Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorÜcretsiz sorun →
Ceza HukukuEmsal Kararlar

Banka Zimmetinde Şikâyet Yeterli – Yargıtay CGK 2026/436

Bankacılık Kanunu’ndaki suçların büyük kısmında savcılığın harekete geçebilmesi için BDDK’nın ya da TMSF’nin yazılı başvurusu aranır. Peki bir banka çalışanının bankaya ait parayı zimmetine geçirdiği iddiasında, bankanın kendi vekilinin verdiği şikâyet dilekçesi yeterli midir; yoksa vekâletnamede bunun için ayrıca “özel yetki” bulunması mı gerekir? Bir bölge adliye mahkemesi bu soruyu araştırma konusu yaparak mahkûmiyet hükmünü bozmuş, dosya dört yıl boyunca ilk derece mahkemesi ile istinaf arasında gidip gelmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hem zimmet suçundaki muhakeme şartını hem de istinaf mahkemesinin bozma yetkisinin sınırlarını aynı kararda netleştirmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2026/296, K.2026/436 sayılı kararıyla, bankacılık zimmeti suçunda suçtan zarar gören bankanın şikâyetinin soruşturma ve kovuşturma için yeterli olduğunu, banka vekili için kanunda özel yetki şartı bulunmadığını ve bu konunun 5271 sayılı CMK m.280‘de sayılan bozma sebeplerinden olmadığını belirterek bölge adliye mahkemesinin direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Bankacılık zimmeti suçundan mahkûm edilen sanığın istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, banka vekilinin vekâletnamesinde özel yetki bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştu. Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu bozmanın kanuni dayanağı olmadığını belirtmiş, bölge adliye mahkemesi direnmiştir. Ceza Genel Kurulu; bozma yetkisinin CMK m.280/1-e ve f ile sınırlı olduğunu, zimmet suçunda bankanın şikâyetinin yeterli olduğunu kabul etmiş, kanuni dayanağı olmayan bozma ve sonraki hükümleri hükümsüz saymıştır.

🧭 Dosyanın dört yıllık yolculuğu

Karar metnine göre soruşturma, suçtan zarar gören bankanın vekilinin 26.04.2016 tarihli yazılı başvurusu ve şikâyet dilekçesiyle başlamıştır. Dilekçeye eklenen 18.01.2016 tarihli noter vekâletnamesinde vekile, bankanın hak ve menfaatlerini korumak üzere dava açma ve davaları takip etme konusunda genel yetki verilmiştir. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı 12.07.2017 tarihinde, sanığın bankacılık zimmeti suçundan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.160/1-2 uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır.

Sonrasında yargılama şu aşamalardan geçmiştir:

  • 30.01.2020: Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın 5411 sayılı Kanun m.160/1-2-son uyarınca hapis ve 1.666.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve bankanın zararının tazminine hükmetmiştir.
  • 22.01.2021: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, banka vekilinin vekâletnamesinde özel yetki olup olmadığının araştırılmasını, özel yetki yoksa ve banka şikâyetçi değilse davanın BDDK’ya ihbar edilmesi gerektiğini belirterek CMK m.289/1-e yollamasıyla m.280/1-e uyarınca hükmü bozmuştur.
  • 11.02.2025: İlk derece mahkemesi yeniden mahkûmiyet kurmuş, bu kez adli para cezası 1.908.885,12 TL olarak belirlenmiştir.
  • 07.05.2025: Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu düzelterek esastan reddetmiştir.
  • 17.09.2025: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2021 tarihli bozma kararının kanuni dayanağı bulunmadığını, buna dayanan kararların hukuki değerden yoksun olduğunu belirterek 2020 tarihli ilk hükümle ilgili istinaf incelemesi yapılması için kararı bozmuştur.
  • 01.12.2025: Bölge adliye mahkemesi, bozmanın CMK m.289/1-e yollamasıyla m.280/1-e’ye dayandığını, muhakeme şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirsiz olduğunu ileri sürerek direnmiştir.
  • 01.04.2026: 7. Ceza Dairesi direnmeyi yerinde görmemiş, dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.

❓ Genel Kurul önündeki soru

Genel Kurul uyuşmazlığı, “Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince 5411 sayılı Kanun’dan doğan zimmet suçunda, yazılı başvuru şartının gerçekleşmediğinden bahisle bozma kararı verilip verilemeyeceği” olarak tanımlamıştır. Bu soru iki katmanlıdır: Birincisi istinaf mahkemesinin hangi hâllerde bozma kararı verebileceği, ikincisi bankacılık zimmetinde muhakeme şartının nasıl gerçekleşeceğidir.

⚖️ İstinaf mahkemesi ne zaman bozabilir?

Genel Kurul, önceki içtihadına atıfla bölge adliye mahkemesinin kural olarak bir ıslah mahkemesi olduğunu vurgulamıştır. İstinaf mahkemesi ilk derece hükmündeki hukuka aykırılıkları resen saptar ve kural olarak yeniden yapacağı yargılamayla hükmü düzeltir; Yargıtay gibi bir bozma mahkemesi gibi davranamaz. CMK m.280/2’ye göre duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.

Bozma ise iki dar istisnaya özgüdür:

  • CMK m.280/1-e: İlk derece kararında CMK m.289’da belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması (kararda vurgulandığı üzere m.289/1’in g ve h bentleri hariç).
  • CMK m.280/1-f: Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemesi, önödeme ya da uzlaştırma usulünün uygulanmaması veya davanın ilk derece mahkemesindeki başka bir davayla birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.

Genel Kurul’a göre bu hâller davanın esasına değil, yargılamaya ilişkin ağır usul ihlallerine münhasırdır. İlk derece mahkemesi istinaf bozmasına direnemez ve taraflar bu bozmaya karşı kanun yoluna başvuramaz; CMK m.286/1 uyarınca yalnız bozma dışındaki kararlar temyiz edilebilir. Kanunun tanımadığı bir sebeple verilen bozma, bu nedenle sanığın temyiz hakkını fiilen kısıtlayabilir.

Karar bu noktada Anayasa Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli bir bireysel başvuru kararını da hatırlatmaktadır: İstinaf dairesinin CMK’da sınırlı sayıda gösterilen hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesi, kanuni dayanağı olmayan bir müdahale olarak adil yargılanma hakkının ihlali sayılmıştır. Genel Kurul ayrıca CMK m.7’deki “görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” kuralına dayanarak, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bunlara dayanan ilk derece kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul” olduğunu kabul etmiştir.

🏦 Bankacılık zimmetinde muhakeme şartı

5411 sayılı Kanun m.160, banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarının görevi nedeniyle zilyetliklerine bırakılan ya da koruma ve gözetimiyle yükümlü oldukları paraları veya malları zimmetlerine geçirmelerini özgü bir suç olarak düzenler. Aynı Kanun’un m.162/1’ine göre Kanun’daki suçlar için soruşturma ve kovuşturma, Kurum veya Fon tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır.

Ancak m.162/2 ayrı bir kural içerir: İtibarın zedelenmesi, sırların açıklanması ve zimmet suçlarından dolayı ilgililerin dava hakkı ile CMK hükümleri saklıdır. Genel Kurul bu hükmü şöyle yorumlamıştır:

  • CMK’da şahsi dava kurumu bulunmadığından buradaki “dava hakkı” şahsi dava değil, şikâyet hakkı olarak anlaşılmalıdır.
  • “İlgililer” kavramına bankalar yanında suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler de girer.
  • Bankacılık zimmeti mala karşı bir suçtur; malın sahibi ve suçun pasif süjesi bankadır.
  • Bu nedenle BDDK veya TMSF yazılı başvuruda bulunmasa bile suçtan zarar gören bankanın şikâyeti soruşturma ve kovuşturmanın başlatılması için yeterlidir.
  • Banka vekilinin bu başvuruyu yapabilmesi için özel yetki bulunması gerektiğine dair kanuni bir zorunluluk yoktur.

Genel Kurul, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin istikrar kazanan uygulamasının da bu yönde olduğunu, katılan banka vekilinin şikâyetinin yeterli görüldüğünü ve davanın ayrıca BDDK’ya ihbarına gerek bulunmadığını aktarmıştır. Kararda, yazılı başvuru şartı atlanarak kamu davası açılmışsa mahkemenin şartın tamamlanması için “durma” kararı vermesi gerektiği ve Kurum ile Fon’un başvuru konusunda takdir yetkisi bulunduğu da açıklanmıştır.

📜 Genel Kurul’un hükmü

Somut dosyada soruşturma, katılan bankanın vekilinin vekâletnamesindeki yetkiye dayanarak verdiği şikâyetle başlamış ve Genel Kurul’a göre yazılı başvuru şartı gerçekleşmiştir. Vekâletnamede özel yetki bulunup bulunmadığı ise CMK m.280’de sınırlı sayıda gösterilen bozma sebeplerinden biri değildir. Bölge adliye mahkemesinin yapması gereken, gerekirse duruşma açarak ilk derece hükmünü kaldırıp yeni hüküm kurmak ya da istinaf başvurusunu esastan veya düzelterek esastan reddetmekti.

Bu gerekçelerle Genel Kurul:

  • 22.01.2021 tarihli bozma kararını, buna dayanılarak verilen 11.02.2025 tarihli ilk derece hükmünü ve 07.05.2025 tarihli istinaf kararını hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz saymış,
  • 01.12.2025 tarihli direnme kararını diğer yönleri incelenmeksizin bozmuş,
  • Dosyanın, 30.01.2020 tarihli ilk hükümle ilgili olarak gerekiyorsa CMK m.280/2 de gözetilerek istinaf incelemesi yapılmak üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Karar oy birliğiyle verilmiş; kararın niteliği gereği sanığın tutukluluk hâlinin devamına da hükmedilmiştir. Bu, mahkûmiyetin esası hakkında bir değerlendirme değildir; Genel Kurul sair yönleri incelememiş, esas inceleme bölge adliye mahkemesine bırakılmıştır.

📎 Resmî metin: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.07.2026 tarihli, E.2026/296, K.2026/436 sayılı kararının tam metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🔍 Uygulamaya yansımalar

Karar, bankacılık ceza yargılamasında sık karşılaşılan iki tartışmayı aynı anda ele almaktadır:

  • Zimmet ile diğer bankacılık suçları ayrımı: m.162/1’deki BDDK veya TMSF başvurusu kuralı, zimmet suçu bakımından m.162/2’deki saklı tutma hükmüyle birlikte okunmaktadır. Zimmette mağdur bankanın şikâyeti tek başına yol açıcıdır.
  • Vekâletnamedeki yetki: Genel yetkili vekâletnameyle yapılan şikâyetin geçerliliği, kanunda özel yetki şartı bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmiştir.
  • İstinaf bozmasının sınırı: Kanunda sayılmayan bir gerekçeyle verilen istinaf bozması ilk derece mahkemesini ve tarafları bağlamaz; bu bozmaya dayanan sonraki hükümler hükümsüz sayılabilir.
  • Zaman kaybı: Somut dosyada 2021’deki bozmadan Genel Kurul kararına kadar geçen süre, bu yetki sınırının makul sürede yargılanma hakkıyla ilişkisini görünür kılmaktadır.

Aynı türden bir bankacılık zimmeti dosyasında direnmenin ardından yeni hüküm kurulmasına ilişkin değerlendirme için banka zimmetinde direnme ve yeni hüküm; istinaf mahkemesinin bozma yetkisinin başka bir uygulaması için zorunlu müdafi ve istinaf bozma yetkisi yazılarına bakılabilir.

💬 Merak edilenler

Bankacılık zimmetinde BDDK başvurusu olmadan dava açılabilir mi?

Genel Kurul’a göre evet. 5411 sayılı Kanun m.162/2 zimmet suçunda ilgililerin dava hakkını ve CMK hükümlerini saklı tutmaktadır. Bu hak şikâyet hakkı olarak yorumlanmış; BDDK veya TMSF yazılı başvuruda bulunmasa bile suçtan zarar gören bankanın şikâyetinin soruşturma ve kovuşturma için yeterli olduğu kabul edilmiştir.

Banka vekilinin şikâyeti için özel yetki aranır mı?

Kararda, 5411 sayılı Kanun gereği banka vekilinin yazılı başvuruda bulunabilmesi için özel yetki bulunması gerektiğine dair kanuni bir zorunluluk olmadığı belirtilmiştir. Somut dosyada vekile dava açma ve takip konusunda genel yetki veren noter vekâletnamesi yeterli görülmüştür.

İstinaf mahkemesi hangi durumlarda dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderebilir?

CMK m.280/1-e ve f bentlerinde sayılan hâllerde: m.289’daki hukuka aykırılık nedenlerinden birinin bulunması (g ve h bentleri hariç) ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemesi, önödeme veya uzlaştırmanın uygulanmaması, davanın başka bir davayla birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Bunların dışında istinaf mahkemesi kural olarak hükmü kaldırıp kendisi yeni hüküm kurar.

Karar sanığın beraatine mi yol açtı?

Hayır. Genel Kurul suçun sübutu veya cezanın miktarı hakkında bir değerlendirme yapmamış, sair yönleri incelememiştir. Hükümsüz sayılan kararlar ortadan kalkmış, dosya 2020 tarihli ilk hükümle ilgili istinaf incelemesi yapılmak üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, ceza yargılamasına ilişkin diğer karar değerlendirmelerine Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından ve kararda aktarılan yargılama aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta sanık ve katılan banka kimlikleri anonimdir; kararda yer alan doktrin atıfları ile bireysel başvurucu adı yayımdan çıkarılmıştır. Karar, ceza davasını esastan sonuçlandırmamakta, istinaf incelemesinin usulünü belirlemektedir. Her dosyanın sonucu kendi delillerine ve yargılama aşamasına göre değişir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud