Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorÜcretsiz sorun →
Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Yasak İptal, Teminat İade Edilmedi – AYM 2021/11695

Kamu ihalelerinde istekli şirketin verdiği teminat mektubu, idarenin elinde bir güvence olarak durur; ancak idare bu teminatı gelir kaydettiğinde güvence şirket için kesin bir mal varlığı kaybına dönüşür. Peki teminatın gelir kaydedilmesine yol açan ihaleden yasaklama kararı daha sonra mahkemece iptal edilirse ne olur? Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, bir savunma ihalesinde 10.210,62 TL’lik teminatı irat kaydedilen şirketin başvurusunda, iptal kararından sonra zararın karşılanmamasını mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 29.01.2026 tarihli ve 2021/11695 başvuru numaralı kararıyla, ihaleden yasaklama işlemi yargı kararıyla iptal edildiği hâlde irat kaydedilen teminatın tazminine ilişkin davayı reddeden bölge idare mahkemesi kararının Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Karar 16.07.2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Başvurucu şirketin gizlilik talebi kabul edildiğinden kimliği kamuya açık metinde yer almamaktadır.

Kısa özet: Bakanlık, şirket temsilcisi hakkında kamu davası açılmasını gerekçe göstererek 2012’de şirketi bir yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklamış ve 10.210,62 TL’lik teminat mektubunu irat kaydetmiştir. İdare mahkemesi yasaklama kararını 2014’te iptal etmiş, karar kesinleşmiştir. Şirketin teminat zararı için açtığı tam yargı davası ilk derecede kabul edilmiş, ancak bölge idare mahkemesi “yasaklama ile teminatın irat kaydı ayrı işlemlerdir” diyerek davayı kesin olarak reddetmiştir. AYM, Danıştay’ın yerleşik içtihadından sapmayı haklı kılan bir gerekçe bulunmadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

🚫 Yasaklama kararı ve iptal süreci

Karar metnine göre Millî Savunma Bakanlığı, 09.10.2012 tarihinde başvurucu şirket hakkında bir yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklama kararı vermiştir. Yasaklamanın gerekçesi, şirketin Türkiye temsilcisi ve müdürü hakkında resmî belgede sahtecilik ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından 26.04.2012 tarihinde kamu davası açılmasıdır. Yani yasaklama, kesinleşmiş bir mahkûmiyete değil, yalnızca açılmış bir ceza davasına dayanmaktadır.

Şirket yasaklama kararına karşı iptal davası açmış, Ankara 1. İdare Mahkemesi 17.04.2014 tarihinde işlemi iptal etmiştir. Mahkeme, 6359 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra yasaklama kararının ancak kanunda sayılan durumlarda, örneğin kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanlar veya terör, örgütlü suç ya da rüşvet suçlarından hükümlü bulunanlar bakımından verilebileceğini; hakkında yalnızca kamu davası açılmış kişiler için bu kararın verilemeyeceğini açıklamıştır. Mahkemenin aktardığı ibare, bugün 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “ihaleye katılamayacak olanlar” tanımıyla aynıdır. İptal kararı temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.

⚖️ Tam yargı davasında iki farklı sonuç

Yasaklama kararının iptalinden sonra şirket, ihalede verdiği 10.210,62 TL tutarındaki teminat mektubunun irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesi için Ankara 6. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Dosyanın iki derecede aldığı sonuç birbirinin tam tersidir:

  • İdare mahkemesi (25.03.2020): Davayı kabul etmiş; teminatın gelir kaydedilmesinin dayanağı olan yasaklama kararı iptal edildiğinden zarara sebep olan işlemin hukuka aykırılığının ortaya konulduğunu belirterek 10.210,62 TL’nin dava tarihi olan 20.09.2019’dan itibaren yasal faiziyle ödenmesine hükmetmiştir.
  • Bölge idare mahkemesi (31.12.2020): İdarenin istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış ve davayı kesin olarak reddetmiştir. Gerekçesi, yasaklama işlemi ile geçici teminatın irat kaydının birbirinden farklı işlemler olduğu, birine ilişkin yargı kararının diğerini bağlamadığı ve iptal kararının 6359 sayılı Kanun’daki lehe değişikliğe dayandığı, idarenin hizmet kusurunu tespit etmediğidir.

Şirket kesin kararı 25.02.2021’de öğrenmiş ve 23.03.2021’de bireysel başvuruda bulunmuştur. Adalet Bakanlığı görüşünde, şikâyetlerin kanun yolu şikâyeti niteliğinde olabileceği ve derece mahkemelerinin kararlarında açık keyfîlik bulunmadığı ifade edilmiştir.

💼 Teminat mektubu neden “mülk” sayıldı?

Başvurucu hem adil yargılanma hem de mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, AYM başvuruyu yalnızca mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Kararın bu bölümündeki tespitler şöyle özetlenebilir:

  • Anayasa’nın 35. maddesi, ekonomik değer ifade eden ve parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını korur.
  • Şirketin yatırdığı teminat mektubunun mülk teşkil ettiği tartışmasızdır; AYM bu konuda önceki bir şirket başvurusuna atıf yapmıştır.
  • İdarenin teminatı irat kaydetmesi mülkiyet hakkına müdahaledir.
  • Müdahalenin amacı, kamu ihalelerine ilişkin yasak ve yükümlülüklere aykırılığı mali yaptırıma bağlamaktır; bu nedenle müdahale, mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolü (üçüncü kural) kapsamında incelenmiştir.

Bu nitelendirme önemlidir: AYM teminatın irat kaydını kendi başına bir “el koyma” olarak değil, kamu ihale düzeninin korunmasına yönelik bir kontrol tedbiri olarak görmüştür. Dolayısıyla tedbirin hukuka uygunluğu, dayandığı sebebin ayakta kalıp kalmadığına sıkı biçimde bağlıdır.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 29.01.2026 tarihli, 2021/11695 başvuru numaralı ihlal kararının metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🔄 İptal kararından sonra idarenin yükümlülüğü

Kararın merkezinde, iptal kararlarının sonuçlarına ilişkin genel bir ilke yer alır. AYM’ye göre idari işlemin iptali, işlemin hukuka aykırılığını tespit eder ve işlemi geriye etkili olarak ortadan kaldırır; işlem hiç tesis edilmemiş sayılır. Teminatın irat kaydının sebep unsuru olan yasaklama kararı kesinleşmiş bir yargı kararıyla iptal edildiğine göre, bu aşamadan sonra incelenecek soru, ihlalin iptal sonrasında giderilip giderilmediğidir.

Mahkeme bu noktada eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesine dayanmıştır: Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı işlemiyle yol açtığı sonuçları gidermek ve kişiyi işlem hiç yapılmasaydı bulunacağı duruma mümkün olduğunca yaklaştırmakla yükümlüdür. Yasaklama kararı iptal edildiği hâlde teminattan doğan zararı karşılamayan idare, bu yükümlülüğünü bütünüyle yerine getirmiş sayılamaz. AYM, benzer mantığı daha önce atamanın geciktirilmesine bağlı parasal kayıplarda ve sürücü belgesinin alıkonulmasının iptalinden sonra oluşan zararlarda da uygulamıştır.

Belirleyici bir diğer unsur Danıştay içtihadıdır. Karara göre AYM’nin atıf yaptığı, Danıştay 13. Dairesinin 2019-2023 yılları arasında verdiği beş kararda, yasaklama işleminin iptaliyle teminatın irat kaydına ilişkin hukuki sebebin de ortadan kalktığı ve irat kaydedilen teminatın yasal faiziyle iadesi gerektiği yerleşik uygulama hâline gelmiştir. Bölge idare mahkemesi bu yerleşik içtihattan ayrılmayı haklı kılacak somut ve özgün bir gerekçe göstermemiştir.

Sonuç olarak AYM, iptal kararıyla tespit edilen hukuka aykırılığın sonuçlarının tam olarak giderilmesinin bölge idare mahkemesinin kararıyla engellendiğini, şirkete aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiğini ve kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki adil dengenin şirket aleyhine bozulduğunu kabul etmiştir.

📌 Hüküm ve giderim

Kararın hüküm fıkrası şu sonuçları içermektedir:

  • Başvurucunun kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulması talebi kabul edilmiştir.
  • Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia kabul edilebilir bulunmuş ve Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.
  • Kararın bir örneği, yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine (E.2020/1237, K.2020/2771) iletilmek üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine (E.2019/1833, K.2020/740) gönderilmiştir.
  • Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tazminat talebi reddedilmiştir.
  • 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama gideri başvurucuya ödenecektir.

Burada dikkat çeken husus, AYM’nin teminat tutarını doğrudan ödetmemesidir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca ihlal kararı yeniden yargılamaya yol açar; zararın tazmini sorusu, AYM’nin ihlal kararındaki ilkeler gözetilerek bölge idare mahkemesince yeniden karara bağlanacaktır.

🏗️ İhale hukuku açısından kararın yeri

4734 sayılı Kanun’un 11. maddesi, ihaleye katılamayacak olanları sayar ve bu yasaklara rağmen ihaleye katılan isteklilerin geçici teminatlarının gelir kaydedileceğini öngörür. Teminatın akıbeti, bu nedenle çoğu zaman yasaklama kararının akıbetine bağlıdır. Kararın uygulamaya yansıyan sonuçları şöyle özetlenebilir:

  • İki işlem, tek sebep: Yasaklama ve teminatın irat kaydı ayrı idari işlemler olsa da irat kaydı yasaklamaya dayanıyorsa, yasaklamanın iptali irat kaydının da hukuki sebebini ortadan kaldırır.
  • Hizmet kusuru tespiti şart değil: Bölge idare mahkemesinin “iptal kararı hizmet kusuru içermiyor” gerekçesi AYM tarafından yeterli görülmemiştir; belirleyici olan işlemin hukuka aykırılığının kesin hükümle tespit edilmiş olmasıdır.
  • Lehe kanun değişikliği farkı ortadan kaldırmaz: İptalin 6359 sayılı Kanun’la gelen değişikliğe dayanması, iptalin sonuçlarını zayıflatan bir neden olarak kabul edilmemiştir.
  • Yerleşik içtihattan sapma gerekçe ister: Kesin karar veren mercinin Danıştay’ın yerleşik çizgisinden ayrılması, somut ve özgün bir gerekçe yoksa ölçülülük denetiminde aleyhe sonuç doğurabilir.

İhaleden yasaklama kararlarının gecikmeli tesis edilmesine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için ihaleden yasaklamada gecikme yazısına; işletme belgesinin iptalinde mülkiyet hakkı değerlendirmesinin örneği için süre vermeden turizm belgesi iptali yazısına, iptal kararına rağmen giderilmeyen parasal kayıplar konusunda ise geç atamada parasal kayıp yazısına bakılabilir.

🙋 Sorular ve cevaplar

Yasaklama kararının iptali, teminatın iadesini kendiliğinden sağlar mı?

Bu dosyada sağlamamıştır; şirket teminat zararı için ayrıca tam yargı davası açmak zorunda kalmıştır. AYM’nin tespiti, yasaklama kararı iptal edildiğinde irat kaydının da hukuki sebebinin ortadan kalktığı ve idarenin zararı gidermekle yükümlü olduğudur. Danıştay’ın yerleşik içtihadı da irat kaydedilen teminatın yasal faiziyle iadesi yönündedir.

AYM şirkete teminat bedelini neden doğrudan ödetmedi?

Şirket miktar belirtmeksizin maddi tazminat istemiştir. AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağını belirterek tazminat talebini reddetmiş ve dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesi aracılığıyla bölge idare mahkemesine göndermiştir. Şirkete yalnızca 40.487,60 TL yargılama gideri ödenecektir.

Yasaklama neden hukuka aykırı bulunmuştu?

Yasaklama, şirket temsilcisi hakkında yalnızca kamu davası açılmasına dayanmaktadır. İdare mahkemesi, 6359 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra yasaklamanın kanunda sayılan suçlardan hükümlü bulunanlar gibi belirli kişiler için verilebileceğini, hakkında yalnızca kamu davası açılanlar için verilemeyeceğini kabul etmiş ve bu karar kesinleşmiştir.

Başvurucu şirketin adı neden kararda yer almıyor?

Şirket, kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulmasını istemiş ve AYM bu talebi kabul etmiştir. Bu nedenle kararın yayımlanan metninde şirketin ve temsilcisinin kimliği yer almamaktadır; bu yazıda da kimlik bilgisine yer verilmemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, Anayasa Mahkemesi ve idari yargı kararlarına ilişkin diğer değerlendirmelere Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan ve 16.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de ilan edilen bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucunun kimliği karar gereği gizlidir. Karar, kendi dosyasının olgularına ve uygulandığı tarihteki mevzuata dayanır; benzer görünen bir ihale uyuşmazlığında sonuç, işlemlerin dayanağına, kesinleşmiş yargı kararlarına ve dosyadaki belgelere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud