Sigorta Hakemi Listesinde Husumet – Danıştay 10. D 2025/6234

2012 yılında verilen kısa bir dilekçe, on iki yıl sonra bir idari davanın konusu oluyor. Sigorta hakemliği listesine kaydedildikten birkaç ay sonra elindeki dosyaları bitirip listeden silinmeyi isteyen bir hukukçu, yıllar sonra hâkimlikten emekli olunca yeniden hakemlik yapmak istiyor. Sigorta Tahkim Komisyonu ise eski dilekçeyi kesin bir çekilme sayarak, yeni kayıt için güncel yönetmelik şartlarını arıyor. Uyuşmazlık iki derece mahkemede farklı sonuçlansa da Danıştay meseleyi bambaşka bir noktadan ele alıyor: Bu davada davalı kim olmalıdır?
Danıştay 10. Dairesi, 22.12.2025 tarihli ve E.2025/5527, K.2025/6234 sayılı kararıyla, Sigorta Tahkim Komisyonunun tüzel kişiliği bulunmadığını, Komisyon işlemlerine karşı açılan davalarda husumetin Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğine yöneltilmesi gerektiğini belirterek bölge idare mahkemesinin iptal kararını bozmuştur. Karar usul yönünden oy çokluğuyla, esas yönünden oybirliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
⏳ On iki yıla yayılan zaman çizelgesi
Danıştay kararının “maddi olay” bölümünden çıkan sıra şöyledir:
- 19.12.2011: Davacı, Hazine Müsteşarlığının oluruyla sigorta hakemliği listesine kaydedilmiştir.
- 04.04.2012: Davacı, görevlendirildiği dosyalar hakkında gerekli kararları verdikten sonra hakem listesinden silinmeyi ve yeni dosya verilmemesini talep eden dilekçesini Komisyona sunmuştur.
- 2017: Davacı, avukatlıktan geçiş yoluyla adli yargı hâkimi olarak atanmıştır.
- 19.09.2024: Davacı emekliye ayrılmıştır.
- 23.09.2024: Davacı, 2012 tarihli dilekçesinin hakemlik hakkından feragat amacı taşımadığını, yalnızca belirli bir süre dosya tevdi edilmemesine yönelik olduğunu belirterek hakemlik sicilinin yeniden aktif hâle getirilmesini istemiştir.
- Komisyon işlemi: Talep reddedilmiş, bunun üzerine iptal davası açılmıştır.
Dikkat çekici olan, silinme dilekçesi üzerine Komisyonun ayrıca yazılı bir işlem tesis etmemiş olmasıdır. Bölge idare mahkemesinin kararında bu boşluk önemli bir yer tutmuştur.
🗂️ Komisyonun ret gerekçesi
Karar metnine göre Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı, yeniden kayıt talebini şu gerekçelerle reddetmiştir:
- 2012 tarihli dilekçedeki ifadeler, görevin geçici olarak durdurulmasından çok doğrudan listeden silinmeye yöneliktir.
- Mevzuatta, listeden silinen kişilerin talep etmeleri hâlinde yeniden listeye kaydedilmelerini öngören bir düzenleme yoktur.
- Listeye kaydolmak isteyenler, talep tarihinde yürürlükte olan mevzuatın öngördüğü şartları taşımalıdır.
- Talep tarihinde yürürlükte bulunan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 13., 13/A ve 14. maddelerinde öngörülen kayıt şartlarının sağlandığı ispat edilememiştir.
🏛️ İki derece mahkemesi, iki farklı yorum
İdare mahkemesi davayı reddetmiştir. Mahkemeye göre davacı 2012 tarihli dilekçesinde açıkça listeden silinmeyi istemiş, herhangi bir mazeret ileri sürmemiş ve geçici silinme olarak anlaşılabilecek bir ifade kullanmamıştır. Dilekçe, görevden çekilme sonucunu doğuran tek taraflı bir irade beyanıdır ve idareye ulaşmasıyla hüküm doğurmuştur. Bu nedenle listeye yeniden kayıt için, silinmeden sonra getirilen ve sınav şartı da dâhil olmak üzere güncel mevzuattaki tüm şartların sağlanması gerekir.
Bölge idare mahkemesi ise istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve işlemi iptal etmiştir. Gerekçesi özetle şudur: Dilekçede silinmenin geçici mi kalıcı mı olduğuna dair bir ibare yoktur; dilekçe üzerine idare herhangi bir işlem de tesis etmemiştir; idare bir işlem kurmuş olsaydı davacı o tarihte yargı yoluna başvurabilecekti. Mevzuatta hüküm bulunmayan bu durumda talebin “geçici” kabul edilmesi hakkaniyet gereğidir, aksi yorum hak kaybına yol açar.
Böylece uyuşmazlık, bir irade beyanının yorumu etrafında iki zıt sonuca bağlanmıştır. Davalı idareler, yani Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığı, kararı temyiz etmiştir.
⚖️ Danıştay’ın husumet tespiti
Danıştay, iki derece mahkemesinin tartıştığı “geçici mi kalıcı mı” sorusuna hiç girmemiştir. Karar, davanın taraf yapısındaki bir eksikliği öne çıkarmıştır. Gerekçenin özü şudur:
- Dava konusu işlemi kuran Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı, tüzel kişiliği bulunan idari bir yapılanma değildir.
- Komisyon, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulmuş bir kuruldur.
- Bu nedenle Komisyon işlemlerine karşı açılan davalarda husumet, tüzel kişiliği bulunan Birlik Başkanlığına yöneltilmelidir.
Danıştay’a göre yapılması gereken, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı ile düzenleyici kurumun davalı konumundan çıkarılması, Birlik Başkanlığının davalı konumuna alınması ve dosya bu şekilde tekemmül ettirildikten sonra karar verilmesidir. Bu gerekçeyle temyiz istemleri kabul edilmiş, bölge idare mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere aynı daireye gönderilmiştir. Kullanılmayan yürütmeyi durdurma harcının istem hâlinde Komisyon Başkanlığına iadesine de hükmedilmiştir.
Kararın sonucu, davacının hakemlik talebinin esastan haklı ya da haksız olduğu anlamına gelmemektedir. Bölge idare mahkemesi, doğru taraf yapısı kurulduktan sonra uyuşmazlığı yeniden karara bağlayacaktır.
🗳️ Usule ilişkin karşı oy
Kararın “oy çokluğu” kısmı, temyiz incelemesinin yapılıp yapılamayacağına ilişkindir. Bir üye, uyuşmazlığın konusu itibarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında olmadığını, bu nedenle temyiz isteminin incelenmesinin hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir. Başka bir deyişle bu görüşe göre bölge idare mahkemesinin kararı temyiz edilemeyecek nitelikteydi.
Çoğunluk bu usul itirazına katılmamış ve işin esasına geçmiştir. Husumete ilişkin sonuç ise oybirliğiyle kurulmuştur. Bu ayrım, benzer davalarda bölge idare mahkemesi kararlarının temyiz edilebilirliği konusunun Daire içinde de tartışmalı olduğunu göstermektedir.
📚 5684 sayılı Kanun ve 2577 sayılı Kanun
- 5684 s. Kanun m.30/1: Sigorta sözleşmesinden veya Güvence Hesabından doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur.
- 5684 s. Kanun m.30/10: Sigorta hakemi olmak isteyenler gerekli nitelikleri belgeleyerek Komisyona başvurur; uygun görülenler Müsteşarlığa bildirilir ve kabul hâlinde Komisyonca tutulan sigorta hakemliği listesine kaydolunur.
- 5684 s. Kanun m.30/11: Nitelikleri kaybeden veya tarafsızlık ilkesine aykırı davranan hakemin ismi sürekli olarak; bir yıl içinde en fazla üç kez dosyayı zamanında sonuçlandırmayan hakemin ismi bir yıl süreyle listeden silinir. Hakemin kendi isteğiyle silinmesine ilişkin özel bir düzenleme bu fıkrada yer almamaktadır.
- 2577 s. Kanun m.14/3-f ve m.15/1-c: Husumet ilk inceleme konularındandır; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açıldığı anlaşılırsa dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verilir. Kararda aktarıldığı üzere bu husus davanın her safhasında gözetilir.
Son hüküm, kararın sonucunu açıklar: Yanlış hasım, idari yargıda davanın reddi sebebi değildir; dava dilekçesi gerçek hasma tebliğ edilerek yargılama sürdürülür. Danıştay da davayı reddetmemiş, taraf yapısının düzeltilmesini istemiştir.
🧩 Kararın pratik sonuçları
Sigorta Tahkim Komisyonu, sitede ele alınan pek çok hakem kararının çıktığı yapıdır; örneğin itiraz hakem heyetinin bozmaya direnemeyeceğine ilişkin HGK kararı veya kesin hükümden sonra tahkim başvurusu kararı bu sistemin işleyişine dair örneklerdir. Bu Danıştay kararı ise sistemin idari tarafına bakmaktadır:
- Komisyonun hakem listesine kayıt, silme ve yeniden kayıt gibi işlemleri idari yargı denetimine konu olmuştur.
- Bu işlemlere karşı açılan davalarda davalı sıfatı, Komisyon veya düzenleyici kurum değil, tüzel kişiliği bulunan Birliktir.
- Yanlış hasım gösterilmesi davayı sona erdirmez; ancak dosyanın yeniden tekemmülü yargılamayı uzatabilir.
- Kendi isteğiyle listeden çıkan hakemin yeniden kaydı konusunda mevzuatta açık bir düzenleme bulunmadığı, karar metnindeki Komisyon gerekçesinde de belirtilmiştir; bu sorunun esası henüz Danıştay tarafından karara bağlanmamıştır.
❓ Sık sorulanlar
Danıştay, davacının yeniden hakem olabileceğine mi karar verdi?
Hayır. Danıştay, silinme talebinin geçici mi kalıcı mı olduğu konusunda bir değerlendirme yapmamıştır. Bozma yalnızca husumet yönündendir. Esas uyuşmazlık, Birlik davalı konumuna alındıktan sonra bölge idare mahkemesince yeniden karara bağlanacaktır.
Sigorta Tahkim Komisyonu neden davalı olamıyor?
Kararda, Komisyonun tüzel kişiliği bulunan idari bir yapılanma olmadığı ve 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereğince Birlik nezdinde oluşturulmuş bir kurul olduğu belirtilmiştir. Tüzel kişiliği olmayan bir yapının işlemlerinden doğan davalarda husumet, o yapının bağlı olduğu tüzel kişiye yöneltilir.
Düzenleyici kurum da davadan çıkarıldı mı?
Evet. Danıştay, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığının davalı konumundan çıkarılmasını ve yalnızca Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği Başkanlığının davalı konumuna alınmasını istemiştir.
Bu kararın hakem kararlarına itirazla bir ilgisi var mı?
Doğrudan yoktur. Hakem kararlarına karşı itiraz ve temyiz 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesinin on ikinci fıkrasında ayrıca düzenlenmiş olup adli yargı yoluna ilişkindir. Bu karar ise Komisyonun hakem listesine ilişkin idari işlemine karşı açılan iptal davasında taraf yapısını konu almaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr içtihat sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metnindeki maddi olay özetine ve derece mahkemesi kararlarının özetlerine dayanır. Karar yalnızca husumet yönünden bozma içerir; hakem listesine yeniden kayıt talebinin esası bölge idare mahkemesince yeniden değerlendirilecek olup bu değerlendirmenin sonucu karar metninde yer almamaktadır. İşlemin türü ve davanın açıldığı taraflar farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



