Emsal KararlarForex Hukuku

Kredili Hissede Resen Satış – İstanbul BAM 12. HD 2026/453

Kredili hisse işlemi, yatırımcıya kendi parasının üzerinde pozisyon açma imkânı verir; fakat bu imkânın bedeli, fiyatlar düştüğünde çok hızlı işleyen bir özkaynak mekanizmasıdır. Özkaynak oranı yasal sınırın altına indiğinde aracı kurum müşteriye bildirimde bulunur, eksik tamamlanmazsa portföydeki payları kendisi satarak krediyi kapatabilir. Yatırımcı açısından en tartışmalı an da budur: Satış yanlış saatte, yanlış fiyattan mı yapıldı, yoksa aracı kurum mevzuatın kendisine tanıdığı yetkiyi mi kullandı? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, yedi yıllık bir müşterinin iki ayrı güne dayandırdığı zarar iddiasını bu soru üzerinden değerlendirmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 12.03.2026 tarihli ve E.2022/2177, K.2026/453 sayılı kararıyla, kredili hisse işlemleri yapan yatırımcının aracı kuruma karşı açtığı tazminat davasının reddine ilişkin ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, özkaynak oranı uzun süre tamamlanmayan hesapta aracı kurumun yaptığı resen satışı, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliğ’in 18. maddesinden doğan yetkinin kullanılması olarak nitelendirmiş; temsilciye ulaşılamadığı için satış yapılamadığı iddiasını da telefon kayıtları ve yazışmalar karşısında yerinde görmemiştir.

Kısa özet: Borsada kredili hisse işlemi yapan yatırımcının hesabında özkaynak oranı 10.04.2018’de %35’in altına düşmüş, 12.04.2018 gün sonunda %12,4’e gerilemiştir. Yatırımcı, 19.04.2018 sabahı temsilciye ulaşamadığı için satış yapamadığını, 09.05.2018’de ise payların seans açılışında düşük fiyattan resen satıldığını ileri sürerek tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi, yatırımcının piyasa fiyatına uygun satış emri vermediğini, aranmak istemediğini ve resen satışın mevzuata uygun olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar, temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

📉 İki gün, iki ayrı zarar iddiası

Davacı, yaklaşık yedi yıldır davalı aracı kurumun bir şubesinin müşterisidir ve Borsa İstanbul’da kredili hisse senedi alım satımı yapmaktadır. Dava 05.10.2018 tarihinde açılmış, davacı kazanç kaybı ve menfi zararının tespitiyle şimdilik 10.000 TL tazminatın ihtar tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Karar metnine göre zarar iddiası iki ayrı güne dayanmaktadır:

  1. 19.04.2018 sabahı: Davacı, bir gün önce ilgilendiği temsilcinin izinli olması nedeniyle başka bir temsilciyi seans öncesinde aramış; özkaynağın %35 seviyesine gelmesi için kaç lot satması gerektiğini sormuştur. Temsilcinin hesap yapıp döneceğini söylediğini, ancak sonraki aramalarında kendisine ulaşamadığını, bu gecikme nedeniyle 19,05 TL’den satış fırsatını kaçırdığını ileri sürmüştür. Davacıya göre emir zamanında iletilebilseydi portföy değeri 515.000 TL’ye ulaşacaktı; oysa bu gecikmenin ardından portföy 07.05.2018 itibarıyla 240.000 TL’ye düşmüştür.
  2. 09.05.2018 seans açılışı: Davacı, bir gün önce şube ile portföy değeri 150.000 TL’nin altına inmeyecek şekilde yaklaşık 25.000 lotun gün boyunca ve bizzat kendisi tarafından satılması konusunda mutabık kalındığını, buna rağmen aracı kurumun seans açılır açılmaz 25.000 lotu 15,50 TL’den resen sattığını ileri sürmüştür. Gün içinde daha yüksek fiyatlar oluştuğunu, kendisinin günün kalanında 27.000 lotu 16,40 TL’den satarak portföy değerini ancak toparlayabildiğini belirtmiştir.

Aracı kurum ise hesabın özkaynak oranının 10.04.2018’de mevzuattaki %35 sınırının altına düştüğünü, 12.04.2018 gün sonunda %12,4’e geldiğini, 13.04.2018’de şube tarafından ikinci ihtarın yapıldığını savunmuştur. Davacının 04.05.2018’e kadar süre istediğini, bu süreye rağmen özkaynağı tamamlamadığını, bunun üzerine resen satışlarla oranın %50’ye çıkarıldığını; ayrıca davacının piyasa koşullarına uymayan satış emirleri verdiğini ve internet hesabından da işlem yapabileceğini belirtmiştir.

🧮 Özkaynak kuralı: %50, %35 ve iki iş günü

Dairenin gerekçesi, Sermaye Piyasası Kurulunun kredili işlemlere ilişkin tebliğinin iki hükmüne dayanmaktadır. Karar metninde aktarılan düzenlemeler özetle şöyledir:

  • Tebliğ m.17/2 – başlangıç ve sürdürme oranı: Müşteri kredili alımda başlangıçta asgari %50 özkaynak yatırmak zorundadır; kredili işlemler devam ettiği sürece özkaynak oranının asgari %35 olması zorunludur.
  • Tebliğ m.18/2 – tamamlama bildirimi: Özkaynak, kıymetlerin cari değerindeki değişmeler sonucunda gerekli tutarın altına düşerse aracı kurum, eksikliğin tespit edildiği gün itibarıyla oranı başlangıç seviyesine tamamlayacak şekilde nakit ve/veya sermaye piyasası aracı yatırılması için müşteriye en seri iletişim aracıyla ulaşır ve teyit alır.
  • Tebliğ m.18/3 – satarak kapatma yetkisi: Özkaynak, bildirimden itibaren iki iş gününü geçmeyecek şekilde çerçeve sözleşmede belirlenen süre içinde tamamlanmazsa aracı kurum, ayrıca ihbarname göndermesine gerek kalmaksızın kredili alınan ve/veya özkaynak olarak verilen araçları satarak krediyi kapatma yetkisine sahiptir. Bildirim yapılan müşterinin alım emirleri, özkaynak tamamlanıncaya kadar yerine getirilmez.

Somut dosyada özkaynağın düştüğü ve bunun davacıya bildirildiği tartışmalı değildir. Tartışma, bildirimden yaklaşık dört hafta sonra, 09.05.2018’de yapılan resen satışın zamanlaması ve fiyatı ile 19.04.2018 sabahı satış yapılamamasının sorumlusunun kim olduğu noktasında toplanmıştır.

🏛️ İlk derece ve istinaf kararı

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 19.07.2022 tarihli ve E.2018/904, K.2022/536 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkemeye göre WhatsApp mesajlarında hangi fiyattan satış emri verileceğine ilişkin bir belirleme bulunmamakta, davacının iddia ettiği 19,05 TL’lik fiyat mesajlarda geçmemekte; davacının verdiği satış emirleri gün içinde oluşan fiyatların üzerinde kaldığı için gerçekleşmemiş, yeni bir satış emri de verilmemiştir.

Davacı vekili istinafta, telefon görüşmelerinin bilirkişilerce incelenmediğini, küçük yatırımcının kredili işlemde gerekli özkaynak hesabını kendisinin yapamayacağını, temsilcinin geri dönmediğini ve 09.05.2018’deki satışın mutabakata aykırı biçimde, henüz gerekmeden yapıldığını ileri sürmüştür.

Daire bu itirazları kabul etmemiştir. Kararda, davacının itirazları üzerine alınan birinci ve ikinci ek bilirkişi raporlarında telefon kayıtlarının da incelendiği ve kök rapordaki “işlemler sermaye piyasası mevzuatına uygundur” görüşünün değişmediği tespit edilmiştir. Sonuçta davacının istinaf başvurusu HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiş, kalan 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınmasına hükmedilmiştir. Karar, HMK m.361/1 uyarınca tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Adalet Bakanlığının içtihat veri tabanında (Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr) yayımlanmıştır; taraf ve temsilci adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

📞 Telefon kayıtları ve yazışmalar neyi gösterdi?

Kararın en öğretici bölümü, Dairenin ses kayıtlarını ve mesajları tek tek aktararak ispat değerlendirmesi yapmasıdır. Karar metnine göre:

  • 18.04.2018 akşamı: Davacı önce 19,05 TL üzerinden hesap yapılmasını istemiş, hemen ardından 19,50 TL’den önce satmaya “cesaret edemeyeceğini” söylemiştir. Temsilci, 19,50 TL’den 75.000 lotun toplam 1.462.500 TL tuttuğunu ve bu satışla dahi özkaynağın %34’te kalacağını belirtmiştir.
  • 19.04.2018 sabahı: Davacı 09:33’te temsilciyle görüşmüş; 09:45 ve 09:52’deki aramalarında temsilcinin başka bir görüşmede olduğu bildirilmiştir. İkinci aramada kendisinin geri aranacağı söylenmesine rağmen davacının aranmak istemediğini açıkça ifade ettiği kayda geçmiştir. Diğer temsilcinin 10:48’deki mesajı da şubeye davacıyı aramamalarını söylediğini içermekte, davacı buna itiraz etmemektedir.
  • Emir kaydı: Bilirkişi raporlarına göre o gün temsilci aracılığıyla 400 lot için 19,83 TL’den bir satış emri girilmiş, fiyat bu seviyeye ulaşmadığından emir gerçekleşmemiştir; 19,05 TL’den verilmiş bir emir bulunmamaktadır.

Daire bu tablodan, yedi yıldır hem temsilci aracılığıyla hem de internet hesabı üzerinden bizzat işlem yapan davacının, özkaynağı mevzuattaki orana getirmek amacıyla o günkü fiyat aralığında bir satış emri vermediği, aranmayı reddettiği ve internetten de emir iletmediği sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle 19.04.2018’e ilişkin zararda aracı kurumun kusuru bulunmadığına karar verilmiştir. Davacının “özkaynak hesabını ancak temsilciler Excel tablosuyla yapabiliyordu” savunması da, aynı davacının 09.05.2018’deki satışı kendisinin yapacağını beyan etmesi ve kayıtlarda temsilcileri dahi yönlendirdiğinin görülmesi karşısında benimsenmemiştir.

Kaldıraçlı işlemlerde yatırılan teminatın üzerindeki zarar tartışmasının farklı bir görünümü için serideki VİOP’ta teminat açığına ilişkin Yargıtay 11. HD kararı, aracı kurum temsilcisinin aşırı işlem yaptırmasına ilişkin bir örnek için ise churning ve komisyon iadesi kararı incelenebilir.

🧭 Kararın hukuki çerçevesi

Karar, kredili işlemlerde aracı kurum ile müşteri arasındaki sorumluluk dağılımını birkaç net ilkeye bağlamaktadır:

  • Resen satış bir yetkidir: Özkaynak süresinde tamamlanmadığında satarak kapatma, Tebliğ m.18/3’ün aracı kuruma tanıdığı bir yetkidir. Daire, aracı kurumun “mevzuattan aldığı yetkisini yine mevzuattaki zorunluluk nedeniyle” kullandığını vurgulamıştır.
  • Sonradan oluşan fiyat zarar ölçüsü değildir: Gün içinde fiyatın ne olacağı önceden bilinemeyeceğinden, hatta daha da düşebileceğinden, seans açılışında yapılan satış usulsüz sayılmamıştır. Daireye göre davacı, gün içinde oluşan daha yüksek fiyata, yani sonuca bakarak zarar iddia etmektedir.
  • Satışların önemli kısmı yatırımcıya aittir: Bilirkişi raporuna göre 09.05.2018’deki satışların ağırlıklı kısmı davacının kendisi tarafından internet üzerinden yapılmıştır.
  • Emir yoksa iletim kusuru da yoktur: Aracı kurumun emir iletiminde gecikme sorumluluğunun tartışılabilmesi için önce belirli fiyatta verilmiş bir emrin varlığı gerekir; dosyada 19,05 TL’lik bir emir tespit edilmemiştir.

📌 Dosyanın pratik yansımaları

Karar, kredili işlem yapan yatırımcının aracı kuruma karşı açtığı tazminat davalarında ispatın büyük ölçüde kayıtlar üzerinden yürüdüğünü göstermektedir. Telefon görüşmeleri, anlık mesajlar ve borsaya iletilen emirlerin kayıtları, hem yatırımcının hem de aracı kurumun iddiasını doğrudan destekleyebilir veya çürütebilir. Bu dosyada yatırımcının kendi ifadeleri, “temsilciye ulaşamadım” iddiasının karşısına çıkmıştır.

Bir diğer dikkat çekici nokta, iddia edilen sözlü mutabakatın mevzuattaki satış yetkisini ortadan kaldırmadığıdır. Yatırımcı, bir gün önce satışın gün boyunca ve kendisi tarafından yapılacağında anlaşıldığını ileri sürmüş; Daire ise özkaynak açığının haftalardır sürdüğünü ve aracı kurumun mevzuattaki zorunluluk üzerine hareket ettiğini esas almıştır. Kararda, bu tür bir mutabakatın aracı kurumu bağlayıp bağlamayacağı ayrıca tartışılmamıştır.

❓ Sık sorulan sorular

Kredili hisse işleminde özkaynak oranı hangi seviyede tutulmalıdır?

Karar metninde aktarılan Tebliğ m.17/2’ye göre kredili alımda başlangıçta asgari %50 özkaynak yatırılır, işlemler devam ettiği sürece özkaynak oranının asgari %35 olması gerekir. Bu dosyada oran önce %35’in altına, ardından %12,4’e düşmüştür.

Aracı kurum müşteriye sormadan payları satabilir mi?

Tebliğ m.18/3’e göre özkaynak, tamamlama bildiriminden itibaren iki iş gününü geçmeyecek şekilde sözleşmede belirlenen sürede tamamlanmazsa aracı kurum, ayrıca ihbarname göndermeden kredili alınan veya özkaynak olarak verilen araçları satarak krediyi kapatma yetkisine sahiptir. Daire, bu dosyadaki resen satışı bu yetkinin kullanılması olarak değerlendirmiştir.

Satış seans açılışında yapıldı, gün içinde fiyat yükseldi; bu zarar sayılmadı mı?

Daire, gün içindeki fiyatın önceden bilinemeyeceğini, daha da düşme ihtimali bulunduğunu belirterek açılıştaki satışı usulsüz görmemiştir. Yatırımcının sonradan oluşan daha yüksek fiyata göre zarar hesaplamasını kabul etmemiş; ayrıca o günkü satışların ağırlıklı kısmının yatırımcının kendisi tarafından internetten yapıldığını tespit etmiştir.

Temsilciye telefonla ulaşılamaması aracı kurumun kusuru sayılır mı?

Bu dosyada sayılmamıştır. Kayıtlara göre temsilci başka bir görüşmedeydi, geri aranacağı bildirilmiş, ancak yatırımcı aranmak istemediğini söylemiştir. Yatırımcının piyasa fiyatına uygun bir satış emri vermediği ve internet hesabını da kullanmadığı tespit edildiğinden, iletişim aksaklığı ile zarar arasında aracı kuruma yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) veri tabanında yayımlanan bölge adliye mahkemesi kararından derlenmiştir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiş olup veri tabanı kaydında kesinleşmemiş olarak görünmektedir; bölge adliye mahkemesi kararları Yargıtay kararları gibi içtihat birliği etkisi taşımaz. Kredili işlemlerde sorumluluk; çerçeve sözleşmeye, bildirim tarihlerine, verilen emirlere ve kayıtlara göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu