Harcama İtirazına Karşı Tedbir – İst. BAM 14. HD 2026/946

Bir kart hamili, tek bir işyerinde 960.000 TL’lik alışveriş yapar; dört ay sonra, itiraz süresinin sonunda “ürünü teslim almadım” diyerek harcamaya itiraz eder. İşyeri bu arada vergi kaydını kapatmıştır, cüzdanında ise yalnızca 195.000 TL vardır. Arada kalan ödeme kuruluşu, paranın kart hamiline geri dönmesini durdurmak için mahkemeye gider. Mahkemenin önündeki soru, kart sistemlerinin kendi itiraz kurallarıyla işleyen bu sürece geçici bir tedbirle müdahale edilip edilemeyeceğidir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 14.05.2026 tarihli ve E.2026/870, K.2026/946 sayılı kararıyla, harcama itirazına konu 960.000 TL’nin kart hamiline ödenmesini ve bu tutarın ödeme kuruluşundan tahsilini önleyen ihtiyati tedbire yönelik POS bankasının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, belge temini yükümlülüğünün sözleşmeye göre ödeme kuruluşunda olduğunu kabul etmekle birlikte, paranın bu aşamada kart hamiline ödenmesi hâlinde telafisi güç zarar doğacağını yaklaşık olarak ispatlanmış saymıştır.
🔗 Dört taraflı ödeme zinciri
Karar metninde taraf ve kurum adları anonimleştirilmiştir. Dosyadaki ilişkiler şöyledir:
- Davacı ödeme kuruluşu: 6493 sayılı Kanun kapsamında ödeme ve elektronik para kuruluşu olarak faaliyet gösterir; üye işyerlerine ödeme altyapısı ve POS hizmeti sunar.
- Davalı üye işyeri: Ödeme kuruluşuyla üye işyeri sözleşmesi imzalamış bir limited şirkettir.
- Davalı POS bankası: Ödeme kuruluşuyla 26.01.2021 tarihli üye işyeri sözleşmesi bulunan ve POS cihazını bu sözleşme kapsamında işyerine tahsis eden bankadır.
- Davalı kart hamili: Dava dışı bir bankanın verdiği kredi kartıyla işyerinde harcama yapan kişidir.
Harcama itirazı kart hamilinin bankasına yapılmış, o banka konuyu POS bankasına iletmiş, POS bankası da itiraza konu belgeleri ödeme kuruluşundan istemiştir. Davacının anlatımına göre işyeri bu belgeleri sunmamış, durum POS bankasına bildirilmiştir.
🕵️ Ödeme kuruluşunun fiktif işlem iddiası
Davacı ödeme kuruluşu, dava dilekçesinde işlemin gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığını ileri sürmüştür. Dayandığı vakıalar şunlardır:
- Alım satım 19.02.2025 tarihinde yapılmış, itiraz ise 19.06.2025’te dolan 120 günlük sürenin sonunda “ürünü teslim almadığı” gerekçesiyle gelmiştir.
- İşyeri yetkilisiyle yapılan görüşmede ürün teslimatının yapılmadığı ve bu şekilde 7-8 müşteri daha bulunduğu ikrar edilmiştir.
- İşyeri, harcama itirazı gelmeden 05.03.2025 tarihinde GİB nezdindeki faaliyetini sonlandırmıştır.
- İşyerinin cüzdanında 195.000 TL bulunmaktadır ve bu tutar itiraz edilen harcamayı karşılamamaktadır.
- Kart hamilinin gerekli şifreleri kullanarak işyeriyle fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, itiraz sürecinin kötüye kullanıldığı ileri sürülmüştür; bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtilmiştir.
Davacı, ödeme altyapısını kullandırmaktan başka bir rolü olmadığını, borç ilişkisinin tarafı olmadığını, ancak işyerinin ödeme yapamaması hâlinde sorumlu tutulacağını savunmuştur. Bu nedenle muarazanın giderilmesine, itiraza konu tutarın kart hamiline veya üçüncü kişilere ödenmemesine, POS bankası nezdindeki hesaplarından çekilmemesine ve bloke konulmamasına, ayrıca işyerinin malvarlığına tedbiren bloke uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
🛑 İlk derece mahkemesinin tedbir kararı
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2025/949), cevap dilekçeleri beklenmeden Ekim 2025’te verdiği ara kararla talebi kısmen kabul etmiştir:
- Kart çıkaran bankanın kart hamiline itiraza konu 960.000,00 TL’yi ödemek amacıyla talepte bulunmasının ve bu tutarın ödeme kuruluşundan tahsilinin önlenmesine, POS bankasınca bu bedele bloke konulmamasına karar verilmiştir.
- Teminat, itiraz tutarının %20’si olan 192.000,00 TL olarak belirlenmiştir.
- İşyerinin malvarlığına bloke konulması talebi, işyerinin malvarlığı dava konusu olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
POS bankasının tedbire itirazı da 05.03.2026 tarihli ara kararla reddedilmiştir. Mahkeme, ödeme yapılmasının davacının ileride zarar görmesine yol açabileceğini ve hakkın elde edilmesini güç duruma düşüreceğini belirtmiştir.
🏦 POS bankasının itirazları
POS bankası, itirazında ve istinaf dilekçesinde şu savunmaları öne sürmüştür:
- Kendisi yalnızca POS bankasıdır; ödeme kuruluşu ile işyeri arasındaki ilişkinin tarafı değildir.
- Harcama itirazı, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları ile BKM Kurallar Kitabının 7.1.6 ve 7.2 maddelerine göre yürütülmüştür; kendisine sunulan belgeler kart çıkaran banka tarafından yeterli bulunmamıştır.
- Süreç bankalar arası hakem heyeti nezdinde derdesttir; bu nedenle derdestlik itirazı bulunmakta ve konu mahkemenin görev alanı dışında kalmaktadır.
- Üye işyeri sözleşmesinin 4, 5, 8, 9 ve 15. maddelerine göre ödeme kuruluşu; iade işlemlerinden doğan zararlardan, belgeleri on yıl saklamak ve talep üzerine beş iş günü içinde ibraz etmekten sorumludur. Bankanın takas, mahsup, rehin ve hapis hakkı bulunduğundan hesaplara bloke konulamaz.
- Yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiştir.
⚖️ Dairenin gerekçesi
Daire, HMK m.355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeniyle sınırlı bir inceleme yapmıştır. Gerekçe iki aşamalı bir dengeye dayanır.
Birinci aşama: Sözleşmesel sorumluluk ödeme kuruluşundadır. Daire, ödeme kuruluşu ile POS bankası arasındaki sözleşmede belgelerin saklanması ve ibrazı yükümlülüğünün ödeme kuruluşuna ait olduğunu ve bankanın takas-mahsup hakkının kararlaştırıldığını tespit etmiştir. Harcama itirazında belgeleri işyerinden temin edip bankaya iletmek ödeme kuruluşunun yükümlülüğüdür. Ödeme kuruluşunun kendi akdi olan işyerinden yeterli teminat almadığı ve işyerinin cüzdanında harcamayı karşılayacak bakiye bulunmadığı görülmüştür. Daireye göre bu durumdan doğan yükümlülüğün, dosyadaki delillere göre POS bankasına yüklenmesi sözleşme ilişkisine aykırıdır.
İkinci aşama: Paranın son alıcısı kart hamilidir. Bununla birlikte Daire, paranın nihai alıcısının harcamayı yapan kart hamili olduğunu ve kart hamili ile işyeri arasındaki ilişkinin niteliğini dikkate almıştır. Bu aşamada paranın kart hamiline ödenmesi hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğacağı ve tedbirin diğer koşullarının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığı sonucuna varmıştır.
Daire ayrıca şu noktaları vurgulamıştır:
- İşlemlerin gerçek bir harcamaya dayanıp dayanmadığı, bankalar arası kart merkezi hakem komitesince incelenmektedir.
- Tedbir nedeniyle kart hamiline ödeme yapılmadığından POS bankasının bu aşamada bir zararı bulunmamaktadır; bankanın zarar göreceğine ilişkin anlatım veya kanıt da yoktur.
- Tedbir, ödeme kuruluşunun sözleşme tarafı olduğu işyeri ile kart hamiline yöneliktir.
- Deliller tam toplandıktan sonra, talep hâlinde tedbir her zaman durum ve koşulların değişmesine göre yeniden değerlendirilebilir.
Sonuçta POS bankasının istinaf başvurusu HMK m.353/1-b-1 ve m.394 uyarınca esastan reddedilmiş, karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🧩 Kararın sınırları
Karar, kimin nihai olarak haklı olduğunu belirlemez. Daire, bir yandan ödeme kuruluşunun sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ve işyerinden teminat almamış olmasını açıkça not etmiş, öte yandan paranın kart hamiline geçmesinin geri dönüşü zor bir sonuç doğurabileceğini öne çıkarmıştır. Yani tedbir, bankanın sorumluluğu kabul edildiği için değil, uyuşmazlık konusu paranın yargılama sürerken el değiştirmesinin önlenmesi için ayakta tutulmuştur.
Dikkat çeken bir diğer ayrım, işyerinin malvarlığına yönelik talebin reddidir. İlk derece mahkemesi, işyerinin malvarlığının dava konusu olmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir; bu yön istinaf incelemesinin konusu olmamıştır.
Ödeme altyapısı ve POS blokeleri sitede başka kararlarla da işlenmişti; örneğin piramit satış şüphesiyle sanal POS blokesi yazısı, ödeme hizmeti sağlayıcısının işyerine karşı uyguladığı blokeyi ele alıyordu. Bu kararda ise ödeme kuruluşu, kart hamiline yapılacak iadeyi durdurmak için mahkemeden koruma istemektedir.
📗 Uygulanan usul hükümleri
Kararda dayanılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri (mevzuat.gov.tr’deki yürürlükteki hâliyle özetlenmiştir):
- HMK m.389/1: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
- HMK m.390/2-3: Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden tedbire karar verebilir; talep eden, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
- HMK m.394: Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbire, şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak itiraz edilebilir; itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabilir, başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
💬 Merak edilenler
Daire, ödeme kuruluşunu sözleşmesel olarak haklı mı buldu?
Hayır. Daire, belge temini ve ibrazı yükümlülüğünün ödeme kuruluşunda olduğunu, işyerinden yeterli teminat alınmadığını ve bu yükümlülüğün POS bankasına yüklenmesinin sözleşme ilişkisine aykırı olacağını belirtmiştir. Tedbir, paranın kart hamiline geçmesinin doğuracağı telafisi güç zarar nedeniyle korunmuştur.
Hakem heyetindeki süreç mahkemenin tedbir vermesini engelledi mi?
POS bankası derdestlik ve görev itirazında bulunmuştu. Daire, işlemlerin gerçek olup olmadığının bankalar arası kart merkezi hakem komitesince incelendiğini not etmiş, ancak tedbire yönelik istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Tedbirin karşılığında ne kadar teminat alındı?
İlk derece mahkemesi, 960.000 TL’lik itiraz tutarını esas alarak %20 oranında 192.000,00 TL teminat belirlemiştir.
Tedbir dava sonuna kadar değişmeden kalır mı?
Daire, deliller tam olarak toplandıktan sonra taraflarca talep edilmesi hâlinde tedbirin durum ve koşulların değişmesine göre her zaman yeniden değerlendirilebileceğini belirtmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan istinaf kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, itiraz dilekçesi ve ilk derece ara kararlarına dayanır; fiktif işlem ve suç duyurusuna ilişkin hususlar davacının iddiası olup yargılamada henüz tespit edilmemiştir. Tarafların ve kurumların kimliği kaynakta anonimdir. Karar geçici hukuki korumaya ilişkin olup davanın esası hakkında bir sonuç içermez. Sözleşme hükümleri ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



