Emsal KararlarSigorta Hukuku

Kesin Hükümden Sonra Tahkim – Hakem K. 2025/554100

Asliye ticaret mahkemesinde görülüp kesin olarak karara bağlanmış bir trafik kazası tazminatı, sonradan Sigorta Tahkim Komisyonuna yeniden götürülebilir mi? Tahkim yolu mahkemeden bağımsız, daha hızlı ve masrafı daha düşük bir yol olarak görüldüğünde, mahkemede istenen sonucu alamayan tarafın aynı talepleri hakem önüne taşıması akla gelebilir. Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesinde verilen 08.11.2025 tarihli hakem kararı, bu ihtimale açık bir sınır çizmiş ve başvuruyu esasa girmeden usulden reddetmiştir.

Sigorta hakemi, 08.11.2025 tarihli ve K-2025/554100 sayılı kararıyla, aynı trafik kazasından doğan sürekli ve geçici iş göremezlik taleplerinin daha önce bir asliye ticaret mahkemesince kesin olarak karara bağlandığını tespit etmiş; HMK’nın 114 ve 115. maddelerine dayanarak başvurunun dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermiştir. Karar, Sigortacılık Kanunu’nun 30/12. maddesi gereği kesindir.

Kısa özet: Yaya olan başvurana, Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigortalı bir araç 18.02.2021 tarihinde çarpmıştır. Başvuran 01.03.2022 tarihinde sigorta kuruluşu aleyhine asliye ticaret mahkemesinde dava açmış; mahkeme 16.01.2025 tarihli kararla sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerini reddetmiş, 27.425,58 TL geçici iş göremezlik tazminatını kabul etmiş, karar kesin olarak verilmiştir. Başvuran daha sonra aynı kaza için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurarak şimdilik 90 TL sürekli ve 10 TL geçici iş göremezlik tazminatı istemiştir. Hakem, aynı uyuşmazlığın önceden kesin hükme bağlandığını kabul ederek başvuruyu usulden reddetmiş, başvuranı sigorta kuruluşu lehine 20 TL vekâlet ücretine mahkûm etmiştir.

🚶 Kaza, mahkeme süreci ve tahkim başvurusu

Hakem kararına konu olay, 18.02.2021 tarihinde meydana gelen bir trafik kazasıdır. Sigorta kuruluşu nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunan bir araç, yaya olan başvurana çarpmış; başvuran yaralanmıştır. Başvuran vekilinin anlatımına göre kazada sigortalı araç sürücüsü asli ve tam kusurludur.

Başvuran tarafından sunulan adli tıp raporunda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında %5 oranında maluliyet, 4 ay geçici iş göremezlik süresi ve 21 gün bakıcı gideri süresi belirlenmiştir. Başvuran, sigorta kuruluşuna başvurmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek Komisyona gitmiş ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 90 TL sürekli iş göremezlik ve 10 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren faiziyle tahsilini istemiştir.

Ancak aynı kaza için daha önce yargı yoluna gidilmişti. Hakem kararındaki tespitlere göre süreç şu şekilde ilerlemiştir:

  1. 18.02.2021: Trafik kazası meydana gelmiştir.
  2. 01.03.2022: Başvuran, sigorta kuruluşu aleyhine asliye ticaret mahkemesinde dava açmıştır.
  3. 16.01.2025: Mahkeme sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebini reddetmiş, 27.425,58 TL geçici iş göremezlik talebini kabul etmiş; karar kesin olarak verilmiştir.
  4. Sonrasında: Başvuran aynı kazadan doğan sürekli ve geçici iş göremezlik zararı için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuştur.
  5. 08.11.2025: Hakem, başvuruyu usulden reddetmiştir.

🛡️ Sigorta kuruluşunun kesin hüküm itirazı

Sigorta kuruluşu vekili cevabında esasa ilişkin bir tartışmaya girmemiştir. Savunmanın merkezinde tek bir usul itirazı vardır: Başvuran aynı kaza nedeniyle daha önce asliye ticaret mahkemesinde dava açmış, mahkeme sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerini reddetmiş, geçici iş göremezlik talebini kabul etmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Bu nedenle başvuranın kesin hüküm karşısında aynı talepler için tekrar başvuru yapamayacağı ileri sürülmüştür.

Sigorta kuruluşu delil olarak vekâletname ve poliçe suretini sunmuştur. Başvuran ise vekâletname, başvuru ücreti dekontu, sigorta kuruluşuyla yazışmalar, kaza tespit tutanağı, araç ruhsatı, adli rapor ve ifade tutanakları gibi belgeler sunmuştur.

⚖️ Hakemin gerekçesi

Hakem, değerlendirmesini üç adımda kurmuştur. Önce tarafların sıfatını incelemiş; aracın sigorta kuruluşunda geçerli trafik sigortası bulunduğu için tarafların HMK 114 uyarınca dava ve taraf ehliyetine, yani aktif ve pasif husumet ehliyetine sahip olduğunu kabul etmiştir. İkinci olarak başvuru şartını ele almış; başvuranın KTK’nın 97. maddesi ve Sigortacılık Kanunu’nun 30/13. maddesi gereğince önce sigorta kuruluşuna başvurduğunu, talebin karşılanmaması üzerine Komisyona geldiğini tespit etmiştir.

Belirleyici olan üçüncü adımdır. Hakem, dosyadaki belgelerden aynı kaza için açılan davanın mahkemece kesin olarak karara bağlandığını saptamış ve şu hükümlere dayanmıştır:

  • HMK 114/1-i: Aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması bir dava şartıdır.
  • HMK 115: Dava şartlarının bulunup bulunmadığı yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır; giderilmesi mümkün olmayan bir eksiklik tespit edilirse dava usulden reddedilir.

Bu çerçevede hakem, aynı konuda daha önce mahkemeye gidilmiş ve kesin karar verilmiş olmasını dava şartı yokluğu saymış ve başvuruyu usulden reddetmiştir. Talep reddedildiği için başvuranın giderleri kendi üzerinde bırakılmış; sigorta kuruluşu vekille temsil edildiğinden Sigortacılık Kanunu’nun 30/17. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17/2. maddesi uyarınca reddedilen talep üzerinden hesaplanan 20 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

📎 Karar metni: Hakem kararı, Sigorta Tahkim Komisyonunun resmî internet sitesinde yayımlanan Hakem Karar Dergisi’nin 64. sayısından (s. 20-22) aktarılmıştır; taraf bilgileri kaynakta “XXX” ile anonimleştirilmiştir.

🔁 Kesin hükmün unsurları ve tahkime uygulanması

Hakem kararında doğrudan anılmamakla birlikte, kesin hükmün kapsamını belirleyen temel düzenleme HMK 303’tür. Bu maddeye göre şeklî anlamda kesinleşmiş bir hükmün başka bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için şu üç unsurun birlikte bulunması gerekir:

  • Her iki davanın taraflarının aynı olması,
  • Dava sebeplerinin aynı olması,
  • İlk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucunun aynı olması.

HMK 303/2 ayrıca bir hükmün yalnızca hükme bağlanmış talepler hakkında kesin hüküm oluşturacağını belirtir. Somut olayda iki yargılamanın tarafları aynı kişi ve aynı sigorta kuruluşudur; dava sebebi aynı kazadan doğan bedensel zarardır; talepler de sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatıdır. Mahkeme bu taleplerin her biri hakkında hüküm kurmuş, birini reddetmiş, diğerini kısmen kabul etmiştir. Hakemin, iki talebin de daha önce karara bağlandığı tespitiyle başvurunun tamamını reddetmesi bu unsurlarla örtüşmektedir.

HMK hükümlerinin sigorta tahkiminde uygulanmasının dayanağı ise Sigortacılık Kanunu’nun 30/23. maddesidir: Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hükümleri sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır. Dava şartlarına ilişkin HMK 114 ve 115 de bu yolla hakem yargılamasına taşınmaktadır.

📜 Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesindeki sınırlar

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi, Komisyona başvuruyu belirli koşullara bağlamıştır. Karar açısından önem taşıyan fıkralar şunlardır:

  • 30/13: Komisyona gidilebilmesi için uyuşmazlığa düşen kişinin, olayla ilgili olarak sigorta kuruluşuna gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir; kuruluşun on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de yeterlidir. Hakem bu şartın gerçekleştiğini kabul etmiştir.
  • 30/14: Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. Hakem kararında bu fıkraya atıf yapılmamış olsa da hüküm, mahkemede görülen bir uyuşmazlığın paralel ya da sonradan tahkime taşınmasına kanuni düzeyde de sınır getirmektedir.
  • 30/12: Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Toplam talep 100 TL olduğundan karar da kesin olarak verilmiştir.
  • 30/17: Talebi kısmen veya tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekâlet ücreti, tarifedeki ücretin beşte biridir. Kararda hükmedilen 20 TL vekâlet ücreti bu fıkraya dayanmaktadır.

📌 Kararın önemi

Karar, sigorta tahkiminin mahkeme yoluna alternatif bir yol olduğunu, ancak mahkemede sonuçlanmış bir uyuşmazlık için ikinci bir inceleme mercii işlevi görmediğini göstermektedir. Mahkeme kararının başvuranın aleyhine olan kısmı (sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri) da lehine olan kısmı (geçici iş göremezlik) da kesin hüküm etkisi doğurmuş, tahkim başvurusunun önünü kapatmıştır.

Kararın bir diğer yönü, belirsiz alacak niteliğinde küçük tutarlı başvuru yapılmasının usul sonucunu değiştirmemesidir. Başvuran yalnızca 100 TL talep etmiş olsa da dava şartı incelemesi tutardan bağımsız yapılmış, sonuç olarak karşı taraf lehine vekâlet ücretine de hükmedilmiştir. Tahkimde kısmi talepten sonra kalan zararın istenmesi meselesi ise farklı bir durumdur; bu konuda kısmi davadan sonra bakiye hasar kararı incelenebilir. Hakem kararlarına karşı kanun yolu ve Yargıtay denetimi için itiraz hakem heyetinin bozmaya direnememesi yazısına bakılabilir.

❓ Sık sorulan sorular

Hakem, maluliyet iddiasının doğru olup olmadığını inceledi mi?

Hayır. Başvuru dava şartı yokluğundan usulden reddedildiği için hakem; kusur, maluliyet oranı, iş göremezlik süresi veya tazminat hesabı gibi esasa ilişkin konulara girmemiştir. Kararda yalnızca tarafların sıfatı, sigorta kuruluşuna ön başvuru şartı ve önceki mahkeme kararının varlığı incelenmiştir.

Mahkemenin lehe verdiği geçici iş göremezlik kısmı da neden kesin hüküm sayıldı?

Kesin hüküm, davanın kazanılan ya da kaybedilen kısmına göre ayrılmaz; hükme bağlanan her talep hakkında doğar. Mahkeme 27.425,58 TL geçici iş göremezlik tazminatını kabul ederek bu talep hakkında da hüküm kurmuştur. Hakem, aynı talebin tahkimde yeniden istenmesini de dava şartı yokluğu kapsamında değerlendirmiştir.

Bu hakem kararına karşı itiraz edilebilir miydi?

Sigortacılık Kanunu’nun 30/12. maddesine göre beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklarda verilen hakem kararları kesindir. Başvurudaki toplam talep 100 TL olduğundan karar, metninde de belirtildiği üzere kesin olarak verilmiştir. Kanun, tahkim süresinin aşılması veya talep edilmeyen bir şey hakkında karar verilmesi gibi sınırlı hâllerde ayrıca temyiz yolunu açık tutmaktadır.

Kesin hüküm itirazını sigorta kuruluşu ileri sürmeseydi sonuç değişir miydi?

Hakemin dayandığı HMK 115’e göre dava şartları yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Bu nedenle kesin hüküm, tarafların ileri sürmesine bağlı bir savunma değil, re’sen gözetilmesi gereken bir dava şartıdır. Somut olayda itiraz sigorta kuruluşunca ileri sürülmüş ve mahkeme kararının künyesi dosyaya yansımıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer hakem ve mahkeme kararları ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi’nin 64. sayısında yayımlanan K-2025/554100 sayılı hakem kararından derlenmiştir. Karar, önceki mahkeme kararının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle verilmiş bir usulden ret kararıdır; maluliyet, kusur ve tazminat miktarı hakkında esasa ilişkin bir tespit içermez. Önceki yargılamanın kapsamı, talep kalemleri ve tarafları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu