Emsal KararlarForex Hukuku

Yatırımcı Davalarında Birleştirme – İst. BAM 12. HD 2025/770

Aynı kişinin yönettiği bir şirkete para yatırıp zarar ettiğini ileri süren iki yatırımcı, aynı borçluya karşı ayrı ayrı icra takibi başlatmış ve ayrı itirazın iptali davaları açmıştır. İlk derece mahkemesi bu iki davayı “bağlantılı” bularak birleştirmiş ve tek kararla ikisini de kısmen kabul etmiştir. Davalının aynı kişi, iddia edilen dolandırıcılık düzeninin aynı olması iki yatırımcının davasını birlikte görmek için yeterli midir? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi bu soruya olumsuz cevap vermiş, esasa girmeden kararı kaldırmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 13.05.2025 tarihli ve E.2025/697, K.2025/770 sayılı kararıyla, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin asıl ve birleşen davaları kısmen kabul eden kararını, tarafların esasa ilişkin istinaf sebeplerini incelemeden kaldırmış ve davaların ayrılarak karara bağlanması için dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Karar kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.

Kısa özet: Davalı, Almanya’da kurduğu ve yönettiği bir enerji şirketi aracılığıyla “güneş tahvili” adı altında çok sayıda yatırımcıdan para toplamış; davacılara göre bu paralar sanat eseri alımı gibi işlemlerle şirket amacı dışında kullanılmış, davalı Almanya’da dolandırıcılıktan cezalandırılmış ve kişisel iflasına karar verilmiştir. Alman iflas masasına alacak kaydettiren iki yatırımcı, davalının Türkiye’deki adresi ve taşınmazı üzerine İstanbul’da ayrı takipler başlatmış, itiraz üzerine ayrı davalar açmıştır. İlk derece mahkemesi davaları birleştirip kısmen kabul etmiştir. Daire, yatırımcılar arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, davalının aynı kişi olmasının birleştirme sebebi olamayacağını belirterek kararı kaldırmıştır.

☀️ Güneş tahvilinden Alman iflas masasına

Dava dilekçelerinde anlatılan olaylar şöyle özetlenebilir: Davalı, Almanya’da iki ortakla birlikte bir şirket kurmuş ve enerji alanında yatırım yapacağı belirtilen bu şirket için yatırımcı aramıştır. Asıl davadaki davacıya göre şirket, aralarında davacının da bulunduğu çok sayıda kişiden 45 milyon Euroya yakın para toplamıştır.

Birleşen davadaki davacının anlatımı daha ayrıntılıdır:

  • Davalı, ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirket üzerinden “Güneş Tahvili (Anleihe Solar)” ihraç etmiştir.
  • Davacı, %8,25 faizle 15.11.2010 tarihinde geri ödenmek üzere 5.000 Euro tutarında tahvil almıştır; başka yatırımcıların 50.000 Euroya varan tutarlarda tahvil aldığı belirtilmiştir.
  • Davacıya göre davalı, toplanan parayla güneş yatırımı yapmamış, 25 milyon Euro tutarında sanat eseri satın almış ve bunları 37,9 milyon Euroya bir şirkete satmıştır.
  • Davacı sözleşmeyi feshetmiş, Hamburg’da şirkete karşı açtığı davada 5.000 Euronun 06.08.2007 tarihinden itibaren %5 faiziyle ve 489,45 Euro yargılama gideriyle ödenmesine hükmedilmiştir.
  • Davacıya göre davalı, Hamburg’da dolandırıcılık suçundan yargılanarak hapis cezasına mahkûm edilmiş, ardından Almanya’da kişisel iflas yoluna başvurmuştur.

Asıl davadaki davacı ise Hamburg Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2013 tarihli kararıyla davalının cezalandırıldığını, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.07.2008 tarihli kararıyla iflasına karar verildiğini ve 11.880,35 Euro alacağını iflas masasına yazdırdığını ileri sürmüştür. Davacılara göre davalı, Almanya’daki iflas tasfiyesinde Bodrum’daki taşınmazını malvarlığı olarak beyan etmemiştir. Bu nedenle alacaklarını Türkiye’de takip etmeye karar vermişlerdir.

📂 İki yatırımcı, iki takip, tek karar

Her iki yatırımcı, İstanbul’daki icra dairelerinde davalı aleyhine ayrı ilamsız takipler başlatmıştır. Birleşen davaya konu takipte davalı 01.02.2017 tarihinde asıl alacağa, faize ve fer’ilerine itiraz etmiştir. Birleşen davanın davacısı, alacağını Hamburg iflas mahkemesinde düzenlenen ve 01.09.2008 başvuru tarihli iflas sıra cetvelindeki kayda dayandırmıştır. Davacılar itirazın iptalini, takibin devamını, icra inkâr tazminatını ve davalının Bodrum’daki taşınmazına ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz konulmasını istemiştir.

Davalı her iki davada da aynı savunmayı yapmıştır: Adresi Berlin’dir ve yetkili mahkeme Berlin mahkemeleridir; davacıların alacağı dava dışı şirketten olduğundan kendisine husumet yöneltilemez; alacak zamanaşımına uğramıştır, derdestlik itirazı vardır ve kendisinden alacaklı olunduğunu gösteren bir belge sunulmamıştır.

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 24.12.2024 tarihli kararla ikinci davayı ilk dava ile birleştirmiş, 26.12.2024 tarihli ve 2020/242 Esas, 2024/1049 Karar sayılı kararıyla şu sonuca ulaşmıştır:

  1. Alacağın Türkiye’de talep edilemeyeceği ve zamanaşımına uğradığı savunmaları reddedilmiştir.
  2. Asıl davada takip 11.880,35 Euro asıl alacak ve 4.485,49 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.365,84 Euro üzerinden devam edecektir.
  3. Birleşen davada takip 8.216,96 Euro asıl alacak ve 2.758,20 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.975,16 Euro üzerinden devam edecektir.
  4. Asıl alacaklara takip tarihinden itibaren yıllık %4’ü geçmemek üzere 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesine göre Euro mevduatına uygulanan en yüksek faiz işletilecektir.
  5. Alacağın yabancı karara dayanması, zamanaşımı ve faiz tartışmasının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkâr tazminatı koşulları oluşmamıştır.

📝 Tarafların istinaf sebepleri

Kararı iki taraf da istinaf etmiştir. Davalı vekilinin istinaf sebepleri arasında şunlar yer almaktadır:

  • Dayanılan belge Almanya’daki bir prosedürün parçasıdır ve yargı makamınca düzenlenmemiştir; iflas tablosuna kayıt talebi alacağı kesin olarak ispatlamaz.
  • Alman ceza mahkemesi kararı ortadan kaldırılmıştır; buna dayanılarak değerlendirme yapılamaz.
  • 2005 yılında doğduğu iddia edilen alacak zamanaşımına uğramıştır; iflas masasına başvuru 28.08.2008, iflas tasfiyesinin kapanışı 06.05.2014 tarihlidir ve bunları açıklığa kavuşturacak istinabe talepleri dikkate alınmamıştır.
  • Davacının Almanya’daki iflas sürecinde ödeme alıp almadığı araştırılmamış, temerrüt olmadan faize hükmedilmiştir.
  • Aralarında bağlantı bulunmayan davalar birleştirilerek hukuka aykırı karar verilmiştir.

Davacılar vekili ise alacağın iflas kayıt tablosu ve takip talebiyle belirli olduğunu, Almanya’da yetkili mahkemece düzenlenmiş kesin hüküm gücündeki evrakla sabit bulunduğunu ve alacak likit olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca HMK 327’ye dayanarak, yargılamayı uzatan davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin kaldırılmasını istemiştir.

⚖️ Dairenin gerekçesi: dava arkadaşlığı yok

Daire, tarafların esasa ilişkin itirazlarından önce birleştirme kararını ele almıştır. Gerekçede HMK 57, 58, 59, 60, 166 ve 167 birlikte değerlendirilmiştir. HMK 57’ye göre birden çok kişi; dava konusu hak veya borcun ortak olması, ortak bir işlemle hepsi yararına hak doğmuş olması ya da davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya benzer olması hâllerinde birlikte dava açabilir. HMK 166’ya göre ise davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da birinde verilecek hükmün diğerini etkilemesi durumunda bağlantı var sayılır.

Somut dosyada Daire şu tespitleri yapmıştır:

  • Davacılar, davalının Almanya’daki iflas masasına kayıt yaptıran alacaklılardır; yatırımcıların ayrı ayrı dava açtığı, Dairece incelenen diğer dosyalardan da bilinmektedir.
  • Her yatırımcının dava dışı şirketle ilişkisi farklıdır; bu nedenle davaların aynı hukuki sebebe ve vakıalara dayandığı söylenemez.
  • Davacılar arasında maddi veya şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı yoktur; ayrı açılan davaların birlikte görülmesinde bir yarar da bulunmamaktadır.
  • İhtiyari dava arkadaşlığı kabul edilse bile, iddia ve savunmanın araştırılması, delillerin ayrıntılı değerlendirilmesi ve kararın denetime elverişli olması için davaların ayrılması gerekir.

Daire bu görüşünü Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2017 tarihli, 2015/3380 Esas ve 2017/378 Karar sayılı kararına dayandırmıştır. Sonuç cümlesinde, davacılar arasında zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığı, davalının aynı kişi olmasının davaların birleştirilmesine sebep olamayacağı ve bu durumun istinaf incelemesini de güçleştirdiği vurgulanmıştır.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden alınmış ve Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔄 Kaldırma kararının dosyaya etkisi

Daire, tarafların istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını HMK 353(1)a-4 uyarınca kaldırmış ve davaların ayrılarak karara bağlanması için dosyayı kararı veren mahkemeye göndermiştir. Kanun metninde usule aykırı birleştirme ayrıca HMK 353/1-a-5’te sayılmaktadır; karar hükmünde ise (a) bendinin 4 numaralı alt bendine atıf yapılmıştır. Peşin istinaf karar harçlarının talep hâlinde taraflara iadesine karar verilmiş, hüküm HMK 362(1)-g uyarınca kesin olarak kurulmuştur.

Kaldırma kararının en önemli sonucu, ilk derece mahkemesinin esasa ilişkin tespitlerinin istinaf denetiminden geçmemiş olmasıdır. Zamanaşımı, yabancı iflas tablosunun delil değeri, faiz oranı ve icra inkâr tazminatı gibi tartışmalar bu kararda çözülmemiş, ayrılacak davalarda yeniden ele alınmak üzere açık bırakılmıştır.

Aynı Alman şirketinin tahvillerine yatırım yapan başka bir yatırımcının itirazın iptali davasında uygulanacak hukuk, yabancı iflas tablosunun delil değeri ve zamanaşımı tartışmalarının esastan incelendiği karar için yurt dışı yatırım zararı yazısına bakılabilir. Dava arkadaşlığının başka bir alandaki görünümü için şerhin terkininde dava arkadaşlığı yazısı da incelenebilir.

📘 HMK 166 ve 167’nin güncel metni

Birleştirmeyi düzenleyen HMK 166’nın birinci fıkrasına göre, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması hâlinde, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Bu fıkraya 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la eklenen cümleye göre ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlıdır. İncelenen istinaf kararı bu değişiklikten önce verilmiştir; kararda bu yeni cümleye ilişkin bir değerlendirme yoktur.

HMK 167 ise mahkemenin, yargılamanın iyi yürütülmesi için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına her aşamada karar verebileceğini öngörür. Daire de gerekçesinde bu hükmü anmıştır.

🙋 Okurlardan gelen sorular

Daire yatırımcıların alacaklı olup olmadığına karar verdi mi?

Hayır. Daire, birleştirme kararını usule aykırı bulduğu için tarafların esasa yönelik istinaf sebeplerini incelemeden kararı kaldırmıştır. Alacağın varlığı, zamanaşımı ve faiz konuları ayrılacak davalarda ilk derece mahkemesince yeniden değerlendirilecektir.

Davalının aynı kişi olması neden yeterli görülmedi?

Daire, her yatırımcının dava dışı şirketle ilişkisinin farklı olduğunu, bu nedenle davaların aynı hukuki sebebe ve vakıalara dayandığının söylenemeyeceğini belirtmiştir. Kararda açıkça, davalının aynı kişi olmasının davaların birleştirilmesine sebep olamayacağı ifade edilmiştir.

İlk derece mahkemesi icra inkâr tazminatı neden vermemişti?

İlk derece mahkemesi, alacağın Almanya’daki adli makamlarca belirlenmiş olmasına rağmen Türkiye’de istenip istenemeyeceği, zamanaşımı ve faiz konularının yargılamayı gerektirdiğini ve davaların kısmen kabul edildiğini gözeterek tazminat koşullarının oluşmadığını kabul etmişti. Bu sonuç da kaldırılan kararın parçasıdır.

Bu karara karşı Yargıtay yolu açık mı?

Hayır. Karar, HMK 362(1)-g uyarınca kesin olarak verilmiştir. HMK 353(1)(a) kapsamındaki kaldırma kararları da duruşma yapılmadan kesin olarak verilen kararlar arasında sayılmaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan istinaf kararından derlenmiştir. Karar usule ilişkin bir kaldırma kararıdır; uyuşmazlığın esası hakkında bir sonuç içermez. Yabancı ceza ve iflas kararlarına ilişkin anlatımlar tarafların iddialarına dayanır. Davaların konusu, tarafları ve hukuki sebepleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu