Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Güzellik Merkezi Yatırım Vaadi – Yargıtay 11. CD 2026/3015

Uzun yıllar yurt dışında yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönen bir kişi, bir arkadaş ortamında kendisini güzellik merkezi sahibi olarak tanıtan biriyle tanışıyor. Bu kişi merkeze medikal ürün alımı için yatırımcı aradığını, sektörü iyi bildiğini ve yatırımın para kazandıracağını söylüyor. Şikâyetçi farklı zamanlarda elden ve banka yoluyla 270.000 USD gönderiyor; yatırım yapılmıyor, sonradan “iade ettim” denilerek sahte olduğu ileri sürülen bir EFT dekontu iletiliyor. Savcılık ise dosyayı “hukuki ihtilaf” diyerek kapatıyor. Yargıtay’ın cevapladığı soru şudur: Bu iddialar araştırılmadan, uyuşmazlık baştan borç ilişkisi sayılabilir mi?

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 23.03.2026 tarihli ve E.2025/5743, K.2026/3015 sayılı kararıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazı reddeden İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18.09.2024 tarihli ve 2024/5083 Değişik İş sayılı kararını, Adalet Bakanlığının istemi üzerine CMK 309/3 uyarınca oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur.

Kısa özet: Şikâyetçi, güzellik merkezine medikal ürün yatırımı yapılacağı ve para kazanacağı vaadiyle şüpheliye toplam 270.000 USD gönderdiğini; yatırım yapılmadığını, iade yapıldığı izlenimi vermek için sahte bir EFT dekontu gönderildiğini ve yakınlarının hastanede “rehin kaldığı” söylenerek ayrıca para alındığını ileri sürmüştür. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olayı hukuki ihtilaf sayarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, sulh ceza hâkimliği itirazı reddetmiştir. Yargıtay, gerekçeyi hatalı ve soruşturmayı eksik bulmuş; soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini belirterek merci kararını kanun yararına bozmuştur.

💆 Güzellik merkezi, 270.000 USD ve sahte dekont iddiası

Yargıtay kararında aktarılan şikâyet anlatımına göre olay şu şekilde gelişmiştir:

  • Şikâyetçi uzun yıllar yurt dışında yaşamış, Türkiye’ye döndükten sonra bir arkadaş ortamında şüpheliyle tanışmıştır.
  • Şüpheli kendisini güzellik merkezi sahibi olarak tanıtmış, merkeze medikal ürün alımı için yatırımcı aradığını, bu konuda deneyimli olduğunu ve şikâyetçinin para kazanabileceğini söylemiştir.
  • Şikâyetçi değişik zamanlarda elden ve banka yoluyla toplam 270.000 USD göndermiştir; iddiaya göre herhangi bir yatırım yapılmamıştır.
  • Şüpheli, paraları iade ettiğinden bahisle şikâyetçiye sahte bir EFT dekontu göndermiştir.
  • Ayrıca bazı akrabalarının hastanede tedavi gördüğünü ve ödeme yapamadıkları için hastanede “rehin kaldıklarını” söyleyerek menfaat temin etmiştir.
  • Bir süre sonra şikâyetçi şüpheliye ulaşamamıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde ise şikâyet dilekçesine göre şüphelinin hileli davranışlarla 1.850.000,00 TL haksız menfaat elde ettiği, aralarındaki yazışmaların ekran görüntülerinin dosyaya sunulduğu belirtilmiştir.

🗣️ Şüphelinin savunması ve takipsizlik

Şüpheli ise farklı bir tablo çizmiştir. Kararda aktarılan savunmasına göre, açacağı güzellik merkezine şikâyetçi ortak olmak istemiş ve merkeze alınacak lazer cihazının yarı bedelini kısım kısım vermiştir. Aynı dönemde bir yakınının tedavisi için şikâyetçiden 960.000,00 TL borç para almıştır. Pandemi nedeniyle merkezi açamamış, ancak borcunu ödeyeceğini belirtmiştir. Şüpheli, şikâyetçinin başlattığı icra takibine de itiraz etmediğini ileri sürmüştür.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20.12.2023 tarihli kararıyla, beyanlar ve mesajlar birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki mahiyette olduğu, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Şikâyetçinin itirazı İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğince 18.09.2024 tarihinde reddedilmiş, bu karar CMK 271/4 gereği kesin olduğundan aynı tarihte kesinleşmiştir.

⚖️ Yargıtay’ın değerlendirmesi

Adalet Bakanlığı 07.11.2025 tarihli yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.11.2025 tarihli tebliğnamesiyle dosyayı Daireye göndermiştir. Tebliğnamede, kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluştuğu, dosyanın önce uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaşma olmazsa kamu davası açılması gerektiği görüşü yer almıştır.

Daire, bozma istemini kabul etmekle birlikte gerekçesini eksik soruşturma üzerine kurmuştur. Kararda önce soruşturma evresine ilişkin kurallar hatırlatılmıştır: Cumhuriyet savcısı suç izlenimi veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplar (CMK 160); yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK 172). İtirazı inceleyen sulh ceza hâkimliği ise yeterli delil yoksa itirazı reddeder, varsa kabul eder ya da soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir (CMK 173).

Somut olayda Daire, şikâyetçinin anlattığı hileli davranışlar ile şüphelinin “borç aldım” savunması karşısında, iddiaların doğruluğu araştırılmadan “olayın bu hâliyle hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu” sonucuna varılmasını hatalı gerekçe olarak nitelendirmiştir. Merci, itirazı reddetmek yerine soruşturmanın genişletilmesine karar vermeliydi. Bu nedenle merci kararı oy birliğiyle kanun yararına bozulmuş, dosya CMK 309/4-a uyarınca gerekli işlem için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E.2025/5743, K.2026/3015 sayılı ve 23.03.2026 tarihli kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🔍 Yapılması gereken araştırmalar

Kararın en somut kısmı, Dairenin eksik gördüğü işlemleri tek tek saymasıdır. Daireye göre şunların belirlenmesi gerekirdi:

  • Şüphelinin şikâyet dilekçesinde belirtilen işle, yani güzellik merkezi faaliyetiyle gerçekten uğraşıp uğraşmadığı,
  • Hastanede tedavi gören bir yakınının bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti,
  • Şüphelinin gönderdiği EFT dekontunun sahte olup olmadığı,
  • Banka hesap hareketleri getirtilerek ne miktarda paranın gönderildiği,
  • İcra takibi ve hukuk mahkemesi dosyalarının celbi, incelenmesi ve onaylı suretlerinin dosyaya konulması.

Bu araştırmaların sonucuna göre suç vasfının ve şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Daire, tebliğnamedeki “doğrudan kamu davası açılsın” yaklaşımına değil, önce eksiklerin giderilmesi yaklaşımına dayanmıştır; yani kararda şüphelinin suç işlediği yönünde bir tespit yoktur, yalnızca dosyanın araştırılmadan kapatılamayacağı belirtilmiştir.

🧩 “Hukuki ihtilaf” gerekçesinin sınırları

Yatırım vaadiyle para alınan dosyalarda şüpheliler sıklıkla “ortaklık kurduk”, “borç aldım” ya da “iş yürümedi” savunmasını yapar. Bu savunma doğruysa uyuşmazlık gerçekten hukuk mahkemesinin alanına girebilir. Ancak bu kararda Daire, aynı ilişkide bulunduğu iddia edilen bazı unsurların savunmayla açıklanamayacağına dikkat çekmiştir: sahte olduğu ileri sürülen bir iade dekontu ve gerçekliği araştırılmamış bir hastalık hikâyesi, olayı salt borç ilişkisinden ayırabilecek hileli davranış iddialarıdır.

Şüphelinin icra takibine itiraz etmemesi ve borcu kabul etmesi de tek başına suç unsurlarını ortadan kaldıran bir olgu olarak görülmemiş; aksine icra ve hukuk dosyalarının celbi, araştırılacak hususlar arasında sayılmıştır.

Benzer bir yaklaşım için arsa yatırımı vaadinde hukuki ihtilaf gerekçesinin reddedildiği arsa yatırımı vaadi yazısına, aynı gün verilen ve mağdurun özeni gerekçesini ele alan karar için ise finans uzmanına güvenen mağdur yazısına bakılabilir. İki karar aynı tarihte verilmiş olsa da gerekçeleri farklıdır: 2026/3004’te savcılık mağdurun dikkatsizliğine dayanmış, bu kararda ise uyuşmazlığı baştan borç ilişkisi saymıştır.

📘 Mevzuat notu: CMK 173 ve 309, TCK 158

  • CMK 173: Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğinden itibaren itiraz edebilir. Maddenin güncel hâlinde bu süre iki hafta olarak düzenlenmiştir (kararda aktarılan metinde “onbeş gün” ibaresi yer almaktadır). Sulh ceza hâkimliği gerekirse soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir.
  • CMK 309: Kesinleşmiş bir karar veya hükmün hukuka aykırılığı hâlinde Adalet Bakanlığının istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma yoluna başvurur. Bu dosyada bozma, CMK 309/4-a kapsamında yeniden işlem yapılmasına yol açmaktadır.
  • TCK 158/1-f: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Karar başlığında suç vasfı bu şekilde gösterilmiş, ancak Daire nihai suç vasfının araştırma sonucuna göre belirlenmesini istemiştir.

❓ Sorular ve cevaplar

Şüpheli parayı borç aldığını kabul ederse dosya kapanır mı?

Bu kararda kapanmamıştır. Şüphelinin borç savunmasına ve icra takibine itiraz etmediğine rağmen Yargıtay, hileli davranış iddialarının (sahte dekont, hastane hikâyesi, gerçek bir güzellik merkezi faaliyeti olup olmadığı) araştırılmadan “hukuki ihtilaf” sonucuna varılamayacağını belirtmiştir.

Yargıtay şüphelinin dolandırıcılık yaptığına karar verdi mi?

Hayır. Kanun yararına bozma, merci kararının hukuka aykırı olduğunu tespit eder. Daire şüphelinin suçlu olduğuna değil, soruşturmanın eksik yapıldığına ve genişletilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Suç vasfı ve şüphelinin durumu, yapılacak araştırmanın sonucuna göre belirlenecektir.

Tebliğname ile Dairenin gerekçesi arasında fark var mı?

Var. Tebliğnamede, delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu ve uzlaştırma sonrası dava açılması gerektiği görüşü yer almıştır. Daire ise eksik soruşturmaya dayanmış ve sulh ceza hâkimliğinin soruşturmanın genişletilmesine karar vermesi gerektiğini belirtmiştir.

Sahte EFT dekontu iddiası neden önemli?

Kararda dekontun sahte olup olmadığının belirlenmesi, yapılması gereken araştırmalar arasında ayrıca sayılmıştır. Paranın iade edildiği izlenimi verilmesi iddiası, ilişkinin basit bir borç ilişkisi olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınacak unsurlardandır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kanun yararına bozma kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Kararda aktarılan olaylar şikâyetçi ve şüpheli beyanlarına dayanır; Yargıtay şüphelinin suç işlediğine dair bir tespit yapmamış, soruşturmanın eksik olduğunu belirtmiştir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud