158/3 Artırımında Zorunlu Müdafi – Yargıtay 11. CD 2026/1633

Sanık nitelikli dolandırıcılıktan yargılanıyor, kendisine bir avukat seçmemiş ve mahkeme de re’sen müdafi görevlendirmemiş. Suçun temel cezasının alt sınırı dört yıl; ancak suç üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlendiği için ceza kanun gereği yarı oranında artırılacak. Bu durumda CMK 150/3’teki “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası” eşiği aşılmış sayılır mı? Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma yoluyla önüne gelen dosyada bu soruya, artırım dikkate alındığında zorunlu müdafi atanması gerektiği yönünde cevap vermiştir.
Karar Arama sayfasında “TCK 152” aramasıyla bu karara ulaşan okuyucular için baştan bir not: Karar, mala zarar vermenin nitelikli hâllerini düzenleyen TCK 152 ile ilgili değildir; arama sonucundaki eşleşme, ilk derece kararının “2022/152 K.” sayısından kaynaklanmaktadır. Kararın konusu TCK 158 kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık ve CMK 150/3’e göre zorunlu müdafidir. TCK 152 bakımından aynı kuralın nasıl işlediği yazının sonundaki sorular bölümünde ayrıca ele alınmıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 16.02.2026 tarihli ve E.2026/533, K.2026/1633 sayılı kararıyla, istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen mahkûmiyet hükmünü CMK 309 uyarınca oy çokluğuyla kanun yararına bozmuş, sanık hakkındaki infazın durdurulmasına ve başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse tahliyesine karar vermiştir.
📂 Dosyanın seyri
Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 21.04.2022 tarihli ve E.2020/99, K.2022/152 sayılı kararıyla sanığı, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkûm etmiştir. Hükümde TCK 158/1-l ve son cümle, 158/3, 62/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uygulanmış; sanık neticeten 5 yıl hapis ve 5.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmış, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir.
Sanığın istinaf başvurusu süre yönünden reddedilmiş, bu karara yönelik itirazın da reddi üzerine hüküm 29.06.2022 itibarıyla kesinleşmiştir. Böylece hüküm, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş; bu da kanun yararına bozma yolunun açık olmasının ön koşuludur.
Adalet Bakanlığı 29.12.2025 tarihli yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 09.01.2026 tarihli tebliğnamesiyle dosyayı Daireye göndermiştir. İstemin dayanağı tek bir usul eksikliğidir: Sanığın yargılama boyunca seçtiği bir müdafii yoktur ve mahkeme de CMK 156 gereğince re’sen müdafi görevlendirmemiştir.
⚖️ Kanun yararına bozma ve sonucu
Daire, Başsavcılığın istemini yerinde görmüş ve şu hükmü kurmuştur:
- Kanun yararına bozma isteminin kabulüne,
- İlk derece mahkemesinin hükmünün CMK 309/3 uyarınca zorunlu müdafi yönünden iki üyenin karşı oyu ve oy çokluğuyla, diğer yönlerden oy birliğiyle kanun yararına bozulmasına,
- Sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal tahliyesine,
- CMK 309/4-b uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine.
CMK 309/4-b, bozmanın savunma hakkını kaldıran veya kısıtlayan usul işlemlerine ilişkin olduğu hâllerde, kararı veren mahkemece yeniden yargılama yapılmasını öngörür. Aynı bentte yeni hükmün önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olamayacağı da açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla dosya, bu kez müdafi güvencesiyle yeniden görülecek; ancak sanığın durumu 5 yıllık cezadan daha ağır bir noktaya taşınamayacaktır.
🧩 Beş yıllık eşik nasıl hesaplandı?
CMK 150/3, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilmesini öngörür. Daire bu eşiği şu adımlarla hesaplamıştır:
- Temel ceza: TCK 158/1 nitelikli dolandırıcılık için üç yıldan on yıla kadar hapis öngörür; ancak (l) bendinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldır.
- Zorunlu artırım: Suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinden TCK 158/3 uyarınca ceza, hâkime takdir hakkı tanınmaksızın yarı oranında artırılır.
- Sonuç: Dört yıllık alt sınırın yarı oranında artırılmasıyla kanunda öngörülen cezanın alt sınırı altı yıla çıkar; bu da beş yıllık eşiğin üstündedir.
- Yaptırım: Sanığın müdafii olmadığı ve mahkemenin re’sen görevlendirme yapmadığı durumda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması, savunma hakkını kısıtlayan bir hukuka aykırılıktır.
Dosyada dikkat çeken bir ayrıntı, sanığa verilen sonuç cezanın 5 yıl olmasıdır. Bu sonuç, altı yıllık cezadan TCK 62 uyarınca yapılan takdiri indirimle ortaya çıkmıştır. Ancak CMK 150/3’teki ölçüt hükmedilen ceza değil, isnat edilen suç için kanunda öngörülen cezanın alt sınırıdır. Bu nedenle sonuç cezanın beş yılı aşmaması, zorunlu müdafi gerekliliğini ortadan kaldırmamıştır.
🔍 Karşı oy: 158/3 nitelikli hâl mi, ağırlaştırıcı neden mi?
Kararın değerli yanlarından biri, karşı oy yazısının ayrıntılı gerekçe içermesidir. Karşı oy, uyuşmazlığı “zorunlu müdafi tayininde beş yıllık sınırın belirlenmesinde ağırlaştırıcı nedenlerin dikkate alınıp alınmayacağı” olarak tanımlamış ve şu argümanlara dayanmıştır:
- Kanun koyucunun terim tercihi: TCK 66/3 dava zamanaşımında “suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri”nden söz ederken, 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesi görevli mahkemenin belirlenmesinde “ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin” ifadesini kullanır. Karşı oya göre kanun koyucu bu iki kavramı bilinçli olarak ayırmıştır.
- 158/3’ün niteliği: 158/3, hem 157 hem 158. madde için ortak bir artırım sebebidir; suçu işleyen kişi sayısına göre cezayı artırır, suçun niteliğini değiştirmez. Bu nedenle nitelikli hâl değil, ağırlaştırıcı neden kabul edilmelidir.
- Önceki istikrarlı içtihat: Ceza Genel Kurulunun 2016 ve 2020 tarihli çok sayıda kararında zorunlu müdafi için yalnız temel cezanın esas alındığı ve bu çizginin 2021’e kadar istikrarla sürdüğü hatırlatılmıştır.
- Sonuç: Temel cezanın alt sınırı beş yıldan az olduğundan zorunlu müdafi gerekmediği, savunma hakkının kısıtlanmadığı ve kanun yararına bozma isteminin reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Çoğunluk ise bu ayrıma itibar etmemiş, Ceza Genel Kurulunun 2021 sonrasındaki yaklaşımını benimseyerek takdir hakkı tanımayan zorunlu artırımların da eşik hesabına katılması gerektiğini kabul etmiştir.
🔗 Ceza Genel Kurulunun içtihat değişikliği
Daire, kararını Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli E.2021/2-35, K.2021/473 ve 10.05.2022 tarihli E.2022/2-155, K.2022/321 sayılı kararlarına dayandırmıştır. Bu kararlarda Genel Kurul, daha önce yalnız temel cezayı esas alan içtihadından dönmüştür. Gerekçenin özü şöyledir:
- Zamanaşımı hesabında dikkate alınan nitelikli hâller, isnat edilen suçun cezasını da etkilediğinden adalet ve eşitlik ilkeleri gereği zorunlu müdafi hesabında da gözetilmelidir.
- Bir suçun temel şekli ile nitelikli şekilleri aynı suç sayılır; nitelikli hâl ve ağırlaştırıcı neden altında işlenen şekil de beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınmalıdır.
- Aleyhe yorum için haklı bir neden bulunmadığından, savunma hakkını genişleten yorum hukuk devleti ilkesine daha uygundur.
- Suçun niteliği kovuşturma sırasında ağırlaşırsa mahkeme re’sen müdafi görevlendirir; nitelik hafiflerse görevli müdafinin görevi kendiliğinden sona ermez, ancak sanık müdafiden yararlanmak istemediğini bildirirse yargılama müdafisiz sürdürülür.
Zorunlu müdafi eksikliğinin istinaf aşamasındaki sonuçları sitede daha önce zorunlu müdafi yoksa istinafın bozma yetkisi yazısında, müdafi hakkının genel çerçevesi ise ceza yargılamasında zorunlu müdafi yazısında ele alınmıştı. Bu karar, olağan kanun yollarından geçmeden kesinleşmiş bir hükmün de aynı eksiklik nedeniyle kanun yararına bozulabildiğini göstermesiyle onlardan ayrılır.
🆕 İlgili hükümler ve sonraki değişiklik
- CMK m.150/1-2-3: İstem hâlinde müdafi; çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olanlara istem aranmaksızın müdafi; alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da istem aranmaksızın müdafi.
- CMK m.309: İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde Adalet Bakanlığının istemiyle kanun yararına bozma; 309/4-b’de yeniden yargılama ve önceki cezadan ağır hüküm kurulamaması.
- TCK m.158/1-l ve son cümle: Kendini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtma; hapis cezasının alt sınırı dört yıl.
- TCK m.158/3: Üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenmede ceza yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmede bir kat artırılır.
Karar tarihinden sonra, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la TCK 158’e eklenen dördüncü fıkra, dolandırıcılık suçuna iştirakin ödeme araçlarını veya hesap bilgilerini başkasına vermekle sınırlı kaldığı durumlarda cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmüştür. Bu indirimin zorunlu müdafi eşiğinin hesabına etkisi kararda tartışılmamıştır; hükmün kurulduğu tarihte böyle bir fıkra bulunmamaktadır.
❓ Sık sorulanlar
TCK 152 (nitelikli mala zarar verme) suçlamasında zorunlu müdafi gerekir mi?
TCK 152/1 nitelikli mala zarar verme için bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür; ikinci ve üçüncü fıkralardaki artırımlar uygulandığında da kanundaki cezanın alt sınırı beş yılı aşmamaktadır. Bu nedenle bu kararda uygulanan CMK 150/3 eşiği TCK 152 bakımından kural olarak gündeme gelmez. Bununla birlikte CMK 150/1 uyarınca müdafi seçebilecek durumda olmadığını bildiren sanığa istemi hâlinde, 150/2 uyarınca da çocuk veya kendini savunamayacak derecede malul olanlara istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir.
Sanığa 5 yıl ceza verildiği hâlde neden zorunlu müdafi gerektiği kabul edildi?
CMK 150/3’teki ölçüt, mahkemenin sonunda hükmettiği ceza değil, isnat edilen suç için kanunda öngörülen cezanın alt sınırıdır. Bu dosyada 158/1-l’deki dört yıllık alt sınırın 158/3 uyarınca yarı oranında artırılmasıyla alt sınır altı yıla çıkmıştır; 5 yıllık sonuç ceza, takdiri indirimle ulaşılan rakamdır.
Kanun yararına bozma sonrasında daha ağır ceza verilebilir mi?
Hayır. CMK 309/4-b, savunma hakkını kısıtlayan usul işlemleri nedeniyle verilen bozmalarda yeniden yargılama yapılmasını öngörür ve yeni hükmün önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olamayacağını açıkça düzenler.
Kanun yararına bozma yoluna kim başvurabilir?
CMK 309’a göre bu yola Adalet Bakanlığı başvurur; Bakanlık bozma istemini yasal nedenleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir, Başsavcılık da istemi Yargıtayın ilgili ceza dairesine iletir. Yol, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş karar ve hükümler için öngörülmüştür.
Karşı oy kararın sonucunu etkiler mi?
Hayır. Karar oy çokluğuyla verilmiş ve kanun yararına bozma gerçekleşmiştir. Karşı oy, 158/3’ün ağırlaştırıcı neden niteliğinde olduğu ve eşiğin yalnız temel cezaya göre belirlenmesi gerektiği yönündeki farklı görüşü kayda geçirir; içtihat tartışmasının izlenmesi bakımından önem taşır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaya ilişkin ayrıntılar (dolandırıcılığın nasıl işlendiği, zarar miktarı) karar metninde yer almadığından yazıda anlatılmamıştır; sanığın ve karşı oy kullanan üyelerin kimliği kaynakta anonimdir. TCK 158/4 hükmü karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olup kararda uygulanmamıştır. Farklı suç vasfı, artırım nedeni veya yargılama aşaması bulunan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



