Portföy Zararında EFT İbrası – İst. BAM 12. HD 2025/1660

Paranızı bir portföy yönetim şirketine bırakıp bir buçuk yıl sonra yarısını kaybettiğinizde, hesabı kapatırken imzaladığınız para transferi formu sonradan açılacak tazminat davasını nasıl etkiler? Matbu EFT talimatlarının sonuna eklenen “mutabıkım, şirketi ibra ederim” cümlesi, sadece bir banka işleminin parçası mıdır, yoksa bütün portföy yönetimi ilişkisini kapatan bir irade beyanı mı? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, bireysel portföy yönetimi kapsamında yaklaşık 600.000 TL kaybettiğini ileri süren bir yatırımcının davasında bu cümleye belirleyici bir ağırlık vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 20.10.2025 tarihli ve E.2025/1463, K.2025/1660 sayılı kararıyla, davanın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu oy birliğiyle esastan reddetmiştir. Karar, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olarak verilmiştir.
📂 Bireysel portföy yönetimi ilişkisi nasıl kuruldu?
Davacı, 13.03.2018 ve 31.05.2019 tarihlerinde kendisine ait 1.200.000 TL nakdin yönetiminin davalı yatırım kuruluşu tarafından üstlenilmesi konusunda anlaştığını, portföyünün Tebliğ ve sözleşme esasları çerçevesinde, özen ve sadakat yükümlülüğü altında, ücret karşılığında yönetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dava dilekçesindeki başlıca iddialar şunlardır:
- Davalının yazılı sözleşme yapmadığı ve genel işlem şartlarına aykırı işlemlere sebep olduğu,
- Yerindelik testinin mevzuata aykırı ve çelişkili olduğu, yalnızca şekli bir zorunluluk için yapıldığı,
- Sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatılmadığı,
- Portföyde %55 zarar oluşana kadar hiçbir denetim mekanizmasının devreye sokulmadığı, riskin dağıtılmadığı,
- Davacının bilgisi dışında aşırı işlem yapıldığı ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiği.
Davacı, sermayesinin yarısı olan yaklaşık 600.000 TL’nin kaybedildiğini ileri sürerek kısmi dava olarak 34.000 TL zarar ile belirsiz alacak olarak 1.000 TL mahrum kalınan kârın ticari faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı ise 13.03.2018 tarihli Bireysel Portföy Yönetimi Çerçeve Sözleşmesine dayanmıştır. Savunmaya göre yerindelik testi sözleşmeden önce yapılmış, sonuçlara göre “Çok Yüksek Riskli” ürün grubu davacının portföyüne konu edilebilir bulunmuş, 31.05.2019 tarihinde enstrüman limit oranları davacının ıslak imzalı talimatıyla güncellenerek tüm ürün gruplarının üst limiti %100’e çıkarılmıştır. Sözleşmenin risk bildirim bölümünde anapara ve getiri garantisi bulunmadığı yazılıdır; hesap ekstreleri, işlem sonuç formları ve portföy performansını karşılaştırma ölçütüyle gösteren aylık raporlar düzenli olarak e-postayla gönderilmiştir.
📉 Ağustos 2019: teminat çağrıları ve son satış
Davalının savunmasına göre portföydeki işlemler ağırlıklı olarak vadeli işlem piyasasında, BIST30 endeksine, BIST30 paylarına ve döviz çiftine dayalı kontratlarda yoğunlaşmıştır. Belirsizlik ortamında ABD dolarından yana pozisyon alma talebinin bizzat davacıdan geldiği, şirket kayıtlarındaki telefon görüşmelerinin incelendiği ve personel kaynaklı yanıltıcı bir bilgiye rastlanmadığı ileri sürülmüştür.
Savunmada aktarılan süreç kronolojik olarak şöyledir:
| Tarih | Olay (davalının anlatımı) |
|---|---|
| Tarih belirtilmemiş | Talep üzerine 290 adet Temmuz vadeli kontrat Ağustos vadesine taşındı |
| 07.08.2019 | Teminat tamamlama çağrısı; yalnızca sürdürme teminatına yetecek sayıda kontratın kapatılması istendi |
| 09.08.2019 | 390 kontratlık açık pozisyon yeniden teminat çağrısına yol açtı; yine asgari kapatma eğilimi |
| 20.08.2019 | Kalan 344 kontrat, kayıtlı hatta davacının sözlü satış emriyle satıldı |
| 20-21.08.2019 | Toplam 656.403 TL EFT ile hesaptaki tüm nakit transfer edildi |
Davalı, 21.08.2019 tarihli EFT talimatıyla şirketin o tarihe kadarki tüm işlemler nedeniyle en geniş şekilde ibra edildiğini ve portföy bilgisine mutabakat verildiğini de savunmasına eklemiştir.
🏛️ İlk derece kararı ve istinaf itirazları
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 26.03.2024 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme; yerindelik testinin sözleşmeyle aynı tarihte yapıldığını, risk bildirimi beyannamesi ve sorumluluk taahhütnamesinin imzalandığını, bireysel portföy yönetiminde anapara ve getiri garantisi bulunmadığının açıkça yazıldığını, davacının portföy yöneticileriyle çeşitli tarihlerde görüştüğünü ve bu görüşmelerde pozisyonlara ilişkin uyarılar yapıldığını tespit etmiştir. Davalının sermaye piyasası mevzuatına aykırı bir kusurunun kanıtlanmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı istinafta; bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, bir buçuk yıllık süreçte yalnızca beş telefon görüşmesinin dosyaya sunulduğunu, kayıtları ibraz yükünün davalıda olduğunu, prim kazanmak amacıyla aşırı işlem yapıldığını ve yeni bilirkişi incelemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
📑 Daire mevzuata aykırılık buldu mu?
Daire, ilk derece mahkemesinin aldığı bilirkişi kurulu raporuna geniş yer vermiştir. Rapora göre III-37.1 sayılı Tebliğ kapsamında çerçeve sözleşmeden önce yapılması zorunlu yerindelik testi davacı tarafından doldurulup imzalanmış, davacının kendi kabulü ve risk tercihleri dikkate alınarak “Çok Yüksek Riskli” ürün grubu kendisine uygun bulunmuştur. Tebliğin 41/1-ğ hükmü uyarınca yetkili kuruluşların portföyün belirli bir getiriyi sağlayacağına dair sözlü ya da yazılı garanti veremeyeceği, 41. maddenin ise özen, basiret ve çıkar çatışmasından kaçınma yükümlülüğü getirdiği hatırlatılmıştır.
Bilirkişi kuruluna göre riskin dağıtılmadığı, özen ve aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, prim amacıyla aşırı işlem yapıldığı yönündeki iddialar soyut kalmış, bunları destekleyen bir delile rastlanmamıştır. Bu nedenle zarar ile davalının faaliyetleri arasında illiyet bağı kurulamamıştır. Aşırı işlem iddiasının somut verilerle desteklendiği farklı bir dosya için aşırı işlem yaptırmada iade yazısına bakılabilir.
Daire ayrıca Yatırım Kuruluşları Tebliğinin 33. maddesinin 10. fıkrasına değinmiştir: Yatırım kuruluşu, bir ürünün müşteriye uygun olmadığı konusunda uyarıda bulunmasına rağmen müşteri o ürünü almak isterse, hizmet verip vermemekte serbesttir. Telefon görüşmelerinin çözümünden de davacının uzun vadeli dolar kontratlarında işlem yaptığı, 31.05.2019 sonrasında iki kez sürdürme teminatı eksikliği oluştuğu, bu risk konusunda uyarıldığı, pozisyonu Eylül 2019’a kadar taşımak niyetinde olduğunu belirttiği ve teminat eksikliğinin davacı haberdar edilerek az sayıda kontratın paraya çevrilmesiyle giderildiği anlaşılmıştır.
Daire, vadeli işlem piyasasında işlemlerin karşı tarafında da yatırımcıların bulunduğunu, davacının alıcı olduğu kontratın satıcı tarafının aynı kontratta kısa pozisyon taşıyan başka yatırımcılar olduğunu da not etmiştir. Portföy yöneticisinin özen borcunun farklı bir sonuca bağlandığı dosya için portföy yöneticisinin özeni yazısı karşılaştırma imkânı sunar.
✍️ EFT talimatındaki ibra cümlesi
Kararı benzerlerinden ayıran kısım, Dairenin ibra değerlendirmesidir. Davacının 21.08.2019 tarihli EFT/havale talep formunda; talimat tarihi itibarıyla şirket aracılığıyla gerçekleşen portföy yönetimi, menkul kıymet alım satımı ve diğer işlemler nedeniyle hesaplarındaki nakit ve menkul kıymet mevcuduyla mutabık olduğunu, işlemler, kayıtlar, faiz ve vergi tahakkukları ile hesap bakiyelerine ilişkin itirazı bulunmadığını ve o güne kadarki işlemler nedeniyle şirketi en geniş şekilde ibra ettiğini beyan edip imzaladığı tespit edilmiştir.
Daire bu beyanı TBK 132 çerçevesinde değerlendirmiştir. Hükme göre borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. Daire ibrayı, borçluyu ifa etmeden borçtan kurtarmak hususunda alacaklı ile borçlunun anlaşması olarak tanımlamış ve davacının davalıyı tüm işlemlerden ibra ettiği sonucuna varmıştır.
En dikkat çekici cümle şudur: Daireye göre tüm kayıtlar dosyaya getirtilmemiş olsa da verilen ibraname karşısında daha ileri bir inceleme gerekmemektedir. Böylece davacının “yalnızca beş görüşme kaydı sunuldu” şeklindeki istinaf itirazı, ibra beyanı nedeniyle sonuç doğurmamıştır.
🔎 Kararın okunmasında dikkat çeken noktalar
Karar iki ayrı dayanağa yaslanmaktadır: Mevzuata aykırı bir işlemin ve illiyetin ispat edilememesi ile EFT talimatındaki ibra. Daire bu iki dayanağı birlikte kullanmış, ibrayı tek başına sonuç doğuran bir gerekçe olarak da kurmuştur. Bu yapı, hesap kapatma ya da para çekme sırasında imzalanan matbu belgelerin sonradan açılan tazminat davalarında nasıl bir rol oynayabileceğini göstermektedir.
Öte yandan kararda tartışılmayan bazı konular da vardır. Davacının ibra beyanına karşı irade sakatlığı, genel işlem koşulu denetimi veya ibranın zararın öğrenilmesinden önce verilip verilmediği gibi itirazları ayrıca ileri sürdüğüne dair bir değerlendirme metinde yer almamaktadır. Karar temyiz yolu açık olarak verildiğinden, Yargıtay’ın bu tür matbu ibra beyanlarına yaklaşımı ayrıca izlenmeye değerdir. Yatırım danışmanlığı uyuşmazlıklarında somut zarar ispatının ele alındığı bir başka dosya için danışmanlıkta zararın ispatı yazısı da konuyla bağlantılıdır.
❓ Sık sorulanlar
Para transferi formundaki bir cümle ibra sayılabilir mi?
Bu dosyada sayılmıştır. Daire, EFT/havale talep formundaki “tüm işlemler nedeniyle şirketi en geniş şekilde ibra ederim” beyanını TBK 132 kapsamında bir ibra sözleşmesi olarak değerlendirmiştir.
Portföyün yarısının kaybedilmesi tek başına kusur sayıldı mı?
Hayır. Bireysel portföy yönetiminde getiri garantisi verilemeyeceği, yatırımcının çok yüksek riskli ürünlere uygun bulunduğu ve mevzuata aykırı bir işlem tespit edilmediği için zarar ile yönetim faaliyeti arasında illiyet kurulamamıştır.
Eksik ses kayıtları neden sonucu değiştirmedi?
Daire, tüm kayıtların getirtilmediğini kabul etmekle birlikte, ibra beyanı karşısında daha ileri bir incelemeye gerek görmemiştir.
Limit oranlarının %100’e çıkarılması neden önemliydi?
Savunmaya göre 31.05.2019’da ürün gruplarının portföydeki üst limitleri davacının ıslak imzalı talimatıyla %100’e çıkarılmıştır. Bu durum, riskin yeterince dağıtılmadığı iddiasının değerlendirilmesinde davacının kendi tercihlerinin dikkate alınmasına yol açmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri, Emsal Kararlar arşivinde ise serinin diğer yazıları yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, bireysel portföy yönetiminde uğranılan zarar için açılan tazminat davasının mevzuata aykırılık ispatlanamadığı ve EFT talimatındaki ibra beyanı nedeniyle reddedildiği bir dosyaya dayanır; temyiz yolu açık olarak verilen karar, ibra belgesinin içeriği, imza koşulları ve işlem kayıtları farklı olan dosyalarda farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



