İşe Davette Samimiyet ve Ücret – Yargıtay 9. HD 2026/2492

İşe iade davasını kazanan işçi, işverene başvurur; işveren de bir ihtarnameyle onu belirli bir gün ve saatte “görev yerinde” bekler. Kâğıt üzerinde her şey yolundadır. Ancak işçi o adrese gittiğinde, şirket merkezinin birkaç hafta önce başka bir ilçeye taşındığını, çalışanların pandemi nedeniyle evden çalıştığını ve kendisine iş verilmeyeceğinin söylendiğini ileri sürer. İşveren ise işçinin aynı sektörde rakip bir şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, asıl amacının işe dönmek değil tazminat almak olduğunu savunur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin incelediği dosya, işe davetin ciddiliğini ve işe başlatılmama tarihindeki ücretin nasıl ispatlanacağını bir arada ele almaktadır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 23.03.2026 tarihli ve E.2026/181, K.2026/2492 sayılı kararıyla, işverenin işe davette ciddi olmadığı yönündeki tespitleri yerinde bulmuş; ancak işe başlatılmama tarihindeki ücretin asgari ücret artış oranıyla belirlenmesini ve kıdem tazminatına mevduat faizi uygulanmasını hatalı bularak bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
📨 İki ihtarname ve bir adres değişikliği
Davacının iş sözleşmesi 13.04.2018 tarihinde feshedilmiş, açtığı işe iade davası kabul edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Karar metnine göre süreç şöyle ilerlemiştir:
- 16.03.2020: Ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirket, bu tarihte adres değişikliği yaparak merkezini başka bir ilçeye taşımıştır.
- 09.04.2020: İşçi ihtarnameyle işe başlama talebinde bulunmuştur.
- 28.04.2020: İşveren ihtarnameyle başvuruyu kabul ettiğini bildirmiş ve işçinin 12.05.2020 tarihinde görev yerinde hazır olmasını istemiştir. Davet, şirketin eski merkez adresine yapılmıştır.
- 12.05.2020: İşçi davet edilen adrese gitmiş; davacı tarafa göre işe başlatılmamış, şirketin insan kaynakları yöneticisi kendisine işe başlatılmayacağını söylemiştir. İşçi ve eşi bir tutanak düzenlemiş, bir de video kaydı alınmıştır.
İşçi, işe iade kararında belirlenen alacaklar ile kıdem ve ihbar tazminatı farkları için icra takibi başlatmış; işverenin itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Dava dilekçesinde ayrıca işverenin, fesihten önce çalışılan işyerinin kapatıldığını davetten önce bildirmediği ve ihtarnameyi yalnızca işe iadenin sonuçlarından kaçınmak için gönderdiği ileri sürülmüştür.
🛡️ İşverenin savunması: rakip şirket ve gizli kayıt
İşveren, davette samimiyetsizlik bulunmadığını farklı gerekçelerle savunmuştur:
- Şirket pandemi nedeniyle evden çalışma düzenine geçmiştir; departmanlar farklı tarihlerde taşınmış, davacının pazarlama departmanı davet tarihinde hâlâ eski adreste faaliyettedir.
- Davetten sonra yapılan araştırmada davacının 2018 yılında aynı iş kolunda bir şirket kurduğu ve bu şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü tespit edilmiştir. İşverene göre müşteri veri tabanının tamamına erişebilecek bir pozisyona rakip şirket yöneticisinin iade edilmesi ticari hayatın olağan akışıyla bağdaşmaz.
- İşçinin yanına eşini tanık olarak getirmesi, tutanak tutmaya hazırlıklı gelmesi ve izinsiz video kaydı alması, başvurusunun samimi olmadığını gösterir.
- Kapalı alanda izinsiz alınan video kaydı hukuka aykırı delildir ve hükme esas alınamaz.
İşveren ayrıca kıdem tazminatından dört aylık boşta geçen süre ücretinin mahsup edilmediğini, 2020 yılı için kabul edilen brüt 20.277,27 TL ücretin fahiş olduğunu ve faiz türlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
🔎 Derece mahkemeleri davete neden inanmadı?
İlk derece mahkemesi (Bakırköy 30. İş Mahkemesi) şu tespitlere dayanmıştır: davet edilen adres şirketin eski merkezidir ve aktif bir işyeri niteliği taşımamaktadır; ihtarnamede evden çalışmadan söz edilmemiştir; davacının başka bir şirketin yönetim kurulu başkanı olması işe başvurusunun samimiyetsiz olduğunu göstermez; eşin tanık olarak dinletilmesi beyanları geçersiz kılmaz. Mahkeme ayrıca, emsal içtihatlar doğrultusunda işçinin gerçekten işe başlatılacağı kesinleşinceye kadar mevcut işinden ayrılmamayı tercih edebileceğini kabul etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi de ticaret sicil kayıtlarını, tanık beyanlarını ve davacının sunduğu CD’yi birlikte değerlendirerek davetin ciddi olmadığı sonucunu doğru bulmuştur. Bölge adliye mahkemesinin ilk derece kararından ayrıldığı nokta icra inkâr tazminatıdır: Alacaklar likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi hatalı bulunmuş ve yeniden hüküm kurulmuştur.
Yargıtay, davalı vekilinin davetin ciddiliğine, video kaydının delil değerine ve rakip şirket iddiasına ilişkin itirazları da dâhil olmak üzere, aşağıdaki iki başlık dışındaki temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. Böylece davetin ciddi olmadığına ilişkin tespit temyiz incelemesinden geçmiştir.
💼 Bozma nedeni: işe başlatmama tarihindeki ücret
Kararın asıl öğretici kısmı ücret hesabıdır. Daire şu kuralları ortaya koymuştur:
- İşe iade sonrası başvuruya rağmen işçi işe başlatılmazsa, iş sözleşmesi işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda işverence feshedilmiş sayılır.
- İhbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı bu fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanır.
- Ücret miktarının ispat yükü işçidedir; işe başlatmama tarihindeki ücretin ispatı da işçiye aittir.
- Bu ücret, aynı işyerinde çalışan emsal işçi ücretiyle belirlenir. Emsal işçinin hem geçersiz sayılan ilk fesih tarihinde hem de işe başlatmama tarihinde aynı işyerinde çalışıyor olması ilk şarttır; ardından eşdeğer görev ve yakın kıdem gibi ölçütler araştırılır.
- Emsal işçi bulunamazsa, işçi işe başlatmama tarihindeki ücretinin geçersiz fesih tarihindeki ücretten fazla olduğunu ispat edememiş sayılır.
Somut dosyada bilirkişi, davacının fesih tarihindeki net 10.000,00 TL ücretini o dönemin asgari ücretine oranlamış, bulunan oranı işe başlatmama tarihindeki asgari ücretle çarparak 12.05.2020 itibarıyla brüt 20.277,27 TL ücrete ulaşmıştır. Daire bu yöntemi kabul etmemiştir: İşverenin her koşulda geçersiz fesih tarihindeki ücrete asgari ücret oranında zam yapma yükümlülüğü bulunduğu varsayımıyla sonuca gidilemez. Mahkemenin önce emsal işçi olup olmadığını araştırması, emsal bulunamazsa geçersiz fesih tarihindeki ücreti esas alması gerekir. Eksik incelemeyle karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
📊 Faiz türü: mevduat faizi mi, yasal faiz mi?
İkinci bozma nedeni faizdir. Davacı, işe iade sonrası başlattığı icra takibinde boşta geçen süre ücreti için mevduat faizi, diğer alacak kalemleri için ise yasal faiz talep etmiştir. Hükümde ise kıdem tazminatına da bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilmiştir.
Daire, devamına karar verilen takipte kıdem tazminatına talebe uygun olarak takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Daire’nin gerekçesinde belirleyici olan, takipte kıdem tazminatı için hangi faizin istendiğidir; hüküm bu talebe uygun kurulmalıdır.
📘 İş Kanunu m.21 çerçevesi
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi işe iadenin sonuçlarını düzenler. Feshin geçersizliğine karar verildiğinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır; başvuruya rağmen bir ay içinde işe başlatmazsa işçiye en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat öder. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer hakları ödenir. İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır; başvurmazsa işverenin feshi geçerli sayılır.
Maddenin beşinci fıkrasına göre işçi işe başlatılırsa peşin ödenen bildirim süresi ücreti ile kıdem tazminatı, bu madde uyarınca yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşveren temyizinde boşta geçen süre ücretinin kıdem tazminatından mahsubunu istemiş; Daire bu itirazı ayrı bir bozma nedeni yapmamıştır.
Bu karar, işverenin davetinin yalnız şeklen değil, içerik olarak da ciddi olup olmadığına bakıldığını göstermektedir: davet edilen adresin fiilen işyeri olup olmadığı, ihtarnamenin çalışma düzeni hakkında bilgi verip vermediği ve işe başlama günü yaşananlar birlikte değerlendirilmiştir. İşe iade uyuşmazlıklarının usul boyutu için sitedeki işe iadede arabuluculuk dava şartı yazısına da bakılabilir.
❓ Sorular ve yanıtlar
İşçinin başka bir şirkette yönetici olması işe dönüş başvurusunu samimiyetsiz kılar mı?
Bu dosyada derece mahkemeleri, davacının başka bir şirketin yönetim kurulu başkanı olmasının tek başına samimiyetsizlik göstermeyeceğini kabul etmiş, Yargıtay da bu yöndeki temyiz itirazını yerinde görmemiştir. Değerlendirme, dosyadaki diğer delillerle birlikte yapılmıştır.
Eski adrese yapılan davet neden ciddi sayılmadı?
Ticaret sicil kayıtlarına göre şirket merkezi davetten önce taşınmıştı; ihtarnamede evden çalışma düzeninden söz edilmemişti. Tanık beyanları ve sunulan kayıtla birlikte bu olgular, derece mahkemelerince davetin ciddi olmadığı yönünde değerlendirilmiştir.
Emsal işçi yoksa tazminatlar hangi ücretle hesaplanır?
Daireye göre emsal işçi bulunamazsa işçi, işe başlatmama tarihindeki ücretinin geçersiz fesih tarihindeki ücretten fazla olduğunu ispat edememiş sayılır. Bu durumda geçersiz fesih tarihindeki ücret esas alınır; asgari ücret artış oranıyla güncelleme yapılamaz.
Bozma kararı işçinin tazminat hakkını ortadan kaldırdı mı?
Hayır. Davetin ciddi olmadığı tespiti temyizden geçmiştir. Bozma, ücretin belirlenme yöntemi ve kıdem tazminatına uygulanacak faiz türüyle sınırlıdır; tutarlar yeniden yapılacak incelemeye göre belirlenecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava ve cevap dilekçeleri ile ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçelerine dayanır; işçinin, işverenin ve rakip şirketin kimliği kaynakta anonimdir. Bozma sonrası yapılacak yargılamanın sonucu bu yazının konusu değildir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



