Emsal Kararlarİcra Hukuku

Piramit Şüphesiyle POS Blokesi – İst. BAM 16. HD 2026/862

Bir banka, sanal POS hizmeti verdiği bir internet satıcısının piramit satış sistemi işlettiğinden şüphelenirse, satış bedellerini ne kadar süre ve hangi gerekçeyle tutabilir? Satıcı ise blokeli tutarın ödenmesi için icra takibi başlattığında, mahkeme yalnızca blokenin “haklı” olup olmadığına mı bakmalıdır, yoksa önce blokenin hâlâ sürüp sürmediğini ve talebin gerçekte neye yöneldiğini mi belirlemelidir? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, iki kez istinaf incelemesinden geçen bir dosyada bu ikinci soruyu öne çıkarmış ve itirazın iptali davasını kabul eden kararı eksik inceleme gerekçesiyle kaldırmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 03.06.2026 tarihli ve E.2025/381, K.2026/862 sayılı kararıyla, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli, 2022/94 E., 2024/921 K. sayılı kabul kararını kaldırmış ve dosyayı yeniden inceleme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.

Kısa özet: İnternet üzerinden satış yapan davacı şirket, 28.12.2015 tarihli üye işyeri sözleşmesiyle davalı bankadan sanal POS hizmeti almıştır. Banka, 08.12.2016 tarihinde şirketin POS hesabına bloke koymuş; şirket 332.350 TL’lik bakiyenin ödenmesi için ilamsız takip başlatmış, bankanın itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Banka, şirketin piramit satış yaptığına ilişkin Bakanlık tespitlerine, kart kuruluşlarının ters ibraz (chargeback) kurallarına ve 540 günlük azami bloke süresine dayanmıştır. İlk derece mahkemesi ikinci yargılamada davayı kabul etmiş, Daire ise bankanın blokenin kaldırıldığına dair dilekçesi ve hesap kayıtları incelenmeden karar verildiğini belirterek hükmü HMK 353/1-a-6 uyarınca kaldırmıştır.

💳 Sanal POS sözleşmesi ve 08.12.2016 blokesi

Davacı, yalnızca internet üzerinden satış yapan bir şirkettir. Faaliyet konusuna uygun olarak davalı bankayla 28.12.2015 tarihli, bir yıl süreli bir üye işyeri sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmenin 25. maddesine göre taraflardan biri sözleşmeyi feshetmedikçe sözleşme birer yıllık sürelerle kendiliğinden uzamaktadır. Şirket, bu sözleşmeye dayanarak 2016 yılının Nisan ayından itibaren kendi internet sitesi üzerinden satış yapmaya başlamış, satış bedelleri banka nezdindeki hesapta toplanmıştır.

Davacının anlatımına göre 09.12.2016 tarihinde saat 00.00 civarından itibaren POS üzerinden yapılan işlemler “başarısız” uyarısı vermeye başlamış ve şirket 332.350 TL’lik hesap bakiyesinin sıfır göründüğünü fark etmiştir. Bankayı aradığında hesaba şifahen bloke konulduğu bilgisini almış, aynı gün noter aracılığıyla blokenin kaldırılmasını ihtar etmiştir. Banka ihtara cevap vermeyince şirket, İstanbul 20. İcra Müdürlüğünde ilamsız takip başlatmış; bankanın itirazıyla takip durmuş ve İİK 67’ye dayalı itirazın iptali davası açılmıştır.

Banka ise cevabında, talep edilen tutarın zaten davacının hesabında bulunduğunu, hesapta duran bir paranın ödenmesi için takip yapılamayacağını, üye işyeri sözleşmesinde bankaya yurt içi ve yurt dışından gelebilecek itirazlar sonuçlanıncaya kadar satış bedelini blokede tutma yetkisi tanındığını ve şirketin şüpheli işlemler gerçekleştirdiğini savunmuştur.

🔁 Birinci tur: ret kararı ve ilk kaldırma

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 25.10.2018 tarihli, 2017/9 E., 2018/1041 K. sayılı kararında davayı ve icra inkâr tazminatı talebini reddetmiş, bankanın kötü niyet tazminatı talebini de İİK 67’deki koşullar oluşmadığı için kabul etmemiştir.

Bu karar, aynı Dairenin 21.01.2022 tarihli, 2019/1685 E., 2022/89 K. sayılı kararıyla kaldırılmıştır. İkinci yargılamada ilk derece mahkemesinin aktardığına göre, ilk kaldırma kararında “riskli olan ve olmayan işlemlerin ayrı ayrı tespiti ile başlangıçtan itibaren haksız bloke edilen tutarların” belirlenmesi istenmiştir.

🏛️ İkinci tur: 332.350,98 TL’lik kabul

İlk derece mahkemesi yeniden yaptığı yargılamada 05.12.2024 tarihinde davayı kabul etmiştir. Kararın dayandığı başlıca tespitler şunlardır:

  • Satış bedellerinin banka nezdindeki hesapta toplandığı ve bankanın bu tutar üzerinde blokaj uyguladığı iki tarafın da kabulündedir.
  • Banka, şüpheli işlemler nedeniyle bloke koyma yetkisine dayanmış; ancak bu savunmasını temellendirmemiştir.
  • Mahkemeye göre hesaptaki paraya öngörülemez bir süre için bloke uygulanmasının haklı bir nedene dayandığını ispat yükü bankadadır.
  • Alınan ek bilirkişi raporuna göre 332.350,98 TL’lik bakiyenin haksız olarak bloke edildiği ve bankanın takibe itirazının haksız olduğu kabul edilmiştir.

Mahkeme itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, takipten sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında gözetilmesine ve hüküm altına alınan alacağın yüzde 20’si oranında 66.470,20 TL icra inkâr tazminatına karar vermiştir.

🧾 Bankanın piramit satış ve 540 gün savunması

Banka vekilinin istinaf dilekçesi, uyuşmazlığın arka planını ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Bankanın ileri sürdüğü başlıca noktalar şöyle özetlenebilir:

  • Kart hamillerinin harcama itirazı üzerine işletilen ters ibraz kuralları uluslararası kart kuruluşlarınca belirlenmiştir; bu kurallara göre bloke süresi 540 günü aşamaz. Bu nedenle bloke “öngörülemez” süreli değildir.
  • POS üzerinden geçen işlemler hayatın olağan akışına aykırıdır; davacı hakkında daha önce de saadet zinciri benzeri faaliyete ilişkin devam eden bir süreç bulunmaktadır ve şirketin internet sitesine erişim Bakanlıkça engellenmiştir.
  • Bakanlık müfettişlerinin incelemesinde şirketin piramit satış yaptığı tespit edilmiş, şirketin faaliyetleri hakkında 6502 sayılı Kanun ve Türk Ceza Kanunu yönünden aykırılık saptanmıştır.
  • Bloke, ertesi gün şirketten bilgi ve belge istenerek açıklığa kavuşturulmak istenmiştir. Şirket kozmetik ürettiğini ve konaklama hizmeti de sattığını bildirmiş; ancak örnek sözleşmelerde konaklamanın iki yıl içinde kullanılabileceği yazılıdır ve bu tür satışlar olağan değildir.
  • Banka yalnızca kendi POS’u üzerinden Kasım ayında gerçekleşen 450 ve Aralık ayında gerçekleşen 122 işlemin belgelerini istemiş, şirket ise 5000 işleme ait belge iletemeyeceğini bildirmiştir.
  • 5464 sayılı Kanun’un 33. maddesi üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlara basiret ve özen yükümlülüğü yüklemektedir; bloke bu yükümlülüğün gereğidir.

Bu savunmaların hiçbiri Daire tarafından esastan değerlendirilmemiştir. Daire, aşağıda açıklanan usul eksikliği nedeniyle “sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına” karar vermiştir. Dolayısıyla piramit satış iddiası, 540 günlük süre ve ispat yükü konularında Dairenin bir kabulü bulunmamaktadır.

⚖️ Dairenin gerekçesi: blokenin akıbeti

Daire, davayı İİK 67’ye dayalı bir itirazın iptali davası olarak nitelendirmiş ve incelemeyi HMK 355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeniyle sınırlı tutmuştur. Gerekçenin merkezinde tek bir olgu vardır: davalı banka vekili, yargılama sırasında verdiği 20.09.2018 tarihli dilekçesinde blokenin kaldırıldığını bildirmiştir.

Davacının takibi, dava dilekçesine göre “davalı bankadaki parasının haksız bloke edilmesi nedeniyle bedelin tahsili” amacıyla başlatılmıştır. Daireye göre ilk derece mahkemesi şu hususları incelemeden karar vermiştir:

  1. Bankanın blokenin kaldırıldığına ilişkin beyanı karşısında davacının açıklaması alınmamıştır.
  2. Blokenin gerçekten kaldırılıp kaldırılmadığı araştırılmamıştır.
  3. Blokeden önceki ve sonraki hesap bakiyesi başta olmak üzere banka hesap kayıtları incelenmemiştir.
  4. Talebin hukuki niteliği karar yerinde tartışılmamıştır.

Bu nedenle karar, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı bulunmuştur. Daire, ilk derece mahkemesinden iddianın ileri sürülüş biçimini dikkate almasını, bankanın cevap dilekçesindeki savunmalarını ve 20.09.2018 tarihli beyanını banka kayıtlarını yeniden getirterek incelemesini ve tüm delilleri birlikte değerlendirmesini istemiştir.

Sonuç olarak banka vekilinin istinaf talebi HMK 353/1-a-6 uyarınca kısmen kabul edilmiş, ilk derece kararı kaldırılmış ve dosya ilk derece mahkemesine iade edilmiştir. Bankanın yaptığı 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak bankaya verilmesine hükmedilmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

📚 5464 ve 6502 sayılı Kanunlar açısından çerçeve

Kararda doğrudan uygulanan hükümler İİK 67 ile HMK 353/1-a-6’dır. İİK 67’ye göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat ederek itirazın iptalini dava edebilir; itiraz haksız bulunursa borçlu, talep üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilir. HMK 353/1-a-6 ise uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olmasını kaldırma sebebi olarak düzenler.

Bankanın dayandığı mevzuat da dosyanın yeniden görülmesinde gündeme gelecektir:

  • 5464 sayılı Kanun m.33: Kartlı sistem kuran, kart çıkaran, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar ve üye işyerleri, Kanun ve ilgili düzenlemelerle getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlüdür.
  • 6502 sayılı Kanun m.80: Piramit satış; katılımcılara, sisteme yeni katılımcı bulma koşuluyla gerçekçi olmayan veya gerçekleşmesi çok güç bir kazanç beklentisi veren sistemdir. Bu sistemin kurulması, yayılması veya tavsiye edilmesi yasaktır ve Bakanlık, elektronik sistemin durdurulması dâhil gerekli önlemleri almaya yetkilidir.

Bu hükümler, bir yanda bankanın özen yükümlülüğünü, öbür yanda üye işyerinin sözleşmeden doğan satış bedeli alacağını karşı karşıya getirmektedir. Ancak Daire bu dengeyi kurmamış; önce blokenin akıbetinin ve hesap hareketlerinin netleştirilmesini istemiştir. Saadet zinciri yapılarının ceza hukuku boyutunu ele alan bir Yargıtay kararı için saadet zincirinde her mağdur ayrı yazısına, banka blokesinin sınırlarına ilişkin bir Anayasa Mahkemesi kararı için banka hesabında uzun süreli bloke yazısına bakılabilir.

❓ Merak edilenler

Daire bankanın blokesini haklı mı buldu?

Hayır, bu konuda bir değerlendirme yapmadı. Daire, blokenin haklı olup olmadığına ilişkin istinaf sebeplerini “bu aşamada incelenmesine yer olmadığı” gerekçesiyle ele almamıştır. Kaldırma sebebi, blokenin kaldırıldığına dair beyanın ve hesap kayıtlarının incelenmemiş olmasıdır.

540 günlük bloke süresi kanunda mı düzenlenmiştir?

Karar metninde 540 günlük süre, banka vekili tarafından uluslararası kart kuruluşlarının ters ibraz kurallarına dayandırılmıştır. Daire bu süre hakkında bir tespit yapmamıştır. Yazıda incelenen 5464 sayılı Kanun’un 33. maddesinde böyle bir süre yer almamaktadır.

Blokenin kaldırılmış olması davayı neden etkiler?

Davacı, blokeli tutarın tahsili için takip başlatmıştır. Banka ise paranın zaten davacının hesabında olduğunu ve blokenin kaldırıldığını savunmuştur. Bloke kalkmış ve para hesapta serbest kalmışsa, takibe konu alacağın niteliği ve miktarı farklı değerlendirilebilir. Daire bu nedenle önce bakiyenin bloke öncesi ve sonrası durumunun belirlenmesini istemiştir.

Piramit satış tespiti dosyada nasıl yer alıyor?

Banka vekiline göre Bakanlık müfettişlerinin incelemesinde şirketin piramit satış yaptığı tespit edilmiş, rapor dosyaya getirtilmiş ve şirketin internet sitesine erişim engellenmiştir. Bu hususlar bankanın istinaf sebepleri arasında yer almaktadır; ilk derece mahkemesi ve Daire kararında bunlara ilişkin bir hüküm kurulmamıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar bir kaldırma kararıdır; blokenin haklılığı, piramit satış iddiası ve alacağın varlığı hakkında esasa ilişkin bir tespit içermez. Karar metninde anılan Bakanlık incelemesinin ve diğer süreçlerin sonucu bilinmemektedir. Sözleşme hükümleri, bloke süresi ve hesap hareketleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu