Ödeme Bayisine Ceza Faturası – İst. BAM 13. HD 2026/1340

Fatura tahsilatı yapan küçük bir işletme, çalıştığı ödeme kuruluşunun sistemine 50.000 TL bakiye yüklüyor. Müşterilerinin elektrik, su ve telefon faturaları bu bakiyeden düşülerek ödenecektir. Birkaç hafta sonra noterden gelen ihtarname her şeyi değiştiriyor: Ödeme kuruluşu, temsilcinin “toplu ve fiktif fatura ödemesi” yaptığını ileri sürerek sözleşmeyi feshediyor, yüz ayrı işlem için 1.000’er TL ceza ve ayrıca 20.000 TL cezai şart tahakkuk ettiriyor, yüklenen bakiyeyi de bu cezaya mahsup ediyor. Dosyada cevaplanması gereken soru şudur: Sözleşmede “her usulsüz işlem için ceza” yazıyorsa, ödeme kuruluşu kendi düzenlediği ceza faturasıyla temsilcinin parasını tutabilir mi?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 02.07.2026 tarihli ve E.2023/2038, K.2026/1340 sayılı kararıyla, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin davayı kısmen kabul eden kararına karşı davalı ödeme kuruluşu vekilinin istinaf başvurusunu HMK 353/1-b.1 uyarınca esastan reddetmiştir. Karar HMK 362/1-a uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🧾 Fatura bayiliği ve bakiye yükleme düzeni
Karar metnine göre davacı şirket, 07.09.2020 tarihli temsilcilik sözleşmesiyle davalı ödeme kuruluşunun temsilcisi (bayisi) olarak, belirtilen sistemler üzerinden müşterilere fatura ödeme hizmeti sunmaya yetkilendirilmiştir.
İşleyiş ön ödemeli bir hesap mantığına dayanmaktadır. Temsilci, fatura ödemelerinde kullanılmak üzere ödeme kuruluşuna dönem dönem bakiye göndermekte, müşterilerin fatura ödemeleri bu bakiyeden düşülmektedir. Davacı, cari hesap karşılığı olarak 18.03.2021 tarihinde 50.000 TL göndermiştir.
Kararda aktarılan sözleşme hükümleri şunlardır:
- Madde 7.7: Temsilci, gösterilen sistem ve donanımlar dışında ödeme işlemi yapmayacak, sistem dışı manuel kayıt yapmayacak, ödeme için herhangi bir bankanın internet bankacılığını kullanmayacak ve müşterilerden toplu hâlde fatura kabul etmeyecektir. Aksi durumda tespit edilen her işlem veya fatura başına 1.000 TL ceza tahakkuk ettirilecek; ödeme kuruluşu ayrıca sözleşmeyi derhal feshedebilecektir.
- Madde 21 (Cezai Şart): Temsilcinin sözleşmeyi ihlal etmesi veya haklı nedenle feshe sebep olması hâlinde 20.000 TL cezai şart ödenecek; temsilci bu tutarın fahiş olmadığını ve indirilmesini istemeyeceğini kabul etmektedir. Ödeme kuruluşu cezai şartı temsilcinin nezdindeki hak ve alacaklarından tahsil edebilecektir.
- Madde 22: Ödeme kuruluşunun rehin, bloke, takas, mahsup ve virman hakkı düzenlenmiştir.
- Madde 29: Uyuşmazlıklarda ödeme kuruluşunun kayıtlarının esas alınacağı ve kesin delil sayılacağı öngörülmüştür.
📨 İhtarname, fesih ve 120.000 TL’lik fatura
Ödeme kuruluşu, mahkemenin tespitine göre 08.04.2021 tarihli noter ihtarnamesiyle temsilciye şu bildirimi yapmıştır: Temsilci, faaliyet bölgesi dışında, Türkiye’nin hemen her şehrinden aynı zaman diliminde toplu fatura ödemesi yapmış, internet üzerinden fatura ödeme işlemi gerçekleştirmiş ve şirketin ödeme sistemleri üzerinden fiktif olarak toplu fatura ödemiştir. Bu gerekçeyle sözleşme 23.1. madde uyarınca feshedilmiş, 7.7 ve 8.5. maddeler uyarınca yüz işlem için toplam 100.000 TL ceza ve 21. madde uyarınca 20.000 TL cezai şart tahakkuk ettirilmiştir.
Davacının cari hesabında bulunan bakiye bu cezaya mahsup edilmiş, kalan kısım için temsilci adına fatura kesilmiştir. Temsilci 19.04.2021 tarihli ihtarnameyle 50.605,09 TL’nin iadesini istemiş ve faturaya itiraz etmiştir. Temsilciye göre ihtarnamede hangi yüz işlemin neden şüpheli sayıldığı belirtilmemiş, ceza tahakkuk ettirilmeden önce savunması da alınmamıştır.
Ödeme alınamayınca İstanbul 18. İcra Müdürlüğünde ilamsız takip başlatılmış, ödeme kuruluşunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmıştır.
🏛️ İlk derece mahkemesi ne yaptı?
Davalı ödeme kuruluşu süresinde cevap dilekçesi vermemiş; savunmasını ancak bilirkişi raporuna itiraz dilekçesiyle, temsilcinin toplu ve sözleşme dışı fatura ödemeleri yaptığını ileri sürerek ortaya koyabilmiştir.
Mahkeme tarafların ticari defterlerini bilirkişiye inceletmiştir. Raporda öne çıkan tespitler şunlardır:
- Davacının defterlerinin açılış onayları yapılmış, yevmiye defterlerinin kapanış onayları yapılmamıştır. Davacı gönderdiği 50.000 TL’yi defterlerine kaydetmemiştir.
- Davalının defterleri usulüne uygun tutulmuştur; ancak davalı, davacı adına iki ayrı cari hesap tutmaktadır.
- 120.01 kodlu hesapta, ceza faturasından kaynaklanan 120.000 TL alacak görünmektedir.
- 340.01 kodlu hesapta ise gönderilen 50.000 TL kayıtlıdır ve bu hesaba göre davacı 49.796 TL alacaklıdır.
Mahkeme, sözleşmeye aykırılık, haklı fesih ve cezai şart iddialarının yeterli delille ispat edilemediğini kabul etmiş; 49.796 TL bakımından davayı kısmen kabul etmiş, alacağın 19.04.2021 tarihli ihtarnameyle istendiğini ve davalının temerrüde düştüğünü belirterek takip tarihine kadar işlemiş faize ve icra inkâr tazminatına hükmetmiştir.
📝 Ödeme kuruluşunun istinaf itirazları
- Sözleşmenin 29. maddesine göre ödeme kuruluşunun kayıtları kesin delildir; davacının defterlerinde ise 50.000 TL kayıtlı değildir ve kapanış onayı yoktur.
- Bilirkişi, 340.01 hesabını dikkate alıp 120.000 TL alacak kaydı bulunan 120.01 hesabını yok saymıştır.
- Temsilci sözleşmeye aykırı davranmış, sözleşme haklı nedenle feshedilmiştir; cezai şart alacağı doğmuştur.
- Ödeme kuruluşu temsilcinin eylemlerini “şüpheli işlem” olarak nitelendirmemiş, bu yorumu bilirkişi yapmıştır.
⚖️ Dairenin değerlendirmesi
Daire, gerekçesine fatura ile alacak arasındaki ilişkiyi belirleyerek başlamıştır: Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Faturayı düzenleyen taraf, faturanın içeriğindeki malın teslim edildiğini ya da hizmetin verildiğini ispatlamak zorundadır. Ceza faturası bakımından bu, faturaya konu edilen sözleşme ihlallerinin gerçekten yaşandığının ispatı anlamına gelir.
Daireye göre ödeme kuruluşu, temsilcinin sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve ceza faturasının haklı olduğunu gösteren herhangi bir delil sunmamıştır. Sözleşmede her usulsüz fatura için 1.000 TL ceza öngörülmüş olsa da bu düzenleme, ödeme kuruluşuna dayanak ortaya koymaksızın, yalnızca usulsüz işlem yapıldığını beyan etmekle tek taraflı ceza tahakkuk ettirme hakkı vermez. Aynı şekilde 21. maddedeki 20.000 TL cezai şartı gerektiren bir davranışın varlığı da ispatlanmamıştır.
Bu tespitlerden Daire şu sonuca ulaşmıştır: Ödeme kuruluşu, tek taraflı düzenlediği ceza faturası nedeniyle alacaklı sayılamaz; dolayısıyla temsilcinin gönderdiği avansa bloke koyamaz ve dayanağını ispat edemediği fatura bedelinden avansı mahsup edemez. İlk derece mahkemesinin, davalının kendi defterlerinde temsilci lehine görünen tutar üzerinden davayı kısmen kabul etmesi isabetli bulunmuştur.
📒 İki hesap, iki kayıt: ticari defterlerin delil gücü
Kararın teknik açıdan dikkat çeken yönü, davalının kendi defterlerinin hem lehine hem aleyhine kayıt içermesidir. HMK 222/2’ye göre ticari defterlerin ticari davalarda delil olabilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve kayıtların birbirini doğrulamış olması gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre onayları eksik defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur.
Somut olayda davacının defterleri lehine delil niteliği taşımamaktadır; çünkü kapanış onayları yoktur ve 50.000 TL hiç kaydedilmemiştir. Davalının defterleri ise usulüne uygundur. Daire, bu defterlerdeki kayıtların dikkate alınması gerektiğini kabul etmekle birlikte, 120.01 hesabındaki 120.000 TL’lik alacağın yalnızca davacının kabul etmediği ceza faturasından doğduğunu vurgulamıştır. Bir faturanın düzenlenmiş ve düzenleyenin defterine işlenmiş olması alacağı doğurmaz.
Sözleşmenin 29. maddesindeki “ödeme kuruluşunun kayıtları kesin delildir” kaydı ise Dairenin gerekçesinde ceza faturasını ispatlanmış saymaya yetecek bir dayanak olarak kabul görmemiştir. Daire, defter kaydının arkasındaki olgunun, yani sözleşme ihlalinin ispatlanmasını aramıştır.
📌 Sözleşmedeki ceza hükümleri nasıl okunmalı?
TBK 179’a göre bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için ceza kararlaştırılmışsa alacaklı, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. TBK 182 ise tarafların cezanın miktarını serbestçe belirleyebileceğini, ancak hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceğini düzenler.
Daire, cezanın miktarı veya indirilmesi tartışmasına girmemiştir. Belirleyici olan, cezayı doğuran ihlalin varlığı ve bunun cezayı talep eden tarafça ispatıdır. “Tespit edilen her işlem için” ibaresi, tespitin tek taraflı beyanla yapılabileceği anlamına gelmemektedir.
Sitede daha önce yer verilen rekabet yasağında tek taraflı cezai şart kararı, cezai şart hükmünün geçerliliği ve iki taraf arasındaki dengesi üzerinde duruyordu. Bu kararda ise hükmün geçerliliği tartışılmadan, ihlal olgusunun ispat edilmemesi nedeniyle cezanın talep edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Uyuşmazlık, izinsiz ödeme faaliyetinin ceza boyutunu ele alan izinsiz ödeme kuruluşu faaliyeti kararından farklı olarak tamamen sözleşme ve ispat hukuku ekseninde çözülmüştür. Kararda bir şüpheli işlem bildirimi veya kamu makamının bloke talimatı yer almamaktadır; ödeme kuruluşu da istinafta temsilcinin eylemlerini şüpheli işlem olarak nitelendirmediğini belirtmiştir.
❓ Merak edilenler
Sözleşmede mahsup ve bloke hakkı varken ödeme kuruluşu neden haksız bulundu?
Mahsup, karşılıklı ve muaccel iki alacağın bulunmasını gerektirir. Daire, ödeme kuruluşunun ceza faturasına dayanan alacağını ispatlanmış saymamıştır. Ortada ispatlanmış bir karşı alacak olmayınca, sözleşmenin 22. maddesindeki bloke ve mahsup yetkisi de avansın tutulmasını haklı kılmamıştır.
Neden 50.605,09 TL değil 49.796 TL’ye hükmedildi?
Davacı defterlerine gönderdiği tutarı kaydetmediği ve kapanış onaylarını yaptırmadığı için kendi defterleri lehine delil olmamıştır. İlk derece mahkemesi, davalının usulüne uygun tuttuğu defterlerdeki 340.01 hesabında davacı lehine görünen 49.796 TL’yi esas almış, Daire de bu yaklaşımı yerinde bulmuştur. Talep edilen tutarla hükmedilen tutar arasındaki fark bu nedenledir.
Cevap dilekçesi verilmemesi sonucu nasıl etkiledi?
HMK 128 uyarınca süresinde cevap vermeyen davalı, davacının vakıalarını inkâr etmiş sayılır; bu bir kabul değildir. Ancak ödeme kuruluşu, toplu ve fiktif fatura ödemesi iddiasını destekleyecek delil de sunmamış, ihlal iddiası ispatlanamamıştır.
Bu karara karşı temyiz yoluna gidilebilir mi?
Hüküm fıkrasında kararın HMK 362/1-a uyarınca, yani miktar itibarıyla kesin olarak verildiği belirtilmiştir. Bu nedenle karar Yargıtay incelemesine açık değildir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları, bilirkişi tespitleri ve ilk derece kararının özetine dayanır. Kararda temsilcinin toplu veya fiktif fatura ödemesi yapıp yapmadığı esastan saptanmamış, yalnızca bu iddianın ispatlanamadığı kabul edilmiştir. Sözleşme hükümleri, sunulan deliller ve ticari defterlerin durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



