Ayıplı Malda Bedel ve Mal İadesi – Yargıtay 3. HD 2025/1260

Tüketici hakem heyeti ayıplı bulunan bir mobilya takımının parasını tüketiciye geri verdiriyor; ancak kararda mobilyaların ne olacağına dair tek satır yok. Satıcı hem bedeli ödüyor hem de ürünler tüketicinin evinde kalmaya devam ediyor. Bu tablo, sözleşmeden dönmenin mantığıyla bağdaşır mı? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi üzerine incelediği dosyada bu soruyu açık bir şekilde cevaplamış ve aynı zamanda ayıbın kaynağını ayırt etmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını vurgulamıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 03.03.2025 tarihli ve E.2024/2447, K.2025/1260 sayılı kararıyla, tüketici hakem heyeti kararına karşı satıcının açtığı itiraz davasını reddeden ve kesin olarak verilen ilk derece kararını, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🪑 Mobilyalar ve iki ayrı hakem heyeti başvurusu
Uyuşmazlık, satıcı şirket ile tüketici arasında 29.11.2021 tarihinde kurulan satış sözleşmesine dayanmaktadır. Sözleşmenin konusu; gardırop, şifonyer ve ayna, komodin, konsol, puf ve zigon sehpadan oluşan bir mobilya grubudur. Satıcıya göre ürünler tüketiciye ayıpsız olarak teslim edilmiş, hasar daha sonra tüketicinin taşınması sırasında meydana gelmiştir.
Tüketici ilk olarak Niğde İl Tüketici Hakem Heyetine başvurarak bedel iadesi istemiştir. Hakem heyeti 24.03.2022 tarihli kararıyla bedel iadesi talebini reddetmiş, bunun yerine ücretsiz servis hizmeti verilmesine karar vermiştir. Satıcının anlatımına göre şirket tüketiciye ulaşmaya çalışmış, ancak servis talebinde bulunulmamıştır.
Tüketici bu kez 05.07.2022 tarihinde, kendisine hiç servis hizmeti verilmediğini ileri sürerek aynı hakem heyetine ikinci kez başvurmuş ve bedel iadesi talep etmiştir. Hakem heyeti 08.12.2022 tarihli kararıyla 8.500,00 TL bedelin iadesine hükmetmiştir. Kararda ayıplı ürünlerin satıcıya geri verilmesine ilişkin bir hüküm yer almamıştır.
🏛️ Satıcının itiraz davası ve ilk derece kararı
Satıcı şirket, 16.01.2023 tarihinde hakem heyeti kararına itiraz ederek kararın iptalini istemiştir. İtirazın dayanakları iki noktada toplanmıştır:
- Ayıp yoktur: Ürünler ayıpsız teslim edilmiş, zarar tüketicinin taşınması sırasında oluşmuştur.
- Ürünler iade edilmemiştir: Hakem heyeti bedel iadesine karar vermiş, ancak ürünlerin şirkete geri verilmesine dair hüküm kurmamıştır; bu durum satıcıyı zarara uğratmaktadır.
Tüketici ise daha önce yaptığı servis talebinin reddedildiğini, hakem heyeti kararının yerinde olduğunu savunmuştur. Davaya bakan Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi (E.2023/32, K.2023/657), aldırdığı bilirkişi raporunda ürünlerdeki ayıpların üretici ve taşıyıcıdan kaynaklandığının tespit edildiğini belirterek davayı reddetmiştir. Satıcı, raporda hangi ayıbın kimden kaynaklandığının ayrı ayrı incelenmediğini ileri sürerek süresinde itiraz etmiş ve ek rapor istemiş; mahkeme bu talebi karşılamadan mevcut raporla hüküm kurmuştur.
📌 Dosya Yargıtay’a nasıl geldi?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70. maddesinin beşinci fıkrasına göre, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. Bu nedenle taraflar bu karara karşı istinaf veya temyiz yoluna gidememiştir.
Kesin kararlara karşı başvurulabilecek olağanüstü yol, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesinde düzenlenen kanun yararına temyizdir. Bu yola yalnızca Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı başvurabilir. Somut dosyada Adalet Bakanlığı, ilk derece kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Yargıtay’dan inceleme istemiştir.
Bu yolun önemli bir sonucu vardır: HMK m.363/2 uyarınca kanun yararına bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Yargıtay’ın hüküm fıkrasındaki “sonuca etkili olmamak üzere” ifadesi bu anlama gelir. Yani taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın sonucu değişmez; ancak bozma kararı benzer dosyalarda nasıl karar verilmesi gerektiğini gösteren bir yol haritası niteliği taşır. Kanunun üçüncü fıkrasına göre bozma kararının bir örneği Bakanlığa gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazete’de yayımlanır.
🔬 Birinci aykırılık: Ayıbın kaynağı ayrıştırılmadı
Daire önce bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığını incelemiştir. Rapor, ürünlerde hem üretimden hem de taşımadan kaynaklanan ayıplar bulunduğunu söylemekle yetinmiş; hangi kusurun hangi kaynağa ait olduğunu belirlememiştir. Oysa satıcının iddiası tam da bu ayrıma dayanmaktadır: Ürünler mağazadan ayıpsız çıkmışsa ve hasar tüketicinin başka bir şehre taşınması sırasında oluşmuşsa, satıcının bu kısımdan sorumluluğu tartışmalı hâle gelir.
Daire, HMK m.266 hükmüne dikkat çekmiştir. Bu maddeye göre mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünü alır. Yargıtay’a göre mahkemenin yapması gereken, satıcının itirazlarını karşılayan yeni bir rapor almaktı. Bu raporda şu hususların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir:
- Hangi ayıp ya da ayıpların üreticiden, hangilerinin taşımacıdan kaynaklandığı,
- Ürünlerin tüketicinin taşınmasından sonra ayıplı hâle geldiği iddiasının doğru olup olmadığı,
- Bu tespitlere göre satıcının sorumluluğunun hangi ölçüde bulunduğu.
Daire, raporun somut verilere dayalı, gerekçeli, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiğini belirtmiş; yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
🔄 İkinci aykırılık: Bedel geri verilirken mal kimde kalacak?
Bakanlık, “kabule göre” bir aykırılığa daha işaret etmiştir. Ayıp gerçekten satıcıdan kaynaklansa bile, hakem heyeti bedel iadesine hükmederken ürünlerin satıcıya iadesini karara bağlamamıştır. Daire bu itirazı da yerinde görmüştür.
6502 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre ayıplı mal alan tüketicinin dört seçimlik hakkı vardır: satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında indirim isteme, ücretsiz onarım isteme ve imkân varsa ayıpsız misliyle değiştirme. Bedelin tamamının iadesi, sözleşmeden dönmenin sonucudur ve kanun metni bu hakkı açıkça “satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek” kullanılabilecek bir hak olarak tanımlar. Dolayısıyla bedel iadesi alan tüketicinin malı da elinde tutması, dönmenin karşılıklı iade mantığıyla örtüşmez.
Daire’nin dayandığı ikinci hüküm 6502 sayılı Kanun m.70/4’tür. Bu fıkraya göre itiraz olunan karar esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmişse ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmiyorsa, tüketici mahkemesi evrak üzerinde kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir. Yargıtay’ın tespiti şudur: Bedel iadesi alan tüketicide aynı zamanda ayıplı mallar da kalmıştır. Mahkeme bu durumu gözeterek hakem heyeti kararını, ürünlerin satıcıya iadesini de içerecek şekilde düzeltip onamalıydı. Bu yön gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Kararın bu kısmı, hakem heyeti kararına itiraz davasının yalnızca “iptal veya ret” seçeneğinden ibaret olmadığını göstermektedir. Kanun, mahkemeye eksik kalan bir hükmü tamamlama imkânı vermiştir ve Daire bu imkânın kullanılmasını beklemiştir.
🧭 Karardan çıkan uygulama notları
Kanun yararına bozma somut dosyanın sonucunu değiştirmese de, tüketici hakem heyeti kararlarına yönelik itiraz davalarında hangi noktalara bakılacağını netleştirmektedir:
- Ayıbın kaynağı ayrı ayrı belirlenir: Üretim kusuru, taşıma hasarı ve tüketicinin kullanımından doğan zarar aynı raporda iç içe geçtiğinde, hangi ayıbın kimin sorumluluk alanında kaldığı ayrıştırılmadan verilen karar eksik inceleme sayılabilir.
- Ek rapor talebi önem taşır: Bu dosyada satıcı, rapora süresinde itiraz edip ek rapor istemiştir. Yargıtay’ın eksik inceleme tespiti, karşılanmayan bu itiraz üzerine kurulmuştur.
- Bedel iadesi ile malın iadesi birlikte düşünülür: Sözleşmeden dönme sonucunda bedel iade ediliyorsa, ayıplı malın satıcıya geri verilmesi de hükmün parçası olmalıdır.
- Mahkemenin düzeltme yetkisi vardır: 6502 m.70/4, eksik kalan hükmün yeniden yargılama yapılmadan evrak üzerinden tamamlanmasına imkân verir.
- Taşıma sonrası hasar iddiası araştırılır: Ürünlerin teslimden sonra başka bir yere taşınması, ayıbın teslim anında var olup olmadığı tartışmasını doğrudan etkiler.
Tüketici uyuşmazlıklarında hizmetin ayıplı ifasına ilişkin farklı bir örnek, kripto varlık dönüşüm hizmetinde talimat dışı transferin değerlendirildiği ayıplı hizmet kararında ele alınmıştır. Hakem heyeti kararlarının icra aşamasına ilişkin genel bilgiler ise tüketici hakem heyeti kararının icrası yazısında yer almaktadır.
💬 Sık sorulan sorular
Tüketici hakem heyeti kararına itiraz üzerine verilen mahkeme kararı temyiz edilebilir mi?
Kanun yararına bozma kararı tarafların durumunu değiştirdi mi?
Bedel iadesi alan tüketici ayıplı malı elinde tutabilir mi?
Ayıp hem üreticiden hem taşımadan kaynaklanıyorsa sorumluluk nasıl belirlenir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kanun yararına bozma kararından ve kararda aktarılan hakem heyeti ile ilk derece aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir. Kanun yararına bozma kararı taraflar arasındaki hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmaz; ayıbın varlığı ve kaynağı her dosyanın kendi delillerine göre belirlenir ve farklı olgulara sahip uyuşmazlıklarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




