllerde kuruma karşı ileri sürülememektedir. Kararda aracının yetkisiz tahsilatının tamamından sorumlu olduğu, kuruma ise kusur izafe edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Dekonttaki açıklama önemlidir. Bölge adliye mahkemesi, ödemelerin açıklamasında hangi sözleşmeye ilişkin olduğuna dair bir kayıt bulunmamasını özellikle belirtmiştir. Açıklamasız transferlerin ispat gücünün zayıflığı, yatırım uyuşmazlıklarının değişmeyen sorunudur.

Sözleşme sisteme girmeden yürürlüğe girmez. Katkı payının şirket hesabına yatırılması veya aktarılması sözleşmenin yürürlüğü bakımından esas alınmıştır; müşterinin kendi hesabını uygulama veya şifre üzerinden takip ederek beklenen tutarın sistemde görünüp görünmediğini kontrol etmesi, sonraki tartışmalarda kendi konumunu doğrudan etkilemektedir.

Aracı kuruluşun yönlendirmesi ve ispat yükü konusunda serideki aracı kurumun yönlendirmesinin ispatına ilişkin karar incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Bireysel emeklilik aracısı katkı payı tahsil edebilir mi?

Edemez. Sözleşme tarihinde yürürlükte olan Bireysel Emeklilik Aracıları Hakkında Yönetmelik’in 19. maddesi, aracının hiçbir surette giriş aidatı, katkı payı veya benzeri adlar altında tahsilat yapamayacağını ve katılımcı ile hiçbir para alışverişinde bulunamayacağını düzenlemektedir. Aynı yasak yürürlükteki Yönetmelik’in 13. maddesinde de yer almaktadır.

Aracıya yapılan ödemeden emeklilik şirketi sorumlu tutulabilir mi?

Bu dosyada tutulamamıştır. Bölge adliye mahkemesi, ödemelerin şirket hesabına aktarılmadığını, şirketin onayı ya da icazet anlamına gelebilecek bir işleminin bulunmadığını ve bilgilendirme formunda davacının aracıya ödeme yapmaması konusunda uyarıldığını belirterek şirkete kusur izafe edilemeyeceğine karar vermiş; Daire bu kararı onamıştır.

İlk derece mahkemesinin kusur paylaşımı neden geçerli olmadı?

İlk derece mahkemesi kusuru aracıda %50, davacıda %25, emeklilik şirketinde %25 olarak paylaştırmıştı. Bölge adliye mahkemesi, aracının yetkisiz tahsilatının tamamından sorumlu olduğunu kabul ederek bu paylaşımı kaldırmış ve 183.000,00 TL’nin tamamına aracı yönünden hükmetmiştir.

Dekonta açıklama yazmamak sonucu etkiler mi?

Kararda, aracı hesabına yapılan ödemelerin açıklamasında hangi sözleşme nedeniyle ödeme yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığı özellikle belirtilmiştir. Açıklamasız transferler, ödemenin hangi hukuki ilişkiye dayandığının ispatını zorlaştırdığı için uyuşmazlıklarda ödemeyi yapan aleyhine sonuç doğurabilmektedir.

Bu tür davalar hangi mahkemede görülür?

Dosya, Samsun 2. Tüketici Mahkemesinde görülmüş ve karar Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi denetiminden geçmiştir. Daire, 6502 sayılı Kanun’un 73/2 hükmü gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davaların harçtan muaf olduğunu belirterek davacıdan harç alınmasına yer olmadığına karar vermiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu