Borsa Hesabında İbranamenin Gücü – Yargıtay 11. HD 2025/4590

Hesabında yarım milyon liraya yakın para olması gerektiğini düşünen bir yatırımcı, finans şirketinin kendisine yalnızca 131.000 TL ödeyebileceğini öğrenir. Aynı gün “mutabakatsızlığım bulunmaktadır” diye yazılı başvuru yapar, ardından ödemeyi alıp ibraname imzalar; ibranamenin altına da iki kişiye karşı yasal haklarını sakladığını not eder. Yıllar sonra açılan alacak davası, bu kısa notun kimi koruduğu, kimi korumadığı sorusuna dönüşür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 26.06.2025 tarihli ve E.2024/6885, K.2025/4590 sayılı kararıyla, ibranamenin davalı şirket bakımından geçerli sayıldığı, ihtirazi kayıt konulan kişiler bakımından ise zarar ve illiyet bağı ispatlanamadığı için davanın reddedildiği Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.
📂 Hesap, kapanış ve iki ayrı ibraname
Dosyadaki sözleşme örneği 06.05.2010 tarihlidir. Davacılar, davalı finans şirketinin bir şubesinde açılan hesaplar üzerinden borsa işlemleri yapmıştır. İki davacının şirket nezdinde farklı hesapları bulunmakla birlikte, davaya konu edilen hesap mahkemelerin tespitine göre davacılardan yalnızca birinin adına kayıtlıdır.
Uyuşmazlığın merkezinde iki ayrı belge vardır:
- 25.10.2010 tarihli belge: Dava konusu hesap, hesap sahibinin aynı tarihli yazılı talimatıyla kapatılmış ve hesap sahibi “ibraname” başlıklı bir belge imzalamıştır. Bu belgede ibraya konu bir miktar yer almamaktadır.
- 30.12.2010 tarihli belge: Davalı savunmasına göre müfettişler 05.11.2010 tarihinde şirkete gelerek inceleme yapmış, davacı 30.12.2010 tarihinde “hesaplarımda toplam 131.000,00 TL mutabakatsızlığım bulunmaktadır” şeklinde yazılı başvuruda bulunmuştur. Aynı gün tüm hesap numaraları yazılarak davacılarca imzalanan ikinci ibraname düzenlenmiş, davacıların anlatımına göre bu ibranameye istinaden 131.000 TL ödenmiştir. Belgenin altına ise iki davalı kişiye karşı yasal hakların saklı olduğuna ilişkin bir ibare eklenmiştir.
Davacılar daha sonra 23.10.2012 tarihli ihtarnameyi şirketin genel müdürlüğüne göndermiştir. Olaylarla ilgili iki ayrı asliye ceza mahkemesi dosyası da yürütülmüş, bu dosyalarda alınan bilirkişi raporları sonradan hukuk davasında delil olarak değerlendirilmiştir.
🗂️ Davacıların talebi ve savunmalar
Davacılar vekili, hesapta toplam 517.890,40 TL bulunması gerekirken şirketin hesapta hiç para görünmediğini söyleyip 131.000 TL ödeyebileceğini bildirdiğini ileri sürmüştür. Ona göre ibraname, davacıların üzerinde korku ve panik yaratılarak, acz hâlinden yararlanılarak imzalatılmıştır; bu nedenle geçerli değildir. Hesapta olması gereken paranın ödenmediğini ve diğer davalı denetçilerin de bu durumdan sorumlu olduğunu belirten davacılar, 386.980 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılardan birinin vekili ise şu savunmaları öne sürmüştür:
- Dava bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmamıştır.
- Davacılardan birinin davada taraf sıfatı yoktur.
- Mutabakatsızlık başvurusu ve ibraname aynı gün, davacının kendi beyanıyla verilmiştir; hata, yanılma veya kandırılma söz konusu değildir.
- Aynı konuda daha önce bir ticaret mahkemesinde açılan dava, ibranamenin geçerliliği nedeniyle reddedilmiştir.
- Banka kayıtları ve SPK incelemelerinde işlemlerin tamamında davacıların ıslak imzası bulunduğu tespit edilmiştir; işlemler davacı adına davalı müdür tarafından yürütülmüştür.
Davalı şirket ve diğer davalı vekilleri de davanın reddini istemiştir.
🔎 İlk derece mahkemesinin ayrımı
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2016/179, K.2023/293), uyuşmazlığı taraf ve belge bazında ayrıştırmıştır. Önce davaya konu hesabın kime ait olduğunu belirlemiştir. Portföy durum belgelerinde müşteri adı olarak öteki davacının adı görünse de, 06.05.2010 tarihli sözleşme örneği ve davalı şirketin cevabi yazıları karşısında portföy belgeleri geçerli sonuç doğurucu belge sayılmamıştır. Bu nedenle hesap sahibi olmayan davacı yönünden dava aktif husumet yokluğundan reddedilmiştir.
Hesap sahibi davacı bakımından mahkemenin değerlendirmesi üç katmanlıdır:
- Tutarsız ibraname geçersizdir: 25.10.2010 tarihli belgede ibra konusu miktar yer almadığından bu ibraname geçerli kabul edilmemiştir.
- Bedel gösterilen ibraname şirket bakımından geçerlidir: 30.12.2010 tarihli ibranamede bedel bulunmaktadır; şirket yönünden irade bozukluğu hâlleri ve aşırı yararlanma gerçekleşmemiştir. Bu bedel dışında başka bir alacak tespit edilemediğinden varlığı şüpheli bir borçtan da söz edilemeyeceği belirtilmiştir.
- İhtirazi kayıt iki kişiyi ibra dışında bırakmıştır: İbranamenin altındaki “yasal haklarım saklıdır” ibaresi nedeniyle, adı geçen iki davalı bakımından ibra iradesi bulunmadığı kabul edilmiştir. Ancak bu davalılar yönünden haksız fiilin zarar unsuru ve illiyet bağı ispatlanamamıştır.
Sonuçta hesap sahibi davacının davası da reddedilmiştir. Hüküm hem davacılar hem de iki davalı tarafından istinaf edilmiştir.
⚖️ İstinaf ve Yargıtay aşaması
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi (E.2023/1473, K.2024/1964), dava konusu hesabın yalnızca bir davacı adına olması karşısında öteki davacı yönünden verilen aktif husumet kararını isabetli bulmuştur. Daire, hükme esas alınan 05.06.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli saymıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi; bilirkişi raporunu, 23.10.2012 tarihli ihtarnameyi, iki asliye ceza mahkemesinin kararlarını (2013/145 E., 2018/487 K. ile 2021/314 E., 2022/707 K.) ve ceza yargılamalarında alınan bilirkişi raporlarını birlikte değerlendirmiştir. Buna göre:
- Davalı şirket yönünden dava süresinde açılmamıştır.
- Süresinde açıldığı kabul edilse dahi taraflar arasındaki ibraname geçerlidir.
- Diğer davalılar yönünden davacı zarara uğradığını ispat edememiştir.
Vekâlet ücretine ilişkin karar da isabetli bulunmuş, tarafların istinaf başvuruları ayrı ayrı esastan reddedilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, davayı “alacak istemi” olarak nitelendirmiş; ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığı ve istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin ve temyiz eden davalı vekilinin itirazlarını reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca onanmış, karar 26.06.2025 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🧭 Kararın ortaya koyduğu ölçütler
Yargıtay onama kararında ayrı bir gerekçe geliştirmemiştir; bu nedenle aşağıdaki ölçütler, onanan ilk derece ve istinaf kabullerinden çıkmaktadır.
Miktar içermeyen ibraname zayıftır. Mahkeme, hesap kapanışı günü imzalanan ve ibra konusu tutarı göstermeyen belgeye sonuç bağlamamıştır. Davacıların iki ay sonra imzaladığı, ödenen bedeli gösteren ikinci belge ise farklı değerlendirilmiştir.
İhtirazi kayıt, ibranın kişisel kapsamını belirler. İbranamenin altına eklenen saklı tutma notu, belgeyi şirket bakımından geçersiz kılmamış; yalnızca adı yazılan iki kişi yönünden ibra iradesinin bulunmadığı sonucunu doğurmuştur.
İbranın dışında kalmak, alacağın ispatı yükünü kaldırmaz. İhtirazi kayıt sayesinde iki davalıya karşı talep ibra engeline takılmamış, ancak haksız fiil sorumluluğunun zarar ve illiyet bağı unsurları ispat edilemediği için talep yine reddedilmiştir.
Ceza dosyaları hukuk davasını kendiliğinden belirlemez. Bölge Adliye Mahkemesi, iki asliye ceza mahkemesinin kararlarını ve oradaki bilirkişi raporlarını değerlendirmeye almış, ancak bunları hukuk davasındaki bilirkişi heyet raporu ve diğer delillerle birlikte tartmıştır.
Yatırım hesaplarındaki ibra meselesi sitede daha önce portföy zararında EFT talimatındaki ibra ve ibraname günü yapılan komisyon iadesinin zarardan düşülmesi yazılarında farklı açılardan ele alınmıştı. Bu karar ise ibranamenin kimleri bağladığına ve bedel gösterilmemesinin sonucuna odaklanmaktadır.
📘 İlgili kanun hükümleri
Yargıtay kararında ve aktarılan derece mahkemesi gerekçelerinde maddi hukuka ilişkin madde numarası anılmamıştır. Uyuşmazlığa konu olaylar 2010 yılına aittir; o tarihte 6098 sayılı Kanun henüz yürürlükte değildi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu uygulanmaktaydı. Bugün aynı kavramları düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri ise şöyledir:
- TBK m.132 (İbra): Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.
- TBK m.39 (İrade bozukluğunun giderilmesi): Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutma nedeniyle onanmış sayılma, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
- TBK m.28 (Aşırı yararlanma): Edimler arasındaki açık oransızlık, zarar görenin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmişse zarar gören, sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilir ya da oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Bu hak, zor durumda kalmada durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanılır.
Davalı tarafın “bir yıllık hak düşürücü süre” savunması ve Bölge Adliye Mahkemesinin davanın şirket yönünden süresinde açılmadığı kabulü bu düzenleme türüyle ilişkilidir. Karar, sürenin hangi tarihten başlatıldığını ayrıntılı biçimde açıklamamaktadır.
💬 Sık sorulan sorular
İki ibranameden biri neden geçersiz sayıldı?
25.10.2010 tarihli belgede ibraya konu bir miktar bulunmadığı için ilk derece mahkemesi bu belgeyi geçerli kabul etmemiştir. 30.12.2010 tarihli ibranamede ise ödenen bedel yer aldığından ve başka bir alacak tespit edilemediğinden belge şirket bakımından geçerli sayılmıştır.
“Yasal haklarım saklıdır” notu davacıya ne kazandırdı?
Not, adı yazılan iki davalı bakımından ibra iradesinin bulunmadığı sonucunu doğurmuştur. Bu kişilere karşı talep ibraname nedeniyle reddedilmemiş, ancak zarar ve illiyet bağı ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Hesapta adı görünen ikinci davacının davası neden reddedildi?
Portföy durum belgesinde bu davacının adı görünse de, mahkeme sözleşme örneği ve şirket yazılarına dayanarak dava konusu hesabın diğer davacıya ait olduğunu kabul etmiş, portföy belgelerini geçerli sonuç doğurucu belge saymamıştır. Bu nedenle dava, ikinci davacı yönünden aktif husumet yokluğundan reddedilmiştir.
Yargıtay ibranamenin geçerliliğini ayrıca tartıştı mı?
Hayır. Daire, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığını ve istinaf başvurusunun esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararı onamıştır. İbranameye ilişkin değerlendirmeler, onanan ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aittir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kabullerine dayanır; tarafların, şirketin ve şubenin kimliği kaynakta anonimdir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar karar metninde yer almayıp yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. İbranamenin içeriği, ödenen bedel, ihtirazi kaydın kapsamı ve ispat durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



