Zarar Gören Şirkete SPK Cezası – Danıştay 13. D 2023/5125

Halka açık bir şirketin kontrolünü elinde tutan ortaklar paylarını devreder; devir bedelinin önemli bir kısmı, şirketin bütün taşınmaz ve taşınırlarının yine bu ortaklara ya da gösterecekleri kişilere satılmasıyla karşılanacaktır. Şirket mal varlığını yitirir, yönetim kurulu değişir, çalışanlar istifa eder ve yatırımcılar bu gelişmelerin hiçbirini zamanında kamuya açıklanmış hâliyle öğrenemez. Sermaye Piyasası Kurulu açıklama yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle şirkete idari para cezası verdiğinde şirket şu savunmayı yapar: “Bu fiillerin zararını gören benim; Kanun, zarar gören tüzel kişiye ceza verilmesini yasaklıyor.” Danıştay 13. Dairesi, bu savunmayı kabul eden yargı kararlarını bozmuştur.
Danıştay 13. Dairesi, 29.11.2023 tarihli ve E.2018/3880, K.2023/5125 sayılı kararıyla, özel durum açıklamalarının yapılmaması nedeniyle şirkete verilen 952.308,00 TL idari para cezasını iptal eden idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur. Kararın odağında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.103/2’nin son cümlesindeki istisna ve bu istisnanın hangi zarar için işletilebileceği vardır.
- Pay devri, varlık satışı ve açıklanmayan gelişmeler
- İdare mahkemesi neden iptal etti?
- m.103/2: tüzel kişinin cezası ve son cümledeki istisna
- Danıştay’ın ölçütü: hangi zarar, hangi aykırılık?
- Kurul’un Uygulama Esasları ve rücu
- Bugünkü metin: 7222 ve 7518 sayılı Kanunlarla gelen ekler
- Sorular ve cevaplar
🔄 Pay devri, varlık satışı ve açıklanmayan gelişmeler
Karar metnine göre Kurul’un denetleme raporu, 24.01.2014 tarihinde davacı şirketin hâkim ortakları ile bir tarım ve hayvancılık şirketi arasında bir hisse devir sözleşmesi imzalandığını tespit etmiştir. Sözleşmeyle, yönetim kontrolünü sağlayan payların alıcı şirkete devri ve devir bedelinin 32.500.000,00 TL olması öngörülmüştür.
Bedelin ödenme biçimi dikkat çekicidir. Raporda aktarıldığına göre bedelin 20.500.000,00 TL’lik kısmı için davacı şirketin mal varlığındaki taşınmaz ve taşınırların tamamı devreden hâkim ortaklara veya onların göstereceği kişilere tapuda satılacak, kalan 12.000.000,00 TL ise hâkim ortaklardan birine nakden ödenecektir.
Sözleşmenin ardından çeşitli tarihlerde şirketin taşınır ve taşınmaz malları satılmış, yönetim kurulu üyeleri değişmiş, şirket çalışanları görevlerinden istifa etmiştir. Kurul’un inceleme raporundaki tespitler uyarınca idari para cezasına dayanak yapılan aykırılıklar şunlardır:
- 24.01.2014 tarihli sözleşme kapsamında alınan yönetim kurulu kararlarına ilişkin özel durum açıklaması yapılmaması,
- 31.01.2014’ten itibaren çeşitli tarihlerde satılan varlıklara ilişkin özel durum açıklaması yapılmaması,
- 13.02.2014 tarihli faaliyet konusu değişikliğine ilişkin açıklamada bağımsız yönetim kurulu üyelerinin oyunun belirtilmemesi,
- Yönetim kurulu üye değişiklikleri ve çalışanların istifası konusunda açıklamaların hatalı, gecikmeli yapılması veya hiç yapılmaması.
Kurul bu fiiller nedeniyle şirkete toplam 952.308,00 TL idari para cezası vermiş, şirket de Kurul kararının kendisiyle ilgili kısmının iptali istemiyle dava açmıştır.
🏛️ İdare mahkemesi neden iptal etti?
Davaya bakan Ankara 5. İdare Mahkemesi (24.02.2017, E.2016/648, K.2017/641) şirket lehine bir hakkaniyet değerlendirmesi yapmıştır. Karar metninde özetlenen gerekçenin ana halkaları şöyledir:
- Şirketin devreden ve devralan hâkim ortakları, organları ve temsilcileri sermaye piyasası mevzuatına aykırı fiilleriyle şirketin ve yatırımcı ortaklarının zararına sebep olmuştur.
- Cezaya esas fiiller, şirketin zararına olan fiilleri gizlemek veya kolaylaştırmak amacıyla işlenmiştir; şirketin zararı ile cezaya konu eylemler arasında illiyet bağı vardır.
- Şirketi ve yatırımcılarını korumakla yükümlü idarenin, fiilden doğrudan zarar gören tüzel kişiyi cezalandırması hakkaniyetle bağdaşmaz.
Mahkeme bu gerekçelerle, m.103/2 uyarınca şirkete ceza verilemeyeceğini kabul etmiş ve işlemi iptal etmiştir. Bölge idare mahkemesi de istinaf başvurusunu 2577 sayılı Kanun m.45/3 uyarınca reddetmiştir.
Kurul temyizde; yükümlülüklerin tüzel kişiye yüklendiğini, hem gerçek hem tüzel kişiye ceza verilebileceğini, cezada şirketin menfaat elde etmesinin aranmadığını ve özellikle şirketin zarar sebebinin satılan taşınmazların bedelinin tahsil edilememesi olduğunu, cezaya konu fiilin ise özel durum açıklaması yapılmaması olduğunu ileri sürmüştür. Kurul’a göre açıklamama nedeniyle zarar gören şirket değil yatırımcılardır. Danıştay Tetkik Hâkimi de bozma yönünde görüş bildirmiştir.
📘 m.103/2: tüzel kişinin cezası ve son cümledeki istisna
6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinin birinci fıkrası, Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere ve Kurul kararlarına aykırı hareket eden kişilere idari para cezası verilmesini öngörür. İkinci fıkra ise tüzel kişiyle ilgili iki kural koyar:
Birinci cümleye göre aykırı hareket eden kişi bir özel hukuk tüzel kişisinin organı veya temsilcisiyse ya da tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenmişse, ayrıca tüzel kişi hakkında da idari para cezası verilir. İkinci cümleye göre ise “Aykırılığın, temsilcisi olunan veya adına hareket edilen tüzel kişinin zararına bir sonuç doğurması hâlinde, tüzel kişiye idari para cezası verilmez.”
Organın aykırılığı tüzel kişiyi mağdur ediyorsa mağduru ayrıca cezalandırmak zararı ikinci kez pay sahiplerine yükler. Uyuşmazlık, bu istisnanın sınırına ilişkindir: Şirketin herhangi bir zarar görmüş olması yeterli midir, yoksa zararın cezaya konu aykırılığın kendisinden doğması mı gerekir?
🔍 Danıştay’ın ölçütü: hangi zarar, hangi aykırılık?
Danıştay 13. Dairesi önce mevzuatın kurduğu sistemi özetlemiştir. Daireye göre m.103/1’e aykırı fiili gerçekleştiren kişiye idari para cezası verilir ve:
- Yükümlülük tüzel kişiye yüklenmişse yalnızca tüzel kişiye ceza uygulanır,
- Yükümlülük gerçek kişiye yüklenmişse hem gerçek kişiye hem tüzel kişiye ceza uygulanır,
- Ancak aykırılık tüzel kişinin zararına yol açmışsa yalnızca gerçek kişiye ceza uygulanır.
Belirleyici cümle şudur: m.103/2 kapsamında tüzel kişiye ceza uygulanamaması için maddenin birinci fıkrasındaki aykırılığın tüzel kişinin zararına yol açması gerekmektedir. Somut olayda cezaya konu aykırılık, şirket tarafından yapılması gereken açıklamaların mevzuata uygun yapılmamasıdır. Şirketin uğradığını iddia ettiği zarar ise 24.01.2014 tarihli sözleşme uyarınca satılan malların bedelinin tahsil edilememesidir.
Daire ayrıca Kurul kararında, şirket hakkında idari para cezası uygulanmasını gerektiren fiillerde sorumluluğu bulunan kişilere rücu edilmesi hususunda karar alınması gerektiğinin de bildirildiğine dikkat çekmiştir. Bu iki tespit birlikte değerlendirildiğinde Danıştay’a göre şirketin zararının uyuşmazlık konusu aykırılıklardan doğmadığı açıktır. Dolayısıyla m.103/2’nin son cümlesine dayanarak işlemi iptal eden idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiş; karar 2577 sayılı Kanun m.49 uyarınca bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir.
İlk derece mahkemesi açıklamama fiillerinin zarar verici işlemleri gizlediğini ve bu yüzden zararla illiyet bağı taşıdığını düşünmüştü; Danıştay ise zararı doğuran işlem (varlıkların bedeli tahsil edilmeden satılması) ile cezalandırılan işlem (kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün ihlali) arasında ayrım yapmış; istisnanın ancak ikincisinin şirkete zarar vermesi hâlinde işleyeceğini kabul etmiştir.
🧾 Kurul’un Uygulama Esasları ve rücu
Danıştay, Kanun hükmünün yanında Kurul’un 26.03.2013 tarihli ve 10/363 sayılı kararı eki 6362 sayılı Kanun Çerçevesinde Tesis Edilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları‘nı da aktarmıştır. Esaslara göre:
- Cezayı gerektiren fiile ilişkin yükümlülük mevzuatta tüzel kişiye verilmişse ceza sadece tüzel kişi hakkında tesis edilir.
- Yükümlülük gerçek kişiye verilmişse ve bu kişi tüzel kişinin organı, temsilcisi veya faaliyetleri kapsamında görev üstlenen biri ise gerçek kişi ve tüzel kişi hakkında ayrı ayrı ceza tesis edilir.
- İhlali fiilen gerçekleştiren gerçek kişinin eylemi nedeniyle, Kurul karar tarihi itibarıyla tüzel kişinin zararına bir sonuç doğmuşsa tüzel kişi hakkında ceza tesis edilmez.
Özel durum açıklaması yükümlülüğü ihraççıya yüklendiği için ceza şirkete verilmiştir; sorumlulara rücu ise ayrı bir hukuki yoldur. Kurul cezasının yöneticilere rücu edilmesine ilişkin bir istinaf kararı için SPK cezasının yöneticiye rücuu yazısına bakılabilir.
🆕 Bugünkü metin: 7222 ve 7518 sayılı Kanunlarla gelen ekler
Karar 2014 yılındaki fiillere ilişkindir. m.103/2’nin “zarar istisnası” bugün de aynı sözlerle yürürlüktedir; ancak birinci fıkrada sonradan önemli eklemeler yapılmıştır:
- 7222 sayılı Kanun (2020): Tüzel kişilere, aykırılığın ağırlığı ve etkilediği mağdur sayısı dikkate alınarak, asgari tutardan az olmamak üzere son bağımsız denetimden geçmiş yıllık finansal tablolardaki brüt satış hasılatının %1’i ile vergi öncesi kârın %20’sinden yüksek olanına kadar ceza verilebileceği hükmü eklenmiştir.
- 7518 sayılı Kanun (2024): Brüt satış hasılatı ve vergi öncesi kârın belirlenmesine ilişkin usul ve esasların Kurulca düzenleneceği eklenmiş; m.103/9 ile menfaat hesabında komisyon, vergi, kredi faizi gibi maliyetlerin dikkate alınmayacağı kuralı getirilmiştir.
Özel durum açıklamalarındaki gecikmenin farklı bir boyutu için iflas ertelemesini geç açıklamak, açıklama yükümlülüğü sonradan kaldırılan bir dosya için kaldırılan yükümlülüğe SPK cezası yazıları incelenebilir.
❔ Sorular ve cevaplar
Şirket gerçekten zarar görmüşse neden yine de cezalandırılabiliyor?
Danıştay şirket aleyhine kesin bir sonuç mu kurdu?
Özel durum açıklaması yapmama yükümlülüğü kime aittir?
Cezayı ödeyen şirket, sorumlu yöneticilere başvurabilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, Sermaye Piyasası Kurulu yaptırımlarına ilişkin diğer karar değerlendirmelerine Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr İçtihat sisteminde yayımlanan bozma kararından ve kararda özetlenen ilk derece gerekçesinden derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir; yazıda gerçek kişilerin adlarına yer verilmemiştir. Karar, 2014 yılındaki fiillere ve o tarihte uygulanan mevzuata dayanır; benzer görünen bir idari yaptırımda sonuç, Kurul işleminin gerekçesine, zararın kaynağına ve dosyadaki delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.
Bu dosyaları kim yürütüyor?

Forex ve kripto mağduriyetlerinde uzmanlaşmış avukat kadrosu — Kadıköy, İstanbul
Savun Hukuk, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı forex dolandırıcılığı dosyalarını ceza ve icra ayağıyla birlikte yürütür. Avukatlarımızın sicil kayıtlarını İstanbul Barosu levhasından doğrulayabilirsiniz.

Av. Veli Savun
İstanbul Barosu · Sicil 75235
Kurucu avukat · Arabulucu (Sicil 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex/kripto ceza ve alacak davaları, bilişim, icra, aile hukuku.

Av. Eda Pekacar
İstanbul Barosu · Sicil 84975
FSM Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, icra-iflas, ceza ve tazminat davaları.

Av. Almina Usta
İstanbul Barosu · Sicil 67207
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, ceza, sözleşmeler ve ticaret hukuku · Türkçe / İngilizce.
Görüşmeler randevu ile yapılır. Ekşioğlu, Alya Life Residence, Fikirtepe Mah. Barış Sk. No:1 K:3 D:50, Kadıköy / İstanbul
Yararlı bağlantılar
Doğrulamak için resmi kaynaklar
























Tüm soru ve cevaplar →