SPK Cezası İptalinde Dava Gideri – Yargıtay 11. HD 2023/2660

Sermaye Piyasası Kurulu bir şirket ortağının borsada önceden duyurmadan pay sattığını tespit eder, ortağa idari para cezası verir ve bu satışlar yüzünden zarar gören yatırımcıların dava açabileceğini kamuya duyurur. Bu duyuruya güvenerek tazminat davası açan küçük bir yatırımcı, yıllar sonra idari para cezasının idare mahkemesince iptal edildiğini ve kesinleştiğini öğrenir. Bu noktada iki soru ortaya çıkar: Tazminat davası ne olacaktır ve davanın masraflarını kim üstlenecektir? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin “davacı dava tarihinde haklıydı” yaklaşımını kabul etmemiş, yargılama giderleri ile vekâlet ücretini yatırımcının üzerinde bırakmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.05.2023 tarihli ve E.2022/2910, K.2023/2660 sayılı kararıyla, davanın açılmasına SPK’nın kararı sebep olmuşsa ve SPK davanın tarafı değilse, davalı şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğini kabul etmiş; ilk derece mahkemesi kararını yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden oy birliğiyle düzelterek onamıştır.
📉 Bir haftalık sert düşüş ve SPK duyurusu
Dava dilekçesine göre davacı yatırımcı, 03.05.2013 tarihinde Niğde Beton San. Tic. A.Ş. (Niğbaş) paylarından 9.000 adedi 1,75 TL’den satın almıştır. Payın fiyatı izleyen hafta içinde ani biçimde düşmüş, davacı 09.05.2013 tarihinde 9.000 payı 1,06 TL’den satmış ve 6.210,00 TL zarar ettiğini ileri sürmüştür.
Davacının dayanağı SPK’nın 29.11.2013 tarihli ve 2013/38 sayılı bültenidir. Bültene göre şirketin ortaklarından bir döküm şirketi, 03.05.2013–09.05.2013 tarihleri arasında önceden ilan etmeksizin Niğbaş payı satmış ve bu nedenle hakkında idari ceza uygulanmıştır. Davacıya göre SPK, payların önceden ilan edilmeden satılması nedeniyle zarar gören yatırımcıların dava açabileceğini de kamuoyuna duyurmuştur. Davacı ihtarnameyle zararının ödenmesini istemiş, sonuç alamayınca 6.210,00 TL’nin ticari faiziyle tahsili için dava açmıştır.
🛡️ Şirket ortağının savunması
Davalı ortak, fiyat dalgalanmasının SPK’nın 21.03.2014 tarihli bülteninde duyurulduğu üzere kendisiyle ilgisi olmayan bir şahsın manipülasyonundan kaynaklandığını savunmuştur. Davalıya göre satılan paylar Merkezi Kayıt Kuruluşuna kaydedilmiş, satış yapılacağı 16.04.2012 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan edilmiş, bilgi formu düzenlenip yayımlanmıştır. Davalı, hakkında haksız bir kararla idari para cezası verildiğini, buna karşı idare mahkemesinde dava açtığını ve bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
⚖️ İlk karar ve 2018 tarihli bozma
İlk derece mahkemesi 24.02.2016 tarihli kararında dikkat çekici bir tespit yapmıştır: Davacının hesabında 03.05.2013 itibarıyla bulunan 9.000 pay, o gün tek seferde alınmamış; 16.04.2012–13.03.2013 aralığında yapılan birçok alım satım işleminin sonucudur. Mahkemeye göre zararın bir bölümü payın olağan fiyat seyrinden, bir bölümü ise davalının arz-talep dengesini bozan satışlarından kaynaklanmıştır.
Mahkeme davalıdan istenebilecek zararı, davacının satış fiyatı ile olay öncesindeki bir aylık ortalama fiyat arasındaki fark olarak hesaplamıştır. 02.04.2013–02.05.2013 dönemi ortalama fiyatı 1,58 TL bulunmuş, davalının SPK’nın kamuyu aydınlatma zorunluluklarına uymayarak kusurlu davrandığı kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulüyle 3.790,00 TL‘ye hükmedilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı 08.01.2018 tarihli, 2016/12238 E., 2018/49 K. sayılı ilamıyla bozmuştur. Bozmanın iki dayanağı vardır:
- İlliyet itirazı karşılanmamıştır: Davalı, kamuyu aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilseydi fiyatın daha da düşeceğini, duyuru yapılmamasının davacının lehine olduğunu ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda ise duyurusuz satışın davalının yüksek fiyatlardan yararlanmasını sağladığı belirtilmiştir. Bu çelişki üzerinde durulmadığından ek ya da yeni rapor alınması gerekmiştir.
- İdari dava bekletici mesele yapılmalıdır: Davalının SPK yaptırımına karşı açtığı iptal davasının kesinleşmesi beklenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
🏛️ İdari para cezasının iptali ve konusuz kalma
Bozmaya uyan ilk derece mahkemesi, davanın SPK’nın 5/145 sayılı kararı üzerine açıldığını, bu karara dayanılarak davalı hakkında idari para cezası uygulandığını, ancak cezanın iptaline ilişkin Ankara 14. İdare Mahkemesinin 2018/107 E. sayılı dosyasının 19.01.2021 tarihinde kesinleştiğini belirlemiştir. Mahkeme bu nedenle davanın konusuz kaldığını kabul ederek esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Ancak mahkeme, davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğunu kabul ederek yargılama giderlerini ve vekâlet ücretini davalıya yüklemiştir. Davacının bozma öncesi ve sonrası yaptığı 2.223,00 TL yargılama gideri ile 5.100,00 TL maktu vekâlet ücreti davalıdan alınacaktır.
Davalı vekili bu hükmü temyiz ederek davanın esastan reddi gerektiğini, SPK kararına dayanılarak açıldığını, idari para cezası iptal edildiğine göre davacının dava açtığı sırada haklı olmadığını ve SPK’nın hatalı nitelendirmesinin sonuçlarından kendisinin sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
🔎 Dairenin gider değerlendirmesi
Daire, uyuşmazlığı davalının sahip olduğu payların önceden ilan edilmeksizin satılması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemi olarak nitelendirmiş ve ilgili hukuk olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49‘u göstermiştir. Değerlendirmenin özü şöyledir:
- Davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen hâllerde yargılama giderleri, davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumuna göre belirlenmelidir.
- Davacı, davayı SPK’nın 5/145 sayılı kararı üzerine açmıştır.
- Davanın açılmasına sebebiyet veren SPK davanın tarafı değildir.
- Bu durumda davanın açılmasına davalı sebebiyet vermemiştir; davalı yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamaz.
Bu ölçüt, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.331/1’deki genel kuralla uyumludur: Davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir eder.
Hüküm fıkrası buna göre değiştirilmiştir: Davacının yaptığı giderler kendi üzerinde bırakılmış, davalının bozma öncesi ve sonrası yaptığı 51,60 TL yargılama gideri davacıya yüklenmiş ve 5.100,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu düzeltme yeniden yargılama gerektirmediğinden, HMK geçici m.3 ve 5236 sayılı Kanun geçici m.2 yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un mülga 438/7. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmıştır. Davalının diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.
🧭 “Konusuz kalmamış ise de”: aleyhe bozma yasağı
Kararın en ince noktası, Dairenin gerekçeye eklediği bir cümledir: “Her ne kadar dava konusuz kalmamış ise de temyiz edenin sıfatına göre esasa ilişkin olarak aleyhe bozma yapılamayacağından, yargılama giderleri yönünden inceleme yapılması gerekmiştir.”
Bu ifade, Dairenin ilk derece mahkemesinin “konusuz kalma” nitelendirmesine katılmadığını göstermektedir. Gerçekten de dava, SPK’ya ya da idari para cezasına karşı açılmış değildir; yatırımcının özel hukuk kapsamında, TBK m.49’a dayanarak davalı ortaktan tazminat istediği bir davadır. İdari para cezasının iptal edilmesi, tazminat talebinin konusunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; olsa olsa kusur ve illiyet değerlendirmesinde bir delil olarak önem taşır.
Buna karşın kararı yalnızca davalı temyiz etmiştir. Davacı, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı hükmüne karşı temyiz yoluna başvurmamıştır. Temyiz edenin aleyhine bozma yapılamayacağı için Daire, davalı lehine olan “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı” hükmüne dokunmamış ve incelemeyi davalının itiraz ettiği gider ve vekâlet ücreti kısmıyla sınırlamıştır. Sonuç olarak dava, esası tartışılmadan, ancak giderleri davacıya yüklenerek kapanmıştır.
📌 Yatırımcı açısından dikkat çeken noktalar
Karar, kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün ihlaline dayanan tazminat davalarında şu hususları görünür kılmaktadır:
- SPK yaptırımı ile özel hukuk davası birbirine bağlanabilir: 2018 tarihli bozma, idari yaptırıma karşı açılan iptal davasının bekletici mesele yapılmasını istemiştir. İdari yargının vereceği sonuç, tazminat davasının akışını doğrudan etkileyebilmektedir.
- Zararın hesaplanma yöntemi tartışmalıdır: İlk derece mahkemesi zararı satış fiyatı ile bir aylık ortalama fiyat farkı üzerinden hesaplamış; Daire ise duyuru yapılsaydı fiyatın daha da düşebileceği yönündeki itirazın karşılanmasını istemiştir. Kusur kadar illiyet bağı da ayrıca incelenmektedir.
- Dava gideri riski küçük tutarlı davalarda belirleyici olabilir: 6.210,00 TL’lik talep için yürütülen yargılamanın sonunda davacı, kendi giderlerinin yanında 5.100,00 TL maktu vekâlet ücretini de karşılamakla yükümlü kılınmıştır.
- Konusuz kalma nitelendirmesi tartışmaya açıktır: Daire, davanın aslında konusuz kalmadığını not etmiş; ancak temyiz edilmeyen bu hükmü aleyhe bozma yasağı nedeniyle değiştirmemiştir.
Ortakların ve ilişkili şirketlerin pay satışlarının kamuya açıklanmasına ilişkin idari yargı boyutu için ilişkili şirketlerin pay satışı ve iki tebliğde birlikte hareket yazılarına bakılabilir.
❓ Merak edilenler
SPK cezası iptal edilince yatırımcının tazminat davası kendiliğinden düşer mi?
Davacı dava açarken SPK duyurusuna dayandıysa neden giderleri ödüyor?
Yatırımcının zararı nasıl hesaplanmıştı?
Karar kesinleşti mi, başka bir yol var mıydı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan düzelterek onama kararından ve kararda aktarılan önceki yargılama aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir. Karar, somut dosyada yargılama giderlerinin kime yükleneceğine ilişkindir; benzer uyuşmazlıklarda sonuç, her dosyanın kendi delilleri ve usul durumuna göre değişebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.
Bu dosyaları kim yürütüyor?

Forex ve kripto mağduriyetlerinde uzmanlaşmış avukat kadrosu — Kadıköy, İstanbul
Savun Hukuk, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı forex dolandırıcılığı dosyalarını ceza ve icra ayağıyla birlikte yürütür. Avukatlarımızın sicil kayıtlarını İstanbul Barosu levhasından doğrulayabilirsiniz.

Av. Veli Savun
İstanbul Barosu · Sicil 75235
Kurucu avukat · Arabulucu (Sicil 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex/kripto ceza ve alacak davaları, bilişim, icra, aile hukuku.

Av. Eda Pekacar
İstanbul Barosu · Sicil 84975
FSM Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, icra-iflas, ceza ve tazminat davaları.

Av. Almina Usta
İstanbul Barosu · Sicil 67207
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, ceza, sözleşmeler ve ticaret hukuku · Türkçe / İngilizce.
Görüşmeler randevu ile yapılır. Ekşioğlu, Alya Life Residence, Fikirtepe Mah. Barış Sk. No:1 K:3 D:50, Kadıköy / İstanbul
Yararlı bağlantılar
Doğrulamak için resmi kaynaklar
























Tüm soru ve cevaplar →