Beraati Kesinleşen Eyleme Mahkûmiyet – Yargıtay CGK 2026/41

Bir ceza dosyası yıllarca bozma ve yeniden hüküm arasında gidip gelir; ilk hükümde beraat edilen ve beraati temyiz edilmeden kesinleşen bir eylem, sonraki bozmalardan birinde yapılan “gerekçe ile hüküm çelişkisi” düzeltmesiyle mahkûmiyetin konusu hâline gelir. Daire ve Başsavcılık yalnızca ertelemeyi tartışırken Ceza Genel Kurulu bir adım geri çekilir: Aynı kişi, aynı eylem nedeniyle, kesinleşmiş bir beraat hükmü varken yeniden mahkûm edilebilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026 tarihli ve E.2024/32, K.2026/41 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını değişik gerekçeyle kabul etmiş, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin onama kararını kaldırmış ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki değerden yoksun olduğunu tespit etmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
📂 Tek iddianame, iki mağdur, iki ayrı sonuç
Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı 18.09.2014 tarihli iddianameyle, suça sürüklenen çocuğun iki ayrı mağdura yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açmıştır. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi 16.12.2014 tarihli ve 135-202 sayılı kararıyla iki eylem için iki ayrı hüküm kurmuştur:
- Birinci mağdur yönünden: CMK m.223/2-e uyarınca beraat.
- İkinci mağdur yönünden: TCK m.81/1, 35/2, 29, 31/3, 62/1, 51/1-3 ve 63 uyarınca 2 yıl 9 ay hapis cezası; cezanın ertelenmesi.
Beraat hükmü temyiz edilmemiş ve 21.05.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Temyize konu olan yalnızca ikinci mağdura ilişkin mahkûmiyet hükmüdür; bu hükmü de yalnızca suça sürüklenen çocuğun müdafii temyiz etmiştir.
🔄 Üç bozma ve hükmün yön değiştirmesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017 yılında verdiği ilk bozma kararında, suçun niteliğinin kasten yaralama olduğunu, haksız tahrik koşullarının bulunmadığını ve TCK m.53’ün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı kararda, gerekçede çocuğun birinci mağduru bıçakla yaraladığından söz edildiği hâlde hükmün ikinci mağdura yönelik kurulduğu, yani hükmün “karıştırıldığı” da tespit edilmiştir.
Yerel mahkeme 05.06.2018 tarihinde eylemi kasten yaralama olarak nitelendirip 2 yıl 6 ay hapis cezası vermiş ve cezayı yine ertelemiştir. Daire 03.04.2019 tarihinde, on sekiz yaşını tamamladığı gözetilmeden duruşmaların kapalı yapılmasını CMK m.182/1’e aykırı bularak hükmü ikinci kez bozmuş; yerel mahkeme 19.09.2019 tarihinde aynı sonuca ulaşmıştır.
Üçüncü bozma 31.03.2021 tarihinde gelmiştir. Daire bu kez savunmanın talimat yoluyla alınmasından ceza hesabındaki hatalara kadar yedi ayrı eleştiri sıralamıştır. Dosyanın akıbetini belirleyen ise şu tespittir: Mağdur ve tanık beyanları ile doktor raporuna göre çocuğun, babasıyla birlikte birinci mağduru yaraladığı anlaşıldığı ve gerekçe de bu yönde olduğu hâlde, hüküm fıkrasında eylemin ikinci mağdura karşı olduğu belirtilmiştir. Aleyhe temyiz bulunmadığından bozma, kazanılmış hak korunarak yapılmıştır.
Bozmaya uyan Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi 28.09.2021 tarihli ve 186-215 sayılı kararla çocuğu kasten yaralama suçundan TCK m.86/1, 86/3-e, 87/1-d, 29, 31/3 ve 62/1 uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırmış, kazanılmış hak nedeniyle cezanın 2 yıl 6 ay olarak infazına karar vermiştir. Bu kez cezanın ertelenmesine hükmedilmemiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 22.03.2023 tarihinde hükmü iki yazım hatasına ilişkin eleştiriyle onamış; iki üye, kazanılmış hak nedeniyle cezanın ertelenmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy yazmıştır.
⚖️ Daire ile Başsavcılık neyi tartıştı?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.05.2023 tarihli itirazında yalnızca erteleme meselesini ele almıştır. Başsavcılığa göre bozmadan önce verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası ve bu cezanın ertelenmesi kararı, aleyhe temyiz bulunmadığı için kazanılmış hak oluşturmuştur; bozmadan sonra cezanın 2 yıl 6 ay olarak infazına karar verilip ertelenmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 29.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
Ceza Genel Kurulu uyuşmazlığı, 1412 sayılı CMUK m.326’nın son fıkrası bağlamında kazanılmış hakkın ertelemeyi kapsayıp kapsamadığı olarak tanımlamış, ancak bu soruyu cevaplamamıştır: “Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.” Erteleme ve kazanılmış hak ilişkisine dair farklı bir değerlendirme için sitedeki ertelenen cezada aleyhe değiştirme yasağı yazısına bakılabilir.
🧭 Ceza Genel Kurulunun ön sorun yaklaşımı
Kurul, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesine dayanarak önce bir ön sorunu incelemiştir. Ön sorun şudur: Birinci mağdura yönelik eylem nedeniyle 16.12.2014’te verilen beraat hükmü temyiz edilmeden kesinleşmişken, itiraza konu olan ve Daire tarafından onanan mahkûmiyet hükmü hukuki değerden yoksun mudur?
Böylece Kurul, muhakeme şartlarına ilişkin temel bir sorunu, itiraz bu noktaya değinmese de gözetmiştir. Dosyadaki tartışma bir cezanın ertelenip ertelenmeyeceğiyken, Kurulun tespiti mahkûmiyetin kendisini etkileyen bir sonuca ulaşmıştır.
🛡️ Non bis in idem ve CMK m.223/7
Kurul, ceza muhakemesinin yapılabilmesi için bazı vazgeçilmez şartlar bulunduğunu ve bunlardan birinin, aynı fiilden dolayı verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunmaması olduğunu vurgulamıştır. Bu ilke kararda olumsuz bir dava şartı olarak nitelendirilmiştir.
Kararın dayandığı normlar şunlardır:
- 1412 sayılı CMUK m.253/3: Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
- 5271 sayılı CMK m.223/7: “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.”
- AİHS’e Ek 7 No.lu Protokol m.4/1: Kimse, bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargı yetkisi altında yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez.
Kurula göre aynı fiil nedeniyle tekrar yargılanmama güvencesi hukuk devletinin gereğidir; önceki hüküm kesinleşmişse ayrıca kesin hükmün otoritesinin korunması ve aynı eylem hakkında çelişen iki karar verilmesinin önlenmesi bakımından önem taşır.
Somut dosyada çocuk, birinci mağdura yönelik eylemden beraat etmiş ve bu hüküm 2015’te kesinleşmiştir. Yerel mahkeme 2021’de aynı mağdura yönelik aynı eylem nedeniyle bu kez mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Kurul bunu hem CMUK m.253 ve CMK m.223’teki düzenlemelere hem de evrensel nitelikteki non bis in idem ilkesine aykırı bulmuştur. Kesinleşmiş hükümlerin bağlayıcılığına ilişkin başka bir Kurul kararı için kesinleşen sulh ceza kararının yok sayılamayacağına dair yazı incelenebilir.
📌 Hukuki değerden yoksunluk ne anlama gelir?
Ceza Genel Kurulu bu dosyada bozma kararı vermemiş, bir tespit kararı kurmuştur. Hüküm fıkrası dört bentten oluşur:
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulü,
- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.03.2023 tarihli ve 12203-1215 sayılı onama kararının ilgili hüküm yönünden kaldırılması,
- Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 186-215 sayılı mahkûmiyet hükmünün, aynı mağdura yönelik aynı eylem nedeniyle daha önce verilmiş ve kesinleşmiş beraat hükmü bulunması karşısında hukuki değerden yoksun olduğunun tespiti,
- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdii.
“Hukuki değerden yoksun” tespiti, sonuç doğurabilecek bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığını ifade eder; bu nedenle Kurul erteleme gibi hükmün içeriğine ilişkin tartışmaya girmemiştir. Karar metninde, ikinci mağdura yönelik iddia hakkında ileride yapılacak işleme dair bir değerlendirme yer almamaktadır.
Sorunun kaynağı dikkat çekicidir: Mahkûmiyetin konusu, gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilirken değişmiş; gerekçede anılan mağdur yönünden çok önce kesinleşmiş bir beraat bulunduğu ne bozma ne de onama aşamasında gözetilmiştir.
🆕 Güncel not: CMK m.308’deki 2026 değişikliği
Dosya Ceza Genel Kuruluna Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK m.308 kapsamındaki itirazıyla gelmiştir. Bu madde, karar tarihinden sonra 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 17. maddesiyle değiştirilmiştir. Maddenin yürürlükteki birinci fıkrasına göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlarına karşı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir; sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
Aynı Kanunla eklenen dördüncü fıkra, istemde bulunabilecekleri sıralamıştır: sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenler. Bu dosyadaki itiraz 2023 yılında yapıldığından, not yalnızca güncel metni bilgi amacıyla aktarmaktadır.
❓ Sık sorulan sorular
Başsavcılık erteleme için itiraz ettiği hâlde Kurul neden mahkûmiyeti ortadan kaldırdı?
Aynı iddianamede iki mağdur varken neden "aynı fiil" sorunu doğdu?
Beraat hükmü ne zaman kesinleşmişti?
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Yargılama süreci, karar metnindeki hukuki süreç ve ön sorun bilgilerine dayanır; suça sürüklenen çocuğun, mağdurların ve tanıkların kimliği kaynakta anonimdir. CMK m.308’e ilişkin güncel not, kararın verildiği tarihten sonra yapılan kanun değişikliğini bilgi amacıyla aktarır. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



