Emsal KararlarForex Hukuku

Portföy Yöneticisinin Özeni – İstanbul BAM 14. HD 2026/1246

Bireysel portföy yönetimi sözleşmesi imzalayan yatırımcı, birikiminin ne zaman hangi araca aktarılacağına tek tek karar vermez; bu yetkiyi profesyonel bir kuruma ve onun görevlendirdiği portföy yöneticilerine bırakır. Peki fon uzun süre değer kaybederken kimse portföye dokunmazsa ve yatırımcı hesabını kapattığında yatırdığı dolardan daha azını geri alırsa, bu kayıp “piyasa riski” olarak mı kalır, yoksa yönetimin özen eksikliği olarak mı değerlendirilir? Ayrıca bu durumda yalnızca şirket mi, yoksa portföyü fiilen yöneten kişiler de mi sorumlu olur? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin yakın tarihli kararı bu soruların üçüne de doğrudan cevap veriyor.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 26.06.2026 tarihli ve E.2025/1830, K.2026/1246 sayılı kararıyla, portföy yönetim şirketi ile yatırımcının hesabını yöneten portföy yöneticilerinin özen borcunu ihlal ettiğini kabul etmiş; ilk derece mahkemesinin zararı Türk lirası üzerinden hesaplayan kararını kaldırarak yatırılan dolar ile iade edilen dolar arasındaki 79.150,59 USD farkın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline oy birliğiyle hükmetmiştir. Karar, taraflara tebliğden itibaren temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

Kısa özet: Yatırımcı 2013-2014 yıllarında toplam 382.154 USD’yi bireysel portföy yönetimi sözleşmesiyle davalı şirkete teslim etmiş; para, şirketin kurucusu olduğu ve “dolar bazında mutlak getiri” hedefiyle tanıtılan bir serbest fonda değerlendirilmiştir. Hesap kapatıldığında yatırımcıya 303.003,41 USD ödenmiştir. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi davayı kısmen kabul ederek 42.337,43 USD’ye hükmetmiş; istinaf dairesi, portföy yöneticilerinin de vekil gibi sorumlu olduğunu, zararın dolar üzerinden belirlenmesi gerektiğini ve terditli davada ferî talebin tamamen kabulü gerektiğini belirterek 79.150,59 USD tazminata karar vermiştir.

💵 Dolarla başlayan bir yatırım ilişkisi

Karar metnine yansıyan olgular şöyle özetlenebilir:

  • Davacı yatırımcı ile davalı portföy yönetim şirketi arasında 08.05.2013 tarihli bireysel portföy yönetimine ilişkin sözleşme imzalanmıştır.
  • Yatırımcı 28.05.2013 tarihinde 250.000 USD, 01.07.2014 tarihinde 132.154 USD olmak üzere toplam 382.154 USD teslim etmiştir.
  • Para, davalı şirketin kurucusu ve yöneticisi olduğu, yatırım stratejisi notunda “kur riskini minimumda tutarak” ve korunma amaçlı döviz türev pozisyonlarıyla desteklenerek Amerikan doları bazında mutlak getiri yaratmayı amaçladığı açıklanan bir serbest fonda değerlendirilmiştir.
  • Portföy değeri 30.11.2016 tarihinde 419.713,77 USD ile en yüksek seviyesine ulaşmış, 28.06.2018 tarihli raporda 369.017,85 USD’ye gerilemiştir.
  • Yatırımcı 05.07.2018 tarihli ihtarname ile değer kaybının telafisini istemiş; şirket cevabi ihtarında portföyün sözleşmeye uygun yönetildiğini bildirmiş, hesap kapatılarak yatırımcıya 303.003,41 USD ödenmiştir.

Dava hem şirkete hem de dönem dönem yatırımcının hesaplarını yöneten iki portföy yöneticisine karşı açılmıştır. Yöneticiler, sözleşmenin tarafı olmadıklarını ve yalnızca şirketin çalışanı olduklarını savunmuştur.

🎯 Zirve değer mi, yatırılan para mı? İki kademeli talep

Davacı, talebini HMK m.111’de düzenlenen terditli dava biçiminde kurmuştur. Bu yöntemde davacı, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi bulunan birden fazla talebi aynı dilekçede ileri sürer; mahkeme asli talebi esastan reddetmedikçe ferî talebi inceleyemez.

  • Asli talep: Portföyün ulaştığı en yüksek değer (419.713,77 USD) ile iade edilen tutar arasındaki 116.710,36 USD.
  • Ferî talep: Yatırılan 382.154 USD ile iade edilen tutar arasındaki 79.150,59 USD.

Talepler başlangıçta 5.000’er USD olarak açılmış, 24.09.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle yukarıdaki tutarlara yükseltilmiştir. Davalı şirket ise sözleşmede belirli bir getiri taahhüdü bulunmadığını, fon unvanındaki “mutlak getiri” ifadesinin yalnızca bir hedefi anlattığını, yatırımcının risk tercihleri formunda serbest fon katılma paylarına yatırıma izin verdiğini ve portföyün Türk lirası bazında önemli ölçüde kâr ettiğini savunmuştur.

🧮 İlk derece mahkemesinin Türk lirası hesabı

Dosya bir kez istinaftan dönmüştür: İlk derece mahkemesinin davayı reddeden 27.06.2022 tarihli kararı, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 2022/2412 E., 2023/2131 K. sayılı kararıyla kaldırılmış ve yeni bilirkişi incelemesi istenmiştir.

Yeniden yapılan yargılamada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi (2024/49 E., 2025/331 K., 08.05.2025) davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkeme; zirve değer ile çıkış değeri arasındaki farkın zarar sayılmasını makul bulmamış, fonun izahnamesindeki getiri ölçütüne göre hesaplama yaptırmış ve yatırımcının kaybını 217.885,35 TL olarak belirlemiştir. Bu tutar 5,1464 kur üzerinden dolara çevrilerek 42.337,43 USD‘ye hükmedilmiş; şirketle birlikte portföy yöneticileri de müteselsilen sorumlu tutulmuştur.

Karara her iki taraf da itiraz etmiştir: Davacı, dolarla teslim edilen paranın zararının önce Türk lirasıyla hesaplanmasının hatalı olduğunu; davalılar ise yöneticilerin husumet ehliyeti bulunmadığını, fonun kur hareketlerinden etkilenmesinin kusur sayılamayacağını ve bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

⚖️ İstinaf dairesinin yeniden kurduğu hüküm

İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi davalıların istinaf başvurusunu HMK m.353/1-b.1 uyarınca esastan reddetmiş; davacının başvurusunu ise ferî talep bakımından HMK m.353/1-b.2 uyarınca kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur:

  • Asli talep reddedildi: Sözleşmede gelir garantisi bulunmadığı ve portföy yönetimi ilişkisinin gelir garantisi vermeye uygun olmadığı için zirve değer ile iade tutarı arasındaki fark istenemez.
  • Ferî talep kabul edildi: Dolar bazında getiri vaadinde bulunulmuş ve özen borcu açıkça ihlal edilmiş olduğundan, yatırımcının en azından teslim ettiği paranın tamamını geri alması gerekir. Buna göre 79.150,59 USD, 08.07.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m.4/a uyarınca işleyecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilecektir.
  • Faiz başlangıcı: İhtarname tarihine üç günlük süre eklenerek belirlenen temerrüt tarihi Dairece de benimsenmiştir.
  • Yargılama giderleri: Terditli davada ferî talep tam kabul edildiğinden davalılar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
📎 Kararın tam metni: Karar, Adalet Bakanlığı içtihat veri tabanında (mevzuat.adalet.gov.tr) esas ve karar numarasıyla yayımlanmış hâliyle doğrulanmıştır.

🧑‍💼 Portföy yöneticisi neden “üçüncü kişi” sayılmadı?

Kararın en dikkat çekici yönü, şirket çalışanı olan portföy yöneticilerinin de doğrudan sorumlu tutulmasıdır. Daire bu sonuca şu adımlarla ulaşmıştır:

  • İlişkinin niteliği: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.52/4, portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkilerde, özel hüküm bulunmayan hâllerde TBK m.502-514 (vekalet) hükümlerinin kıyasen uygulanacağını öngörür. Daire, taraflar arasındaki portföy yönetimi ilişkisini bu nedenle vekalet niteliğinde görmüştür.
  • Sözleşmedeki isimlendirme: Sözleşme, yatırımcının portföyünü yönetecek kişileri ekinde ayrıca belirlemiş; davalı yöneticiler bu ekte portföy yöneticisi olarak atanmış ve yatırımcının üç hesabını fiilen yönetmiştir.
  • Sonuç: Portföy yönetimini şirketle birlikte üstlenen yöneticiler akdî ilişkinin içinde yer almaktadır; yatırımcı bakımından üçüncü kişi değildir ve ona karşı “tıpkı bir vekil gibi” sorumludur. Husumet itirazı bu nedenle reddedilmiştir.

Davalılar, portföy yöneticilerinin hukuka aykırı fiillerinden müşterilere karşı şirketin doğrudan sorumlu olduğunu öngören tebliğ hükmüne dayanarak muhatabın yalnızca şirket olduğunu savunmuş; ancak Daire, yöneticilerin sözleşme ilişkisi içindeki konumunu esas alarak husumet itirazını reddetmiştir.

⏳ Hareketsiz kalmak da özen borcuna aykırılıktır

Daire, özen borcunun ölçüsünü birkaç kaynaktan birlikte çıkarmıştır: TBK m.506’ya göre vekilin sorumluluğu, benzer alanda hizmet veren basiretli bir vekilin davranışına göre belirlenir. Yatırım hizmetlerine ilişkin tebliğ, bireysel portföy yöneticiliğini müşterinin mali durumuna ve risk-getiri tercihlerine uygun portföy oluşturma, izleme ve bilgilendirme hizmeti olarak tanımlar; portföy yönetim şirketlerine ilişkin tebliğ de yöneticilerden mesleki özen ve titizlik bekler.

Sözleşmenin, portföy yöneticisinin işlemler için müşteriden önceden teyit almayacağını öngören hükmü de yatırımcı lehine yorumlanmıştır. Daireye göre bu hüküm, yöneticinin aktif bir tutum alması ve değişen koşullara hızlı uyum sağlaması gerektiğini gösterir. Bu nedenle “yatırımcı yeni talimat vermedi, sessiz kaldı” savunması kabul görmemiştir.

Somut olayda bilirkişi raporlarına göre fon 2017 yılından itibaren değer kaybetmiş, fondaki diğer nitelikli yatırımcılar çıkış yapmış, fon varlığında yoğunlaşma ve karşı taraf riski oluşmuş, Türk lirası cinsi özel sektör tahvillerinin kur riskine karşı yeterli koruma alınmamıştır. Buna rağmen yatırımcının parası başka bir araca aktarılmamış ve portföy yalnızca bu fonda tutulmuştur. Daire, bu hareketsizliği özen borcunun ihlali olarak nitelendirmiş; TBK m.112 ve m.114 uyarınca borçlunun kusursuzluğunu ispat etmedikçe zarardan sorumlu olduğunu vurgulamıştır.

Portföyün bir dönem Türk lirası bazında kâr etmiş olması ve hesap ekstrelerinin düzenli gönderilmesi de sonucu değiştirmemiştir. Daireye göre dolar olarak teslim edilen ve dolar bazında getiri hedefiyle yönetilen paranın zararı dolar üzerinden belirlenmelidir; teknik ve muhasebe işlemleri için paranın Türk lirasına çevrilmesi, gerçek zararın bulunmadığını göstermez.

🧭 Karardan çıkan pratik sonuçlar

Karar, sermaye piyasası uyuşmazlıklarında birkaç önemli ayrımı netleştirmektedir:

  • Garanti yoksa zirve değer istenemez: Portföyün bir dönem ulaştığı en yüksek değer, kural olarak tazminatın ölçüsü değildir. Daire bu talebi açıkça reddetmiştir.
  • Ana paranın korunması ayrı bir değerlendirmedir: Özen borcunun açık ihlali ve kuruma ait fonun dolar bazında getiri hedefi birlikte değerlendirildiğinde, teslim edilen ana paranın iadesi mümkün görülmüştür.
  • Para birimi önemlidir: Dövizle yatırılan ve döviz hedefiyle yönetilen portföyde zararın önce Türk lirasıyla hesaplanıp sonra dövize çevrilmesi isabetsiz bulunmuştur.
  • Kişisel sorumluluk: Sözleşmede ismen belirlenen ve hesabı fiilen yöneten portföy yöneticileri de şirketle birlikte müteselsilen sorumlu tutulabilmiştir.

Aracı kurumun sorumluluğunun farklı yönlerden ele alındığı forex’te uygunluk testi kararı ile tahvil ihracından vazgeçilmesi kararı, bu yazıyla birlikte okunduğunda sermaye piyasası kurumlarının özen yükümlülüğüne ilişkin daha bütünlüklü bir tablo sunar. Kararın henüz kesinleşmediği ve temyiz incelemesinde farklı bir sonuç çıkabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

❔ Merak edilenler

Fon unvanındaki “mutlak getiri” ifadesi bir garanti anlamına mı geliyor?

Hayır. Daire, sözleşmede belirli bir gelirin garanti edilmediğini ve portföy yönetimi ilişkisinin gelir garantisine uygun olmadığını kabul etmiştir; bu nedenle zirve değere dayanan asli talebi reddetmiştir. Ancak şirketin kendi kurduğu fonun izahnamesindeki dolar bazında getiri hedefi, özen borcunun kapsamı ve zararın hangi para birimiyle belirleneceği konusunda dikkate alınmıştır.

Şirket çalışanı olan portföy yöneticisine dava açılabilir mi?

Bu dosyada açılabildiği kabul edilmiştir. Belirleyici olan, yöneticilerin sözleşme ekinde yatırımcının portföyünü yönetmekle görevlendirilmiş olmaları ve hesapları fiilen yönetmeleridir. Daire bu nedenle onları akdî ilişkinin içinde görmüş ve vekil gibi sorumlu tutmuştur. Sözleşmede ismen yer almayan bir çalışan bakımından sonucun aynı olup olmayacağı ayrıca değerlendirilmesi gereken bir sorudur.

Yatırımcının talimat vermemesi yöneticiyi sorumluluktan kurtarır mı?

Bu kararda kurtarmamıştır. Sözleşmeye göre yönetici işlemler için yatırımcıdan önceden teyit almayacaktı; Daire bunu yöneticinin kendiliğinden harekete geçme yükümlülüğünün bir göstergesi olarak yorumlamıştır. Fonun belirgin biçimde değer kaybettiği dönemde portföyün değiştirilmemesi, yatırımcının sessizliğine rağmen özen borcuna aykırılık sayılmıştır.

Terditli dava bu dosyada yargılama giderlerini nasıl etkiledi?

Asli talep reddedilmiş olsa da ferî talep tamamen kabul edildiği için Daire, davanın terditli talep bakımından tam kabul edildiğini değerlendirmiş ve davalılar lehine vekalet ücretine hükmetmemiştir. İlk derece mahkemesinin kabul-ret oranına göre yaptığı yargılama gideri dağıtımı bu nedenle değişmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin yayımlanmış istinaf kararından ve karar metninde aktarılan ilk derece mahkemesi gerekçesi ile bilirkişi tespitlerinden derlenmiştir. Karar kesinleşmemiş olup temyiz incelemesinde farklı bir sonuç çıkabilir. İstinaf kararı somut sözleşme hükümlerine, fon izahnamesine ve dosyadaki bilirkişi raporlarına dayanır; her portföy yönetimi ilişkisi için aynı sonucun çıkacağı anlamına gelmez. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu