Akıl Hastalığında Çelişkili Rapor – Yargıtay CGK 2026/146

Üç ayrı sağlık kurulu, aynı kişi için üç farklı tablo çizmiş: biri kronik kişilik bozukluğundan, biri yüzde 80 engellilik doğuran atipik psikozdan, sonuncusu ise yalnızca madde kullanım bozukluğundan söz ediyor ve “ceza ehliyeti tamdır” diyor. Mahkeme bu üç rapordan sonuncusunu esas alarak mahkûmiyet kurduğunda, aradaki çelişkinin hiç tartışılmamış olması hükmü ayakta tutmaya yeter mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 11.03.2026 tarihli ve E.2024/414, K.2026/146 sayılı kararıyla bu soruya olumsuz cevap vermiştir. Kurul, hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun diğer iki rapordaki tanıları hiç değerlendirmediğini, muayeneye ilişkin öykü ve bilimsel gerekçe içermediğini tespit ederek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul etmiş; onama kararını kaldırmış ve bölge adliye mahkemesi kararını eksik araştırma nedeniyle bozmuştur. Karar, ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığı için ikinci müzakerede ve oy çokluğuyla verilmiştir.
- Aynı sanık, üç sağlık kurulu, üç farklı tanı
- Onamadan Genel Kurula: Başsavcılık itirazının seyri
- TCK 32’nin iki fıkrası ve hâkim–bilirkişi iş bölümü
- Bir rapor neden “denetime elverişsiz” sayıldı?
- Eksik araştırmanın sonucu: ne mahkûmiyet ne beraat
- 🆕 TCK 57 ve CMK 308’deki yeni değişiklikler
- Sık sorulan sorular
🩺 Aynı sanık, üç sağlık kurulu, üç farklı tanı
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan soruşturma başlatılmış, 21.04.2021 tarihli iddianameyle TCK 188/3-4(a) ve ilgili maddeler uyarınca cezalandırılması istenmiştir. Sanık aşamalarda, fiziki takip tutanakları ve görüntülerin doğru olduğunu, evine gelen arkadaşlarına para karşılığında uyuşturucu madde verdiğini, ekonomik sıkıntılar nedeniyle bu işe bulaştığını kabul etmiş; evindeki aramada ele geçen maddeleri ise kullanmak amacıyla bulundurduğunu savunmuştur.
Müdafi ise soruşturmadan itibaren sanığın şizofreni rahatsızlığı bulunduğunu ileri sürmüş ve dosyaya iki rapor sunmuştur. İlk derece mahkemesi de 03.05.2021 tarihli ara kararıyla yeni bir rapor aldırmıştır. Kararda aktarılan raporların içeriği şöyledir:
| Rapor | Tanı ve sonuç |
|---|---|
| Asker hastanesi sağlık kurulu, 16.05.2003 | “Antisosyal kişilik bozukluğu, kronik nitelik kazanmış”; askerliğe elverişli değildir. |
| Eğitim ve araştırma hastanesi engellilik raporu, 10.03.2020 | Ruh sağlığı bölümünde “tedaviyle işlevselliği düzelmeyen atipik psikoz”; %80 engellilik oranı. |
| Mahkemenin istediği sağlık kurulu raporu, 28.07.2021 | Yalnızca “madde kullanım bozukluğu”; “kişinin ceza ehliyeti tamdır”. |
İlk derece ağır ceza mahkemesi 04.11.2021 tarihli kararıyla, son rapora dayanarak sanığı hapis ve 31.240 TL adli para cezasıyla cezalandırmıştır. Kararda TCK 62 uyarınca takdiri indirim uygulanmış, ancak TCK 32 kapsamında bir indirim veya tedbir değerlendirmesine yer verilmemiştir.
🔁 Onamadan Genel Kurula: Başsavcılık itirazının seyri
Hüküm, resen istinafa tabi olduğu gibi müdafi tarafından da istinaf edilmiştir. Dosyanın ilerleyişi şu şekilde gerçekleşmiştir:
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, 24.12.2021 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 14.03.2024 tarihinde temyiz istemlerini esastan reddederek hükmü onamıştır.
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 26.04.2024 tarihinde CMK 308 uyarınca itiraz yoluna başvurmuş; üç rapor arasında uyum bulunmadığını, hükme esas alınan raporun hiçbir gerekçe içermediğini ve çelişkileri gideren bilimsel bir rapor alınması gerektiğini belirtmiştir.
- 10. Ceza Dairesi, 13.06.2024 tarihinde itiraz nedenlerini yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
Genel Kurulun önündeki uyuşmazlık, sanığın suç tarihinde fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı, dolayısıyla TCK 32’nin birinci veya ikinci fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı konusunda eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığıdır. Kurul, sanığın uyuşturucu ticareti fiilini işlediği konusunda Özel Daire ile Başsavcılık arasında bir ayrılık bulunmadığını ve bu kabulde isabetsizlik görmediğini ayrıca belirtmiştir. Tartışma, fiilin sübutuna değil, sanığın kusur yeteneğine ilişkindir.
⚖️ TCK 32’nin iki fıkrası ve hâkim–bilirkişi iş bölümü
Kurul, gerekçesine TCK 32’nin metnini ve madde gerekçesini aktararak başlamıştır. Madde iki ayrı sonuç öngörmektedir:
- Birinci fıkra: Akıl hastalığı nedeniyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmez; bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
- İkinci fıkra: Bu derecede olmamakla birlikte davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış kişiye ağırlaştırılmış müebbet yerine yirmi beş yıl, müebbet yerine yirmi yıl hapis verilir; diğer hâllerde ceza altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir ve ceza kısmen veya tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
Madde gerekçesinden aktarılan iki tespit kararın omurgasını oluşturur. İlki, akıl hastalığının kişinin her fiili bakımından algılama ve irade yeteneğini etkilemeyebileceğidir; gerekçe, kleptomanisi bulunan kişinin hafif değerdeki eşyaya yönelik hırsızlığı ile kasten öldürme fiili arasındaki farkı örnek olarak vermektedir. İkincisi ise bir iş bölümüdür: kişinin akıl hastası olup olmadığını ve hastalığın genel etkisini belirlemek tıbbi bir konudur; bilirkişi bunu ortaya koyduktan sonra, hastalığın somut fiil bakımından algılama veya irade yeteneğini ne ölçüde etkilediğini normatif olarak belirlemek hâkime aittir.
Kurul ayrıca hâkimin kural olarak yalnızca özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvuracağını, ancak kanun koyucunun uzmanlık gerektirdiğini baştan kabul ettiği bazı konularda rapor almanın zorunlu olduğunu hatırlatmıştır. Kararda bu konular akıl hastalığı, parada sahtecilik, moleküler genetik inceleme ve yaş grubuna göre kusur yeteneği olarak sayılmıştır.
🔬 Bir rapor neden “denetime elverişsiz” sayıldı?
Kurul, rapor alınmış olmasını tek başına yeterli görmemiş; raporun hâkimin normatif değerlendirmesine temel olabilecek nitelikte olup olmadığını incelemiştir. Kararda 28.07.2021 tarihli rapora yöneltilen eksiklikler şunlardır:
- Rapor, diğer iki raporda yer alan “kronik antisosyal kişilik bozukluğu” ve “tedaviyle işlevselliği düzelmeyen atipik psikoz” tanıları hakkında hiçbir değerlendirme yapmamıştır.
- Sanığın muayenesine ilişkin herhangi bir öyküleme yer almamaktadır.
- Ceza ehliyetinin tam olduğu sonucu, bilimsel bir gerekçeye dayandırılmamıştır.
Bu nedenle Kurul, raporun sanığın ceza ehliyeti bağlamında “hâkimin değerlendirmesine esas teşkil edecek denetime elverişli izahat ve gerekçe” içermediğini açıkça belirtmiştir. Burada dikkat çeken nokta, Kurulun raporların hangisinin doğru olduğu konusunda bir tercih yapmamasıdır. Kurulun istediği, bu farklılıkların rapor tanzimine ehil bir sağlık kuruluşu tarafından açıklanmasıdır.
🧭 Eksik araştırmanın sonucu: ne mahkûmiyet ne beraat
Kurul, ceza muhakemesinin amacının maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmak olduğunu belirtirken kendi önceki kararlarına dayanmıştır. Kararda atıf yapılan Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2023/540 E., 2025/264 K. sayılı kararı ile 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 E., 2007/101 K. sayılı kararında benimsenen ilke şudur: eksik soruşturma ve araştırmanın bulunduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.
Bu ilkeden hareketle Kurul şu hükmü kurmuştur:
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne,
- 10. Ceza Dairesinin onama kararının kaldırılmasına,
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararının, TCK 32 yönünden eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına,
- dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine.
Karar oy çokluğuyla verilmiştir; üç Genel Kurul üyesi itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır. 25.02.2026 tarihli ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamamış, sonuç 11.03.2026 tarihli ikinci müzakerede ortaya çıkmıştır.
Bozma, sanığın beraatı ya da cezasının indirilmesi anlamına gelmez. Yeni alınacak raporun sonucuna göre sanık hakkında TCK 32/1 uyarınca güvenlik tedbirine, TCK 32/2 uyarınca indirimli cezaya veya önceki gibi tam kusur yeteneğine göre hükme ulaşılabilir. Uyuşturucu suçlarında suç vasfına ilişkin farklı bir tartışmayı ele alan uyuşturucu ticareti mi kullanma mı yazısı ile Genel Kurulun eksik araştırma kavramını kimlik tespiti bağlamında uyguladığı yabancı sanığın kimlik tespiti yazısı bu kararla birlikte okunabilir.
🆕 TCK 57 ve CMK 308’deki yeni değişiklikler
Kararın konusu olan hükümler değişiklikten önceki döneme ait olsa da, kararın değindiği iki kurumda yakın tarihte yasal düzenleme yapılmıştır. Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metinlere göre:
- TCK 57/2 (7571 sayılı Kanun, 24.12.2025): TCK 32/1 uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları için kurumda geçirilecek sürenin, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda altı aydan az olamayacağı öngörülmüştür. Aynı Kanunla 57. maddenin altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
- CMK 308/1 (7589 sayılı Kanun, 16.07.2026): Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairesi kararlarına itiraz süresi, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay olarak düzenlenmiş; yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları itiraz kapsamı dışında bırakılmıştır. Sanık lehine itirazda süre aranmamaya devam etmektedir.
Somut dosyadaki itiraz 2024 yılında, önceki metnin öngördüğü süre rejimi altında yapılmıştır. CMK 308 itirazının işleyişine ilişkin farklı bir örnek için onama sonrası bozma ve CMK 308 yazısına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Mahkemenin aldırdığı rapor “ceza ehliyeti tamdır” diyorsa yeterli değil mi?
Ceza Genel Kurulu bu dosyada yeterli görmemiştir. Rapor, dosyadaki diğer iki raporun tanılarını tartışmamış, muayene öyküsü ve bilimsel gerekçe içermemiştir. Kurula göre bu nitelikteki bir rapor, hâkimin TCK 32 bakımından yapacağı normatif değerlendirmeye dayanak olamaz; raporun sonucu kadar, o sonuca nasıl ulaşıldığının da anlaşılabilir olması gerekir.
Yüzde 80 engellilik raporu, sanığa ceza verilmemesi için kendi başına yeterli olur mu?
Kararda böyle bir sonuca varılmamıştır. Kurul raporlardan birini diğerine üstün tutmamış, aralarındaki çelişkinin bilimsel verilerle giderilmesini istemiştir. TCK 32 gerekçesinde de belirtildiği üzere hastalığın varlığı tıbbi bir tespittir; bu hastalığın somut fiil bakımından algılama ve irade yeteneğini ne ölçüde etkilediğine ise hâkim karar verir.
Sanık suçu kabul ettiği hâlde neden bozma kararı verildi?
Kurul, sanığın uyuşturucu ticareti fiilini işlediği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Bozmanın nedeni fiilin sübutu değil, kusur yeteneğidir. Akıl hastalığının derecesine göre TCK 32/1 cezanın yerine güvenlik tedbirini, TCK 32/2 ise indirimi öngördüğünden, bu soru cevapsız kaldıkça hükmün sonucu da belirsiz kalmaktadır.
Onanarak kesinleşmiş bir hüküm Ceza Genel Kurulunda nasıl yeniden incelenebildi?
CMK 308, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına ceza dairelerinin kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisi tanımaktadır. Bu dosyada Başsavcılık 10. Ceza Dairesinin onama kararına itiraz etmiş, Daire itirazı yerinde görmeyince dosya Genel Kurula gönderilmiştir. Genel Kurul itirazı kabul ederek onama kararını kaldırmıştır. Maddenin itiraz süresine ilişkin birinci fıkrası 16.07.2026 tarihinde değiştirilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan itirazın kabulüne ilişkin ilamından ve bu ilamda aktarılan ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Özel Daire kararlarından derlenmiştir. Değerlendirme, birbiriyle çelişen üç sağlık kurulu raporunun bulunduğu somut dosyaya dayanmaktadır; raporların içeriği, tanıların niteliği ve suç tipi farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Mevzuat değişikliklerine ilişkin bilgiler yazının hazırlandığı tarihteki güncel metinlere dayanmaktadır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



