Alkolmetreye İtiraz ve Kan Testi – AYM 2022/77512

Gece yarısı bir jandarma kontrol noktasında alkolmetre 0,63 promil gösterir; sürücü cihazın hatalı ölçtüğünü söyler ve kan testi ister. Sonraki saatler iki devlet hastanesi, bir jandarma komutanlığı ve bir polis merkezi arasında gidip gelmekle geçer, ama kan örneği alınamaz. Sulh ceza hâkimliği ise idari yaptırım tutanağının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğunu, sürücünün de ispatlayıcı delil sunmadığını söyleyerek itirazı reddeder. Anayasa Mahkemesinin önüne gelen soru şudur: Delili ancak devletin yardımıyla elde edebilecek bir kişiden, o delili sunmadığı için ispat beklenebilir mi?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3/9/2026 tarihli ve 2022/77512 başvuru numaralı kararıyla, alkollü araç kullanma nedeniyle verilen idari para cezasına yapılan başvuruda başvurucunun usule ilişkin imkânlar bakımından dezavantajlı konuma düşürüldüğünü belirterek Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiştir.
🚦 Kontrol noktasından iki hastaneye
Karardaki anlatıma göre Kuyucak İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı jandarma trafik timi, 18/5/2022 tarihinde saat 00.29’da yaptığı kontrolde başvurucunun 0,63 promil alkollü olarak araç kullandığını tespit etmiştir. Bunun üzerine başvurucuya 1.823 TL idari para cezası verilmiş ve sürücü belgesine 6 ay süreyle el konulmuştur.
Başvurucu, kendi iddiasına göre, alkol test cihazının hatalı sonuç verdiğini ileri sürerek ölçüme ilk andan itiraz etmiş ve yeni bir ölçüm istemiştir. Kolluk görevlileri bu talebi dikkate almamıştır. Ardından yaşanan süreç kararda adım adım aktarılmıştır:
- Kuyucak Devlet Hastanesi: Kan testi için gerekli cihazın kalibrasyon için hastane dışına çıkarıldığı söylenerek talep geri çevrilmiştir.
- Nazilli Devlet Hastanesi (ilk gidiş): Kolluk tarafından resmî yazı düzenlenmediği için kan testi yapılamayacağı bildirilmiştir.
- Jandarma komutanlığı: Başvurucu resmî yazı istemiş; görevliler böyle bir yazı veremeyeceklerini, polis ekiplerinin yardımcı olabileceğini söylemiştir.
- Polis merkezi amirliği: Polis memurları işlemin resmî yazı olmaksızın yapılabileceğini belirtmiştir.
- Nazilli Devlet Hastanesi (ikinci gidiş): Görevliler kan testi yapamayacaklarını yinelemiş, başvurucu test yaptıramadan hastaneden ayrılmıştır.
Başvurucu, idari para cezasının iptali için yaptığı başvuruda bu süreci anlatmış, Nazilli Devlet Hastanesine giriş kaydını sunmuş ve iki hastane, jandarma komutanlığı ile polis merkezinin kamera kayıtlarının getirtilmesini istemiştir.
📄 Sulh ceza hâkimliğinin gerekçesi
Nazilli Sulh Ceza Hâkimliği 22/6/2022 tarihli kararıyla başvuruyu reddetmiştir. Gerekçede iki noktaya dayanılmıştır:
- Alkol test cihazının kalibrasyonu olay tarihinde yapılmıştır ve kalibrasyon belgesinin son geçerlilik tarihi 8/6/2022’dir.
- İdari yaptırım tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir; başvurucu ispatlayıcı nitelikte delil sunmamıştır.
Başvurucunun itirazını inceleyen Aydın 1. Sulh Ceza Hâkimliği de eylemin alkol raporu, tutanak ve belgelerle sabit olduğunu belirterek itirazı 5/7/2022 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu nihai kararı 11/7/2022’de öğrenmiş ve 20/7/2022’de bireysel başvuruda bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuruda başvurucu; ölçüme ilk andan itiraz ettiğinin yaka kamerası görüntüleriyle sabit olduğunu, yeniden ölçüm yapılmaması nedeniyle iddiasını ispatlama olanağının elinden alındığını, talep ettiği kamera görüntülerinin getirtilmediğini ve olay sırasında yanında bulunan tanıkların dinlenmediğini ileri sürmüştür.
⚖️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi
Mahkeme başvuruyu, adil yargılanma hakkının iki unsuru olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde incelemiştir. Önceki kararlarına atıfla, başvuruculara delillerini sunma ve inceletme konusunda mahkemelerce uygun imkânların tanınması gerektiğini; tarafların dinlenmemesinin ve delillere karşı çıkma imkânı verilmemesinin yargılamayı hakkaniyete aykırı hâle getirebileceğini hatırlatmıştır.
Kararın belirleyici paragrafında şu tespitler yer almaktadır:
- Başvurucu alkolmetrenin yanlış ölçtüğünü ilk andan itibaren ileri sürmüş ve iki ayrı hastaneye giderek test yaptırmak istemiştir; talep farklı gerekçelerle reddedilmiştir.
- Toplatılması istenen delil, ancak devlet yardımıyla elde edilebilecek niteliktedir.
- Başvurucuya, kendisinin elde etme olanağı bulamadığı delilin aksini ortaya koyma konusunda makul imkânlar sunulmamıştır.
- İstenen deliller toplanmamış, ileri sürülen itirazlar hâkimlikçe bertaraf edilmemiştir.
Mahkeme bu nedenlerle başvurucunun usule ilişkin imkânlar bakımından dezavantajlı bir konuma düşürüldüğü sonucuna ulaşmıştır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile etkili başvuru hakkına ilişkin iddiaların ayrıca incelenmesine gerek görülmemiş; sürücü belgesine el konulması nedeniyle ileri sürülen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile mülkiyet hakkı iddiaları ise açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayılmıştır.
🔍 Tutanağın doğruluk karinesi nerede durur?
Kararın en dikkat çekici kısmı, kolluk tutanaklarına tanınan güvenin sınırına ilişkindir. Mahkeme, kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek düzeyde üstünlük tanınması konusundaki genel ilkeleri ortaya koyduğu B. No: 2019/38857 sayılı kararına atıf yapmıştır. Bu ilkelere göre:
- İdari işlemlerin ve kamu görevlilerince düzenlenen tutanakların hukuka ve gerçeğe uygunluk karinesinden yararlanması hukukun bilinen bir ilkesidir.
- Ancak tutanağın içeriğinin gerçekliği dava konusu yapılmışken hâkimin bu karineyi doğrudan uygulaması, davanın açılmasını anlamsız hâle getirir.
- Karinenin sonuç bakımından belirleyici olması bireyi devlete karşı dezavantajlı konuma sokar; silahların eşitliğini zedeleyebilir, suç isnadı içeren yargılamalarda masumiyet karinesini de ihlal edebilir.
Somut olayda hâkimlik, tutanağın aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğunu belirtip başvurucunun delil sunmadığını söylemiştir. Oysa başvurucunun sunamadığı delil, kan testi sonucu ve resmî kurumların kamera kayıtları gibi ancak kamu makamları aracılığıyla elde edilebilecek delillerdir. Anayasa Mahkemesi, bu durumda ispat yükünün fiilen yerine getirilemez hâle geldiğini kabul etmiştir.
Silahların eşitliği ilkesi sitede daha önce yemin delilinin değerlendirilmemesi üzerinden ele alınmıştı. Alkol ölçümüyle ilgili idari düzenlemeler ise kendi isteğiyle alkol ölçümü genelgesine ilişkin Danıştay kararında farklı bir açıdan incelenmişti.
📘 Karayolları Trafik Kanunu m.48 ve kabahat başvurusu
Anayasa Mahkemesi kararı, cezanın hangi maddeye dayandığını ayrıca tartışmamıştır; başvurucunun “yanlış kanun maddesi” iddiası da incelenmesine gerek görülmeyen kanunilik şikâyeti içinde kalmıştır. Konunun arka planını oluşturan yürürlükteki düzenlemeler şöyledir:
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48/2: Alkolün kandaki miktarının tespiti amacıyla kollukça teknik cihazlar veya test kitleri kullanılır.
- KTK m.48/3: Yaralanmalı, ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı bir kazaya karışan sürücünün muayenesi zorunludur; teknik cihazla yapılan ölçüme itiraz eden bu sürücüler en yakın adli tıp kurumuna, adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek kan, tükürük veya idrar gibi örnekleri alınır. Hüküm, metni itibarıyla kazaya karışan sürücüleri düzenlemektedir; karara konu olayda bir kaza aktarılmamıştır.
- KTK m.48/5: Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin üzerinde alkollü araç kullananlara idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Maddenin bugünkü metninde ilk ihlal için öngörülen tutar 25.000 Türk lirasıdır; olay tarihinde uygulanan tutar ise karara göre 1.823 TL’dir.
- KTK m.48/9 (12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanunla değişik): Kollukça yapılacak tespit için ölçüm yaptırmayan sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır.
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1 ve 27/4: İdari para cezasına karşı tebliğ veya tefhimden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir; başvuru dilekçesinde karara karşı ileri sürülen deliller açıkça gösterilir.
7574 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra ölçümü reddetmenin yaptırımı belirgin biçimde ağırlaşmıştır. Bu tablo, ölçümü kabul edip sonucuna itiraz eden sürücünün itirazının nasıl incelendiği sorusunu daha önemli kılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin kararı da tam bu noktaya, yani ölçüme karşı ileri sürülen itirazın yargısal denetiminde delil toplama yükümlülüğüne ilişkindir.
🧾 Giderim: yeniden yargılama, tazminat yok
Başvurucu ihlalin tespitini, yeniden yargılama yapılmasını ve 100.000 TL maddi ile 50.000 TL manevi tazminat istemiştir. Mahkeme, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi çerçevesinde ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna karar vermiş ve karar örneğini Nazilli Sulh Ceza Hâkimliğine (2022/2532 D.İş) göndermiştir.
Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle manevi tazminat talebi, maddi zarara ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle de maddi tazminat talebi reddedilmiştir. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.
❓ Merak edilenler
Anayasa Mahkemesi alkol ölçümünü hatalı mı buldu?
Hayır. Mahkeme ölçümün doğruluğu hakkında bir sonuca varmamıştır. İhlal, başvurucunun ancak devlet yardımıyla elde edilebilecek delilleri toplatma talebinin karşılıksız bırakılmasına ve itirazlarının hâkimlikçe bertaraf edilmemesine dayanmaktadır. Sonucu yeniden yargılamayı yapacak hâkimlik belirleyecektir.
Kalibrasyon belgesinin geçerli olması yeterli sayılmadı mı?
Hâkimlik, cihazın kalibrasyonunun olay tarihinde yapıldığını ve belgenin 8/6/2022’ye kadar geçerli olduğunu gerekçesine dayanak yapmıştır. Anayasa Mahkemesi ise başvurucunun kan testi ve kamera kayıtları gibi delillerle ölçümün aksini ortaya koyma imkânından yoksun bırakıldığını, bu itirazların karşılanmadığını esas almıştır.
Sürücü belgesine el konulması neden ayrıca ihlal sayılmadı?
Başvurucu, belgesine el konulduğu için araç kullanamadığını ve maddi zarara uğradığını belirterek kişi hürriyeti ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme bu iddiaları önceki içtihadına atıfla açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saymıştır.
Başvurucuya tazminat ödenmesine karar verildi mi?
Hayır. Manevi tazminat talebi yeniden yargılamanın yeterli giderim olduğu, maddi tazminat talebi ise zarara ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Yalnızca harç ve vekâlet ücretinden oluşan 40.664,10 TL yargılama giderinin ödenmesine hükmedilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer yüksek mahkeme kararları ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Olaya ilişkin anlatım, kararda aktarılan başvurucu iddiaları ve derece kararlarına dayanır; başvurucunun kimliği yazıya alınmamıştır. Karayolları Trafik Kanunu ve Kabahatler Kanunu hükümlerine ilişkin açıklamalar karar metninde yer almayıp yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir ve maddelerin bugünkü metnini yansıtır. Ölçüm koşulları, itirazın zamanı ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



