Sokak Yasağında İşyeri Zararı – Danıştay 10. D 2025/6686

Kepenkler aylarca kapalı kalmış, ancak kira ödemeye devam edilmiş bir dükkân düşünelim. Kapanmanın sebebi işletmecinin tercihi değil, terörle mücadele kapsamında ilan edilen sokağa çıkma yasağıdır. Zarar tespit komisyonu ise bu kaybı “muhtemel zarar” sayarak karşılamayı reddediyor. Danıştay Onuncu Dairesi, 5233 sayılı Kanun’daki “mal varlığına ulaşamama” kavramını geniş yorumlayarak ticari faaliyetin yürütülememesinden doğan zararların da kanun kapsamında olduğunu kabul etmiştir. Aynı kararda ise kira zararının yazılı sözleşme olmadan nasıl ispatlanacağı sorusu öne çıkmıştır.
Danıştay 10. Dairesi, 25.12.2025 tarihli ve E.2023/4207, K.2025/6686 sayılı kararıyla, davalı Valiliğin temyiz istemini kabul etmiş, Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere geri göndermiştir. Bozmanın gerekçesi, kira giderine ilişkin zararın ispatı bakımından eksik inceleme yapılmasıdır.
🗓️ İki dava, iki ret işlemi
Karar metnine göre davacının iş yerinin bulunduğu caddede 10.10.2015 tarihinden itibaren aralıklarla terörle mücadele faaliyeti kapsamında sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Davacı 25.04.2016 tarihinde Diyarbakır Valiliği bünyesindeki Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna başvurmuştur. Komisyon, ileri sürülen zararların muhtemel zarar olduğu ve 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanamayacağı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir.
Bu işleme karşı açılan ilk davada idare mahkemesi, istenen zararlardan yalnız kira giderlerinin kanun kapsamında karşılanabileceğini belirtmiştir. Mahkemeye göre idare, kira sözleşmelerini temin etmeli, gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak zararı hesaplamalıydı. Eksik inceleme gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.
Bu karar üzerine 4 No’lu Zarar Tespit Komisyonu yeniden değerlendirme yapmıştır. Komisyon, davacı vekilinden kira sözleşmesi örnekleri iki kez istendiği hâlde cevap alınamadığını, 2015 ve 2016 yıllarına ait gelir vergisi beyannamelerine göre davacının zarar etmediğini, aksine kâr elde ettiğini belirterek başvuruyu ikinci kez reddetmiştir. Davacı bu işleme karşı yeni bir dava açmış ve dava dilekçesinde kendisinde yazılı bir kira sözleşmesi bulunmadığını beyan etmiştir.
🏛️ İdare mahkemesi ile bölge idare mahkemesinin ayrışması
İkinci davada ilk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçe şu noktalara dayanmaktadır:
- İstenen ticari zararlar 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki zarar kalemlerine girmemektedir.
- Ticari bir zararın karşılanabilmesi için ticarete konu mala maddi bir zarar verilmesi veya kişinin rızası dışında mal varlığına ulaşamaması gerekir.
- İleri sürülen kazanç kaybı muhtemel zarar niteliğindedir.
- Kira ve işçi giderlerine ilişkin zarar ortaya konulamamıştır.
Bölge idare mahkemesi ise istinaf başvurusunu kabul etmiştir. Davacının sokağa çıkma yasağı döneminde iş yerine erişemediği tartışmasızdır. Bölge idare mahkemesine göre kira zararı, gelir kaybı ve diğer sabit giderler, iş yerine ulaşamayan davacının yapmak zorunda kaldığı, mal varlığını eksilten ve hesaplanabilir zararlardır. Bu nedenle idare veya görevlendireceği bilirkişiler aracılığıyla zarar tespiti yapılarak bu zararların karşılanması gerekirdi. İdare mahkemesi kararı kaldırılmış ve işlem iptal edilmiştir.
Valiliğin temyiz başvurusu bölge idare mahkemesince reddedilmiştir. Danıştay bu temyiz istemi ret kararını kaldırarak uyuşmazlığı esastan incelemiştir. Valilik temyizde, zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğunu ve emsal kararların bu yönde bulunduğunu ileri sürmüş; davacı cevap vermemiştir. Danıştay tetkik hâkimi de bozma görüşündedir.
🔑 “Mal varlığına ulaşamama” nasıl yorumlandı?
Kararın ilke değeri taşıyan kısmı, 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (c) bendinin yorumudur. Bent, terörle mücadele kapsamındaki faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararları karşılanabilecek zararlar arasında sayar. Daire bu ifadeyi dar okumamıştır:
- Mal varlığının kapsamı: Mal varlığı, kişinin para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tümüdür. Bu nedenle yalnız mülkiyetteki eşya değil, zilyetlikteki taşınır ve taşınmazlar ile sözleşmeden veya kanundan doğan haklara ulaşılamaması da bu kapsamdadır.
- Amaçsal yorum: Daire, bu sonucun maddenin amaçsal yorumuyla ortaya çıkan anlamına da uygun olduğunu belirtmiştir.
- Ticari faaliyet: Gerçek ve tüzel kişilerin sokağa çıkma yasağı veya terör olayları nedeniyle mal varlıklarına ulaşamamaları, onları kullanamamaları ve ticari faaliyetlerini sürdürememeleri sonucu uğradıkları zararlar 7/1-c uyarınca karşılanmalıdır.
Bu yorum, ilk derece mahkemesinin “ticarete konu mala fiziki zarar veya mala ulaşamama” şeklindeki dar ölçütünden açıkça ayrılmaktadır. Daire, davacının ticari faaliyetini yürütememesinden doğan zararların 7/1-c kapsamında kaldığını kabul etmiştir.
🚧 Önceki davanın çizdiği sınır
İlkenin geniş olması, davacının bütün zarar kalemlerini isteyebileceği anlamına gelmemiştir. Daire, ilk davada verilen iptal kararının yalnız kira giderlerini kapsadığını ve davacının bu karara karşı istinaf yoluna başvurmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle gelinen aşamada yalnız sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemdeki kira giderlerinden doğan maddi zarar karşılanabilecektir.
Bu sonuç, idari yargıda bir iptal kararının kapsamının sonraki süreci nasıl belirlediğini göstermektedir. Bölge idare mahkemesi gelir kaybı ve diğer sabit giderleri de kapsam içinde görmüştü; Danıştay ise ilk kararın kesinleşen sınırını esas alarak yalnız kira kalemini bırakmıştır.
🧾 Yazılı sözleşme yoksa kira nasıl ispatlanır?
Bozmanın doğrudan sebebi ispat meselesidir. Komisyon, kira sözleşmesi sunulmadığı için zararın belirlenemediğini kabul etmişti. Davacı ise yazılı sözleşmesi bulunmadığını açıkça söylemişti. Danıştay’a göre bölge idare mahkemesinin izlemesi gereken yol şudur:
- İş yerinin bulunduğu konumda sokağa çıkma yasağının uygulandığı tarihler tespit edilmelidir.
- Kira sözleşmesi bulunmasa da ödemeye ilişkin dekontlar ve benzeri belgeler davacıdan istenmelidir.
- Davacının kira ilişkisini ispata yarayacak bilgi ve belge sunup sunmamasına göre karar verilmelidir.
Bölge idare mahkemesi bu araştırmayı yapmadan zararın karşılanması gerektiği sonucuna vardığı için kararında hukuki isabet görülmemiştir. Bozma ilk bakışta idare lehine görünse de içerik bakımından iki yönlüdür: Zararın türü yönünden davacının, ispat yükü yönünden ise idarenin tezine yakın bir sonuç vardır.
Komisyonun dayandığı gelir vergisi beyannamelerinde kâr görünmesi argümanı ise Danıştay kararında ayrıca tartışılmamıştır. 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesi zararın; zarar görenin beyanı, adli, idari ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler, olayın oluş şekli ve varsa kusur gözetilerek hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde, komisyonca doğrudan veya bilirkişi aracılığıyla belirleneceğini öngörür. Beyannamelerin yeniden yapılacak incelemede nasıl değerlendirileceği karardan anlaşılmamaktadır.
🗳️ Karşı oydaki farklı yaklaşım
Karar metninin sonuç kısmında “oy birliğiyle kesin olarak karar verildi” ifadesi yer almakla birlikte, metnin sonunda bir karşı oy yazısı da bulunmaktadır. Karşı oy, zararın 7/1-c kapsamında olduğu ve yalnız kira giderinin istenebileceği konusunda çoğunlukla aynı görüştedir. Ayrıldığı nokta, araştırmayı kimin yapacağıdır.
Karşı oya göre kira ilişkisini ispata yarayacak belgelerin sunulup sunulmadığına göre işlem tesis etmesi gereken makam Zarar Tespit Komisyonudur. Komisyon bu incelemeyi yapmadan işlem kurduğu için işlem hukuka aykırıdır ve bölge idare mahkemesinin iptal kararı gerekçesi değiştirilerek onanmalıdır. Çoğunluk ise araştırmayı bölge idare mahkemesine bırakmış ve bozma yolunu seçmiştir.
📗 5233 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri
- Madde 1: Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.
- Madde 5/1-a: Komisyon, zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu hâlinde Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit eder.
- Madde 7/a-b: Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zarar ile yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki zararlar, tedavi ve cenaze giderleri sulh yoluyla karşılanabilir.
- Madde 7/c: Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar da bu kapsamdadır.
- Madde 8/2: Taşınmaza ilişkin zarar tespitinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesindeki kıymet takdiri esasları kıyasen uygulanır.
İdarenin kamu düzeni amacıyla aldığı tedbirlerin bireylere yüklediği külfet sitede farklı açılardan da ele alınmıştı; örneğin sel baskınında mücbir sebep ve hizmet kusuru kararında idarenin sorumluluk esası, OHAL’de hazine kirasının feshi kararında ise olağanüstü dönem tedbirlerinin mülkiyete etkisi tartışılmıştı.
❓ Sorular ve cevaplar
Sokağa çıkma yasağı nedeniyle kapanan işletmenin kazanç kaybı da karşılanır mı?
Daire, ticari faaliyetin sürdürülememesinden doğan zararların 7/1-c kapsamında olduğunu genel bir ilke olarak belirtmiştir. Ancak bu dosyada önceki iptal kararı yalnız kira giderlerini kapsadığı ve davacı buna karşı istinafa başvurmadığı için diğer kalemler değerlendirmeye alınmamıştır. Kazanç kaybının hangi ölçütlerle hesaplanacağı kararda ayrıca ele alınmamıştır.
Kira sözleşmesi olmayan işletmeci kira zararını isteyemez mi?
Karara göre yazılı sözleşmenin bulunmaması tek başına talebi sonuçsuz bırakmaz. Ödeme dekontları ve benzeri belgeler istenmeli, kira ilişkisinin ispatlanıp ispatlanmadığına göre karar verilmelidir. Belge sunulmaması ise ispat bakımından aleyhe sonuç doğurabilecektir.
Bozma kararı davacının kaybettiği anlamına mı gelir?
Hayır. Bozma, kira zararının ispatı yönünden eksik inceleme bulunduğu gerekçesine dayanır. Dosya bölge idare mahkemesine gönderilmiştir ve sonuç, yapılacak araştırmada sunulacak belgelere göre belirlenecektir.
Vergi beyannamesinde kâr görünmesi zararı ortadan kaldırır mı?
Komisyon ikinci ret işleminde bu gerekçeye dayanmıştır; ancak Danıştay kararında bu argüman ayrıca değerlendirilmemiştir. Kararın odaklandığı konu, yasak döneminde ödenen kiranın belgelerle ortaya konulup konulamadığıdır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan komisyon işlemleri ile ilk derece ve bölge idare mahkemesi kararlarına dayanır; tarafların kimliği ve işlem/karar tarihlerinin bir kısmı kaynakta anonimdir. Karar metninde oy birliği ifadesi ile birlikte bir karşı oy yazısı yer aldığı, kaynakta göründüğü şekliyle aktarılmıştır. Zarar kalemleri, önceki yargı kararlarının kapsamı ve sunulan belgeler farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



