Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Bilirkişi Kusur Oranı Veremez – Danıştay İDDK 2026/22

Trafik kazası, iş kazası ya da tıbbi müdahale sonrası açılan davalarda dosyanın kaderini çoğu zaman tek bir cümle belirler: “Davalı sürücü yüzde 75 oranında, davacı yüzde 25 oranında kusurludur.” Bu cümleyi kimin kurabileceği, yani kusur oranının bilirkişi tarafından mı yoksa yalnızca hâkim tarafından mı belirleneceği, Adalet Bakanlığının bilirkişiler için yayımladığı rehber ilkelerin bir maddesi üzerinden Danıştay’ın önüne gelmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 07/01/2026 tarihli ve E.2025/2154, K.2026/22 sayılı kararıyla, bilirkişinin kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu, kusursuz, yüzdelik kusur oranı) değerlendirme yapamayacağını öngören rehber ilke hükmünü iptal eden Danıştay Onuncu Dairesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Kurula göre düzenlemede hukuka aykırılık yoktur.

Kısa özet: Bilirkişilik Daire Başkanlığının 07/09/2020’de yayımladığı Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar’ın 27. maddesi, bilirkişinin kusurluluk konusunda değerlendirme yapamayacağını düzenlemektedir. Raporlarında kusur oranı belirlediği gerekçesiyle uyarılan bir bilirkişi bu ibarenin iptalini istemiş, Danıştay Onuncu Dairesi 11/03/2025 tarihli kararıyla ibareyi iptal etmiştir. İdari Dava Daireleri Kurulu ise kusurun tespitinin teknik değil hukuki bir değerlendirme olduğunu, bilirkişinin görevinin teknik verilerle sınırlı bulunduğunu belirterek Daire kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere Daireye göndermiştir.

📜 Tartışılan rehber ilke

6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu, Bilirkişilik Daire Başkanlığına temel ve alt bilirkişilik alanlarına göre bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri ve raporların standardını belirleme görevi vermektedir. Bu yetkiye dayanılarak Daire Başkanlığının internet sayfasında 07/09/2020 tarihinde yayımlanan metnin 27. maddesi şöyledir:

“Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkündür ve sadece hâkimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hâkimin yetkisinde olan, kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu, kusursuz, yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeyi ifade eder.”

Davada iptali istenen kısım, bu maddenin ikinci ve üçüncü cümleleridir.

🧑‍⚖️ Uyarılan bilirkişi ve açılan dava

Kararın “maddi olay” bölümüne göre Antalya Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı, listesinde kayıtlı olup kusur durumuna göre rapor hazırladığı ileri sürülen bilirkişilerin raporları hakkında inceleme başlatmıştır. Davacı bilirkişinin;

  • bir kısım raporlarında tarafların kusur oranlarını ve kusur durumlarını belirleyerek hukuki nitelendirme veya değerlendirmede bulunduğu,
  • bir kısım raporlarında ise “sigorta” temel alanı ve “motorlu araç değer kaybı” alt alanında kaydı bulunmamasına karşın bu alana giren raporlar düzenlediği

gerekçesiyle, 6754 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve ikinci fıkrası uyarınca uyarılmasına karar verilmiş, itirazı da reddedilmiştir.

Bu bireysel işlem ayrı bir davada idare mahkemesince iptal edilmiş ve iptal kararı istinaftan geçerek kesinleşmiştir. Mahkeme, raporların mahkeme ve savcılık kararlarına istinaden düzenlendiğini, davacının kayıtlı olduğu alanlar arasında motorlu taşıt, trafik kazalarına sebebiyet veren teknik sorunlar ve adli trafik alanlarının bulunduğunu dikkate almıştır. Davacı bunun yanında, uyarı işleminin dayanağını oluşturan rehber ilkenin 27. maddesindeki ibarenin iptali için doğrudan Danıştay’da dava açmıştır. Bu yazının konusu olan karar, o davaya ilişkindir.

🏛️ Onuncu Dairenin iptal gerekçesi

Danıştay Onuncu Dairesi 11/03/2025 tarihli ve E.2021/3687, K.2025/1505 sayılı kararıyla ibareyi iptal etmiştir. Dairenin yaklaşımı şu adımlarla özetlenebilir:

  1. HMK ve Bilirkişilik Kanunu, bilirkişinin özel ve teknik bilgi dışında açıklama yapmasını ve hukuki nitelendirmede bulunmasını yasaklar; bu kurallar Anayasa’nın 9. maddesinin doğal sonucudur.
  2. Ancak bilirkişinin özel ve teknik bilgisini mahkemenin soruları çerçevesinde somut olaya uygulayarak ulaştığı sonucu ifade eden kusurluluk tespiti, kanunlarla verilen ve mahkemece dosya bazında tevdi edilen görev sınırları içinde kalır.
  3. Bilirkişinin hukuki değerlendirme yapamaması, teknik bilgisini uyguladığı olaya ilişkin kanaatini ortaya koyamayacağı anlamına gelmez; zaten HMK m.282 uyarınca hâkim bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
  4. Uyuşmazlığın içeriğine bakılmaksızın bilirkişinin kusur konusunda hiçbir surette görüş bildiremeyeceğini öngören genel düzenleyici işlem, 6100 ve 6754 sayılı Kanunların lafzına ve amacına aykırıdır.

Davalı Bakanlık bu kararı temyiz ederek, kusur veya kusur oranını belirlemenin hukuki nitelendirme olduğunu, hâkimin teknik bilgiyi aldıktan sonra kusurun ağırlığını gerekçesinde tartışarak belirleyeceğini savunmuştur. Danıştay Tetkik Hâkimi de temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği görüşünü bildirmiştir.

⚖️ Kurulun bozma gerekçesi

İdari Dava Daireleri Kurulu, uyuşmazlığın çözümü için “kusurluluk konusu”nun hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek bir konu olup olmadığının ortaya konulması gerektiğini belirtmiş ve bunu iki alanda incelemiştir.

Haksız fiil bakımından: TBK m.49/1’e göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kurul, kusurun varlığının sorumluluğu doğurduğunu, kusurun derecesinin ise tazminat miktarının belirlenmesinde önem taşıdığını vurgulamıştır. Bu konuda Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03/12/2020 tarihli, E.2019/5890, K.2020/8066 sayılı kararına atıf yapmıştır. Aktarılan karara göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur; hâkim bilirkişilerce tespit edilen kusur oranlarıyla bağlı olmayıp kusura ilişkin teknik verileri kendisi değerlendirerek oranları kendisi belirlemelidir.

Ceza sorumluluğu bakımından: TCK m.22/4 uyarınca taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir. Kurul, TCK m.22’nin gerekçesine dayanarak taksirden doğan kusurluluğun matematiksel olarak ifadesinin mümkün olmadığını, kusurun normatif bir değerlendirmeyle ancak hâkim tarafından belirlenebileceğini aktarmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/09/2013 tarihli, E.2012/19402, K.2013/19286 sayılı kararına da atıf yapılmıştır.

Kurul bu tespitlerden sonra 27. maddedeki ibarede hukuka aykırılık görmemiş, Daire kararının bozulmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın Daireye gönderilmesine 07/01/2026 tarihinde kesin olarak ve oy çokluğuyla karar vermiştir. Karşı oyda ise Daire kararının usul ve hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği belirtilmiştir.

📎 Karar metni: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı, mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden erişilen resmî metinden derlenmiştir; taraf ve görevli adları kaynakta anonimdir.

🔬 Teknik veri ile kusur takdiri arasındaki çizgi

Kararın uygulamaya en çok yansıyacak kısmı, bilirkişinin ne yapabileceğini ve ne yapamayacağını ayırdığı bölümdür. Kurulun aktardığı TCK m.22 gerekçesinde verilen örnekler bu ayrımı somutlaştırmaktadır:

  • Bilirkişi incelemesine konu olabilecekler: Ölümle sonuçlanan bir ameliyatta tıbbi müdahalenin tekniğine uygun yapılıp yapılmadığı; trafik kazasında sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadığı, hangi kuralın ne suretle ihlal edildiği, aracın teknik bir arızasının bulunup bulunmadığı; aracın hızı.
  • Hâkime ait olanlar: Bu teknik veriler çerçevesinde failin kusurlu olup olmadığının takdiri, kusurun kast ya da ihmal derecesinde olup olmadığı, ihmal varsa ağır mı hafif mi olduğu ve buna göre ceza ya da tazminat miktarının belirlenmesi.

Kurul, bilirkişinin görevini hukuk bilimi dışındaki teknik alanda tarafların dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarının varlığını veya yokluğunu tespit etmekle sınırlı görmüştür. Aynı bölümde aktarılan 12. Ceza Dairesi kararı, kusur konusunda bilirkişi tarafından yapılmış bir değerlendirmenin zaten hâkimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığını da hatırlatmaktadır.

Daire ile Kurul arasındaki fark burada belirginleşmektedir. Daire, bilirkişinin teknik bilgisini olaya uygulayarak vardığı kanaatin kusur oranı biçiminde ifade edilebileceğini ve hâkimin bunu serbestçe değerlendirebileceğini kabul etmişti. Kurul ise kusur oranını teknik bilginin uzantısı değil, hukuki takdirin kendisi olarak nitelendirmiş ve bu nedenle rehber ilkedeki yasağı kanunlara uygun bulmuştur.

Kusur raporlarının çelişmesi ve sigorta kayıtlarına karşı bilirkişi incelemesi meseleleri sitede daha önce çelişkili kusur raporlarına ilişkin Yargıtay kararı ve TRAMER kaydına karşı bilirkişi raporu yazılarında ele alınmıştı. Bu karar ise meseleye bilirkişilik sisteminin idari düzenlemesi açısından bakmaktadır.

📘 Dayanak kanun hükümleri

  • HMK m.266/1: Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
  • HMK m.279/4 ve CMK m.67/3: Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamalarında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
  • HMK m.282/1: Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
  • 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3/2-3: Bilirkişi hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz; hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz.
  • TCK m.22/4-5: Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumludur.
  • TBK m.51/1: Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.

Kararla birlikte rehber ilkenin 27. maddesi bakımından Daire kararı ortadan kalkmış, dosya yeniden karar verilmek üzere Onuncu Daireye gönderilmiştir. Dairenin bozmaya uyup uymayacağı ve vereceği yeni karar bu yazının kapsamı dışındadır.

💬 Sorular ve cevaplar

Bu karar bilirkişi raporlarının kaza davalarında kullanılmayacağı anlamına mı geliyor?

Hayır. Kurul, trafik kazasında sürücülerin hangi kuralı nasıl ihlal ettiği, aracın hızı veya teknik arızası gibi konularda bilirkişi incelemesi yaptırılabileceğini kabul etmektedir. Kararın sınırladığı alan, bu teknik verilerden kusur derecesine ve oranına ulaşan hukuki takdirdir.

Onuncu Daire neden aksi yönde karar vermişti?

Daire, bilirkişinin teknik bilgisini olaya uygulayarak vardığı sonucu kusur oranıyla ifade etmesinin kanunlarla verilen görev sınırları içinde kaldığını, hâkimin bu görüşle bağlı olmadığını ve her uyuşmazlıkta istisnasız bir yasak getiren genel düzenlemenin HMK ile Bilirkişilik Kanunu’na aykırı olduğunu kabul etmişti.

Karar oy birliğiyle mi verildi?

Hayır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, Onuncu Daire kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve temyiz isteminin reddiyle onanması gerektiği belirtilmiştir.

Davacı bilirkişiye verilen uyarı cezası ne oldu?

Karardaki anlatıma göre uyarı işlemi, ayrı bir davada idare mahkemesince iptal edilmiş ve bu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Danıştay’daki dava ise yalnızca rehber ilkenin 27. maddesindeki ibarenin iptali istemine ilişkindir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihat yazıları ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan temyiz kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, kararın maddi olay bölümüne ve aktarılan Daire kararı özetine dayanır; taraf ve görevli adları kaynakta anonimdir. Kanun hükümlerine ilişkin özetler kararın ilgili mevzuat bölümü ve kanunların yürürlükteki metinleri esas alınarak hazırlanmıştır. Karar, bir genel düzenleyici işlemin hukuka uygunluğuna ilişkin olup tek tek davalarda bilirkişi raporlarının nasıl değerlendirileceği her dosyanın kendi koşullarına göre farklılık gösterebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu