Emsal Kararlarİcra Hukuku

Ödeme Noktası Parayı Vermezse – İst. BAM 12. HD 2026/178

Bir ihracatçı, yurt dışındaki müşterisinden gelen 2.150 Dolarlık ödemeyi almak için para transferi hizmeti veren bir ödeme kuruluşunun anlaşmalı noktasına gider. Nokta komisyon ister, ihracatçı ödemek istemez; aylar sonra ödeme kuruluşu paranın noktaya aktarıldığını, nokta ise parayı kuruluşa geri gönderdiğini söyler. Para ortada yoktur ve iki şirket birbirini işaret etmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi bu tabloda alıcıya “paranın hangisinde olduğu sizi ilgilendirmez” diyen bir sonuca ulaşmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 02.02.2026 tarihli ve E.2023/1270, K.2026/178 sayılı kararıyla, ödeme kuruluşu ile temsilcisinin 2.150 USD’den müteselsilen sorumlu tutulmasına ilişkin ilk derece kararına karşı ödeme kuruluşunun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar, HMK 362/1-a uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.

Kısa özet: Yurt dışındaki bir alıcı, ihracat bedeli olan 2.150 USD’yi davalı ödeme kuruluşu aracılığıyla davacı şirkete iki taksitte göndermiştir. Davacı parayı çekmek istediğinde ödeme kuruluşu paranın “ödeme noktası” olarak çalışan temsilci şirkete gönderildiğini, temsilci ise komisyon ödenmediği için işlemi iptal edip parayı kuruluşa iade ettiğini savunmuştur. Ticaret mahkemesi iki davalıyı müteselsilen sorumlu tutmuş; bölge adliye mahkemesi, izinle faaliyet gösteren ödeme kuruluşunun TBK 116 uyarınca ifa yardımcısının eylemlerinden kendi eylemi gibi sorumlu olduğunu ve davacının kusurunun kanıtlanamadığını belirterek istinafı reddetmiştir.

🌐 İki taksitlik ihracat bedeli

Davacı şirket, yurt dışındaki bir müşterisiyle döşemelik kumaş satımı ve ihracı konusunda anlaşmıştır. Müşteri, ihracat bedelini davalı ödeme kuruluşu aracılığıyla 1.150 USD ve 1.000 USD olmak üzere iki taksitte, toplam 2.150 USD olarak göndermiştir. İlk derece mahkemesinin tespitine göre paralar 26.02.2020 ve 03.03.2020 tarihlerinde davacı adına sisteme yatırılmıştır.

Davacı parayı çekmek istediğinde ödeme kuruluşu, paranın bayisi konumundaki diğer davalı şirkete gönderildiğini bildirmiştir. Bu şirkete başvurulduğunda ise paranın diğer davalıya ödendiği söylenmiştir. Davacı böyle bir para almadığını, para dolandırıcılar tarafından çekildiyse bunun sorumlusunun da davalılar olduğunu ileri sürerek 2.150 USD’nin tahsilini istemiştir.

↔️ Kuruluş ve nokta birbirini gösteriyor

Davalıların savunmaları, uyuşmazlığın neden alıcı açısından çözümsüz bir döngüye dönüştüğünü açıkça göstermektedir:

  1. Temsilci şirket: Süresinde cevap vermemiş, ancak sunduğu dilekçede davacıdan komisyon istediklerini, davacının komisyon vermekten kaçındığını, bu nedenle müşterinin talebi üzerine transfer işlemini iptal ederek parayı ödeme kuruluşunun sistemine iade ettiklerini ve davacıya parasını başka bir yerden alabileceğini söylediklerini belirtmiştir. Temsilci, 30.07.2020 tarihinde ödeme kuruluşunun temsilciliğinden ayrıldığını, davacının ise 02.12.2020 tarihinde talepte bulunduğunu, sorumlunun ödeme kuruluşu olduğunu savunmuştur.
  2. Ödeme kuruluşu: Paranın temsilciye ulaştığını, temsilcinin parayı temsilcilik hesabından çekip davacıya ödemediğini savunmuştur. Kuruluşa göre davacı, paranın gelip gelmediğini öğrenmek için referans numarasını telefonla temsilciyle paylaşarak yükümlülüklerine aykırı davranmıştır; temsilci hem davacıyı hem kuruluşu zarara sokmuş ve sebepsiz zenginleşmiştir.

Bölge adliye mahkemesinin tespitiyle, iki davalıdan hiçbiri davacıya ödeme yaptığını savunmamaktadır. Daire bu noktadan hareketle paranın davalıların uhdesinde olduğu sonucuna varmıştır.

🏛️ Ticaret mahkemesinin kabulü

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 14.03.2023 tarihli ve E.2021/505, K.2023/208 sayılı kararıyla davayı kabul etmiştir. Mahkemenin gerekçesindeki başlıca tespitler şunlardır:

  • Para, davacının hesabına 26.02.2020 ve 03.03.2020 tarihlerinde yatırılmıştır; temsilcilik ilişkisinin bundan sonra, 30.07.2020’de sona erdirilmesi yalnız o ilişkinin taraflarını bağlar ve üçüncü kişi konumundaki davacıya karşı sorumluluk devam eder.
  • Davacının parasını çekebilmesi için referans numarasını temsilciyle paylaşması zaten gereklidir; bu paylaşım davanın reddi sebebi değildir.
  • Temsilcinin beyanları ve bilirkişi raporuyla davacının para çekme işlemini gerçekleştiremediği sabittir.

Mahkeme, bedelin ödenmemesi nedeniyle davalıların müteselsilen sorumlu olduğuna ve 2.150 USD’nin davalılardan müteselsilen tahsiline hükmetmiştir.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve şirket adları kaynakta anonimdir.

📝 Ödeme kuruluşunun itirazları

İstinaf başvurusunu yalnız ödeme kuruluşu yapmıştır. Kuruluş vekili, temsilcinin hesap hareketlerine dikkat çekmiştir: Kararda aktarıldığına göre temsilcinin USD hesap bakiyesi Mart 2020’de bir tarihte 48,54 USD’ye düşmüş, temsilcilik hesabından 01.04.2020’de 25.000 USD çekilmiş, 02.04.2020’de de kuruluştan 5.000 USD çekilmiştir. Kuruluşa göre temsilci, parayı iade ettiğini iddia etse de hesap hareketlerinde böyle bir iade görünmemektedir.

Kuruluş ayrıca şunları ileri sürmüştür: Davacı referans numarasını usulsüz biçimde üçüncü kişilere iletmiş ve sistem güvenliğini ihlal etmiştir; aradan geçen süre nedeniyle işlemin iptali sistemsel olarak mümkün değildir; temsilci sözleşmesi feshedilmiştir ve kuruluşun kusuru yoktur; bilirkişi raporlarında itirazları incelenmemiş, bilirkişi kurulu da yasaya aykırı şekilde iki kişiden oluşturulmuştur.

🔧 TBK 116 ve kusursuz sorumluluk

Daire, önce taraflar arasındaki ilişkiyi nitelendirmiştir. Para, davacıya ödenmek üzere davalı ödeme kuruluşu aracılığıyla gönderildiği için gönderilen paranın davacıya ödenmesinden ödeme kuruluşu sorumludur. Dosyaya sunulan sözleşmeden, kuruluşun Ocak 2020’de diğer davalıyı ödemelerin yerine getirilmesi için, temsil yetkisi vermeden, “ödeme noktası” temsilcisi olarak atadığı anlaşılmıştır. Daire bu şirketi kuruluşun ifa yardımcısı olarak nitelendirmiştir.

TBK 116/1’e göre borçlu, borcun ifasını yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Maddenin üçüncü fıkrası, ancak kanun veya yetkili makamlarca verilen izinle yürütülebilen bir hizmette, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşmanın kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenler.

Daire bu hükmü şöyle yorumlamıştır:

  • TBK 116 asıl borçlunun kusurundan söz etmediği için ifa yardımcısının fiilinden doğan sorumluluk esas olarak kusursuz sorumluluk türüdür.
  • Bunun bir nedeni, borçlunun ifa yardımcısı kullanarak alacaklının zarar görme riskini artırmasıdır; ifaya katılan kişi sayısı arttıkça alacaklının gerçek faili bulması da zorlaşır.
  • Davalı ödeme kuruluşu özel izinle faaliyet gösterdiğinden, ifa yardımcısının tüm eylemlerinden kendi eylemi gibi sorumludur.

Bu gerekçeyle kuruluşun “kusurum yok” itirazı reddedilmiştir. Kuruluşun, temsilcinin sebepsiz zenginleştiği yönündeki savunması da alıcıya karşı sorumluluk bakımından sonuca etkili görülmemiştir. Ödeme kuruluşu ile temsilcisi arasındaki iç ilişkiden doğan farklı bir uyuşmazlık sitede daha önce ödeme bayisine ceza faturası yazısında ele alınmıştı; bu karar ise aynı ilişkinin alıcıya, yani üçüncü kişiye bakan yüzünü göstermektedir.

🔑 Referans numarasını paylaşmak kusur mu?

Kuruluşun en somut savunması, davacının referans numarasını telefonla temsilciye vermesinin sistem güvenliğini ihlal ettiği yönündeydi. İlk derece mahkemesi bu savunmaya, davacının parasını çekebilmesi için referans numarasını temsilciyle paylaşmasının zaten gerekli olduğunu belirterek cevap vermişti.

Bölge adliye mahkemesi de davacının kusurlu davrandığının ileri sürüldüğünü, ancak kusurun kanıtlanamadığını tespit etmiştir. Daire’ye göre davalılardan hiçbiri davacıya ödeme yaptığını savunmamakta, temsilci parayı kuruluşa iade ettiğini, kuruluş ise parayı temsilciye gönderdiğini söylemektedir. Bu durumda her iki davalı da davacıya karşı müteselsilen sorumludur ve paranın hangisinde olduğunun davacı bakımından bir önemi yoktur.

Bilirkişi kurulunun iki kişiden oluştuğu ve itirazların incelenmediğine ilişkin istinaf sebepleri, kararda ayrıca tartışılmamıştır. Daire, sonuç olarak istinaf sebeplerini yerinde görmeyerek başvuruyu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddetmiş; 944,69 TL bakiye karar harcının ve davacının 88 TL istinaf giderinin ödeme kuruluşundan alınmasına hükmetmiştir.

📌 Para transferinde alıcının konumu

Kararın uygulamadaki önemi, sorumluluğun kuruluş ile anlaşmalı noktası arasında paylaştırılmasına ilişkin tartışmanın alıcıya karşı ileri sürülemeyeceğini göstermesidir. Para transferi zincirinde gönderen, ödeme kuruluşu, anlaşmalı nokta ve alıcı yer alır. Alıcının sözleşme ilişkisi kuruluşun hizmeti üzerinden kurulur; noktanın kuruluşla yaptığı temsilcilik sözleşmesi, bu sözleşmenin feshi veya nokta ile kuruluş arasındaki hesap hareketleri alıcının hakkını etkilemez.

Bununla birlikte kararın kapsamı sınırlıdır. Daire, alıcının kusurunun kanıtlanamadığını tespit etmiştir; alıcının ihmalinin ispatlandığı bir dosyada sonuç değişebilir. Ayrıca karar, ödeme kuruluşu ile temsilcisi arasındaki iç ilişkide kimin nihai olarak zarara katlanacağı konusunda bir değerlendirme içermemektedir. Karar kesin olduğundan Yargıtay denetiminden geçmemiştir.

❓ Sorular ve cevaplar

Ödeme kuruluşu, parayı anlaşmalı noktasına gönderdiğini ispat etse sorumluluktan kurtulur mu?

Bu kararda kurtulmamıştır. Daire, noktayı kuruluşun ifa yardımcısı saymış ve TBK 116 uyarınca kuruluşun ifa yardımcısının eylemlerinden kendi eylemi gibi sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Paranın noktaya ulaşması, alıcıya ödeme yapıldığı anlamına gelmemektedir.

Temsilcilik sözleşmesinin feshedilmiş olması sonucu değiştirdi mi?

Hayır. İlk derece mahkemesi, paralar fesihten önce yatırıldığı için feshin yalnız temsilcilik ilişkisinin taraflarını bağladığını ve üçüncü kişi konumundaki alıcıya karşı sorumluluğun devam ettiğini belirtmiş; bölge adliye mahkemesi de ödeme kuruluşunun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Neden iki davalı birlikte sorumlu tutuldu?

Kuruluş parayı noktaya gönderdiğini, nokta parayı kuruluşa iade ettiğini savunmuş; hiçbiri alıcıya ödeme yaptığını ileri sürmemiştir. Daire, paranın davalıların uhdesinde olduğunu ve hangisinde bulunduğunun alıcı bakımından önemsiz olduğunu belirterek müteselsil sorumluluğu onaylamıştır.

Karar Yargıtay’a taşınabilir mi?

Karar, HMK 362/1-a uyarınca kesin olarak verilmiştir; bu madde, miktar veya değeri kanunda belirtilen sınırı geçmeyen davalarda bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunu kapatır. Bu nedenle uyuşmazlık Yargıtay’a taşınmamıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları ile ilk derece mahkemesinin kabullerine dayanır; taraf ve şirket adları kaynakta anonimdir. Karar, uyuşmazlık değeri nedeniyle kesin olarak verilmiştir. Alıcının kusuru, sözleşme koşulları veya ödeme zincirindeki aktörler farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu