Hat Sahibine Ceza ve KYB Sınırı – Yargıtay 11. CD 2026/6801

Telefon açılıyor, karşıdaki ses kendini bir bankanın müşteri hizmetleri görevlisi olarak tanıtıyor ve geçmiş yıllarda tahsil edilen kredi kartı aidatlarının iade edileceğini söylüyor. İade için kart bilgileri ile telefona gelen tek kullanımlık şifre isteniyor. Birkaç dakika sonra kartlardan başkalarına ait faturalar ödeniyor. Arama yapılan hat sanık adına kayıtlıdır; sanık ise hattı hiç kullanmadığını, abonelik sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını söylüyor ve bu iddiasını destekleyen bir bilirkişi raporu da dosyada bulunuyor. Mahkûmiyet istinaf edilmeden kesinleşince Adalet Bakanlığı olağanüstü bir kanun yoluna başvuruyor. Yargıtay’ın cevaplaması gereken soru şu: Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir mahkûmiyette delillerin yeniden tartılması için kullanılabilir mi?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 22.06.2026 tarihli ve E.2026/540, K.2026/6801 sayılı kararıyla, banka çalışanı gibi davranarak kart bilgilerini ele geçirme biçimindeki nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
📞 Aidat iadesi bahanesiyle gelen arama
Kanun yararına bozma isteminde aktarılan olaya göre müşteki 19.03.2021 tarihinde bir GSM hattından aranmıştır. Arayan kişi, bir bankanın müşteri hizmetlerinden aradığını, geriye dönük kredi kartı aidatlarının iade edileceğini söylemiş; bu iade için kart bilgilerini ve telefona gelen şifreyi istemiştir. Bankadan arandığını düşünen müşteki, iki kredi kartına ait bilgileri ve şifreyi paylaşmıştır.
Ardından kartlardan, haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişilerin faturaları ödenerek toplam 4.024,97 TL harcama yapılmıştır. Kamu davası, arama yapılan hattın sanığa ait olduğu iddiasıyla açılmıştır.
Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 22.05.2024 tarihli ve 2022/570 E., 2024/244 K. sayılı kararıyla, sanığın hattın kendisinden habersiz kullanıldığı yönündeki beyanlarını suçtan kurtulmaya yönelik bulmuş ve eylemin sabit olduğu sonucuna varmıştır. Sanık, TCK 158/1-l ve son cümle, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 6.700 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Bu süre, (l) bendi için öngörülen dört yıllık alt sınırdan TCK 62 uyarınca altıda bir indirim yapıldığında ulaşılan süreyle örtüşmektedir. Hüküm istinaf edilmeden 25.06.2024 tarihinde kesinleşmiştir.
📨 Bakanlığın itirazı: “Hat kaydı tek başına yetmez”
Adalet Bakanlığı, CMK 309/1 uyarınca 25.12.2025 tarihli yazısıyla kanun yararına bozma talep etmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da 08.01.2026 tarihli tebliğnamesiyle dosyayı Daireye göndermiştir. İstemde öne çıkan noktalar şunlardır:
- Sanık, dolandırıcılık eylemini kendisinin gerçekleştirmediğini, telefon alım satımı yapan bir bayi olarak çalıştığını, iş yerinin eşi adına kayıtlı olduğunu ve adına kayıtlı hattı kullanmadığını savunmuştur.
- 20.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda, hattın abonelik sözleşmesindeki imzalar ile sanığın imzaları arasında benzerlik bulunmadığı belirtilmiştir.
- Bu nedenle hattın yalnızca sanık adına kayıtlı olması mahkûmiyete yeterli görülmemiş, sanığın beraati gerektiği ileri sürülmüştür.
Başka bir deyişle istem, hükmün bir hukuk kuralının yanlış uygulanmasından değil, delillerin mahkûmiyet için yeterli olmamasından kaynaklandığı iddiasına dayanmaktadır.
🏛️ Dairenin cevabı ve kararın sonucu
Daire önce CMK 309’un sistemini özetlemiştir: Kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesi için öngörülmüş olağanüstü bir yoldur. Bozmanın etkisi, bozulan kararın türüne göre CMK 309/4’ün (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Daha sonra Daire, Ceza Genel Kurulunun 13.03.2024 tarihli ve 2023/1-111 E., 2024/117 K. sayılı kararına atıf yapmıştır. Bu karardan aktarılan ilkeler şöyle özetlenebilir:
- Kesin hükmün otoritesinin korunması için bu yola başvurulabilmesi, hukuka aykırılığın ciddi boyutlara ulaşmasına bağlıdır.
- Delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğü iddiasıyla kanun yararına bozma istenmesi, bu yolun amaç ve kapsamıyla bağdaşmaz. 26.10.1932 tarihli ve 29-12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da hâkimin kanaat ve takdirine ait fiilî sorunlar bu yolun dışında tutulmuştur.
- Buna karşılık mahkûmiyete esas teşkil edecek delil bulunup bulunmadığı, mevcut delillerin yerinde değerlendirilip değerlendirilmediği ve suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, kanun yararına bozmanın konusu yapılabilir.
- Amaç, soruşturma ve kovuşturmadaki eksiklikleri tamamlamak değil, mevcut delil durumu itibarıyla suçun tüm unsurlarıyla oluşup oluşmadığını belirlemektir.
Somut dosyada Daire, sanığın aşamalardaki savunmalarını, banka ve diğer kurumların cevabi yazılarını, tanıkların ve talep dışı diğer sanığın beyanlarını ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirmiştir. Sonuçta mevcut delil durumuna göre mahkûmiyete esas teşkil edecek delil bulunmadığından, delillerin yerinde değerlendirilmediğinden ve suçun unsurlarının oluşmadığından söz edilemeyeceği kanaatine varmış; istemi CMK 309’daki koşulları taşımadığı gerekçesiyle oy birliğiyle reddetmiştir. Böylece mahkûmiyet hükmü olduğu gibi kalmıştır.
🧭 Kanun yararına bozmanın sınırları
CMK 309, kanun yararına bozma yolunu Adalet Bakanlığının talebine bağlamış ve sonuçlarını sınırlı biçimde düzenlemiştir. Maddeye göre Yargıtay ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse karar veya hükmü bozar; bozma mahkûmiyete ilişkin hükmün esasını çözmeyen yönüne ya da savunma hakkını kısıtlayan usul işlemlerine ilişkinse yeniden yargılama yapılır, ancak yeni hüküm önceki cezadan ağır olamaz. Bozma nedeni cezanın kaldırılmasını gerektiriyorsa Daire bu konuda doğrudan hüküm kurar. Ayrıca bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
Kararın önemi, bu olağanüstü yolun bir “üçüncü derece temyiz” gibi kullanılamayacağını yeniden göstermesidir. Ceza Genel Kurulu içtihadı, delil yokluğu veya yetersizliği iddialarını tamamen dışarıda bırakmamaktadır; ancak Daire, bu dosyada delillerin bütün hâlinde değerlendirilmesi sonucunda mahkûmiyetin dayanaksız olduğu sonucuna ulaşmamıştır. Kanun yararına bozma isteminin reddedildiği, yatırım vaadine dayalı farklı bir dosya için kozmetik yatırımında kâr payı ve KYB reddi yazısına bakılabilir.
📱 Hat kaydı, imza raporu ve diğer deliller
Banka çalışanı taklidiyle yapılan dolandırıcılık dosyalarında failin kimliği çoğu zaman arama yapılan hattın abonesi, paranın aktarıldığı hesap ya da harcamanın yapıldığı işlem üzerinden tespit edilmeye çalışılır. Bu kararda üç ayrı delil grubu belirgindir:
- Abonelik kaydı: Arama yapılan hattın sanık adına kayıtlı olması, iddianın çıkış noktasıdır.
- İmza incelemesi: Abonelik sözleşmesindeki imzaların sanığa ait olmadığı yönündeki 20.10.2021 tarihli bilirkişi raporu, savunmayı destekleyen en güçlü delildir.
- Kurum yazıları ve beyanlar: Daire, banka ve diğer kurumların cevabi yazılarını, tanık beyanlarını ve talep dışı diğer sanığın anlatımlarını da değerlendirmeye katmıştır.
Karar metni, bu delillerin içeriğini ayrıntılı biçimde aktarmamaktadır. Bu nedenle sonucun, imza raporunun önemsiz görüldüğü şeklinde okunması doğru olmaz. Daire yalnızca, kanun yararına bozma aşamasında mevcut delil durumunun bütünüyle mahkûmiyeti dayanaksız bırakmadığını tespit etmiştir. Hükmün istinaf edilmeden kesinleşmiş olması, delillerin olağan kanun yolunda daha geniş bir denetimden geçme imkânının kullanılmadığını da göstermektedir.
Banka çalışanı taklidi yöntemiyle kart veya hesap bilgileri ele geçirildiğinde delillerin nasıl değerlendirildiğine ilişkin başka bir örnek için banka çalışanı taklidi ve kripto alımı yazısı incelenebilir.
🆕 7589 sayılı Kanun ve TCK 158/4 bakımından not
16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 13. maddesiyle TCK 158’e dördüncü fıkra eklenmiştir. Buna göre 157 ve 158. maddelerdeki suçlara iştirak, haksız menfaat amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kalırsa, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
İncelenen karar bu değişiklikten önce verilmiştir ve sanık iştirakçi olarak değil, aramayı yapan kişi olarak cezalandırılmıştır. Yeni fıkranın metninde GSM hattı ayrıca sayılmamakta, ödeme araçları ile hesap kullanım bilgileri ve araçları anılmaktadır. Hat veya hesap sahibinin rolünün “fail” mi, yoksa yalnızca araç ya da bilgi veren “iştirakçi” mi olduğu sorusu, yeni düzenlemeyle birlikte ceza miktarını doğrudan etkileyen bir ayrıma dönüşmüştür.
🔎 Merak edilenler
Kanun yararına bozma yoluna kim başvurabilir?
Delillerin yanlış değerlendirildiği iddiası bu yolla ileri sürülebilir mi?
Hattın başkası tarafından alındığını gösteren imza raporu mahkûmiyeti engeller mi?
Kanun yararına bozma istemi reddedilince hüküm ne olur?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kanun yararına bozma istemini ret kararından derlenmiştir. Kararda taraf ve sanık adları kaynakta anonimdir; yazıda banka ve kişi bilgisine yer verilmemiştir. Ceza dosyalarında sonuç, her dosyadaki delillerin bütününe göre belirlenir ve başka olaylara genellenemez. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



