Emsal KararlarForex Hukuku

Alman Tahvil Zararı Türkiye’de – İst. BAM 43. HD 2025/1297

Yenilenebilir enerji vaadiyle satılan tahviller ve sanat eserlerine akan yatırımcı parası… Almanya’da başlayan bu hikâye, yıllar sonra İstanbul’da başlatılan bir icra takibiyle Türk mahkemelerinin önüne geldi. Yatırımcı, Almanya’daki iflas tablosuna kaydedilmiş alacağını şirket yöneticisinden tahsil etmek istedi; yönetici ise yabancı iflas kararının Türkiye’de tanınmadığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını savundu.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 02.10.2025 tarihli ve E.2024/216, K.2025/1297 sayılı kararıyla, yatırımcının itirazın iptali davasını kabul eden ilk derece kararına karşı davalı yöneticinin istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan, oy birliğiyle reddetmiştir. Karar, Yargıtay’a temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

Kısa özet: Almanya’da kurulan bir holding şirketinin yenilenebilir enerji vaadiyle sattığı tahvillere yatırım yapan Alman vatandaşı davacı, şirketin kurucusu ve yöneticisi olan davalı hakkında Almanya’da açılan iflasta 11.985,33 Euro alacağını tabloya kaydettirmiştir. Türkiye’de başlatılan 15.811,58 Euro’luk takibe itiraz edilmiş, ticaret mahkemesi itirazın iptaline karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi; maddi hukuk olarak MÖHUK 34/1 gereği Alman hukukunun uygulanacağını, iflas tablosu kaydının resmî belge niteliği taşıdığını, tanınmamış yabancı iflas kararının bireysel davayı engellemediğini ve otuz yıllık zamanaşımının dolmadığını kabul ederek istinafı reddetmiştir.

☀️ Güneş enerjisi tahvilleri ve kaybolan sermaye

Davacının anlatımına göre davalı, Almanya’da kurulu bir anonim şirketin (AG) kurucusu ve ortağıdır. Şirkete yatırım yapmak isteyenlere, şirketin amacının yenilenebilir enerjiye ve güneş enerjisine yatırım yapmak olduğu söylenmiş; davacının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişiden 45 milyon Euro’ya yakın para toplanmıştır. Davacıya göre bu paralar, sanat eseri alımı gibi göstermelik işlemlerle şirket hesabından çıkarılmıştır.

Bölge adliye mahkemesi, kararında Hamburg Eyalet Mahkemesinin 09.04.2013 tarihli ceza kararındaki tespitleri ayrıntılı biçimde aktarmıştır. Bu tespitlere göre:

  • 2004 yılının sonunda “Solar tahvilleri” yıllık %8,25 faiz ve 6 yıllık vade ile yatırımcılara sunulmuştur.
  • Paranın yenilenebilir enerjiye yatırılacağı izlenimi uyandırılmış, vade sonunda güvenli geri ödeme sözü verilmiştir.
  • Kasım 2004 ile Mart 2006 arasında 5411 vakada, nominal değeri 49.369.000 Euro olan tahviller için faizleriyle birlikte 50.200.000 Euro yatırılmıştır.
  • Paralar yenilenebilir enerjiye değil, büyük ölçüde risk yüklü sanat objelerine, pazarlama masraflarına ve yatırımcılara yapılan faiz ödemelerine harcanmıştır.
  • İddianamenin kapsadığı yatırımcıların en az %85 oranında zarara uğradığı belirlenmiştir.

Eyalet mahkemesi, olayı “makbuz dolandırıcılığı” olarak nitelendirmiş ve davalıyı 5 yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir. Alman Federal Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ise 18.02.2014 tarihli kararıyla, yatırımcıların finansal zararının bilirkişi aracılığıyla somut olarak hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bu kararı bozmuş; zarar ispatlanamazsa sermaye yatırım dolandırıcılığına ilişkin hükmün (StGB 264a) değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda aktarıldığına göre diğer ortak hakkında aktif bir dolandırıcılık fiili kanıtlanamadığı için beraat kararı verilmiştir.

⚖️ Hamburg’daki iflas ve İstanbul’daki takip

Davalı hakkında Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.07.2008 tarihli kararıyla tüketici iflası açılmıştır. Davacı, kasten işlenmiş haksız fiilden doğan alacağını 01.09.2008 tarihinde iflas masasına yazdırmıştır. Müflisin bu kayda itirazı 02.06.2010 tarihinde kaldırılmış, iflas idaresinin itirazının da 17.11.2010 tarihinde bertaraf edildiği 12.01.2011 tarihli kararla tespit edilmiştir. Böylece davacının tablodaki alacağı 11.985,33 Euro olarak kesinleşmiştir.

Davacı, davalının iflas tasfiyesinde Türkiye’deki bir taşınmazını beyan etmediğini ileri sürerek 07.01.2021 tarihinde İstanbul’da ilamsız takip başlatmıştır. Takipte 11.985,33 Euro asıl alacak ve 3.826,25 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.811,58 Euro istenmiştir. Davalı takibe itiraz etmiş, takip durmuştur.

Davacı, İİK 67 uyarınca itirazın iptali davası açmıştır. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, 15.11.2023 tarihli kararıyla davayı kabul etmiş; itirazın iptaline, takibin devamına ve 51.162,16 TL icra inkâr tazminatına hükmetmiştir.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve şirket adları kaynakta anonimdir, metinde kalan şahıs adları ve taşınmaz bilgisi çıkarılmıştır.

🛡️ Yöneticinin itirazları

Davalı vekili istinaf aşamasında savunmalarını şu başlıklarda toplamıştır:

  1. Alacak zamanaşımına uğramıştır.
  2. Alman Federal Mahkemesi mahkûmiyet kararını bozmuştur; ilk derece mahkemesi bu kararı yok saymıştır.
  3. Borç şirkete aittir; yöneticiye husumet yöneltilemez.
  4. İflas kayıt belgesinin Türk hukukunda geçerliliği yoktur; tanıma ve tenfiz yapılmadan Türkiye’de dava açılamaz.
  5. Davalı temerrüde düşürülmediği için faize hükmedilemez.

🌍 Hangi ülkenin hukuku uygulanır?

Daire, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıyan bir özel hukuk uyuşmazlığı olduğunu tespit ederek işe uygulanacak hukuku belirlemekle başlamıştır. MÖHUK 2/1’e göre hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. MÖHUK 34/1 ise haksız fiilden doğan borçları haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna bağlar.

Buna göre Daire iki katmanlı bir ayrım yapmıştır: Davanın tanımı, usule ilişkin itirazlar, ispat kuralları, geçici hukuki koruma ve icra inkâr tazminatı gibi konular Türk mahkemesinin kendi hukukuna (lex fori) tabidir; uyuşmazlığın esasına ise Alman hukuku uygulanır. Bilirkişi raporuna dayanılarak Alman Medeni Kanunu (BGB) 823. maddesine göre kasten veya ihmalle başkasının mülkiyetini ya da başka bir hakkını hukuka aykırı olarak ihlal edenin zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Husumet itirazı bu çerçevede reddedilmiştir. Daire, davanın Türk hukukundaki karşılığının şirket yöneticisinin sorumluluğu olduğunu, Alman hukukunda yönetici sorumluluğuna ilişkin özel bir düzenleme bulunmasa da haksız fiil hükümlerine dayanılabileceğini ve zararın sorumlusu olduğu iddia edilen yöneticiye karşı dava açılmasının doğru olduğunu kabul etmiştir. Yönetici sorumluluğunun Türk hukukundaki görünümü sitede daha önce hissedarın dolaylı zararı yazısında ele alınmıştı.

📜 İflas tablosu belge sayılır mı?

Kararın en dikkat çekici kısmı, yabancı iflas tablosunun delil değerine ilişkindir. Bilirkişi heyeti, Alman İflas Kanunu (InsO) 178/3 hükmüne göre tabloya geçirilen kayıtların, tespit edilen alacakların miktarı ve sırası bakımından iflas idaresi ve bütün iflas alacaklıları için kesin hüküm gücü taşıyan bir mahkeme kararı gibi etki doğurduğunu ve bu etkinin iflas tasfiyesi dışındaki bireysel takiplerde de söz konusu olduğunu bildirmiştir.

Daire bu tespitten hareketle kayıt belgesinin HMK 224 uyarınca resmî belge olarak kabulü gerektiğini, aynı kuvvette delille aksi ispatlanmadıkça belgede belirlenen alacağın davada esas alınacağını söylemiştir. HMK 224, yabancı resmî belgelerin bu vasfını yetkili makam onayına bağlar ve milletlerarası sözleşmeleri saklı tutar; davacı da tablonun apostil şerhi taşıdığını ileri sürmüştü.

🔗 Tanınmamış iflas kararının etkisi

Davalının Almanya’daki şahsi iflasının Türkiye’de tanınıp tenfiz edilmediği ve malvarlığı bulunmadığı için iflasın kapatıldığı taraflar arasında tartışmasızdı. Daire bu durumu davalının aleyhine okumuştur:

  • İflas kararı Türkiye’de tanınmadığı için, bu kararın sonucu olan “müflis aleyhine bireysel dava ve takip yasağı” Türkiye’de etki doğurmaz.
  • Karşı taraf hakkında iflas kararı verilmiş olsa bile, Türkiye’de tanınıp tenfiz edilmedikçe dava genel hükümlere göre yürütülür (Daire, Yargıtay 11. HD’nin 17.12.2007 tarihli, E.2007/13214 K.2007/15912 sayılı kararına atıf yapmıştır).
  • Davacının talebi iflas prosedürüne değil, bir alacak davasına ilişkindir; iflasın malvarlığı yokluğundan kapatılması haksız fiile dayalı alacağı ortadan kaldırmaz.

⏳ Zamanaşımı, ceza davası ve faiz

Zamanaşımı: Kararda Alman Medeni Kanunu’nun 197. maddesine atıfla, iflas prosedürü çerçevesinde tespit edilmiş alacaklar için zamanaşımı süresinin otuz yıl olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Alman İflas Kanunu’nun 302. maddesine göre borçtan kurtulma kararının kasten işlenen haksız fiilden doğan borçları kapsamadığı aktarılmıştır. Takip ve dava tarihinde bu süre dolmadığından zamanaşımı itirazı reddedilmiştir.

Bozulan ceza kararı: Daire, Federal Mahkemenin bozma gerekçesinin davalının eylemini aklamadığını; aksine eylemin yatırım dolandırıcılığı oluşturabileceğini ve zararın bilirkişiyle hesaplanması gerektiğini söylediğini vurgulamıştır. Diğer ortak beraat ettiğine göre şirketin tek ortağı ve yetkilisi davalıdır. Alman hukukunda haksız fiil sorumluluğu için mahkûmiyet kararı ve bunun kesinleşmesi şart olmadığından, devam eden ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek görülmemiştir.

Faiz: Kararda, haksız fiil alacaklarında zarar görenin zararın meydana geldiği tarihten itibaren faiz isteyebileceğine ilişkin Alman hukuku hükmüne (karardaki ifadeyle Alman Borçlar Kanunu 849. madde) dayanılarak ayrıca ihtar gerekmediği kabul edilmiştir. Davacı, masaya kayda yapılan itirazın kaldırıldığı 12.01.2011 tarihinden itibaren faiz istemiştir. Bilirkişi işlemiş faizi 4.790,19 Euro hesaplamış, ancak takipte 3.826,25 Euro talep edildiğinden ilk derece kararında isabetsizlik görülmemiştir.

💡 Kararın yatırımcı açısından anlamı

Yatırım dolandırıcılığında failler ile malvarlıkları çoğu zaman farklı ülkelerdedir. Bu karar, yurt dışında kesinleşmiş bir iflas tablosu kaydının Türkiye’deki bir alacak davasında ne sonuç doğurabileceğini göstermektedir. Daire, yabancı iflas kararının tanınmamış olmasını yatırımcının aleyhine değil, bireysel dava yasağını devre dışı bırakan bir durum olarak değerlendirmiştir.

Kararın kapsamı ise sınırlıdır: Sonuç, bilirkişi heyetinin Alman hukukuna ilişkin tespitlerine dayanmaktadır. Başka bir ülke hukukunun uygulanacağı dosyalarda tablonun etkisi ve zamanaşımı süresi farklı olabilir.

🔍 Merak edilenler

Türk mahkemesi Alman hukukunu neden uyguladı?

MÖHUK 34/1’e göre haksız fiilden doğan borçlar, haksız fiilin işlendiği ülkenin hukukuna tabidir. Tahvil satışı ve paranın amaç dışı kullanımı Almanya’da gerçekleştiği için Daire esasa Alman hukukunu uygulamış; usule ilişkin konularda ise Türk hukukunu esas almıştır.

Yabancı iflas kararı tanınmadan Türkiye’de takip yapılabildi mi?

Bu dosyada evet. Daire, iflas kararı Türkiye’de tanınmadığı için müflis aleyhine bireysel takip yasağının burada etkili olmadığını, davanın genel hükümlere göre görülebileceğini kabul etmiştir.

Yöneticinin ceza davasındaki mahkûmiyeti bozulduğu hâlde neden sorumlu tutuldu?

Daire, bozma kararının zararın hesaplanma yöntemine ilişkin olduğunu ve eylemin yatırım dolandırıcılığı oluşturabileceğini kabul ettiğini belirtmiştir. Alman hukukunda haksız fiil sorumluluğu için kesinleşmiş mahkûmiyet aranmadığından, ceza davasındaki tespitler ve iflas tablosu birlikte sorumluluğa dayanak yapılmıştır.

Alacak 2008’de doğduğu hâlde 2021’deki takip neden zamanaşımına uğramadı?

Kararda, Alman hukukunda iflas prosedüründe tespit edilen alacaklar için zamanaşımının otuz yıl olduğu ve kasten işlenen haksız fiilden doğan borçların iflastaki borçtan kurtulma kapsamı dışında kaldığı belirtilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları ile yabancı mahkeme kararlarından yapılan aktarımlara dayanır; Alman hukukuna ilişkin hükümler, kararda dosyadaki bilirkişi raporuna dayanılarak aktarıldığı şekliyle yer almaktadır. Taraf ve şirket adları kaynakta anonimdir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiştir. Uygulanacak hukuk, delil durumu ve yabancı karar süreçleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu