Ceza HukukuEmsal Kararlar

Alacak İçin Tehdit Yağma mı? – Yargıtay 6. CD 2026/5607

Alacağını alamayan kişi borçlunun işyerine gider, yanına da birini alır ve parayı zorla ister. Bu tablo ceza hukukunda hangi suçtur? On yıldan on beş yıla kadar hapis öngören nitelikli yağma mı, yoksa iki yıldan yedi yıla kadar hapis öngören nitelikli tehdit mi? Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 01.07.2026 tarihli ve E.2024/6588, K.2026/5607 sayılı kararıyla, Türk Ceza Kanunu’nun 150/1. maddesindeki “daha az cezayı gerektiren hâl” düzenlemesinin kimler bakımından uygulanacağını ayrıntılı biçimde ortaya koymuş ve nitelikli yağmadan kurulan hükmü suç vasfı yönünden bozmuştur.

Kararın değeri yalnızca sonucunda değil, gerekçesinde. Daire, TCK m.150/1’den yararlanacak kişileri belirlemek için dört maddelik objektif bir ölçüt listesi vermiş ve Ceza Genel Kurulu içtihadına dayanarak alacaklının kardeşinin, çalışanının, eniştesinin ve hatta yakın arkadaşının da bu hükümden yararlanabileceğini açıklamıştır.

Kısa özet: Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesi 19.12.2023 tarihli ve 2022/524 Esas, 2023/450 Karar sayılı kararıyla sanığı silahla, birden fazla kişi ile birlikte, gece vakti ve işyerinde yağma suçundan TCK m.149/1-a, c, d, h ile m.35/2 uyarınca 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırmış, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar vermiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi 05.06.2024 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi ise, aynı olayda temyiz dışı bir başka sanığın eylemi “hukuki alacağın tahsili amacıyla silahla ve birden fazla kişiyle tehdit” kabul edilip TCK m.150/1 delaletiyle m.106/2-a-c’den cezalandırılmışken, aynı eylem yönünden bu sanık hakkında nitelikli yağmadan hüküm kurulmasını suç vasfının tayininde yanılgı saymış ve 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle bozma kararı vermiştir.

🗂️ Dosyada ne oldu?

Karardan anlaşıldığı kadarıyla olay, katılan ile temyiz dışı bir sanık arasındaki alacak ilişkisinden doğmuştur. Sanık ve müdafii temyiz dilekçesinde, sanığın olayla tek ilgisinin iş yerinde görüşülmüş olması olduğunu, taraflar arasındaki alacak konusu hakkında dahi bilgisi bulunmadığını, aksine tarafları sakinleştirmeye çalıştığını ve dosyada mağdur beyanları dışında somut delil olmadığını ileri sürmüştür.

İlk derece mahkemesi ise eylemi nitelikli yağmaya teşebbüs olarak nitelendirmiş ve TCK m.149/1’in (a), (c), (d) ve (h) bentlerini birlikte uygulamıştır. Bu bentler sırasıyla silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, yol kesmek suretiyle ya da konutta veya işyerinde ve gece vaktinde işlenen yağmayı ifade eder. Teşebbüs nedeniyle m.35/2 uygulanmış ve sonuç ceza 6 yıl hapis olarak belirlenmiştir.

İstinaf incelemesi sonucunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi başvuruyu 05.06.2024 tarihli ve 2024/910 Esas, 2024/2542 Karar sayılı kararıyla esastan reddetmiştir. Dosya bu hâliyle Yargıtay’a gelmiştir.

📜 “Kendiliğinden hak alma” suçundan TCK m.150/1’e

Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 tarihli ve 2013/678 Esas, 2014/98 Karar sayılı kararına atıf yaparak konunun tarihsel kökenini açıklamıştır. 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 308. maddesinde “kendiliğinden hak alma” adıyla, adliye aleyhine işlenen bağımsız bir suç tipi düzenlenmişti. 5237 sayılı Kanun bu suç tipine yer vermemiş; onun yerine belirli suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi hâlinde failin daha az cezayla cezalandırılmasını öngörmüştür.

Daire bu paralel düzenlemeleri tek tek sayar: hırsızlık suçunda m.144, yağma suçunda m.150/1, dolandırıcılık suçunda m.159, belgede sahtecilik suçunda m.211. Böylece 765 sayılı Kanun döneminde adliye aleyhine bir suç olarak korunan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun’un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç hâline dönüştürülmüştür.

TCK m.150/1’in metni kısadır: “Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” Daire bunun anlamını şöyle açıklamıştır: eylem aslında yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Kanun koyucu burada failin saikine önem vermiştir.

🤝 Hukuki ilişki nasıl bir ilişki olmalı?

Kararın uygulamada en çok işe yarayacak tespitlerinden biri, aranan hukuki ilişkinin niteliğine dairdir. Daire şunu söylemiştir: “Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.”

Bu cümle iki yönlüdür. Bir yandan yazılı sözleşme, senet ya da resmî şekil aranmadığı için savunmanın alanı genişler; sözlü bir borç ilişkisi de yeterli olabilir. Öte yandan “hukuk düzenince kabul edilebilir” ölçütü, kumar borcu, faiz tefeciliği gibi hukuken korunmayan ilişkileri dışarıda bırakır.

📏 Dairenin dört maddelik ölçütü

Daire, Ceza Genel Kurulu ve kendi uygulaması doğrultusunda, uygulama birliği sağlamak ve kötüye kullanmaların önüne geçmek amacıyla dört objektif kriter belirlediğini açıkça yazmıştır:

1. Hukuken tahsil edilebilir bir alacak olması. 2. Bunu almak için cebir veya tehdit uygulanması. 3. Talep edilen miktar ile alacak miktarının orantılı olması. 4. Tarafların hukuki ilişki doğduğu anda bu ilişkide taraf sıfatı taşıyan kişilerden olmaları.

Üçüncü ölçüt özellikle dikkat çekicidir: alacağından fazlasını cebirle isteyen kişi, artık “alacağını tahsil” amacıyla hareket etmiş sayılmaz ve TCK m.150/1’den yararlanamaz. Dördüncü ölçüt ise kararın asıl tartışma alanını açar.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

👥 Alacaklının yanındakiler ne olacak?

Kural açıktır: borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimseler TCK m.150/1’den yararlanamaz. Ancak Daire, bu kuralın sıkı sıkıya uygulanmasının ciddi sakıncalar doğurduğunu uzun uzun anlatmıştır.

Dairenin örnekleri somuttur: yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçluya giderken birlikte gitmek çoğu zaman aile bağları gereği zorunludur; işçi veya ortak olarak çalıştığı kişinin alacağını almaya giderken yanında bulunmamak işten çıkarılma ya da ortaklığın bitirilmesi sonucunu doğurabilir; yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedir.

Daire bu yaklaşımını Ceza Genel Kurulu kararlarıyla temellendirmiştir. Ceza Genel Kurulunun 10.12.2013 tarihli ve 2013/1-452 Esas, 2013/612 Karar sayılı kararında kardeşin; 23.05.2017 tarihli ve 2017/6-91 Esas, 2017/291 Karar sayılı kararında çalışanın; 14.01.2020 tarihli ve 2017/6-204 Esas, 2020/5 Karar sayılı kararında on bir yıl muhasebe müdürü olarak çalışmış kişinin TCK m.150/1’den yararlanacağına hükmedilmiştir. Daire ayrıca kendi kararlarından 03.02.2022 tarihli ve 2021/15955 Esas, 2022/2691 Karar sayılı kararında eniştenin, 02.07.2024 tarihli ve 2022/11126 Esas, 2024/8199 Karar sayılı kararında ise şahsi menfaat gözetmeksizin olaya katılan arkadaşın bu hükümden yararlandığını aktarmıştır.

Daire bu içtihat birikiminden şu sonucu çıkarır: TCK m.150/1’den yararlanacak sanıklar, alacaklının akrabası, işçisi ve işvereniyle sınırlı değildir. Çek senet tahsilatçısı, mafya ve benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı müddetçe yakın arkadaşlar da “geleneksel yakınlık ilişkileri” kapsamında değerlendirilebilir.

Kararda buna gerekçe olarak gösterilen örnek çarpıcıdır: arkadaşıyla yolda yürürken tesadüfen karşılaştıkları kişiyle yanındakinin alacak-borç tartışmasına girmesi üzerine kendini bir kavganın içinde bulan kişi, asıl fail alacaklı olduğu için çok az ceza alırken ya da şikâyete tabi olduğundan hiç ceza almazken, yanında bulunan arkadaş yağma suçundan yüksek cezalar alabilmektedir. Daire bu sonucun “ağır haksızlıklara” yol açacağını belirtmiştir.

⚖️ Aynı olayda iki farklı suç vasfı

Somut olayda bozmayı gerektiren çelişki şudur: katılan ile temyiz dışı sanık arasında bulunduğu iddia edilen alacak saikiyle eylem gerçekleştirilmiş; yerel mahkeme temyiz dışı sanığın eylemini hukuki alacağın tahsili amacıyla silahla ve birden fazla kişi ile birlikte tehdit olarak kabul edip hakkında TCK m.150/1 delaletiyle m.106/2-a-c’den mahkûmiyet hükmü kurmuş ve bu hükme yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

Buna rağmen aynı eylem bakımından temyiz eden sanık hakkında nitelikli yağmadan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Daire, sanığın eyleminin de “yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı TCK m.150/1 delaletiyle m.106/2-a-c maddesine uyan nitelikli tehdit suçunu oluşturduğunu, bunun gözetilmeyerek suç vasfının tayininde yanılgıya düşüldüğünü belirtmiş ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararını CMK m.302/2 uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

Uygulama açısından çıkarılacak ders nettir: aynı olayda birden çok sanık varsa, alacak saikinin varlığı bir sanık yönünden kabul edilip diğeri yönünden yok sayılamaz. Suç vasfı, olayın bütünü üzerinden tek bir mantıkla belirlenmelidir.

🔢 Ceza farkı neden bu kadar büyük?

TCK m.148/1’e göre yağmanın temel şekli altı yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suç m.149/1’de sayılan silahla, birden fazla kişiyle birlikte, konutta veya işyerinde ya da gece vaktinde gibi hâllerde işlenirse ceza on yıldan on beş yıla kadar hapse yükselir.

TCK m.150/1 devreye girdiğinde ise uygulanacak hüküm tehdit suçuna ilişkin m.106’dır. Tehdidin silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde m.106/2 uyarınca iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Malvarlığı itibarıyla zarara uğratma veya sair kötülük tehdidi söz konusuysa m.106/1’in ikinci cümlesi uyarınca ceza iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır ve suç şikâyete tabidir.

Bu nedenle TCK m.150/1’in uygulanıp uygulanmaması, aynı fiil için on yılı aşan hapis cezası ile birkaç aylık ceza ya da hiç ceza verilmemesi arasındaki farkı belirleyebilmektedir. Yağma ile diğer malvarlığı suçları arasındaki vasıf tartışması için serideki suç vasfının belirlenmesine ilişkin Ceza Genel Kurulu kararı da incelenebilir.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Alacağımı zorla almaya çalışırsam yağmadan mı yargılanırım?

Karara göre eylem aslında yağma suçunu oluşturur; ancak TCK m.150/1 nedeniyle fail tehdit ve/veya kasten yaralama suçundan cezalandırılır. Daire bunu “failin saikine önem verilmesi” olarak açıklamaktadır. Bu, fiilin hukuka uygun hâle geldiği anlamına gelmez.

Alacak için yazılı sözleşme veya senet şart mı?

Hayır. Kararda hukuki ilişkinin “ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olmasının zorunlu olmadığı, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olmasının yeterli olduğu” belirtilmiştir.

Alacaklıyla birlikte giden arkadaş da bu indirimden yararlanır mı?

Daireye göre, çek senet tahsilatçısı veya mafya gibi hareket etmediği ve kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı sürece yakın arkadaş da “geleneksel yakınlık ilişkileri” kapsamında TCK m.150/1’den yararlanabilir. Kararda kardeş, çalışan ve enişte yönünden verilmiş emsal kararlar da sayılmaktadır.

Alacağımdan fazlasını isterseniz ne olur?

Dairenin saydığı dört ölçütten biri, talep edilen miktar ile alacak miktarının orantılı olmasıdır. Orantı bozulduğunda eylem artık “alacağını tahsil amacı” ile açıklanamaz ve yağma hükümleri uygulanabilir.

Aynı olaydaki sanıklara farklı suç vasfı uygulanabilir mi?

Kararda tam olarak bu durum bozma sebebi yapılmıştır. Temyiz dışı sanık hakkında TCK m.150/1 delaletiyle tehditten hüküm kurulmuşken, aynı eylem yönünden temyiz eden sanık hakkında nitelikli yağmadan hüküm kurulması suç vasfının tayininde yanılgı sayılmıştır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 6. Ceza Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu