Yola Terk Edilen Alanın İadesi – Yargıtay HGK 2026/91

Bir fabrika parselinin sahibi, akaryakıt istasyonu için iskân alabilmek amacıyla taşınmazının 4.098,16 m²’lik bölümünü 2003 yılında belediyeye yol olarak bedelsiz terk ediyor. Yıllar sonra bu şeridin büyük kısmı caddeye katılıyor, ancak yaklaşık 490 m²’lik bir parçası hiç yol yapılmıyor; istasyona giren araçların güzergâhı olarak kalıyor. 2019 yılında belediye encümeni bu parçayı “yoldan ihdas” ederek arsa niteliğiyle kendi adına tapuya tescil ettiriyor ve eski malike, parçayı bedeli karşılığında satın alabileceğini bildiriyor. Eski malikin sorusu basit: Yol için verdiğim yer yol olmadıysa, bana bedelsiz geri dönmesi gerekmez mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli ve E.2025/86, K.2026/91 sayılı kararıyla, bu soruya olumsuz yanıt veren Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bozma kararını benimsemiş, ilk derece mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Karar kesin olarak verilmiştir.
🏭 Fabrika parselinden akaryakıt istasyonuna
Karar metnine göre uyuşmazlığa konu taşınmaz, İstanbul’un Güngören ilçesinde, “turistik tesisler sahası müştemilatı olan meyva suları fabrikası” niteliğinde, 22.418 m² yüzölçümlü bir parseldir. Davacı, taşınmazda cins değişikliği yapılması ve iskân belgesi düzenlenmesi için belediyeye başvurmuş; belediye bu işlemlerin ancak yola terk ve ifraz koşuluyla yapılabileceğini bildirmiştir.
Belediye Encümeninin 04.01.2001 tarihli kararı ve 14.01.2003 tarihli tescil istem belgesiyle şu işlemler gerçekleşmiştir:
- Parselin 4.098,16 m²’lik kısmı yol, 1.441,26 m²’lik kısmı park olarak belediyeye bedelsiz terk edilmiştir.
- Kalan alan ikiye ayrılmış; 2.719,84 m²’lik bölüm akaryakıt LPG istasyonu, 14.158,74 m²’lik bölüm ise meyve suları fabrikası niteliğiyle davacı adına tescil edilmiştir.
- Davacıya 14.03.2003 tarihli ve 2003/210 sayılı akaryakıt LPG istasyonu yapı kullanma izni verilmiştir.
Belediyenin 04.12.2019 tarihli yazısına göre yola terk edilen alanın 3.607,60 m²’lik kısmı caddeye yol ve tretuar olarak katılmış, kalan parça ise Belediye Encümeninin 15.08.2019 tarihli ve 364 sayılı kararıyla yoldan ihdas edilerek 09.09.2019 tarihinde belediye adına arsa olarak tescil edilmiştir. Bu parçanın bağımsız olarak imara elverişli olmadığı, istasyon parseline tevhit şartı bulunduğu da yazıda belirtilmiştir. Bilirkişi kurulu raporunda, keşif günü bu alanın istasyona ve markete gelen araçların giriş çıkış güzergâhı olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.
🔁 Dört aşamalı yargılama
Dosya, Hukuk Genel Kuruluna gelene kadar dört farklı karardan geçmiştir:
- İlk derece mahkemesi (23.02.2022): 14.01.2003 tarihli “yola ve parka terk ve ifraz talepnamesi”nin içeriğinden, açıkça bağış kavramı kullanılmasa da davacının taşınmazı belediyeye şartlı olarak bağışladığı sonucuna varmıştır. Belediyenin yola terk edilen alanı amacı dışında kullandığını, bu tescilin taşınmazı 2942 sayılı Kanun’un 35. maddesinin kapsamı dışına çıkardığını ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini kabul ederek tapunun iptali ile davacı adına tesciline hükmetmiştir.
- Bölge adliye mahkemesi (13.06.2023): Davalı idarenin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (19.03.2024): İmar düzenlemesi sırasında malikin muvafakatiyle kamu hizmetine ayrılan alan için eski malikin mülkiyet iddiasında bulunamayacağını ve karşılık isteyemeyeceğini belirtmiş; Anayasa Mahkemesinin 2017/22268 başvuru numaralı kararını ve davacının kendi isteğiyle yapılan işlemden elde ettiği menfaati gözeterek kararı bozmuştur.
- Direnme kararı: İlk derece mahkemesi, terk amacının sürdürülemez hâle geldiği andan itibaren tasarrufun temelden yoksun kalacağını, eski malikin iade veya bedel isteme koşulunun doğacağını ve 35. maddenin belediyeye sağladığı korumanın ortadan kalktığını belirterek önceki kararında direnmiştir.
⚖️ Hukuk Genel Kurulunun değerlendirmesi
Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı, rızai terke konu alanın bir bölümünün yoldan ihdas edilerek özel mülkiyete dönüştürülmesi hâlinde bu bölümün eski malik adına bedelsiz tescilinin istenip istenemeyeceği olarak belirlemiştir.
Kurul, önce Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet güvencesini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini hatırlatmıştır. Ardından bedelsiz terk konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarını aktarmıştır. Bu içtihatlarda öne çıkan noktalar şunlardır:
- Terk edilen alanın plan değişikliğiyle başka bir kamu hizmetine (adalet sarayı, yeşil alan) tahsis edilmesi, AİHM tarafından iade veya tazminat hakkı doğuran bir durum olarak görülmemiştir.
- Anayasa Mahkemesi 2017/22268 sayılı kararda, ifraz talebi üzerine ekonomik yarar sağlamak amacıyla yapılan parselasyonda yola terkin öngörülebilir olduğunu belirterek, terk edilen alanın bir kısmının belediye adına düğün salonu olarak tescilinde ihlal bulmamıştır.
- Şarta bağlı olduğu ispatlanamayan bağışlarda, taşınmazın sonradan başka bir kişiye devredilmesi de Anayasa Mahkemesince ölçüsüz bir külfet sayılmamıştır.
Somut olaya dönüldüğünde Kurul, 14.01.2003 tarihli talepname ile tescil istem belgesinin içeriğine göre terk işleminin şarta bağlı yapılmadığını tespit etmiştir. Terk, cins değişikliği ve yapı kullanma izni karşılığında yapılmış; davacıya akaryakıt LPG istasyonu izni verilmiştir. Tartışmalı parça ise fiilen yine davacı tarafından kullanılmaktadır. Kurul bu tablodan “davacının mağduriyetinin bulunmadığı” sonucuna ulaşmıştır.
Görüşmeler sırasında bir kısım üye, söz konusu parçanın hiç yol olarak kullanılmadığını, bireysel menfaatin uğradığı zararın daha ağır olduğunu ve direnme kararının onanması gerektiğini savunmuş; bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir. Sonuçta direnme kararı HMK’nın 371. maddesi uyarınca bozulmuştur.
🧭 İadenin iki koşulu
Kararın en öğretici bölümü, 15. paragrafta formüle edilen ölçüttür. Hukuk Genel Kuruluna göre malikin muvafakatiyle yola terk edilen bir taşınmaz için eski malikin 35. madde karşısında karşılık isteyebilmesi, iki koşulun birlikte bulunmasına bağlıdır:
- Şarta bağlı bağışlama: Terk, taşınmazın yalnızca belirli bir amaçla (örneğin yol) kullanılması koşuluna bağlanmış olmalıdır. Kurul, malik bağışladığı yerin yol dışında bir amaçla kullanılmasını istemiyorsa şarta bağlı bağışlama yapma imkânına sahip olduğunu açıkça belirtmiştir.
- Ekonomik yarar sağlanmamış olması: Eski malik bedelsiz terk nedeniyle ekonomik açıdan yarar elde etmemiş olmalıdır.
Bu dosyada iki koşul da gerçekleşmemiştir: Talepnamede kullanım amacına bağlı bir kayıt yoktur ve terk, iskân ile istasyon izni karşılığında yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin “açıkça bağış kavramı kullanılmasa da şartlı bağışlama iradesi vardır” yorumu, Kurul tarafından belgelerin içeriğiyle bağdaşmaz bulunmuştur.
📚 Kararın dayandığı hükümler
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m.35: İmar mevzuatı gereğince düzenleme ortaklık payı karşılığı bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve benzeri kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış yerler için eski malikleri mülkiyet iddiasında bulunamaz ve karşılığını isteyemez.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.295: Bağışlayan; bağışlananın kendisine veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi, kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması ya da yüklemeli bağışlamada haklı sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi hâlinde bağışlamayı geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde iade isteyebilir.
- 3194 sayılı İmar Kanunu m.15 ve m.18: İfraz ve tevhit işlemleri ile arazi ve arsa düzenlemesinde düzenleme ortaklık payı esaslarını düzenler. Kurul, imar mevzuatının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve mahkemece resen gözetileceğini vurgulamıştır.
- Anayasa m.35 ve Ek 1 No.lu Protokol m.1: Mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
🧩 Bedelsiz terk konulu diğer kararlardan farkı
Sitede daha önce ele alınan ruhsat için bedelsiz terk şartı yazısındaki Anayasa Mahkemesi kararı, idarenin bir izni bedelsiz terk koşuluna bağlamasının mülkiyet hakkı yönünden değerlendirilmesine ilişkindi. Hukuk Genel Kurulunun bu kararı ise terkin gerçekleşmesinden yıllar sonra ortaya çıkan farklı bir soruya yanıt verir: Terk edilen alan amacına uygun kullanılmayıp idare adına özel mülk olarak tescil edildiğinde eski malikin bedelsiz iade hakkı doğar mı?
Kararın ayırt edici yönleri şöyle özetlenebilir:
- Terk, genel bir imar uygulamasının değil, malikin kendi talebiyle yapılan ifraz ve izin işlemlerinin parçasıdır.
- Talep, bedel veya tazminat değil, tapu iptali ve eski malik adına bedelsiz tesciltir.
- Belediye, parçanın bedeli karşılığında eski malike satılabileceğini bildirmiştir; yani parçanın eski malike geçmesi bütünüyle kapalı değildir, ancak bedelsiz değildir.
- Karar oy çokluğuyla verilmiş; azınlık, hiç yol yapılmayan parçada bireysel menfaatin daha ağır bastığını savunmuştur.
❓ Merak edilenler
Yol olarak hiç kullanılmayan bir alan da 35. madde kapsamında mı kalır?
Bu kararda Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, parçanın yol olarak kullanılmamış olmasını tek başına iade için yeterli görmemiştir. Belirleyici olan, terkin şarta bağlanıp bağlanmadığı ve malikin terk karşılığında ekonomik yarar elde edip etmediğidir. Karşı görüşte olan üyeler ise yol yapılmamasını ağır basan bir unsur olarak değerlendirmiştir.
“Ekonomik yarar” bu dosyada neydi?
Karar metnine göre terk, taşınmazın cins değişikliği ve yapı kullanma izni düzenlenmesi karşılığında yapılmış, davacıya 14.03.2003 tarihli akaryakıt LPG istasyonu yapı kullanma izni verilmiştir. Belediye bu iznin taşınmaza ayrı bir rant kazandırdığını bildirmiş, Kurul da bu tespitleri esas almıştır.
Şarta bağlı terk nasıl anlaşılır?
Kurul, şartın varlığını terk iradesini içeren belgelerin içeriğine göre değerlendirmiştir. Bu dosyada “yola ve parka terk ve ifraz talepnamesi” ile tescil istem belgesinde kullanım amacına bağlı bir kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesinin belgelerden şartlı bağış iradesi çıkarması, Kurul tarafından kabul görmemiştir.
Kararla dava sona ermiş midir?
Hukuk Genel Kurulu direnme kararını kesin olarak bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. İlk derece mahkemesi Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda yeniden karar verecektir; bu yeni kararın içeriği karar metninde yer almamaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları, idare yazıları, bilirkişi raporu ve derece mahkemesi kararlarının özetine dayanır. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup dosya yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Terkin şarta bağlanıp bağlanmadığı, malikin terk karşılığında yarar elde edip etmediği ve terk edilen alanın sonraki kullanımı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



