KTK 97’de Arabuluculuk Yeterli – Yargıtay 4. HD 2026/2037

Trafik kazasından sonra tazminat yolculuğu çoğu zaman bir dilekçeyle başlar: Zarar gören, mahkemeye ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna gitmeden önce sorumlu sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmak zorundadır. Peki zarar gören bu dilekçeyi hiç yazmamış, bunun yerine arabulucunun masasına oturmuş ve orada anlaşma sağlanamamışsa ne olur? Sekiz yıl önce gerçekleşen, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın karıştığı kazaya ilişkin bu dosyada İtiraz Hakem Heyeti, başvuru şartının yerine getirilmediğini kabul ederek talebi usulden reddetmişti. Yargıtay ise arabuluculuğu, sigorta kuruluşuna başvurunun yerine geçen alternatif bir yol olarak değerlendirdi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 23.02.2026 tarihli ve E.2026/1003, K.2026/2037 sayılı kararıyla, uyuşmazlık konusu tazminatın ödenmesi için önce arabuluculuğa gidilmiş ve tarafların anlaşamadığı son tutanakla belgelenmişse, Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesindeki başvuru şartının yerine getirilmiş sayılacağını belirterek usulden ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🚗 2011’deki kaza ve sekiz yıl sonraki başvuru
Karar metnine göre kaza 16.04.2011 tarihinde meydana gelmiş, kazaya karışan aracın plakası ve sürücüsü tespit edilememiştir. Davacı bu kazada yaralanmış ve malul kalmıştır. Sorumlu aracın sigortacısı belirlenemediğinden talep, kararda adı anonimleştirilen davalı kuruma yöneltilmiştir. Bu tür kazalarda bedensel zararların karşılanması, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesiyle Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde kurulan Güvence Hesabının görev alanına girmektedir; kanun, sigortalının tespit edilemediği hâllerde kişiye gelen bedensel zararlar için bu hesaba başvurulabileceğini öngörmektedir.
Davacı vekili, tahkim başvurusundan önce arabuluculuk yoluna gittiklerini, ancak davalı kurumla anlaşma sağlanamadığını belirtmiştir. Başvuru 23.05.2019 tarihinde yapılmış; fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte istenmiştir. 23.10.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle talep 52.376,00 TL’ye yükseltilmiştir.
📄 Davalı kurumun usul itirazı
Davalı vekili, savunmasının merkezine usul itirazını koymuştur. Ona göre başvuru sahibi, yargılama öncesinde kuruma başvurmamıştır; arabuluculuk başvurusu ile tahkim öncesi başvuru arasında bir ilgi bulunmadığından başvuru şartı yerine getirilmeden açılan davanın usulden reddi gerekir. Davalı, kabul anlamına gelmemek kaydıyla şu itirazları da sıralamıştır:
- Plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ve kazaya sebebiyet verdiğinin somut delillerle ispatı gerektiği,
- Kusur oranının tespit edilmesi gerektiği,
- Tazminat hesabının bilirkişilerce TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınarak yapılması gerektiği,
- Rapor ücretinden kurumun sorumlu olmadığı ve sorumluluğun teminat limitiyle sınırlı olduğu,
- Tahkim öncesi başvuru yapılmadığından temerrüt oluşmadığı; aleyhe karar verilecekse faizin tahkime başvuru tarihinden başlatılması gerektiği.
🔀 İki hakem heyeti, iki farklı sonuç
Dosya, Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesindeki iki aşamadan geçmiştir. İlk aşamada talep tümüyle kabul görmüş, itiraz aşamasında ise esasa hiç girilmeden usulden reddedilmiştir.
| Aşama | Karar | Gerekçe |
|---|---|---|
| Uyuşmazlık Hakem Heyeti | Başvurunun kabulü | 52.376,00 TL’nin 17.05.2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili. |
| İtiraz Hakem Heyeti | İtirazın kabulü, başvurunun usulden reddi | Tahkimden önce davalıya yazılı başvuru dava şartı yerine getirilmemiştir. |
| Yargıtay 4. HD (23.02.2026) | Bozma | Arabuluculuğa başvuru ile başvuru şartı yerine getirilmiştir; diğer itirazlar incelenmelidir. |
Davacı vekili temyizde üç ayrı argüman ileri sürmüştür. Birincisi, arabuluculukta uzlaşma sağlanamamasıyla uyuşmazlığın zaten doğduğu ve aynı taleple sigortacıya yeniden başvurmanın hukuki bir gerekliliği ve faydası bulunmadığıdır. İkincisi, sigorta şirketine başvuru şartının 14.04.2016’da yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun’la değiştirilen KTK 97 ile getirildiği, 2011 tarihli kaza için böyle bir zorunluluğun bulunmadığıdır. Üçüncüsü ise başvuru şartının giderilebilir bir dava şartı olduğu, bu nedenle usulden ret yerine eksikliğin tamamlanması için süre verilmesi gerektiğidir.
🤝 Yargıtay: arabuluculuk alternatif başvurudur
Daire önce iki kuralı birlikte aktarmıştır. HMK 115’e göre mahkeme dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; noksanlık giderilebilir nitelikteyse tamamlanması için kesin süre verir ve noksanlık hüküm anına kadar giderilmişse dava bu nedenle usulden reddedilemez. KTK 97 ise zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasını, sigortacının 15 gün içinde cevap vermemesi ya da cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava veya tahkim yolunun açılacağını düzenler.
Somut olayda kaza tarihi 16.04.2011, tahkim başvurusu 23.05.2019’dur ve davacı davalıya yazılı başvuru yapmadan doğrudan tahkime gitmiştir. Bununla birlikte Daire, davacının uyuşmazlığa konu tazminatın ödenmesini sağlamak amacıyla önce arabuluculuk yoluna başvurduğunu, tarafların anlaşamadığının ve sürecin sona erdiğinin arabuluculuk son tutanağıyla kayıt altına alındığını tespit etmiştir. Kararın özü şu cümlededir: “Alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile başvuru şartının yerine getirildiğinin kabulü gerekir.”
Bu nedenle İtiraz Hakem Heyetinin, davalının diğer itirazlarını inceleyerek değerlendirme yapması gerekirken usulden ret kararı vermesi hatalı bulunmuş; kararın bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine oy birliğiyle hükmedilmiştir.
📚 KTK 97, HMK 115 ve Güvence Hesabı
Kararı doğru okumak için üç düzenlemenin birbirine nasıl bağlandığını görmek gerekir:
- KTK 97 (6704 sayılı Kanun’la değişik): Zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içindeki talepler için dava veya tahkimden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru öngörür. Amaç, uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülebilmesi için sigortacıya talebi değerlendirme fırsatı tanımaktır.
- HMK 115: Dava şartı noksanlığının giderilebilir olup olmadığını ve hüküm anına kadar giderilmesinin sonuçlarını düzenler. Daire bu hükmü gerekçesinin başında aktarmıştır.
- 5684 sayılı Kanun m.14: Sigortalının tespit edilemediği durumlarda kişiye gelen bedensel zararların geçerli teminat tutarlarına kadar Güvence Hesabından karşılanmasını sağlar. Plakası belirlenemeyen araçların karıştığı kazalarda talebin muhatabı bu çerçevede belirlenir.
Daire, başvuru şartının amacına bakarak sonuca ulaşmış görünmektedir: Arabuluculuk sürecinde davalı kurum talepten haberdar olmuş, değerlendirme imkânı bulmuş ve uzlaşma sağlanamamıştır. KTK 97’nin aradığı “sigortacının talebi önceden öğrenip cevap verme fırsatı” bu yolla gerçekleşmiştir.
Plakası belirlenemeyen bir aracın yayaya çarptığı ve Güvence Hesabının sorumluluğunun tartışıldığı başka bir dosyada Hukuk Genel Kurulunun yaklaşımı için plakası belirsiz araç ve Güvence Hesabı yazısına, hakem heyetlerinin bozma kararlarına uyma yükümlülüğü için hakem heyeti bozmaya direnemez yazısına bakılabilir.
🔍 Kararın bıraktığı açık sorular
Karar kısa ve hedefli bir bozma kararıdır; bu nedenle neyi söylediği kadar neyi söylemediği de önemlidir:
- Zaman bakımından uygulama: Davacı, 2011 tarihli kazaya 2016 değişikliğiyle getirilen başvuru şartının uygulanamayacağını savunmuştur. Daire bu argümanı ayrıca tartışmamış, uyuşmazlığı arabuluculuk üzerinden çözmüştür.
- Süre verilmesi: Başvuru şartının HMK 115 anlamında giderilebilir olup olmadığı ve süre verilip verilmeyeceği konusunda da ayrı bir hüküm kurulmamıştır; arabuluculukla şart zaten yerine getirilmiş sayılmıştır.
- Esasa ilişkin itirazlar: Aracın varlığının ispatı, kusur oranı, aktüerya hesabındaki tablo ve faiz oranı, teminat limiti ve faizin başlangıç tarihi gibi itirazlar bozma sonrası İtiraz Hakem Heyetince incelenecektir. Bozma, tazminatın kesin olarak kabul edildiği anlamına gelmez.
- Belgeleme: Daire, arabuluculuk sürecinin sona erdiğini ve tarafların anlaşamadığını gösteren son tutanağa özellikle atıf yapmıştır. Sonuç, bu tutanağın dosyada bulunmasına dayanmaktadır.
❓ Sık sorulanlar
KTK 97’deki başvuru şartı ne zamandan beri var?
Kararda aktarılan metin, 14.04.2016 tarihli 6704 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen KTK 97’dir. Bu metne göre zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde dava veya tahkim yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Arabuluculukta anlaşılamaması neden yeterli görüldü?
Daireye göre arabuluculuk, sigorta kuruluşuna başvurunun alternatifi olan bir başvuru yoludur. Davacı tazminatın ödenmesi amacıyla bu yola gitmiş, anlaşamama son tutanakla belgelenmiştir; bu durumda başvuru şartının yerine getirildiği kabul edilmiştir.
Bozma kararıyla davacı 52.376 TL’yi almış mı oldu?
Hayır. Yargıtay yalnızca usulden ret kararını bozmuştur. İtiraz Hakem Heyeti, davalının aracın varlığı, kusur, hesap yöntemi, teminat limiti ve faiz başlangıcına ilişkin itirazlarını inceleyerek yeniden karar verecektir.
Karar hangi tür taleplerle ilgilidir?
Dosyadaki talep, trafik kazası sonucu malul kalan kişinin sürekli iş göremezlik tazminatıdır. Davalı, plakası tespit edilemeyen araçlar nedeniyle bedensel zararlardan sorumlu kurumdur ve uyuşmazlık Sigorta Tahkim Komisyonu önünde görülmüştür.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri, Emsal Kararlar arşivinde ise serinin diğer yazıları yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, arabuluculuk son tutanağının bulunduğu ve İtiraz Hakem Heyetinin usulden ret kararının bozulduğu somut bir dosyaya dayanır; başvuru tarihleri, başvurulan yol ve dosyadaki belgeler farklı olan uyuşmazlıklarda farklı sonuç doğabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



