Saklı Tutulmayan Fazlada Islah Yok – Yargıtay HGK 2026/374

Yirmi yıl önce bir kamyonun çarpmasıyla yaralanan bir kişinin tazminat davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2026 yılındaki kararıyla son bulmuştur. Uyuşmazlık kusur, maluliyet ya da tazminat hesabı üzerine değil, dava dilekçesindeki eksik bir cümle üzerine kuruludur: Davacı 2007 yılında davayı açarken “fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” ifadesine yer vermemiştir. Bilirkişi raporu zararın talep edilenin üç katından fazla olduğunu gösterince yapılan ıslah, bu eksikliği giderebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2026 tarihli ve E.2026/156, K.2026/374 sayılı kararıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan açılan davada talep sonucunun ıslahla artırılamayacağını kabul eden ilk derece mahkemesinin direnme kararını onamıştır. Karar oybirliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🚚 Kaza ve dava dilekçesindeki eksik cümle
Karar metnine göre 12.08.2006 tarihinde, davalı sürücünün idaresindeki ve davalı şirkete ait olan kamyon davacıya çarpmıştır. Kamyon, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmıştır. Davacı vekili, sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu ileri sürerek 30.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiş; sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı tutulmasını talep etmiştir.
Sigorta şirketi husumet itirazında bulunmuş ve manevi tazminatın poliçe kapsamında olmadığını savunmuştur. Sürücü ve şirket ise kusurun davacıda olduğunu ve ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Uyuşmazlığın asıl konusu ise dava dilekçesinin istem sonucunda yer almayan ifadedir: Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamıştır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu davacının maddi zararını 91.636,21 TL olarak belirlemiş; davacı da 28.07.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini bu miktara yükseltmiştir.
⏳ On dokuz yıllık yargılama zinciri
Dava 27.06.2007 tarihinde açılmış, Hukuk Genel Kurulu kararı 10.06.2026 tarihinde verilmiştir. Aradaki aşamalar şöyledir:
- İlk karar (20.09.2011, 2007/217 E., 2011/316 K.): Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesi, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığı için fazlanın ıslah veya ek dava yoluyla istenemeyeceğini kabul etmiştir. 30.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş; sigorta şirketini maddi tazminat ve dava tarihinden itibaren işleyecek faizle sınırlı sorumlu tutmuştur.
- Özel Daire bozması (13.05.2013, 2012/10024 E., 2013/8606 K.): Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davalı sürücü ve şirketin tüm temyiz itirazlarını reddetmiş; davacı yönünden ise ıslahın HMK 176 vd. maddelerinde düzenlendiğini, ıslahla ileri sürülen istemin yeni bir dava niteliği taşımadığını, istek sonucunun artırılmasından ibaret olduğunu belirterek kararı oy çokluğuyla bozmuştur.
- İlk direnme (04.12.2014, 2014/217 E., 2014/532 K.): Yerel mahkeme, davanın HUMK döneminde açıldığını, saklı tutma beyanı içermeyen davanın “tam dava” olduğunu ve HMK 448 gereği tamamlanmış işlemin yeni kanundan etkilenmeyeceğini belirterek direnmiştir.
- Hukuk Genel Kurulunun usulden bozması (23.12.2021, 2021/4-904 E., 2021/1755 K.): Direnme kararında sigorta şirketinin manevi tazminata ilişkin harç ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması ile reddedilen kısım için maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ilk karardan farklı bulunmuş; bu nedenle usulüne uygun bir direnme kararı bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
- İkinci direnme (23.02.2023, 2022/79 E., 2023/145 K.): Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bu bozmaya uymuş ve önceki gerekçesiyle yeniden direnme kararı vermiştir.
⚖️ Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi
Genel Kurul önce davalıların temyiz istemini ele almıştır. Bu tarafların ilk karara yönelik temyiz itirazları Özel Dairece reddedildiğinden, onlar yönünden karar kesinleşmiştir; direnme kararını temyizde hukuki yararları bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin temyiz istemi bu nedenle hukuki yarar yokluğundan reddedilmiştir.
Davacının temyizi yönünden Genel Kurul, uyuşmazlığı usul kanunlarının zaman bakımından uygulanması meselesi olarak tanımlamıştır. Gerekçenin ana halkaları şunlardır:
- Usul kuralları derhal uygulanır; ancak yeni kural yürürlüğe girdiğinde ilgili usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığına bakılır. Tamamlanmış usul işlemleri yeni hükümden etkilenmez (HMK 448/1).
- Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan HUMK’ta, fazlaya dair hakları saklı tutmadan açılan dava “tam dava”dır ve geriye kalan kısımdan zımnen feragat edilmiş sayılır.
- Anayasa Mahkemesinin 20.07.1999 tarihli ve 1/33 sayılı kararıyla HUMK 87’nin “Müddei ıslah suretiyle müddeabbihi tezyit edemez” şeklindeki son cümlesi iptal edilmiştir. Genel Kurula göre bu iptal, ıslahla artırımı yalnızca fazlasını saklı tutmuş davacılar için olanaklı kılmıştır; kısmi dava ve saklı tutma kurallarını ortadan kaldırmamıştır.
- Kısmi ıslah, ek davanın alternatifidir. Fazlayı saklı tutmayan davacının ek dava açma imkânı bulunmadığından, ıslahla aynı sonuca ulaşması da mümkün değildir. Genel Kurul bu noktada 09.05.2018 tarihli ve 2017/1818 Esas, 2018/1025 Karar sayılı kararına da atıf yapmıştır.
- HMK 109/3’teki “kısmi dava açılması kalan kısımdan feragat anlamına gelmez” kuralı, davanın açılması tamamlanmış bir işlem olduğundan bu davaya uygulanamaz; yeni düzenleme geçmişe yürütülerek ek bir dava hakkı doğurmaz.
Bu gerekçelerle, HUMK döneminde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan açılan davada tazminat miktarının ıslahla artırılamayacağını kabul eden direnme kararı yerinde görülmüş ve onanmıştır. Kararda, HMK geçici 3. madde uyarınca uygulanan HUMK 440/III-1 gereğince karar düzeltme yolunun kapalı olduğu belirtilmiştir.
🗺️ Kısmi dava, tam dava ve ıslah: kavram haritası
Kararı anlamak için Genel Kurulun birbirinden ayırdığı kavramları yan yana koymak yararlıdır:
- Tam dava: Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutulmadan açılan davadır. HUMK döneminde, istenmeyen kısım için zımni feragat sonucunu doğurmuştur.
- Kısmi dava: Davacının “fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” veya benzeri bir ifade kullandığı davadır. Saklı tutulan kısım ek dava ya da ıslah yoluyla istenebilir.
- Kısmi ıslah: Talep sonucunun aynı dava içinde artırılmasıdır. HMK 176’ya göre taraflar usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
- Tamamlanmış usul işlemi: Genel Kurula göre davanın açılması böyle bir işlemdir. Dava hangi kanun döneminde ve hangi içerikle açıldıysa, o işlemin sonuçları da o döneme göre belirlenir.
- HMK 109/3: Dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi davanın feragat anlamına gelmeyeceğini düzenler. Karara göre bu kural, HUMK döneminde açılmış ve tamamlanmış dava açma işlemine uygulanmaz.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki ayrılık da bu haritada okunabilir. 4. Hukuk Dairesi ıslahı yargılama sırasında yapılan ve HMK’ya tabi bir işlem olarak değerlendirmiş, istemin artırılmasını yeni bir dava saymamıştır. Yerel mahkeme ve Genel Kurul ise belirleyici işlemi ıslah değil, 2007’de tamamlanan dava açma işlemi olarak görmüştür.
Islahla artırılan taleplerin farklı sonuçlarını ele alan ıslahla artan talepte zamanaşımı ve ıslah edilen bedele kademeli faiz yazıları, ıslahın zamanaşımı ve faiz boyutlarını göstermektedir.
🆕 7589 sayılı Kanunla HMK 109’a eklenen fıkra
Hukuk Genel Kurulu kararından kısa süre sonra, 16.07.2026 tarihinde kabul edilen ve 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle HMK 109’a dördüncü fıkra eklenmiştir. Kanun’un 26. maddesine göre bu hüküm yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni fıkraya göre alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Bu düzenleme, Genel Kurul kararının tarihinden sonra yürürlüğe girmiştir ve karar metninde değerlendirilmemiştir. Ayrıca hükmün metni, alacağın “sadece bir kısmının dava edildiği” durumları, yani kısmi davayı konu almaktadır. Genel Kurulun ele aldığı dosya ise HUMK döneminde fazlası saklı tutulmadan açılmış bir tam davadır. Yeni fıkranın HUMK döneminde açılmış davalara etkisi, bu kararın kapsamı dışında kalan ayrı bir sorudur.
🧭 Kararın kapsamı
- Karar, HUMK döneminde açılmış ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmamış davalarla ilgilidir. HMK döneminde açılan davalar ayrıca HMK 109 ve 176 vd. hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
- Genel Kurul, kusur veya tazminat hesabı hakkında yeni bir değerlendirme yapmamıştır. Davalıların bu konulardaki itirazları Özel Dairece daha önce reddedilmiş ve onlar yönünden karar kesinleşmiştir.
- Bilirkişinin belirlediği 91.636,21 TL ile hükmedilen 30.000,00 TL arasındaki fark, usul kuralının sonucudur; Genel Kurul bu farkı ayrıca tartışmamıştır.
- Genel Kurul kararı oybirliğiyle, Özel Daire bozma kararı ise oy çokluğuyla verilmiştir.
❓ Sorular ve yanıtlar
Fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmaması neden bu kadar önemli oldu?
Genel Kurula göre HUMK döneminde saklı tutma beyanı içermeyen dava tam dava sayılır ve istenmeyen kısımdan zımnen feragat edilmiş olur. Feragat edilmiş kabul edilen kısım için ne ek dava açılabilir ne de ıslahla aynı davada talep artırılabilir.
Islah 2010’da, yani HMK’dan önce yapıldıysa HMK neden tartışıldı?
HMK, yargılama sürerken yürürlüğe girmiştir ve yerel mahkemenin ilk kararı 2011’de verilmiştir. Özel Daire bozma kararında HMK’nın ıslah hükümlerine dayanmış; Genel Kurul ise HMK 448 uyarınca davanın açılmasını tamamlanmış işlem sayarak yeni kanunun bu işlemin sonuçlarını değiştiremeyeceğini kabul etmiştir.
Davalılar da temyiz etmişti; onların itirazları neden incelenmedi?
Davalıların ilk karara yönelik temyiz itirazları Özel Dairece reddedilmiş ve karar onlar yönünden kesinleşmiştir. Genel Kurul bu nedenle direnme kararını temyizde hukuki yararlarının bulunmadığını belirterek temyiz istemlerini reddetmiştir.
Karara karşı başka bir yargı yolu var mı?
Kararda, HMK geçici 3. madde uyarınca uygulanan HUMK 440/III-1 gereğince karar düzeltme yolunun kapalı olduğu ve kararın kesin olarak verildiği belirtilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, trafik kazası ve tazminat alanındaki diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları ile önceki kararların özetine dayanır. Karar, HUMK döneminde açılmış ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmamış bir davaya ilişkindir; dava tarihi, dilekçe içeriği ve uygulanacak usul kanunu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. 7589 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik kararda değerlendirilmemiştir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



