Seyyar Tezgâhta Denetim Kusuru – Danıştay 8. D 2026/983

Aynı yaralanma için hem zarara doğrudan yol açan kişiye karşı adli yargıda hem de denetim görevini yerine getirmediği ileri sürülen belediyeye karşı idari yargıda dava açılabilir mi? Adli yargıda tazminat kararı alınmışsa, idare mahkemesi maddi tazminat istemini sırf bu nedenle reddedebilir mi? Danıştay 8. Dairesi, sahil şeridinde ruhsatsız kurulan bir balon atış tezgâhında havalı tüfek saçmasıyla bir gözünü kaybeden kişinin açtığı tam yargı davasında bu sorulara yanıt vermiştir.
Danıştay 8. Dairesi, 23.02.2026 tarihli ve E.2025/3593, K.2026/983 sayılı kararıyla, belediyenin ruhsatsız işportacılık faaliyetini denetlememesi nedeniyle hizmet kusurundan sorumlu olduğunu belirtmiş; adli yargıdaki davaya atıfla maddi tazminat isteminin reddedilmesini hukuka aykırı bularak bu kısmı bozmuştur. Manevi tazminat kısmı onanmış, reddedilen manevi tazminat üzerinden davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ise Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek düzeltilmiştir.
🧭 Asıl soru: iki ayrı yargı yolunda iki ayrı dava
Bu kararın sel, deprem ya da benzeri doğal olaylara ilişkin tam yargı kararlarından farkı, zararın bir doğa olayından değil üçüncü kişilerin eyleminden doğmasıdır. Tüfeği ateşleyen bir çocuk, ona tüfeği veren bir veli ve para karşılığında atış yaptıran ruhsatsız bir işportacı vardır. Belediye ise olaya doğrudan karışmamış; ancak sahil şeridindeki ruhsatsız faaliyete engel olmamıştır.
Davacı bu nedenle iki ayrı yola başvurmuştur: adli yargıda çocuğun velisine karşı haksız fiil davası, idari yargıda ise belediyenin hizmet kusuruna dayanan tam yargı davası. Bölge idare mahkemesi bu iki davanın aynı maddi zararı konu aldığını ve mükerrer tahsilata yol açabileceğini düşünmüş; Danıştay ise iki davanın sorumluluk sebeplerinin farklı olduğunu vurgulamıştır.
📍 Sahil şeridindeki atış tezgâhı ve başvuru süreci
Kararda aktarılan olgulara göre davacı, olay günü İstanbul Beyoğlu’nda Kasımpaşa sahil kenarında otururken yakınında oyun oynatma amacıyla kurulmuş seyyar bir tezgâhtaki balonlara ateş edilmiş, havalı tüfek saçması sağ gözüne isabet etmiştir. Davacı 06-15.09.2015 tarihleri arasında farklı hastanelerde tedavi görmüş; ancak sağ gözündeki tam görme kaybı kalıcı olmuştur. Adli Tıp Kurumu raporunda yaralanmanın bir organın işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
İdari başvuru süreci şöyle ilerlemiştir:
- Adli Tıp raporu 13.07.2017 tarihli celsede davacıya tebliğ edilmiş, 08.05.2018 tarihinde valilik ve ilçe belediyesine ön karar başvurusu yapılmıştır.
- İlçe belediyesi, sahil şeridinde seyyar satıcı faaliyetlerini engelleme yükümlülüğünün kendisine değil büyükşehir belediyesine ait olduğunu belirterek başvuruyu reddetmiştir; valilik de başvuruyu reddetmiştir.
- Büyükşehir belediyesinin zabıta birimi tazminat talebine yanıt vermemiş, dava 31.07.2018 tarihinde açılmıştır.
- Davacı, maddi tazminat istemini 2577 sayılı Kanun’un 16/4. maddesi uyarınca 20.000 TL’den 1.378.490 TL‘ye artırmış, ayrıca 250.000 TL manevi tazminat istemiştir.
Davalı idare temyizde davanın süresinde açılmadığını, görevlerini yerine getirdiğini ve husumetin kendisine yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür; kararda bu itirazlara ilişkin ayrı bir değerlendirme yer almamaktadır.
📊 Bilirkişiye göre kusur dağılımı
İdare mahkemesi dosyasına sunulan 04.08.2023 tarihli kusur raporu, olaydaki üç kişinin sorumluluğunu farklı derecelerde belirlemiştir:
| Sorumlu | Kusur derecesi | Dayanak |
|---|---|---|
| Büyükşehir belediyesi | Asli | Yetki alanındaki sahil şeridinde ruhsatsız işportacılık faaliyetini denetleme yükümlülüğünü yerine getirmemesi |
| Tezgâhı işleten işportacı | Asli | Para karşılığında üçüncü kişilere havalı tüfekle balonlara ateş ettirmesi |
| Çocuğun velisi | Tali | Tüfeği atış yapması için çocuğa vermesi |
İdare mahkemesi, belediyenin zararın tamamından müteselsil sorumluluk kapsamında sorumlu tutulmasını gerektiren istisnai bir durum bulunmadığını, müşterek sorumluluk ilkesi uyarınca yalnızca kendi kusuru oranında sorumlu olacağını kabul etmiştir. Belediye ile işportacı farklı sorumluluk sebepleriyle asli kusurlu sayıldığından belediyenin kusur oranı %50 olarak belirlenmiş; 05.01.2024 tarihli raporda hesaplanan 1.378.490 TL maddi zararın yarısı olan 689.245 TL ile 125.000 TL manevi tazminata 30.07.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle hükmedilmiştir. Asliye ceza mahkemesi dosyasında da velinin, çevrede insan bulunmayan bir alan seçmemesi ve tüfeğin yönünü kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiştir.
🔍 Bölge idare mahkemesi neden reddetti?
Bölge idare mahkemesi UYAP üzerinden yaptığı incelemede, davacının aynı olay için veliye karşı açtığı davada asliye hukuk mahkemesinin 166.209 TL maddi tazminata hükmettiğini, bu kararın istinafta esastan reddedildiğini ve temyiz incelemesinin sürdüğünü tespit etmiştir. Alacak için başlatılan icra takibinde veliye ait taşınmaza konulan haciz, şikâyet üzerine icra mahkemesince kaldırılmış, alacağın tahsil edilip edilmediği anlaşılamamıştır.
Mahkemeye göre:
- Maddi tazminata hükmedilebilmesi için diğer dosyada aynı nevi tazminata hükmedilmemiş olması gerekir; alacağın tahsil edilip edilmemesi önemli değildir.
- Tahsil edilmemiş tutar ileride tahsil edilebilir ve mükerrer tahsilat doğabilir.
- İdare mahkemesi, adli yargıdaki gerçek kişiyle müşterek ve müteselsil sorumluluğa hükmedemeyeceğinden aynı kalem için iki farklı karar oluşur; sorumlular arasında rücu davası her zaman mümkündür.
- Manevi tazminatta ise müteselsil sorumluluk söz konusu olmadığından, idarenin kusurundan doğan elem ve ıstırap için ayrıca hükmedilebilir.
Bu gerekçeyle maddi tazminat istemi reddedilmiş, manevi tazminata yönelik istinaf başvuruları reddedilmiştir.
🏛️ Danıştay’ın üç ayrı hükmü
Daire, temyiz istemlerini kısmen kabul ederek kararı üç parçada değerlendirmiştir.
Maddi tazminat — bozma. Daire, hizmet kusurunu idarenin yürütmekle görevli olduğu hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlamış; bunun hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gerçekleştiğini hatırlatmıştır. Somut davanın, adli yargıda veliye karşı açılan tazminat davasından ayrı olarak belediyenin görevini tam ve eksiksiz yerine getirmediği iddiasına dayandığını vurgulamıştır. Bu nedenle davanın adli yargıdaki davaya atıfla reddinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Daire ayrıca kusur raporuna dayanarak büyükşehir belediyesinin gerekli denetimleri yapmaması ve işportacıların faaliyetine engel olmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, hizmet kusuru ilkesi çerçevesinde sorumlu bulunduğunu ve sorumluluğu oranında tazmin yükümlülüğü taşıdığını belirtmiştir. Kusur oranına göre tazminat miktarı değişebileceğinden, bozma sonrası davacının miktar artırım talebi bulunup bulunmadığının da açıklığa kavuşturulması istenmiştir.
Manevi tazminat — onama. 125.000 TL manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısım usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Vekâlet ücreti — düzelterek onama. Reddedilen manevi tazminat üzerinden davacı aleyhine hükmedilen 20.000 TL vekâlet ücreti kaldırılmış, hüküm fıkrası “reddedilen manevi tazminat için davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına” şeklinde düzeltilmiştir.
💼 Reddedilen manevi tazminatta vekâlet ücreti
Kararın ikinci önemli yönü, yargılama giderlerine ilişkindir. Anayasa Mahkemesi 25.12.2024 tarihli ve E.2024/29, K.2024/226 sayılı kararıyla, HMK 326/2’deki yargılama giderlerinin haklılık oranına göre paylaştırılması kuralını manevi tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. Daire’nin aktardığı gerekçeye göre manevi tazminat tutarı hâkimin takdirine bağlı olduğundan davacı, talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngöremez; kısmi ret hâlinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mahkemeye erişim hakkını kanunilik şartına aykırı şekilde sınırlar.
Daire şu tespitleri yapmıştır:
- İYUK 31 ile yargılama giderleri konusunda atıf yapılan HMK 326/2 manevi tazminat davaları yönünden iptal edilmiş ve iptal kararı 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
- Yasama organınca yeni bir düzenleme yapılmamış, 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesi de yürürlükten kaldırılmıştır.
- Anayasa’ya aykırılığı saptanmış hükümlerle görülmekte olan davaların çözümlenmesi Anayasa’nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır; bu, iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine aykırılık oluşturmaz.
- Bu nedenle kısmen kabul edilen manevi tazminat davalarında reddedilen kısım için davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemelidir.
Düzeltme, İYUK 49/1-b uyarınca yeniden yargılama gerektirmeyen bir eksiklik olarak Danıştay tarafından doğrudan yapılmıştır. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için el atma davasında vekâlet ücreti yazısına bakılabilir.
📝 Karardan çıkan notlar
- Belediyenin yetki alanındaki ruhsatsız işportacılık faaliyetini denetlememesi ve bu faaliyete engel olmaması, hizmet kusuru olarak değerlendirilmiştir.
- Üçüncü kişiye karşı adli yargıda açılan haksız fiil davası, idarenin hizmet kusuruna dayanan tam yargı davasının maddi tazminat yönünden reddine gerekçe yapılmamıştır.
- Birden fazla sorumlunun bulunduğu olayda idare, ilk derece mahkemesinin kabulüne göre müteselsil değil kendi kusuru oranında sorumlu tutulmuş; Daire de idarenin sorumluluğu oranında tazmin yükümlülüğünü vurgulamıştır.
- Manevi tazminatın kısmen reddinde davacı aleyhine vekâlet ücreti, AYM iptal kararı sonrasında kaldırılmıştır.
Kararın sınırı da belirtilmelidir: Daire, maddi tazminatın kesin tutarını ve adli yargıda hükmedilen tazminatla ilişkisini belirlememiş; bu değerlendirmeyi bozma üzerine yeniden karar verecek bölge idare mahkemesine bırakmıştır. Kamu otoritesinin denetim ve ruhsat yetkisine ilişkin farklı bir açı için ruhsat iptali ve haklı beklenti yazısı okunabilir.
🙋 Soru ve cevaplar
Belediye neden davaya taraf oldu, olaya karışmamıştı?
Dava, belediyenin eylemine değil görevini yerine getirmemesine dayanmaktadır. Kusur raporuna göre olay yeri büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki sahil şerididir ve ruhsatsız işportacılık faaliyetini denetleme yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Danıştay, gerekli denetimlerin yapılmaması ve faaliyete engel olunmaması nedeniyle belediyenin hizmet kusurundan sorumlu olduğunu belirtmiştir.
Adli yargıdaki 166.209 TL’lik karar ne oldu?
Bölge idare mahkemesinin tespitine göre bu karar istinafta esastan reddedilmiş, temyiz incelemesi sürmekteydi; icra takibinde konulan haciz şikâyet üzerine kaldırılmış ve tahsilat durumu anlaşılamamıştı. Danıştay, adli yargıdaki davanın idarenin hizmet kusuruna dayanan davadan ayrı olduğunu belirterek maddi tazminat istemini bu nedenle reddetmeyi hukuka aykırı bulmuştur.
Belediyenin %50 kusur oranı Danıştay’ca onaylandı mı?
%50 oranı ilk derece mahkemesinin kabulüdür. Danıştay belediyenin kusurlu olduğunu ve sorumluluğu oranında tazmin yükümlülüğü bulunduğunu belirtmiş, ancak kusur oranına göre tazminat miktarının değişebileceğini ve davacının miktar artırım talebinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurgulamıştır. Kesin tutar, bozma sonrası verilecek kararla belirlenecektir.
Süre aşımı itirazı neden sonuç vermedi?
Davalı idare, adli yargıdaki raporun tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılmadığını ileri sürmüştür. Kararda süre itirazına ilişkin ayrı bir gerekçe yer almamaktadır. Daire, manevi tazminat kısmında temyiz nedenlerini bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiş; maddi tazminat kısmını ise belediyenin hizmet kusurundan sorumlu olduğu gerekçesiyle bozmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Danıştay 8. Dairesinin Bedesten içtihat sisteminde yayımlanan kararından ve bu kararda aktarılan ilk derece ile bölge idare mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Değerlendirme, ruhsatsız bir seyyar tezgâhta meydana gelen yaralanma, belirli bir kusur raporu ve adli yargıda paralel yürüyen bir tazminat davasının bulunduğu somut dosyaya dayanmaktadır; olay yeri, yetkili idare ve kusur dağılımı farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



