Takip İptalinde Tedbir Parası – Yargıtay 12. HD 2026/411

İcra takibi mükerrer olduğu için iptal edilmiş ve bu iptal kesinleşmişse, aynı borç için açılan menfi tespit davasında verilen tedbir sebebiyle icra veznesine yatırılan para borçluya hemen geri verilir mi? Yoksa tedbiri veren mahkemenin davası sonuçlanana kadar para dosyada mı bekler? Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 787.800,00 TL’lik bir depo bedeline ilişkin şikâyette ikinci yolu benimsemiş ve borçlular lehine verilen istinaf kararını bozmuştur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 02.02.2026 tarihli ve E.2025/7629, K.2026/411 sayılı kararıyla, depo edilen paranın borçlulara iadesine yol açan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi kararını alacaklının temyizi üzerine bozmuştur.
📂 Aynı borç, iki ayrı dosya
Uyuşmazlığın temelinde birbirine bağlı iki dosya bulunmaktadır:
- İcra dosyası: Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 2022/1466 Esas sayılı Örnek 6 takip dosyası. Karar metnine göre bu dosyadaki borç miktarı 611.295,43 TL asıl alacaktır.
- Menfi tespit dosyası: Borçluların, takip konusu borçtan sorumlu olmadıklarının tespiti için Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı 2023/475 Esas sayılı dava.
Takip dosyası, daha sonra mükerrerlik nedeniyle iptal edilmiştir. İptal kararı Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Menfi tespit davası ise Yargıtay kararının verildiği tarihte henüz kesinleşmemiştir. Kararın bütün tartışması, bu iki dosyanın farklı hızlarda ilerlemesinden doğmaktadır.
🔒 İİK 72/3 tedbiri ve yatırılan paralar
Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesi 24.03.2023 tarihli ara kararıyla, davacı borçluların ihtiyati tedbir talebini İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kabul etmiştir. Ara karara göre, 611.295,43 TL asıl alacağın %15’i oranında nakdi teminat veya kayıtsız şartsız, süresiz ve kesin banka teminat mektubu alınması karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmiştir.
Bu ara karar üzerine iki ayrı ödeme yapılmıştır:
- 27.03.2023 tarihinde mahkeme veznesine 92.000,00 TL teminat yatırılmıştır.
- 28.03.2023 tarihinde icra dosyasına, dosya kapak hesabı doğrultusunda dosya borcunu karşılayan 787.800,00 TL “teminat bedeli” açıklamasıyla yatırılmıştır.
İİK 72. maddesinin 3. fıkrası, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulamayacağını düzenler. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak üzere ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat göstererek, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu dosyadaki tedbir, tam olarak bu ikinci imkâna dayanmaktadır: Takip durmamış, fakat dosyaya giren paranın alacaklıya ödenmesi engellenmiştir.
Aynı maddenin sonraki fıkraları, davanın sonucuna göre ne olacağını da gösterir. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa tedbir kalkar ve alacaklı geç ödemeden doğan zararını teminattan alabilir. Dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip derhal durur ve ilamın kesinleşmesiyle icra eski hâle iade edilir. Görüldüğü gibi, kanun paranın akıbetini menfi tespit davasının sonucuna bağlamıştır.
🏛️ Müdürlük, icra mahkemesi ve istinaf
Takibin iptali kesinleşince borçlular, icra dosyasına yatırılan 787.800,00 TL’nin kendilerine iadesini talep etmiştir. İcra müdürlüğü 14.06.2024 tarihli tensip tutanağıyla, menfi tespit davasına bakan mahkemeden tedbirin kaldırıldığına ve paranın iadesine ilişkin bir yazı gelmediği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.
Borçluların bu işleme karşı yaptığı şikâyet, üç aşamada farklı sonuçlarla karşılanmıştır:
- İcra mahkemesi: Menfi tespit davası derdest olduğundan ve tedbirin kaldırıldığına dair bir yazı bulunmadığından şikâyeti reddetmiştir.
- Ankara BAM 32. Hukuk Dairesi (28.05.2025, E.2024/1463, K.2025/692): İstinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmıştır. Gerekçesinde, takibin iptali kararının Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, takibin artık iptal edildiğini ve menfi tespit davasının da reddedildiğini belirtmiş; İİK 72/4 uyarınca şikâyeti kabul ederek 14.06.2024 tarihli müdürlük işlemini kaldırmıştır.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi: Alacaklının temyizi üzerine bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.
⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi
Daire, kararını üç tespit üzerine kurmuştur.
Birinci tespit: Genel mahkemelerce verilen ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Daire bu kuralı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 397. maddesinin 2. fıkrasına dayandırmıştır.
İkinci tespit: Somut olayda menfi tespit davası henüz kesinleşmemiştir. Tedbiri veren Sulh Hukuk Mahkemesinin tedbiri kaldırdığına dair bir karar da bulunmamaktadır.
Üçüncü tespit: Takip dosyası iptal edilmiş ve bu karar kesinleşmiş olsa da iptalin sebebi mükerrerliktir. Daireye göre mükerrerlik nedeniyle takibin iptali, menfi tespit davasında verilen tedbir gereğince icra dosyasına depo edilen paranın borçluya ödenmesini gerektiren bir durum oluşturmaz.
Bu tespitlerden hareketle Daire, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddetmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemi kabul etmesini isabetsiz bulmuştur. Karar, İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanan HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca bozulmuş, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
⏳ Tedbirin ömrü: HMK 397/2
Kararın ağırlık merkezi, ihtiyati tedbirin hangi tarihe kadar etkili olduğu sorusudur. HMK 397. maddesinin 2. fıkrası açıktır: İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre tedbir kalkmış veya kaldırılmışsa bu durum ilgili yerlere bildirilir.
İcra müdürlüğünün 14.06.2024 tarihli işleminde dayandığı gerekçe de budur: Tedbiri veren mahkemeden “tedbir kaldırıldı” yazısı gelmemiştir. Yargıtay bu yaklaşımı yerinde görmüştür. İcra dosyasındaki para, takip dosyasının değil, menfi tespit dosyasındaki tedbir kararının sonucu olarak orada beklemektedir. Takip dosyasında verilen bir iptal kararı, başka bir mahkemenin verdiği ve hâlâ yürürlükte olan tedbir kararını kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır.
Kararın satır arasında kalan bir başka nokta da paranın yatırılış biçimidir. Ara karar alacağın %15’i oranında teminat öngörmüş, bu teminat mahkeme veznesine 92.000,00 TL olarak yatırılmıştır. İcra dosyasına yatırılan 787.800,00 TL ise karar metninde “dosya borcunu karşılar miktarda” ve “teminat bedeli” açıklamasıyla yatırılan tutar olarak tanımlanmıştır. Yargıtay, bu tutarı tedbir kararı gereğince depo edilen para olarak nitelendirmiş ve akıbetini menfi tespit davasına bağlamıştır.
İcra dosyasında verilen bir kararın haczin ya da dosyadaki değerlerin akıbetini otomatik olarak belirleyip belirlemediği sorusuna farklı bir açıdan bakan reddedilen satış talebi ve haciz yazısı ile menfi tespit davasında ispat yükünü ele alan nakden kayıtlı bonoda ispat yükü yazısı da incelenebilir.
🧭 Kararın sınırları ve uygulamadaki yeri
Kararı doğru okumak için kapsamını iyi belirlemek gerekir:
- Yargıtay, paranın kesin olarak alacaklıya ait olduğunu söylememiştir. Yalnızca, menfi tespit davası kesinleşmeden ve tedbir kaldırılmadan paranın borçluya iade edilemeyeceğini belirtmiştir.
- Bozma gerekçesi, takibin mükerrerlik nedeniyle iptal edilmiş olmasına özellikle vurgu yapmaktadır. Mükerrerlik, kural olarak aynı alacak için birden fazla takip yapılmasına işaret eder; bu nedenle Daire, iptal kararını borcun bulunmadığına dair bir tespit olarak görmemiştir.
- Bölge adliye mahkemesi kararında menfi tespit davasının reddedildiği belirtilmişse de Yargıtay, davanın henüz kesinleşmediğini tespit etmiştir. HMK 397/2 bakımından belirleyici olan, nihai kararın kesinleşmesidir.
- Paranın akıbeti, İİK 72. maddesinin 4. ve 5. fıkralarında düzenlendiği gibi, menfi tespit davasının kimin lehine sonuçlanacağına göre belirlenecektir.
Bozma üzerine dosya Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesine dönmüştür. Yargıtay’ın işaret ettiği sonuç, istinaf başvurusunun esastan reddi, yani icra mahkemesinin şikâyeti reddeden kararının korunmasıdır.
❓ Sorular ve cevaplar
Takip iptal edildiğine göre paranın icra dosyasında beklemesinin dayanağı nedir?
Para, takip dosyasındaki bir işlem nedeniyle değil, Sulh Hukuk Mahkemesinin İİK 72/3 uyarınca verdiği ihtiyati tedbir kararı gereğince depo edilmiştir. Yargıtay’a göre bu tedbirin etkisi, HMK 397/2 uyarınca menfi tespit davasındaki nihai kararın kesinleşmesine kadar sürer.
İptal sebebinin mükerrerlik olması neden önemli?
Daire, mükerrerlikten dolayı takibin iptalinin depo edilen paranın borçluya ödenmesini gerektiren bir durum oluşturmadığını açıkça belirtmiştir. Mükerrerlik, borcun bulunup bulunmadığı hakkında bir tespit içermez; borcun varlığı menfi tespit davasında tartışılmaya devam etmektedir.
Mahkeme veznesine yatırılan 92.000,00 TL ile icra dosyasındaki 787.800,00 TL aynı şey mi?
Hayır. Karar metnine göre 92.000,00 TL, ara kararda öngörülen teminat olarak 27.03.2023 tarihinde mahkeme veznesine yatırılmıştır. 787.800,00 TL ise 28.03.2023 tarihinde dosya borcunu karşılayacak miktarda “teminat bedeli” açıklamasıyla icra dosyasına yatırılmıştır. Şikâyet ve Yargıtay kararı, icra dosyasındaki 787.800,00 TL’ye ilişkindir.
Menfi tespit davası borçlular lehine sonuçlanırsa ne olur?
İİK 72. maddesinin 5. fıkrasına göre dava borçlu lehine hükme bağlanırsa takip derhal durur ve ilamın kesinleşmesiyle icra, ayrıca hükme gerek kalmadan kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Yargıtay kararı bu ihtimali ortadan kaldırmamakta, yalnızca iadenin zamanını davanın kesinleşmesine bağlamaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan ilk derece ve istinaf kararlarının özetine dayanır. Karar bir bozma kararıdır; menfi tespit davasının sonucu ve paranın nihai akıbeti hakkında bir hüküm içermez. Tedbir kararının içeriği, iptal sebebi ve davanın aşaması farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



