Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorÜcretsiz sorun →
Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Kusursuz SPK Cezası Olmaz – Danıştay 13. D 2023/3353

Bir menkul kıymet yatırım ortaklığının portföyünde tek bir şirketin payları, mevzuattaki yüzde 10 sınırını aşar ve aşım 74 gün boyunca giderilmez. Sermaye Piyasası Kurulu da bu aykırılık nedeniyle ortaklığın yönetim kurulu üyesine idari para cezası verir. Soru basittir ama sonuçları geniştir: Yönetim kurulunda oturmak, portföyde yaşanan her aykırılığın cezasını kişisel olarak ödemek için tek başına yeterli midir? Danıştay 13. Dairesi bu soruya “hayır” yanıtını veren bölge idare mahkemesi kararını onamıştır.

Danıştay 13. Dairesi, 03.07.2023 tarihli ve E.2023/1144, K.2023/3353 sayılı kararıyla, yatırım ortaklığındaki portföy sınırı ihlali nedeniyle yönetim kurulu üyesine verilen 38.308,00 TL idari para cezasını iptal eden bölge idare mahkemesi kararına yönelik Kurul’un temyiz istemini reddetmiş ve kararı oybirliğiyle onamıştır. Temel gerekçe, Anayasa m.38’deki cezaların şahsiliği ilkesi ve kusursuz ceza olmayacağı kuralıdır.

Kısa özet: Bir menkul kıymet yatırım ortaklığının portföyündeki tek bir ihraççıya ait payların net aktif değere oranı 13.06.2019’dan itibaren %10 sınırını aşarak %15,41’e kadar yükselmiş, aşım 30 günlük süre içinde giderilmemiş ve 48’i işlem günü olmak üzere 74 gün kesintisiz sürmüştür. Kurul, 6362 sayılı Kanun m.103/2 uyarınca yönetim kurulu üyesi davacıya 2019 yılı asgari tutarı olan 38.308,00 TL idari para cezası vermiştir. İdare mahkemesi davayı reddetmiş; Danıştay’ın bozma kararına uyan bölge idare mahkemesi ise üyenin aykırılıktan bilgisi ve kusuru araştırılmadan, salt yönetim kurulu üyeliği nedeniyle ceza verilemeyeceğini belirterek işlemi iptal etmiştir. Danıştay bu kararı onamıştır.

📊 Yüzde 10 sınırı ve 74 günlük aşım

Menkul kıymet yatırım ortaklıkları, topladıkları sermayeyi profesyonel bir portföyde değerlendiren halka açık yapılardır. Yatırımcıyı korumak için mevzuat bu portföylere riskin dağıtılmasına yönelik sınırlar koyar. Uyuşmazlığa konu Menkul Kıymet Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği’nin 24. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, tek bir ihraççıya ait varlıkların toplam değerinin ortaklığın net aktif değerinin %10’unu aşamayacağını öngörmektedir. Tebliğ’in 29. maddesi ise sınırın aşılması hâlinde aykırılığın belirli bir süre içinde giderilmesini düzenler.

Karar metnine göre ortaklığın portföyündeki bir anonim şirketin paylarının net aktif değere oranı 13.06.2019 tarihinden itibaren %10’u aşmış ve %15,41’e kadar yükselmiştir. İhlal formunda açıklama olarak “Tek bir ihraççıya ait varlıkların toplam değeri” ifadesine yer verilmiştir. Aşım 30 gün içinde giderilmeyince Takasbank, 26.07.2019 tarihli yazısıyla durumu Kurul’a bildirmiştir. İlk derece kararında aktarıldığı üzere sınır, 48’i işlem günü olmak üzere toplam 74 gün kesintisiz biçimde aşılmış ve bu süre içinde ek süre istemiyle Kurul’a herhangi bir başvuru yapılmamıştır.

Kurul, bu aykırılık nedeniyle ortaklığın yönetim kurulu üyesi olan davacıya, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 2019 yılı için belirlenen asgari tutar olan 38.308,00 TL idari para cezası vermiştir. Davacı, cezanın iptali istemiyle idari yargıya başvurmuştur.

⚖️ İdare mahkemesinden Danıştay’a dosyanın yolu

Dosya tek bir turda sonuçlanmamıştır. Karar metninden izlenebilen aşamalar şöyledir:

  • İdare mahkemesi: Sınır değer ihlalinin sabit olduğunu, 30 günlük sürede giderilmediğini ve 74 gün sürdüğünü belirterek Kurul işleminde hukuka aykırılık görmemiş ve davayı reddetmiştir.
  • Danıştay 13. Dairesinin 19.09.2022 tarihli bozma kararı (E.2022/2088, K.2022/3197): Dosya bu bozma kararıyla bölge idare mahkemesine dönmüştür. Bölge idare mahkemesi yeni kararını bu bozmaya uyarak vermiştir.
  • Bölge idare mahkemesi: Davacının istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış, davayı 2577 sayılı Kanun m.45/4 uyarınca esastan inceleyerek dava konusu işlemi iptal etmiştir.
  • Danıştay 13. Dairesi (03.07.2023): Kurul’un temyiz istemini reddetmiş ve bölge idare mahkemesi kararını onamıştır.

Daire, 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesinin 4. fıkrasını hatırlatmıştır: Danıştay’ın bozma kararına uyulduğunda, sonraki temyiz incelemesi bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. Bölge idare mahkemesi bozmaya uygun karar verdiği için Kurul’un temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

🧭 Cezaların şahsiliği ve kusursuz ceza yasağı

Danıştay’ın onadığı bölge idare mahkemesi gerekçesi, idari para cezalarının da ceza hukukunun temel güvencelerine bağlı olduğu fikri üzerine kuruludur. Gerekçenin ana adımları şunlardır:

  • Anayasa’nın 38. maddesinin 7. fıkrasına göre ceza sorumluluğu şahsîdir; herkes kendi fiilinden sorumludur, başkasının fiili nedeniyle cezalandırılamaz.
  • Bu ilke “kusursuz suç ve ceza olmaz” kuralını da kapsar.
  • Anayasa m.38 idari ve adli cezalar arasında ayrım yapmadığından idari para cezaları da bu ilkelere tabidir. Gerekçede Fransız Danıştayı ve Fransız Anayasa Konseyi içtihadının da bu yönde olduğu belirtilmiştir.
  • 6362 sayılı Kanun m.103, yaptırımı Kurul düzenlemelerine ve kararlarına “aykırı hareket eden kişilere” yöneltir; tüzel kişinin organı veya temsilcisi aykırılık yaparsa tüzel kişiye de ayrıca ceza verilir.

Bölge idare mahkemesi, m.103’ün kendisini Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Gerekçeye göre organ, temsilci veya hizmet ilişkisi çerçevesinde tüzel kişi adına hareket eden kişi bir aykırılık işlediğinde önce fiili işleyen gerçek kişiye, ayrıca tüzel kişiye ceza verilir; her ikisinin sorumluluğu da kendi kusurlu fiilinden kaynaklandığı için cezaların şahsiliği ilkesi bu yapıda zedelenmez.

Sorun, kuralın somut olayda nasıl uygulandığıdır. Mahkemeye göre Kurul, ihlalin gerçekleştiği tarihte yönetim kurulunda bulunan kişilerin cezai sorumluluğunu objektif (kusursuz) sorumluluk esasına dayandırmıştır. Davacı dahil yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı bulunan işlemlerde kusurunun bulunup bulunmadığı ve bu işlemlerden bilgisinin olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Bu durum, bir kişinin işlemediği bir fiil nedeniyle, yalnızca yönetim kurulu üyesi olduğu için cezalandırılmasına yol açabilecektir.

📎 Resmî metin: Danıştay 13. Dairesinin 03.07.2023 tarihli, E.2023/1144, K.2023/3353 sayılı onama kararının tam metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

📜 Tebliğ’deki objektif sorumluluk: hukukî mi, cezaî mi?

Kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamının m.103 uyarınca ayrı ayrı sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Bu savunmanın dayanaklarından biri, yönetim kurulu üyeleri için objektif sorumluluk öngören Tebliğ’in 22. maddesidir. Bölge idare mahkemesi bu hükmü farklı yorumlamıştır:

Cezaların şahsiliği ve kusursuz ceza olmayacağına ilişkin genel hukuk ilkeleri karşısında, Tebliğ’in 22. maddesindeki objektif sorumluluk kuralı cezai değil hukuki sorumluluğa yöneliktir ve bu şekilde anlaşılıp uygulanmalıdır. Başka bir deyişle, düzenleyici işlemdeki objektif sorumluluk, örneğin zararın tazmini gibi özel hukuk sonuçları bakımından anlam taşıyabilir; ancak idari para cezası gibi cezalandırıcı bir yaptırımın tek dayanağı olamaz.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Bir yönetim kurulu üyesinin şirketin mevzuata aykırılığından doğan zarar nedeniyle hukuken sorumlu tutulabilmesi ile aynı aykırılık nedeniyle kişisel olarak cezalandırılabilmesi farklı koşullara bağlanmıştır. Cezada aranan, üyenin aykırılığa ilişkin bilgisi ve kusurudur.

Mahkemenin vardığı sonuç, Tebliğ’e aykırılığın süresi içinde giderilmemesinin davacının bilgisi dahilinde olup olmadığı araştırılmaksızın, sadece yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle objektif sorumluluğu bulunduğundan bahisle ceza verilmesinin hukuka uygun olmadığıdır.

🗣️ Kurul’un temyiz itirazları neden sonuç vermedi?

Kurul temyiz dilekçesinde şu noktaları ileri sürmüştür:

  • İhlalin şirkete bildirildiği ve davacının ihlalden haberdar olduğu,
  • Yönetim kurulu üyeliğiyle birlikte sermaye piyasası mevzuatına uyma yükümlülüğünün başladığı,
  • Karar metninde “muharras” olarak geçen üyelere ilişkin Kurul’a herhangi bir bildirim yapılmadığı,
  • Davacının ihmalinin bulunduğu ve kabahatlerin taksirle de işlenebileceği.

Danıştay Tetkik Hâkimi temyiz isteminin reddi ve kararın onanması yönünde görüş bildirmiştir. Daire de temyiz nedenlerini, bozma kararındaki esaslara uyularak verilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmemiştir. Kurul’un “davacı ihlalden haberdardı” iddiası, aslında mahkemenin aradığı unsurun, yani bilgi ve kusurun idari işlem aşamasında araştırılması gerektiğini doğrulayan bir argümandır; ancak karar metnine göre bu araştırma ceza verilmeden önce yapılmamıştır.

🏛️ Yönetim kurulu üyeleri için kararın anlamı

Karar, sermaye piyasasında idari yaptırım uygulamasına dair şu tespitleri görünür kılmaktadır:

  • Unvan yetmez, fiil ve kusur gerekir: Kurul’un m.103/1 kapsamında gerçek kişiye ceza verebilmesi için kişinin aykırılığa ilişkin bilgisi ve kusuru değerlendirilmelidir.
  • Kurul işlemi gerekçesinde araştırma görünmelidir: Bu dosyada iptalin nedeni, aykırılığın varlığı değil, üyenin bilgi ve kusurunun araştırılmamış olmasıdır. Portföy sınırının aşıldığı tespiti ayakta kalmıştır.
  • Tüzel kişinin cezası ayrı bir meseledir: Kararda iptal edilen işlem yönetim kurulu üyesine verilen cezadır; ortaklığın kendisine verilen bir yaptırım bu kararın konusu değildir.
  • Bozmaya uyulduğunda temyiz incelemesi daralır: İYUK m.50/4 nedeniyle ikinci temyizde Daire, yalnızca bozma kararına uygunluğu denetlemiştir.

Aynı damarda, Danıştay’ın yönetim kurulu üyesi hakkındaki SPK cezasını ayakta tuttuğu ve birinci dereceden sorumlu üyenin durumunu tartıştığı bir karar için GYO yöneticisine üst sınırdan ceza yazısına; Kurul yaptırımlarında masumiyet karinesinin nasıl ele alındığına ilişkin olarak SPK işlem yasağında masumiyet yazısına bakılabilir. İki karar birlikte okunduğunda belirleyici farkın, üyenin somut olaydaki rolünün ve bilgisinin Kurul işleminde ortaya konulup konulmadığı olduğu görülmektedir.

💬 Merak edilenler

Portföy sınırı aşılmadı mı, ceza neden iptal edildi?

Sınırın aşıldığı yargılamada tartışma konusu olmamıştır; payların oranı %15,41’e kadar çıkmış ve aşım 74 gün sürmüştür. İptalin nedeni, cezanın kime ve hangi esasla verildiğidir. Bölge idare mahkemesine göre davacının aykırılıktan bilgisi ve kusuru araştırılmadan, salt yönetim kurulu üyeliği nedeniyle ceza verilmesi cezaların şahsiliği ilkesine aykırıdır. Danıştay bu kararı onamıştır.

İdari para cezalarına Anayasa m.38 uygulanır mı?

Kararda onanan gerekçeye göre evet. Anayasa’nın 38. maddesi idari ve adli cezalar arasında ayrım yapmadığından ceza sorumluluğunun şahsiliği ve kusursuz ceza olmayacağı ilkeleri idari para cezaları bakımından da geçerlidir.

Tebliğ'deki objektif sorumluluk hükmü ne anlama geliyor?

Bölge idare mahkemesi, yönetim kurulu üyeleri için objektif sorumluluk öngören Tebliğ’in 22. maddesinin cezai değil hukuki sorumluluğa yönelik olduğunu ve bu şekilde uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Bu yoruma göre söz konusu hüküm tek başına kişisel idari para cezasının dayanağı yapılamaz.

Karar, yönetim kurulu üyelerinin hiç ceza almayacağı anlamına mı geliyor?

Hayır. Gerekçede 6362 sayılı Kanun m.103’ün Anayasa’ya aykırı olmadığı, aykırılığı işleyen gerçek kişiye ve ayrıca tüzel kişiye ceza verilebileceği açıkça kabul edilmiştir. Belirleyici olan, kişinin aykırılıktaki bilgisi ve kusurunun idarece araştırılıp ortaya konulmasıdır. Her dosyanın sonucu kendi olgularına göre değişir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, sermaye piyasası yaptırımlarına ilişkin diğer karar değerlendirmelerine Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr İçtihat sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda özetlenen ilk derece ile bölge idare mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir. Karar, kendi dosyasının olgularına ve uygulandığı tarihteki mevzuata dayanır; benzer görünen bir idari yaptırımda sonuç, Kurul işleminin gerekçesine ve dosyadaki delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud