Emsal KararlarForex Hukuku

Aşırı İşlem Yaptırmada İade – İstanbul BAM 13. HD 2026/1348

Telefon her çaldığında bir hisse alınıp satılıyor, hesap ekstresi uzadıkça komisyon ve kredi faizi kalemleri büyüyor. Yatırımcı her işlemi sözlü olarak onaylamış olsa da, işlemleri gerçekte kim başlatıyordu? Piyasa dilinde “çalkalama” olarak anılan, müşteriye ihtiyacını aşan sıklıkta işlem yaptırılarak komisyon ve faiz geliri elde edilmesi, sermaye piyasası mevzuatında aracı kurumların yapamayacağı işler arasında sayılır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, mevduattan kredili hisse işlemlerine geçirilen bir yatırımcının dosyasında bu davranışın hukuki sonucunu değerlendirdi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 02.07.2026 tarihli ve E.2023/2250, K.2026/1348 sayılı kararıyla, yatırımcının isteklerini aşan sıklıkta işlem yapılmasını sağlayan bir düzen kuran aracı kurumun, 2013-2015 döneminde elde ettiği işlem komisyonunun %80’ini ve kredi faizi gelirinin %50’sini iade etmesine hükmeden ilk derece kararını yerinde bulmuş; aracı kurumun istinaf başvurusunu oy birliğiyle esastan reddetmiştir. Karara karşı temyiz yolu açıktır.

Kısa özet: 2013 yılına kadar yalnızca vadeli mevduat kullanan bir banka müşterisi, 29.01.2013’te 150.000 TL limitli sermaye piyasası araçları kredisi sözleşmesiyle hisse senedi işlemlerine başlamış; limit sonradan 1.500.000 TL’ye ve 30.09.2014’te 2.000.000 TL’ye çıkarılmıştır. Yatırımcı, banka ile aynı grup içindeki aracı kurumun kendisini yanlış yönlendirerek yüksek kredi faizi ve komisyon ödemeye zorladığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, bankanın acente sıfatıyla hareket ettiği gerekçesiyle ona karşı davayı husumetten reddetmiş; ses kayıtları ve bilirkişi raporlarına dayanarak aracı kurumun gereksiz ve sık işlem yaptırmaya zemin hazırladığını kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, işlemlerin büyük çoğunluğunun müşteri temsilcisinin araması ve tavsiyesiyle yapıldığını, yatırımcının yalnızca onay verdiğini belirterek kararı onamıştır.

🏦 Mevduattan kredili hisse işlemine

Davayı açan yatırımcı yargılama sırasında vefat etmiş, dava mirasçıları tarafından sürdürülmüştür. Dava dilekçesine ve karara yansıyan olgular şöyledir:

  • Başlangıç profili: Yatırımcı, 2013’e kadar vadeli mevduat dışında bir yatırım ürünü kullanmamış; kendi doldurduğu müşteri tanıma formlarında gayrimenkul sahibi olduğunu ve aylık 1.000-2.000 TL gelirinin bulunduğunu beyan etmiştir.
  • 29.01.2013: Banka şubesinde 150.000 TL limitli Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır.
  • Limit artışları: Limit önce 1.500.000 TL’ye, 30.09.2014’te 2.000.000 TL’ye çıkarılmıştır. Yatırımcı, geriye dönük tarihli ve kendisinin doldurmadığı formların imzalatıldığını ileri sürmüştür.
  • Maliyet kalemleri: Bankanın 01.11.2016 tarihli yazısına göre 2013-2016 yılları arasında 454.412,96 TL kredi faizi ödenmiştir. Aracı kurumun 07.12.2015 tarihli yazısına göre 05.01.2015-14.08.2015 arasında 31.955,63 TL işlem komisyonu tahsil edilmiştir.
  • 02.01.2017: Banka, “kredili hesap faiz tahakkuk iptali” açıklamasıyla hesaba 15.212,02 TL iade etmiştir.
  • Dava öncesi yazışma: 16.02.2018’de tebliğ edilen ihtarnameye verilen 07.03.2018 tarihli cevapta, 31.03.2013-11.09.2017 arasında 677.768,16 TL kredi faizi, 31.01.2013-11.09.2017 arasında 282.262,00 TL işlem komisyonu tahsil edildiği bildirilmiştir.

Yatırımcı, 31.08.2015 öncesi dönem için bankanın, sonrası için aracı kurumun sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 500.000 TL’nin ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.

🛡️ Banka ve aracı kurumun savunmaları

Banka, yatırımcı ile arasında hisse alım satımına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, çerçeve sözleşmeyi aracı kurumun acentesi olarak imzaladığını, tüm kayıt ve belgelerin aracı kurumda olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuştur.

Aracı kurum ise şu savunmalara dayanmıştır:

  • Yatırımcının bir dilekçesinde 60 yıl ticaret yaptığını beyan ettiği, düşük gelir beyanıyla çeliştiği,
  • Seans odasında günlük işlemleri bizzat takip ettiği ve tüm sözleşmeleri kendisinin imzaladığı,
  • Risk bildirim formlarında zarar ihtimalinin açıklandığı,
  • Emirlerin çoğunun sözlü verildiği ve mevzuata uygun olarak kayda alındığı,
  • Hesap ekstrelerine süresinde itiraz edilmediği ve 2015’teki şikâyetin ardından da iki yıl işlemlere devam edildiği.

📊 İlk derece mahkemesinin kusur paylaştırması

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi (21.09.2023, E.2019/9 K.2023/579), 05.01.2022 ve 24.01.2023 tarihli iki bilirkişi heyeti raporuna dayanmıştır. Mahkeme, uyuşmazlığın 25.12.2012, 29.01.2013, 07.01.2014, 11.09.2014 ve 14.01.2015 tarihli sözleşmelere dayandığını; çerçeve sözleşmeyi banka imzalamış olsa da bunu aracı kurumun acentesi olarak yaptığını belirterek banka yönünden davayı pasif husumet yokluğundan reddetmiştir.

Aracı kurum yönünden ise ses kayıtlarını esas almıştır. Mahkemeye göre yatırımcı hesabındaki işlemlerden genel olarak haberdardı, not alıyor ve sorular soruyordu; ancak ilk karar verici değil, verilmiş kararın onaylayanı konumundaydı. Mahkeme, yatırımcının iradesinin sakatlandığı tespitine ulaşamamakla birlikte, temsilcilerin sürekli alım satım davranışıyla hesapta çok işlem yapılmasına etkili olduklarını kabul etmiştir.

Müşteriye gereksiz işlemler yaptırarak komisyon ve yan gelir elde edilmesi TMK m.2 ve m.3’e aykırı bulunmuştur. Mahkeme ayrıca 01.07.2014 öncesi için mülga Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’in 58. maddesine, sonrası için III-39.1 sayılı Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ’in “Yatırım Kuruluşlarının Yapamayacakları İş ve İşlemler” başlıklı 56. maddesine aykırılık saptamıştır. Sonuçta aracı kurumun sağladığı işlem komisyonu menfaatinin %80’inin ve kredi faizi gelirinin %50’sinin iadesinin hak ve nesafete uygun olacağına karar vermiş; aracı kuruma karşı davayı kısmen kabul etmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Adalet Bakanlığı içtihat veri tabanında (mevzuat.adalet.gov.tr) esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧮 Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi

Aracı kurum istinafta; kredi faizi ve komisyon oranlarının uygulanması gerekenin altında olduğunu, yatırımcının bu oranları bildiğini, iradesinin sakatlanmadığını ve salt tavsiye vermenin sorumluluk doğurmayacağını ileri sürmüştür. Daire bu itirazları yerinde görmemiş ve şu tespitlere dayanmıştır:

  • Oranların düşüklüğü yetmez: Faiz ve komisyon oranlarının düşük olması ve yatırımcının bunlardan haberdar olması, tahsil edilen bedellerin haklı sayılması için yeterli değildir.
  • İşlemleri başlatan temsilcidir: Hisse alım satımları, sözleşmelerde öngörüldüğü gibi yatırımcının kendi yazılı veya sözlü emirleriyle değil, çoğunlukla temsilcinin kendisini arayıp tavsiyede bulunmasıyla gerçekleşmiş; yatırımcı işlemlerin çok büyük bölümünde yalnızca onay vermiştir.
  • Bilgi ve tecrübe eksikliği: Yatırımcının sermaye piyasası konusunda bilgi ve tecrübesi bulunmamaktadır.
  • Yanlış bilgilendirme: Temsilci, teminatın azalması hâlinde işlem yasağı uygulanacağı yönünde yatırımcıyı yanlış bilgilendirmiştir.
  • Gelir amaçlı işlem sıklığı: Aracı kurum, fazla işlem yaptırarak yatırımcının fazladan kredi kullanmasını ve faiz ödemesini, kendisinin de daha fazla komisyon elde etmesini sağlamış; yatırımcının bilgisizliği ve tecrübesizliğinden yararlanmıştır.

Daire, bu davranışın 01.07.2014’e kadar uygulanan tebliğin 58. maddesine ve sonrasında uygulanan III-39.1 sayılı Tebliğ’in 56. maddesine aykırı olduğunu teyit etmiştir. 2013-2015 döneminde elde edilen komisyon ve kredi faizinden kusura karşılık gelen kısmın yatırımcı zararı olarak iadesi gerektiğini, bilirkişi raporundaki kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olduğunu belirtmiştir. Daire, aynı yönde verdiği 12.06.2025 tarihli E.2024/1167, K.2025/961 sayılı kararına ve bu kararı onayan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.04.2026 tarihli E.2025/5420, K.2026/2438 sayılı kararına atıf yapmıştır. İstinaf başvurusu HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiştir.

🎙️ Ses kayıtları ve işlem kalıbı

Kararın ispat bakımından en belirleyici yönü, telefon görüşmesi dökümlerinin nasıl okunduğudur. Aracı kurum, her işlemin yatırımcının onayıyla yapıldığını ve bunun kayıt altında olduğunu savunmuştu. Mahkemeler ise onayın varlığına değil, işlemi kimin başlattığına ve hangi sıklıkla başlatıldığına baktı. Dökümlerden aktarılan bazı ifadeler şöyledir:

  • Yatırımcının temsilciye: “ben yeni bir öğrenciyim, bana artık elinizden geleni yapacaksınız, öğreteceksiniz bu işi” ve “şimdi sen ne diyorsan o ben karışmıyorum” demesi,
  • Temsilcinin yatırımcıya “ben takipteyim, merak etmeyin” şeklinde telkinde bulunması,
  • Yatırımcının kısa aralıklarla sıklıkla aranması ve temsilcinin belirli bir şirketin payı hakkında standartlaşmış cümlelerle bilgi vermesi.

İlk derece mahkemesinin tespitine göre yatırımcının itiraz ettiği durumlar daha çok, aldığı payların satılmasına yönelikti; yatırımcı alıp bekleme eğilimindeyken temsilciler sürekli alım ve satım yönünde etkili olmuştu. Yatırımcının 10.12.2015 tarihli görüşmede önceki işlemlerinden yakındığı, ancak sonrasında da aynı talimat kalıbının sürdüğü de kayıtlardan anlaşılmıştır.

Bu yaklaşım, yönlendirme iddiasının ispat edilemediği durumlardan ayrılmaktadır. Nitekim serideki aracı kurum yönlendirmesine ilişkin Yargıtay 11. HD 2025/5562 kararında, tavsiye verildiği ve iradenin sakatlandığı ispatlanamadığı için dava reddedilmişti. Bu dosyada ise irade sakatlığı tespit edilmemiş olmasına rağmen, işlem sıklığının aracı kurum lehine kurgulanmış olması tek başına sorumluluk sebebi sayılmıştır.

💡 Kararın yatırım ilişkilerine etkisi

Karar, aracı kurum ile yatırımcı arasındaki uyuşmazlıklarda zararın nasıl tanımlanabileceğine dair dikkat çekici bir örnektir. Burada tazmin edilen, piyasa hareketinden doğan portföy kaybı değil, aşırı işlem nedeniyle ödenen komisyon ve kredi faizidir.

  • Her işlemin sözlü olarak onaylanmış olması, işlem düzeninin aracı kurum lehine kurulduğunun tespitine engel olmamıştır.
  • Müşteri tanıma formlarındaki düşük gelir beyanı ile milyonlarca liralık kredi limitleri arasındaki uyumsuzluk, davacı tarafından iddianın temel dayanaklarından biri olarak ileri sürülmüştür.
  • Acente sıfatıyla çerçeve sözleşmeyi imzalayan banka yönünden dava husumetten reddedilmiş; sorumluluk aracı kuruma yöneltilmiştir.
  • İade oranları (komisyonda %80, faizde %50), bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmesine dayanan hakkaniyet takdiri olup her dosyada aynen uygulanabilecek sabit oranlar değildir.

Aracı kurum sorumluluğunun farklı bir görünümü için portföy yöneticisinin özen borcuna ilişkin BAM kararı, uygunluk testi bağlamı için ise forex uygunluk testi kararı incelenebilir.

❓ Kısa cevaplar

Yatırımcı her işlemi onayladıysa aracı kurum neden sorumlu tutuldu?

Mahkemeler onayın varlığını tartışmamış, işlemleri kimin başlattığına bakmıştır. Kayıtlara göre işlemler çoğunlukla temsilcinin araması ve tavsiyesiyle başlamış, bilgi ve tecrübesi olmayan yatırımcı yalnızca onay vermiştir. İhtiyacı aşan sıklıkta işlem yaptırılarak komisyon ve faiz geliri elde edilmesi, SPK tebliğlerindeki yasaklara ve TMK m.2-3’e aykırı bulunmuştur.

Hisse zararının tamamı mı iade edildi?

Hayır. Hükme esas alınan kalem, 2013-2015 döneminde aracı kurumun elde ettiği işlem komisyonu ve kredi faizidir. İlk derece mahkemesi komisyonun %80’inin, kredi faizinin %50’sinin iadesine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kusur oranlarını dosya kapsamına uygun bulmuştur. Kararda hükmedilen toplam tutar ayrıca belirtilmemiştir.

Kredi sözleşmesini imzalayan banka neden sorumlu tutulmadı?

İlk derece mahkemesi, sermaye piyasası araçları alım satım çerçeve sözleşmesinin banka tarafından aracı kurumun acentesi olarak imzalandığını kabul etmiş ve bankaya karşı davayı pasif husumet yokluğundan reddetmiştir. Bu yöndeki hükme karşı yapılmış bir istinaf incelemesi karara yansımamıştır; Bölge Adliye Mahkemesi yalnızca aracı kurumun istinafını incelemiştir.

Karar kesinleşti mi?

Karar, tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olarak verilmiştir. Ancak Daire, aynı yöndeki önceki kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 29.04.2026 tarihinde onandığını belirtmiştir; bu durum, uygulamanın Yargıtay denetiminden de geçtiğini göstermektedir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin yayımlanmış istinaf kararından derlenmiştir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiş olup kesinleşme durumu yazının hazırlandığı tarihte bilinmemektedir. Komisyon ve faiz iadesine ilişkin oranlar somut dosyadaki bilirkişi değerlendirmesine dayanır. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu