Ceza HukukuEmsal Kararlar

Kiracının Kapısına Kilit – Yargıtay 2. CD 2025/20847

Tapu kimin adına kayıtlı olursa olsun, kiralanan ev kiracının konutudur. Kira ilişkisi gerginleştiğinde bazı mülk sahiplerinin veya yakınlarının “ev zaten benim” düşüncesiyle bahçeye girmesi, kapıyı açması ya da kilidi değiştirmesi, ceza hukukunun doğrudan ilgilendiği bir durumdur. Yargıtay’ın incelediği dosyada tam da bu yaşanmış; savcılık ise hem kast bulunmadığı hem de mala zarar verme suçunda şikâyet hakkının ev sahibine ait olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Yargıtay bu yaklaşımı iki noktada birden düzeltmiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 25.11.2025 tarihli ve E.2025/13533, K.2025/20847 sayılı kararıyla, kiracının kullandığı konutun eklentisine rızası dışında girilip kapının kırıldığı ve kilitlerin değiştirildiği iddiasında mevcut delillerin kamu davası açılmasını gerektirdiğini, ayrıca zarar gören eşyayı kullanan zilyedin de mala zarar verme suçunda şikâyet hakkına sahip olduğunu belirterek itirazın reddine ilişkin sulh ceza hâkimliği kararını kanun yararına bozmuştur.

Kısa özet: Kiracı olarak oturduğu yerdeki evlerden birinde kendisi kalan, diğerlerini otel olarak işleten şikâyetçi, ev sahibinin yeğeninin 28.09.2022’de rızası dışında bahçeye girdiğini, bir evin kapısını kırdığını ve diğer evlerin kilitlerini değiştirdiğini; ev sahibinin de kiralanandan çıkması için kendisine sürekli hakaret ve tehditte bulunduğunu ileri sürmüştür. Urla Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği itirazı 30.11.2023’te reddetmiştir. Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma yoluna başvurmuş; Yargıtay 2. Ceza Dairesi, kamera inceleme tutanağı, zarar tespit tutanağı, tanık beyanı ve kolluktaki tevil yollu ikrarlar karşısında itirazın kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

🔑 Bahçe, kapı ve kilit: Şikâyete konu olaylar

Karar metnine göre şikâyetçi, İzmir’in Urla ilçesinde bir taşınmazda kiracıdır. Kiralanan yerde birden fazla ev bulunmakta; şikâyetçi bunlardan birinde kendisi oturmakta, diğerlerini otel olarak işletmektedir. Mülk sahibi şüphelilerden biridir; diğer şüpheli ise mülk sahibinin yeğenidir.

Şikâyetçinin anlatımı iki ayrı eylem grubunu kapsar:

  • Ev sahibine yönelik iddia: Kiralanandan çıkması konusunda, kiralamanın başından beri kendisine sürekli hakaret ve tehdit içeren sözler söylendiği, bu sözleri yanına sık sık gelen annesinin de duyduğu.
  • Yeğene yönelik iddia: 28.09.2022 günü rızası olmadan konutun eklentisi olan bahçeye girildiği, evlerden birinin kapısının kırıldığı ve diğer evlerin kapı kilitlerinin değiştirildiği.

Soruşturmada dosyaya giren belgeler de bu anlatımla örtüşmektedir: Jandarmanın 26.10.2022 tarihli kamera inceleme tutanağında, şüphelinin şikâyetçinin ikametinin bahçesine rızası olmaksızın girdiği ve kapıya kilit vurmak için hazırlık yaptığı görülmüştür. 01.10.2022 tarihli zarar tespit tutanağında ise konutta 1.770,00 TL tutarında zarar oluştuğu belirlenmiş ve fotoğraflanmıştır. Ayrıca 29.09.2022’de dinlenen bir tanık şikâyetçiyi doğrulamış, şüpheliler kolluk ifadelerinde suçlamaları tevil yollu ikrar etmiştir.

🗂️ Savcılık neden kovuşturma açmadı?

Urla Cumhuriyet Başsavcılığı 11.09.2023 tarihli kararıyla (2022/6656 soruşturma, 2023/2222 karar) kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar metninde aktarılan gerekçe üç ayaklıdır:

  • Hakaret ve tehdit iddiası için şikâyetçinin soyut beyanı dışında tarafsız tanık veya kamera kaydı bulunmadığı,
  • Yeğen yönünden konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarında suç işleme kastının bulunmadığı,
  • Mala zarar verme suçunda şikâyet hakkının mülk sahibine ait olduğu.

Bu karara yapılan itiraz İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 30.11.2023 tarihinde, 2023/8726 Değişik İş sayısıyla reddedilmiştir. İtiraz üzerine verilen bu karar kesin nitelikte olduğundan, dosya olağan kanun yoluyla Yargıtay’a gelemezdi.

⚖️ Kanun yararına bozma ve Yargıtay’ın sonucu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkların Adalet Bakanlığının istemiyle Yargıtay’a taşınmasına imkân verir. Somut dosyada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 14.10.2025 tarihli ve KYB-2025/114859 sayılı istemiyle bu yola başvurmuştur.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, önce usule ilişkin bir tespitte bulunmuştur: Şüphelilerden birinin sulh ceza hâkimliği kararından sonra, 17.06.2024 tarihinde öldüğü UYAP nüfus kaydından anlaşılmıştır. Ancak kesinleşen karardan sonraki değişiklikler kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından, bu hususun yerel merci tarafından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Esasa ilişkin sonuç ise şöyledir: Mevcut delillerin, ev sahibinin yeğeni hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme, ev sahibi hakkında ise hakaret ve tehdit suçlarından kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte olduğu; bu delillerin takdirinin mahkemeye ait olduğu gözetilmeden itirazın reddedilmesinin Kanun’a aykırı olduğu kabul edilmiştir. Daire, İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararını CMK m.309/3 uyarınca bozmuş ve m.309/4-a gereğince dosyanın itiraz merciine gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🏠 Konut kimindir: Malik mi, oturan mı?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinin birinci fıkrası, “bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi”yi, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Dördüncü fıkraya göre fiilin cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Maddenin koruduğu değer mülkiyet değil, kişinin yaşadığı alanın huzurudur. Bu nedenle suçun mağduru, konutu fiilen ve hukuken kullanan kişidir; kiralanan evde bu kişi kiracıdır. Yargıtay’ın somut dosyada, ev sahibinin yakını olan şüpheli hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kamu davası açılmasını gerekli görmesi, taşınmazın mülkiyetinin şüpheli tarafta olmasının bu değerlendirmeyi engellemediğini göstermektedir.

Kararın bir diğer dikkat çekici yönü eklenti kavramıdır. Olay, evin içinde değil bahçesinde başlamıştır. Kanun metni konutla birlikte “konutun eklentilerini” de koruma altına aldığından, rıza dışında bahçeye girilmesi de suçun maddi unsuru bakımından değerlendirilmiştir. Kamera inceleme tutanağında bahçeye rıza olmaksızın girildiğinin görülmesi, bu nedenle dosyanın en güçlü delillerinden biri olmuştur.

🧱 Mala zarar vermede zilyedin şikâyet hakkı

Kararın ilke niteliğindeki cümlesi mala zarar verme suçuna ilişkindir. TCK m.151/1, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişinin mağdurun şikâyeti üzerine cezalandırılacağını düzenler. Savcılık, kırılan kapı ve değiştirilen kilitler ev sahibine ait olduğu için şikâyet hakkının yalnızca malikte bulunduğunu kabul etmişti.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu görüşü paylaşmamıştır. Daireye göre mala zarar verme suçuyla korunan hukuki yarar mülkiyet hakkıdır; ancak zarar verilen eşyanın zilyetliği malik dışında üçüncü bir kişide bulunduğunda, mülkiyet hakkıyla birlikte zilyetliğin sağladığı haklar da koruma altındadır. Bu hâllerde malik dışında, suça konu eşyadan yararlanan kişi de şikâyet hakkına sahiptir.

Uygulamada bu tespitin anlamı şudur: Kiralanan konutun kapısı, penceresi veya kilidi kiraya veren tarafından ya da onun adına hareket eden biri tarafından tahrip edildiğinde, kiracının şikâyeti “mal onun değil” gerekçesiyle hükümsüz sayılamaz. Somut olayda eylemi gerçekleştirdiği ileri sürülen kişinin malikin yakını olması, bu sonucu daha da belirgin kılmaktadır; aksi kabul, malik tarafın kendi eylemine karşı şikâyet hakkının yine kendisine ait olması gibi çelişkili bir sonuç doğururdu.

🔍 Kovuşturma eşiği: “Yeterli şüphe” nasıl okundu?

Kovuşturmaya yer olmadığı kararları çoğunlukla “yeterli delil elde edilemedi” gerekçesine dayanır. Bu dosyada Yargıtay, soruşturma aşamasında aranacak eşiğin mahkûmiyet için gereken kesinlik olmadığını, delillerin takdirinin yargılama makamına ait olduğunu vurgulamıştır. Daire’nin ağırlık verdiği unsurlar şunlardır:

  • Tevil yollu ikrar: Şüphelilerin kolluk ifadelerinde suçlamaları dolaylı biçimde kabul etmesi.
  • Tanık beyanı: Olayın ertesi günü alınan ve şikâyetçiyi doğrulayan anlatım.
  • Kamera inceleme tutanağı: Bahçeye rıza dışında girişin ve kilit vurma hazırlığının kayda geçmesi.
  • Zarar tespit tutanağı ve fotoğraflar: 1.770,00 TL’lik hasarın somut olarak belirlenmesi.

Hakaret ve tehdit iddiası bakımından da Yargıtay, savcılığın “salt soyut beyan” değerlendirmesini yeterli görmemiş ve bu suçlar yönünden de kamu davası açılmasını gerektirir delil bulunduğunu kabul etmiştir. Alacak veya kira gibi bir hukuki ilişki bağlamında söylenen tehdit içerikli sözlerin farklı bir suç tipine kayabildiği bir örnek için serideki alacağın tahsili için tehdit kararı; kira ilişkisinin hukuk yargısında nasıl sona erdirilebildiğine ilişkin bir örnek için ise yan giderlerin ödenmemesi ve temerrütle tahliye kararı incelenebilir.

Kanun yararına bozma kararının sonucu, uyuşmazlığın doğrudan mahkûmiyetle bitmesi değildir. CMK m.309/4-a uyarınca dosya itiraz merciine gönderilmiş; merci gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verecektir. Yargıtay kararı, bu yeni değerlendirmenin hangi hukuki çerçevede yapılacağını belirlemektedir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

🤔 Merak edilenler

Evin maliki olmak, kiracının evine girmeyi suç olmaktan çıkarır mı?

Bu kararda Yargıtay, mülk sahibinin yeğeninin kiracının kullandığı konutun bahçesine rıza dışında girip kapıyı kırdığı ve kilitleri değiştirdiği iddiasında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kamu davası açılmasını gerekli görmüştür. TCK m.116 konutu kullananın rızasını esas alır; taşınmazın mülkiyeti tek başına bu değerlendirmeyi değiştirmemiştir.

Bahçeye girmek de konut dokunulmazlığının ihlali sayılır mı?

TCK m.116/1 konutla birlikte “konutun eklentilerini” de korur. Somut dosyada bahçeye rıza olmaksızın girildiğinin kamera inceleme tutanağıyla belirlenmesi, konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından kamu davası açılmasını gerektiren deliller arasında sayılmıştır.

Kapı ev sahibine aitse kiracının mala zarar verme şikâyeti geçerli mi?

Yargıtay 2. Ceza Dairesine göre, zarar verilen eşyanın zilyetliği malik dışında bir kişide ise zilyetliğin sağladığı haklar da korunur ve eşyadan yararlanan kişi de şikâyet hakkına sahiptir. Savcılığın “şikâyet hakkı yalnızca malike aittir” gerekçesi bu nedenle yerinde görülmemiştir.

Kanun yararına bozmadan sonra dosya nasıl ilerler?

Karar, CMK m.309/4-a kapsamında davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin olduğundan, dosya itiraz merciine gönderilmiştir. Merci gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verecektir. Yargıtay ayrıca şüphelilerden birinin karardan sonra öldüğünün mahallince değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin yayımlanmış kanun yararına bozma kararı ile bu kararda aktarılan soruşturma ve itiraz aşamalarından derlenmiştir. Kanun yararına bozma kararı şüphelilerin suçluluğu hakkında bir hüküm içermez; uyuşmazlığın sonucu, yeniden yapılacak inceleme ve olası yargılamaya göre belirlenecektir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu